Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı, trafik sigortasında değer kaybı süreçlerinin vatandaş ile sigorta şirketleri arasında güveni zedeleyen başlıklardan biri olduğunu söyledi. Obalı, Sigorta Tahkim Komisyonu’na taşınan uyuşmazlıkların yaklaşık yüzde 80’inin değer kaybı taleplerinden kaynaklandığını belirtti.
Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı, Habertürk TV’de Rahim Ak’ın hazırlayıp sunduğu Sigorta Sayfası’nda sigorta sektörünün gündemindeki başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Obalı, trafik sigortasında yapılan yeni düzenlemenin özellikle değer kaybı süreçleri açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Vatandaş ile sigorta şirketleri arasında en fazla uyuşmazlık yaratan alanlardan birinin değer kaybı tazminatları olduğunu söyleyen Obalı, yeni düzenlemenin bu alandaki süreçleri daha sade ve hızlı hale getireceğini ifade etti.
Değer kaybı güveni zedeleyen başlıklardan biriydi
Trafik sigortasında değer kaybı tazminatlarının uzun süredir tartışma konusu olduğunu belirten Obalı, bu başlığın sigortalı ile sigorta şirketi arasında güven ilişkisini olumsuz etkilediğini söyledi.
“Vatandaşla sigorta şirketleri arasında oluşan çatışmayı oluşturan en önemli etmenlerden bir tanesi değer kaybı tazminatlarıydı. Bu düzenlemeyi, değer kaybı tazminatlarının çözülmesi açısından önemli bir adım olarak görüyoruz.”
Obalı’ya göre değer kaybı, sigortacılıktan çok matematiksel bir hesaplama süreci. Aracın yılı, markası, modeli ve diğer kriterleri dikkate alınarak hesaplanan bu tazminatın farklı aracılık süreçlerine konu edilmesi, hem vatandaş hem de sigorta şirketleri açısından sağlıklı olmayan bir tablo ortaya çıkarıyordu.
Tahkim dosyalarının yaklaşık yüzde 80’i değer kaybından
Özgür Obalı’nın dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri, Sigorta Tahkim Komisyonu’na taşınan dosyalarda değer kaybı taleplerinin ağırlığı oldu.
Obalı, sigortalı ile sigorta şirketleri arasındaki uyuşmazlıkların büyük bölümünün değer kaybı taleplerinden kaynaklandığını belirterek, bu oranın yaklaşık yüzde 80’e yaklaştığını söyledi.
“Tahkim Komisyonu’na taşınmış olan bu tarzdaki sigorta-sigortalı arasındaki sürtüşmelerin en önemli bölümü, yüzde 80’ine yakını değer kaybından oluşuyordu. Yeni düzenlemeyle bu alandaki sorunların önemli ölçüde sadeleşmesi bekleniyor."
Maddi hasar ve değer kaybı aynı eksperle çözülecek
Yeni düzenlemeyle birlikte maddi hasar ve değer kaybı süreçlerinin aynı eksper tarafından çözümleneceğini belirten Obalı, bunun hem sigorta şirketleri hem de vatandaş açısından önemli bir kolaylık sağlayacağını söyledi.
Daha önce farklı hasar başlıklarında farklı eksperlerin devreye girebildiğini hatırlatan Obalı, yeni yapıyla birlikte maddi hasar ve değer kaybı sürecinin aynı dosya içinde ele alınacağını kaydetti.
Bu uygulamanın sigorta şirketleri açısından operasyonel verimliliği artırması, vatandaş açısından ise tazminata ulaşma sürecini hızlandırması bekleniyor.
Hasar aracılarının etkisi kırılacak
Obalı, değer kaybı süreçlerinde bazı hasar aracılarının vatandaşları gereksiz başvuru ve tahkim süreçlerine yönlendirdiğini de ifade etti.
