İstanbul'da 3 kişinin hayatını kaybettiği, 4 kişinin kayıp olduğu sel felaketi, AXA Türkiye'nin 2050 yılına yönelik sel ve heyelan uyarılarını gündeme taşıdı.
İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi'ni etkileyen şiddetli yağışların yol açtığı sel ve heyelanlar, AXA Türkiye'nin yayımladığı İklim Raporu'nda yer alan 2050 yılına ilişkin risk projeksiyonlarını yeniden gündeme getirdi.
14-15 Ekim'de İstanbul, Kocaeli, Yalova ve Sakarya başta olmak üzere birçok ilde etkili olan sağanak yağışlarda 3 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi kayboldu, 3 kişi yaralandı. İstanbul'da son 84 yılın en yüksek yağış düzeyine ulaşıldığı belirtilirken, bazı noktalarda metrekareye 272 kilogram yağış düştü. Acil çağrı merkezlerine toplam 9 bin 588 ihbar ulaşırken, İstanbul'da sel sularında mahsur kalan 2 bin 727 kişi tahliye edildi.
İstanbul'da ilk belirlemelere göre 1.277 noktada su baskını ve 15 heyelan kaydedildi. Ayrıca 808 konut, 280 iş yeri ve 76 araçla ilgili zarar bildiriminde bulunuldu. Yağışlardan etkilenen illerde hasar tespit çalışmaları devam ediyor.
Sel felaketi AXA'nın iklim raporunu akıllara getirdi
Marmara Bölgesi'nde yaşanan şiddetli yağışlar, AXA Türkiye'nin bu yıl yayımladığı İklim Raporu 2026 çalışmasında ortaya konulan sel, şiddetli yağış ve heyelan risklerine dikkatleri çevirdi.
Raporda, iklim değişikliğinin etkisiyle Türkiye'de şiddetli yağış olaylarının daha yoğun hale gelebileceği, bazı bölgelerde yıllık toplam yağış miktarı azalırken kısa süreli aşırı yağışların sel ve su baskını tehlikesini artırabileceği belirtiliyor.
AXA Türkiye'nin yüksek emisyon senaryosuna dayanan 2050 projeksiyonlarına göre, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 50'si yılda en az beş gün şiddetli yağışa maruz kalabilecek. Bu nüfusun yüzde 52'sinin ise kentlerde yaşayacağı öngörülüyor.
Çalışmada özellikle yoğun yapılaşma, geçirimsiz yüzeylerin artması ve drenaj sistemlerinin yetersiz kalmasının, şiddetli yağışların yol açabileceği hasarları büyütebileceğine dikkat çekiliyor.
Sel riski taşıyan alanlarda su derinliği artabilir
AXA Türkiye'nin raporundaki dikkat çekici bulgulardan biri de sel riski taşıyan alanların büyüklüğüyle bu alanlardaki su derinliği arasındaki farklılık oldu.
Raporda, 2050 yılına kadar sel tehlikesi bulunan alanların toplam büyüklüğünün önemli ölçüde değişmemesi beklenirken, bu alanlardaki su derinliğinin belirgin şekilde artabileceği öngörülüyor.
Bu durum, gelecekte aynı bölgelerde meydana gelebilecek sellerin daha ağır fiziksel hasarlara yol açabileceğine işaret ediyor. Özellikle konutlar, iş yerleri, araçlar ve ulaşım altyapısı açısından su seviyesindeki artışın hasarın boyutunu büyütebileceği değerlendiriliyor.
Rapora göre Türkiye'de sel tehlikesi özellikle Karadeniz kıyıları ve büyük nehir havzalarında öne çıkıyor. Samsun, Trabzon, Edirne ve Şanlıurfa, sel tehlikesi açısından dikkat çekilen iller arasında bulunuyor. Şiddetli yağış açısından ise Karadeniz kıyılarıyla Marmara Bölgesi yüksek risk taşıyan coğrafyalar arasında gösteriliyor.
İstanbul'da 322 bin kişi sel riskiyle karşı karşıya kalabilir
AXA Türkiye'nin raporunda İstanbul'a ilişkin ortaya konulan veriler, son yağışların ardından daha da dikkat çekici hale geldi.
