Sabancı Holding Risk Yönetimi Direktörü Murat Gençer, iklim riskinin sürdürülebilirlik başlığını aşarak doğrudan bilanço riskine dönüştüğünü söyledi.
Uğur Güler ile Zeynep Türker'in hazırlayıp sunduğu Sigortacı Kafası programının son konuğu Sabancı Holding Risk Yönetimi Direktörü Murat Gençer oldu. İklim değişikliğinin şirketler açısından artık yalnızca çevresel veya itibari bir konu olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Gençer, kurumların varlıklarını, operasyonlarını ve finansal performanslarını korumak için hızla harekete geçmesi gerektiğini söyledi.
Kurumsal risk yönetiminin yalnızca tehlikeleri gösteren bir yapı olmaması gerektiğini vurgulayan Gençer, risk yöneticilerinin yatırım ve karar süreçlerinin doğrudan içinde yer almasının önemine dikkat çekti.
“Risk yönetimi fren değil, araca yön veren mekanizmadır”
Risk yönetiminin ekonomik koşullara ve şirketlerin hedeflerine göre esnek bir yapıya sahip olması gerektiğini ifade eden Murat Gençer, büyüme dönemlerinde fırsatlara, kriz dönemlerinde ise koruyucu önlemlere daha fazla odaklanılması gerektiğini söyledi.
Risk yöneticilerinin yalnızca görüş bildiren veya alınan kararların riskli olduğunu söyleyen bir konumda kalmaması gerektiğini belirten Gençer, şu ifadeleri kullandı:
“Risk yönetimini bir otomobil analojisiyle anlatıyorum. Fren mekanizmasının içinde yer alan değil, araca yön veren mekanizmanın içinde bulunan bir pozisyonda olmayı tercih ediyorum.”
Gençer, yatırım kararlarında belirsizliklerin ve risklerin ortaya konulmasının yanı sıra bu risklerin nasıl yönetilebileceğine ve fırsatların hangi koşullarda değerlendirilebileceğine ilişkin seçenekler geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
İklim riski şirketlerin bütün risklerine etki ediyor
Kurumsal risk yönetiminde insan kaynağı, teknoloji, siber güvenlik ve iklim risklerinin öne çıktığını belirten Gençer, iklim değişikliğinin artık sürdürülebilirlik çalışmalarının ötesine geçtiğini söyledi.
İklim riskinin kurumsal dayanıklılık ve şirket değerinin korunması açısından ele alınması gerektiğini vurgulayan Gençer, şöyle konuştu:
“İklim riski artık bir itibar konusundan öte, bilanço riskidir. Şirketlerin bugün ilgilenmek zorunda olduğu ve doğrudan etkilerini hissetmeye başladığı bir konu haline geldi.”
İklim riskini diğer risklerden bağımsız bir başlık olarak değerlendirmediklerini aktaran Gençer, bu riskin tedarik zincirinden iş sürekliliğine, düzenlemelerden varlık değerlerine ve sigorta maliyetlerine kadar birçok alanı etkileyen bir çarpan olduğunu dile getirdi:
“İklim riskini ayrı bir risk olarak tanımlamadık. Her riskin içinde gömülü ve onu tetikleyen bir unsur olarak ele aldık. Bugün tedarik zincirinin, iş sürekliliğinin, varlık değer kaybının ve sigorta maliyetlerinin içinde iklim riskinin etkisini görüyoruz.”
“Bugün kurulan tesis 15 yıl sonra ne kadar dayanıklı olacak?”
İklim değişikliğinin şirketlerin yatırım kararlarına da dahil edilmesi gerektiğini belirten Gençer, uzun vadeli yatırımlarda yalnızca finansman ve geri dönüş sürelerinin hesaplanmasının yeterli olmadığını söyledi:
“Yeni yatırımlarda artık şu soruyu soruyoruz: Artan sıcaklıklar nedeniyle 15 yıl sonra bu makine ve ekipmanlarda nasıl bir performans kaybı yaşanabilir ve bunun yatırımın geri dönüş süresine etkisi ne olur?”
Sel, fırtına, kuraklık, aşırı sıcaklık ve su stresi gibi tehlikelerin her tesis ve sektör için farklı etkiler oluşturabileceğine dikkat çeken Gençer, risk analizlerinin işletmenin faaliyet alanına ve bulunduğu coğrafi konuma göre yapılması gerektiğini vurguladı.
İklim riskinin yıllık maliyeti hesaplanmalı
İklim risklerinin şirket yönetimlerine aktarılma biçiminin de önemli olduğunu belirten Gençer, yalnızca olası en yüksek kayıp tutarının sunulmasının karar alma süreçlerinde yeterli karşılık bulmayabileceğini söyledi.
Risklerin yıllık ortalama olası maliyetinin ve şirketin faaliyet kârına etkisinin hesaplanmasının yöneticiler açısından daha anlaşılır olduğunu ifade eden Gençer, şunları anlattı:
“Yıllık beklenen olası hasarı ve bunun faaliyet kârı üzerindeki etkisini ortaya koyduğunuzda yönetim kademesi alınabilecek önlemlerle bu maliyeti karşılaştırmaya başlıyor. Hesaplamanın iletişimi açısından bizim için kırılma noktası bu oldu.”
Gençer, iklim risklerinde en doğru tahmini yapan şirketlerden çok, değişen koşullara en hızlı uyum sağlayan şirketlerin avantaj elde edeceğini belirterek, “Belirsizliğin olduğu yerde model değil, refleks kazanır” değerlendirmesinde bulundu.