Bu yapı nedeniyle vatandaşların çoğu zaman akıllarında olmayan süreçlere itildiğini belirten Obalı, bunun ne vatandaş ne de sigorta şirketleri açısından faydalı sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Yeni düzenlemeyle bu tür aracılık faaliyetlerinin etkisinin azalacağını belirten Obalı, bunun vatandaş ile sigorta şirketleri arasındaki güven ilişkisini güçlendireceğini ifade etti.
Obalı’ya göre hasar aracılarının devreden çıkması, orta ve uzun vadede sigorta maliyetlerinde de rahatlama yaratabilecek. Obalı, sigorta şirketlerinin bu rahatlamayı primlere yansıtmasını beklediklerini söyledi.
Eşdeğer parça ve tazmin süreçleri netleşti
Trafik sigortasındaki yeni düzenlemenin yedek parça temini konusunda da önemli netleşmeler getirdiğini belirten Obalı, eşdeğer parça ve orijinal parça tanımlarının açıklığa kavuşturulduğunu söyledi.
Obalı, bu düzenlemelerin sigortalı açısından tazmin süreçlerinde rahatlama sağlayacağını, hasar dosyalarının daha hızlı ve daha anlaşılır biçimde sonuçlanmasına katkı sunacağını ifade etti.
Savaşın etkisi nakliyat ve navlun tarafında hissedildi
Sigorta sektörünün savaşın olası etkilerine karşı sürecin ilk gününden itibaren otoriteyle yakın temas halinde çalıştığını belirten Obalı, farklı senaryolar üzerinden değerlendirmeler yapıldığını söyledi.
Obalı, savaşın küresel sigorta piyasası üzerinde etkileri olduğunu ancak Türkiye özelinde nakliyat ve navlun sigortaları dışında çok ağır bir tablo oluşmadığını ifade etti.
Türkiye’nin dış ticaretinde deniz taşımacılığının önemli bir yer tuttuğunu hatırlatan Obalı, enerji sevkiyatı, mal ve ara mal taşımacılığı gibi alanlarda maliyet baskısı yaşandığını belirtti. Özellikle yedek parça ve onarım süreçlerinde sınırlı negatif etkiler oluştuğunu kaydeden Obalı, sektörün bu maliyetleri vatandaşa yansıtmadan karşılayabildiğini söyledi.
Özel Riskler Yönetim Merkezi kritik rol üstlendi
Nakliyat sigortalarında ve navlun tarafında ciddi artışlar yaşandığını belirten Obalı, enerji fiyatlarındaki yükselişin de maliyetleri artırdığını söyledi.
Bazı dönemlerde teminat bulmakta zorlanıldığını ifade eden Obalı, bu tür dönemler için Özel Riskler Yönetim Merkezi’nin önemli bir mekanizma olduğunu vurguladı.
Obalı, Ukrayna-Rusya savaşında da devreye giren merkezin, devlet desteğiyle sigortalanamayan bazı riskleri teminat altına alacak şekilde tasarlandığını hatırlatarak, Türkiye’nin bu alanda hazırlıklı olduğunu belirtti.
Sigorta sektörü 2026’ya güçlü başladı
2026 yılının ilk yarısını da değerlendiren Obalı, sektörün savaşa ve teknik kârlılık tarafındaki baskılara rağmen yıla iyi başladığını söyledi.
Yoğun rekabetin primler üzerinde reel anlamda aşağı yönlü etki yarattığını belirten Obalı, bunun vatandaş açısından olumlu olduğunu ancak teknik kârlılığın sektör için kritik önem taşıdığını vurguladı.
Obalı, sigorta sektörünün yaklaşık 4,3 trilyon TL aktif büyüklüğe ve 460 milyar TL civarında öz kaynağa ulaştığını belirterek, sektörün bir önceki yıla göre reel olarak yaklaşık yüzde 20 büyüdüğünü ifade etti.
“Güçlü bir sermaye yapısı ve dayanıklı bir sektör görünümünü koruyor sigortacılık” diyen Obalı, jeopolitik ya da küresel ölçekte yeni bir sorun yaşanmadığı sürece yılın daha stabil ve sürdürülebilir bir büyümeyle tamamlanmasını beklediklerini söyledi.