Rapordaki 2050 yılına yönelik modellemelere göre, İstanbul'da yaklaşık 322 bin kişi sel riski taşıyan alanlarda yaşayabilir. Aynı projeksiyonda kentteki yol ağının yaklaşık yüzde 4'ünün sel tehlikesine maruz kalabileceği hesaplanıyor.
Raporda, 40 santimetrenin üzerindeki sel derinlikleri dikkate alındığında İstanbul'da 19 kilometre otoyol, 23 kilometre devlet yolu ve 103 kilometre yerleşim yolunun etkilenebileceği öngörülüyor.
İstanbul'un doğal topoğrafyası nedeniyle yağış sularının eğimli alanları izleyerek Marmara Denizi'ne doğru hareket etme eğiliminde olduğu belirtilirken, özellikle yüksek kesimlerde yoğun yüzey akışlarının ciddi ulaşım sorunlarına yol açabileceği ifade ediliyor.
Raporda, İstanbul'u ülkenin diğer bölgelerine bağlayan O-4 Otoyolu'nun da yeterli dayanıklılık önlemleri alınmadığı takdirde yoğun yüzey akışı nedeniyle çeşitli noktalarda aksama yaşayabileceği değerlendiriliyor.
Heyelan tehdidi: Sarıyer ve Beykoz çevresinde riskli alanlar
AXA Türkiye'nin raporunda yalnızca sel değil, şiddetli yağışların tetikleyebileceği heyelanlar da önemli riskler arasında yer alıyor.
Çalışmaya göre, Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 12'si 2050 yılına kadar yüksek veya çok yüksek heyelan riskine maruz kalabilir. Bu alanlarda yaşayabilecek nüfusun ise 14 milyonu aşabileceği tahmin ediliyor.
Heyelan riski açısından özellikle Karadeniz Bölgesi öne çıkıyor. Raporda Rize, Trabzon ve Artvin çevresindeki yoğun yağışlar, dik yamaçlar ve toprak yapısının heyelan oluşumuna elverişli koşullar yarattığı belirtiliyor.
İstanbul'a ilişkin heyelan risk haritasında ise Boğaz'ın iki yakasında, Sarıyer ve Beykoz çevresine denk gelen bazı alanlar yüksek ve çok yüksek risk kategorilerinde dikkat çekiyor. Haritada ilçe sınırları belirtilmediğinden, bu değerlendirme Sarıyer ve Beykoz'un tamamının aynı risk düzeyinde olduğu anlamına gelmiyor.
Rapordaki 2050 projeksiyonlarına göre İstanbul'da yaklaşık 1,5 milyon kişi yüksek veya çok yüksek heyelan riski bulunan alanlarda yaşayabilir.
Ayrıca 76 kilometre otoyol, 73 kilometre devlet yolu ve 319 kilometre yerleşim yolunun yüksek heyelan riskine maruz kalabileceği hesaplanıyor.
AXA Türkiye'nin değerlendirmesinde, yoğun yağışların yanı sıra eğimli arazilerdeki yapılaşma, arazi kullanımındaki değişiklikler ve doğal drenaj sistemlerinin bozulması da heyelan riskini artırabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
Kent çevrelerinde 3,8 milyon kişi heyelan riskiyle karşılaşabilir
Raporda, heyelan tehlikesinin yalnızca dağlık ve kırsal alanlarla sınırlı olmadığına da dikkat çekiliyor.
2050 yılına kadar yüksek veya çok yüksek heyelan riski taşıyan alanlarda yaşayabilecek 14 milyondan fazla kişinin yaklaşık yüzde 27'sinin, diğer bir ifadeyle 3,8 milyonunun kent çevrelerindeki yerleşimlerde bulunabileceği öngörülüyor.
Bu projeksiyon, kentlerin büyümesiyle birlikte eğimli arazilerdeki yerleşim alanlarının, yolların ve altyapı tesislerinin heyelan tehlikesine maruz kalabileceğine işaret ediyor.