Sigortalanamayan riskler gündeme geliyor
İklim değişikliğiyle birlikte bazı risklerin sigortalanmasının veya fiyatlanmasının giderek zorlaştığına dikkat çeken Gençer, sigorta sektöründe parametrik ürünler, uzun vadeli çözümler ve şirketlerin kendi bünyelerinde daha fazla risk üstlendiği modellerin önem kazanabileceğini söyledi.
Uzun ömürlü yatırımların sigorta planlamasının daha başlangıç aşamasında yapılması gerektiğini belirten Gençer, şu ifadeleri kullandı:
“Bir yatırımın 40 yıllık ömrü, 10-15 yıllık geri dönüş süresi olabilir. Şirketi bu dönem boyunca güvence altında tutacak çözümleri daha yatırımın başında konuşmamız gerekiyor.”
İklim risklerinin azaltılmasında sigortadan önce önleme ve dayanıklılık çalışmalarının önemine işaret eden Gençer, “Bence gelecekte daha çok sigorta alan değil, sigortaya ihtiyaç duymayacak kadar risklerini iyi yöneten şirketler ayakta kalacak” dedi.
“Su ve ısı stresi sistemin altını yavaşça oyuyor”
Önümüzdeki dönemde su stresi ve ısı stresinin kurumsal risk yönetiminin en önemli başlıkları arasında yer alacağını belirten Gençer, bu risklerin ani şoklardan farklı olarak zaman içinde büyüdüğünü söyledi.
“Su ve ısı stresi ani gelişen riskler değil. Bunlar yavaş ilerleyen ve sistemin altını oyan riskler. Geç kalmadan önlem almamız ve bugünden mücadele etmemiz gerekiyor.”
Şirketlerin yalnızca kendi operasyonlarına odaklanmasının yeterli olmayacağını ifade eden Gençer, tedarikçilerden müşterilere ve çalışanlara kadar bütün ekosistemin iklim riskleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Kısa vadeyi yönetenler yaşar, uzun vadeyi yönetenler kalıcı olur”
Şirketlerin üst yönetimleri ile yönetim kurullarının risklere yaklaşımında zaman perspektifi açısından farklılıklar bulunabileceğini söyleyen Gençer, profesyonel yöneticilerin kısa vadeli sonuçlara, yönetim kurulları ve sermayedarların ise daha uzun vadeli değerlerin korunmasına odaklandığını ifade etti.
İklim risklerinin uzun vadeli bir yönetim anlayışı gerektirdiğini belirten Gençer, “Kısa vadeyi yöneten şirketler yaşayabilir ancak uzun vadeyi yöneten şirketler kalıcı olur. İklim riski de tam anlamıyla uzun vadeyi yönetme konusudur” diye konuştu.
İnsan kaynağında yeni risk: Teknolojiye uyum
Teknolojik dönüşümün insan kaynağı risklerini de değiştirdiğine dikkat çeken Gençer, şirketlerin artık yalnızca yetenekli çalışanları kaybetme veya onların yerine yeni çalışanlar bulma riskine odaklanmadığını söyledi.
Çalışanların teknolojiyle birlikte çalışma becerisinin yeni dönemin önemli rekabet unsurlarından biri olduğunu belirten Gençer, “İnsan kaynağı riskini artık çalışanlarımıza teknolojiyle birlikte çalışma alışkanlığını ne kadar hızlı kazandırabileceğimiz üzerinden değerlendirmeliyiz” dedi.
Teknolojinin yoğun kullanımının yeni güvenlik açıklarını beraberinde getirebileceğini belirten Gençer, siber saldırıların bu sürecin bugünkü sonuçlarından biri olduğunu, gelecekte ise farklı teknoloji riskleriyle karşılaşılabileceğini kaydetti.
“Hesaplamayla zaman kaybetmeyin, aksiyon alın”
Şirket yöneticilerine iklim riskleri konusunda beklemeden harekete geçmeleri çağrısında bulunan Gençer, riskin önem sıralamasındaki yerini tartışmak yerine uygulanabilir adımlarla başlanması gerektiğini söyledi.
Gençer, iklim değişikliğiyle ilgili söylemin de değiştirilmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“İklimle ilgili cümlelere yalnızca sürdürülebilirlik, yönetişim veya sosyal sorumluluk ifadeleriyle başlamayın. Bilançoyu koruyun, varlığı koruyun, insanı koruyun. Aksiyon almaya başlayın; devamı gelir.”
Risk yöneticilerinde iletişim becerisi öne çıkıyor
Risk yönetimi alanında kariyer yapmak isteyenlerin analitik düşünme, sayısal konulara hâkimiyet ve ekonomi okuryazarlığının yanında güçlü iletişim becerilerine sahip olması gerektiğini vurgulayan Gençer, iş birliği ve ikna kabiliyetinin önemine dikkat çekti.
“Risk yöneticisinin iletişim becerisi güçlü, ikna kabiliyeti yüksek, iş birlikçi ve pragmatik olması gerekiyor. Olay yalnızca risk transferi değil; risk bilincinin kurum içinde tabana yayılmasını sağlamaktır.”
Gençer, başarılı bir risk yönetiminin rapor hazırlamak veya güvence vermekle sınırlı kalmaması gerektiğini; çalışanların riskleri günlük karar süreçlerinin doğal bir parçası olarak yönetmelerini sağlayacak kurumsal kültürün oluşturulmasının önem taşıdığını söyledi.