Hayat sigortasında koruma tarafı güçlenmeli
Hayat sigortacılığındaki koruma açığına da dikkat çeken Obalı, Türkiye’de sigorta sektörünün daha çok hayat dışı branşların domine ettiği bir görünüm verdiğini, hayat sigortacılığının ise gelişmiş ve muadil ülkelere kıyasla daha düşük seviyede kaldığını söyledi.
Bireysel emeklilik sisteminin Türkiye açısından başarılı bir uygulama olduğunu belirten Obalı, BES’in yanında farklı hayat sigortası ürünlerinin de güçlenmesi gerektiğini ifade etti.
Obalı’ya göre hayat sigortasında yalnızca birikim değil, koruma tarafı da öne çıkarılmalı. Hayat sigortasının, beklenmedik durumlarda geride kalanlara önemli bir finansal güvence sunduğunu belirten Obalı, yeni ürünlerin ve prim iadeli seçeneklerin bu alana ilgiyi artırdığını söyledi.
Obalı, sektörün yatırım fonlu hayat ürünleri üzerinde de çalıştığını ifade ederek, bu ürünlerin BES’in alternatifi değil tamamlayıcısı olarak konumlanabileceğini belirtti.
Kaskoda fiyatlar düşük seyrediyor
Kasko sigortasında yoğun rekabetin etkisiyle primlerin olması gereken seviyelerin altında seyrettiğini belirten Obalı, vatandaş açısından kaskonun bugün daha erişilebilir hale geldiğini söyledi.
Geçmişte araç değerine göre yüzde 1-1,5 aralığındaki prim oranlarının normal kabul edildiğini belirten Obalı, bugün bazı oranların binde 6 seviyelerine kadar gerilediğini ifade etti.
Yeni araçlarda kasko yaptırma oranının yükseldiğine dikkat çeken Obalı, 5 yaş altındaki araçlarda kasko oranının yüzde 80’lere çıktığını, 5-10 yaş aralığındaki araçlarda ise bu oranın yüzde 60 seviyelerinde olduğunu söyledi.
10 yaş üzeri araçlarda ise koruma açığının devam ettiğini belirten Obalı, yaşı daha büyük araçlara yönelik uygun ürünlerin geliştirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.
Sağlık sigortası sektörün lokomotifi oldu
Sağlık sigortalarında güçlü bir büyüme trendi yaşandığını belirten Obalı, özellikle tamamlayıcı sağlık sigortasının bu büyümenin ana lokomotifi haline geldiğini söyledi.
Obalı, sağlık sigortalı sayısının 8,3 milyona ulaştığını ifade ederek, bu branşın önümüzdeki 3-5 yılın en önemli alanlarından biri olacağını belirtti.
Pandemi sonrasında sağlığın öneminin daha fazla anlaşıldığını dile getiren Obalı, özel hastanelerin gelişimi ve işveren eliyle yapılan tamamlayıcı sağlık sigortalarının sektöre ilgiyi artırdığını söyledi.
Sağlık sigortalarında prim şikâyetlerinin zaman zaman gündeme geldiğini kabul eden Obalı, bu artışların arkasında sağlık enflasyonu, hastane maliyetleri, doktor gelirleri ve hizmet maliyetlerindeki yükseliş gibi faktörlerin bulunduğunu ifade etti.
Ömür boyu yenileme garantisi vatandaş için pozitif gelişme
Obalı, özel sağlık sigortalarında yıl başında yapılan ömür boyu yenileme garantisi düzenlemesini de vatandaş açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.
Daha önce şirketlerin kendi politikalarına göre şekillenen bu uygulamanın, yeni düzenlemeyle daha eşit ve standart bir yapıya kavuştuğunu belirten Obalı, bunun sigortalılar açısından güven artırıcı bir adım olduğunu söyledi.