Raporda özellikle yoğun nüfuslu bölgelerde meydana gelebilecek yerel heyelanların, doğrudan fiziksel hasarın ötesinde ulaşımın kesilmesi ve kritik hizmetlerin aksaması gibi sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye'de 392 kilometre otoyol selden etkilenebilir
Raporda, sel ve heyelan tehlikesinin yalnızca konutlarla sınırlı kalmayacağı, ulaşım ve ekonomik faaliyetleri de etkileyebileceği belirtiliyor.
2050 yılına yönelik projeksiyonlarda, Türkiye genelinde yaklaşık 392 kilometrelik otoyol kesiminin ciddi sel derinliklerinden etkilenerek hasar görebileceği veya ulaşımda aksamalara neden olabileceği öngörülüyor.
Heyelan açısından ise yaklaşık 1.292 kilometrelik ana otoyol kesiminin yüksek veya çok yüksek riskle karşı karşıya kalabileceği hesaplanıyor.
Bu durum, doğal afetlerden kaynaklanabilecek doğrudan fiziksel hasarların yanında ulaşımın kesilmesi, lojistik faaliyetlerin aksaması ve ekonomik kayıpların büyümesi ihtimalini de gündeme getiriyor.
Sigorta sektöründe hasar ve koruma önlemleri öne çıkıyor
İstanbul ve çevresinde meydana gelen son yağışların ardından konut, iş yeri ve araçlara ilişkin zarar bildirimleri, doğal afet risklerinin sigortacılık açısından taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koydu.
AXA Türkiye'nin iklim raporundaki bulgular, gelecekte sel ve heyelan risklerinin değerlendirilmesinde yalnızca geçmiş hasar kayıtlarının değil, iklim projeksiyonlarının, arazi yapısının, yapılaşmanın ve altyapı koşullarının da önem kazanabileceğine işaret ediyor.
Özellikle konut, kasko, ticari mülk, mühendislik ve iş durması sigortaları açısından risklerin daha ayrıntılı analiz edilmesi ve hasar önleyici tedbirlerin geliştirilmesi gündeme geliyor.
Raporda yer alan 2050 tahminleri, son iki günde yaşanan afetin doğrudan iklim değişikliğinden kaynaklandığını tek başına ortaya koymuyor. Ancak Türkiye'nin gelecekte karşı karşıya kalabileceği şiddetli yağış, sel ve heyelan tehlikelerinin boyutlarını gösteriyor.
İstanbul'da yaşanan son afet ise yalnızca hasarların karşılanmasının değil, bu hasarların ortaya çıkmasını önleyecek altyapı, erken uyarı ve risk azaltma çalışmalarının da önemini yeniden gündeme taşıyor.
AXA Türkiye İklim Raporu'ndan 2050 uyarıları
🔹Yüzde 50: Yılda en az beş gün şiddetli yağışa maruz kalabilecek nüfus oranı.
🔹4,5 milyon kişi: Türkiye'de sel riski taşıyan alanlarda yaşayabilecek nüfus.
🔹322 bin kişi: İstanbul'da sel riski bulunan alanlarda yaşayabilecek nüfus.
🔹14 milyonun üzerinde kişi: Türkiye'de yüksek veya çok yüksek heyelan riski taşıyan alanlarda yaşayabilecek nüfus.
🔹1,5 milyon kişi: İstanbul'da yüksek veya çok yüksek heyelan riski taşıyan alanlarda yaşayabilecek nüfus.
🔹3,8 milyon kişi: Türkiye'de kent çevrelerinde yüksek veya çok yüksek heyelan riski taşıyan alanlarda yaşayabilecek nüfus.
🔹392 kilometre: Türkiye genelinde ciddi sel derinliklerinden etkilenebilecek otoyol.
🔹1.292 kilometre: Yüksek veya çok yüksek heyelan riskine maruz kalabilecek ana otoyol kesimi.
Not: Veriler AXA Türkiye İklim Raporu 2026'da yer alan senaryo bazlı projeksiyonlardır. Gerçekleşmiş hasar veya kesin afet tahmini olarak değerlendirilmemelidir.