Anadolu Sigorta Sorumluluk, Havacılık ve Özel Riskler Müdürü Serdar Tüfekçi, havacılık sigortalarının yalnızca uçak kazalarıyla sınırlı olmadığını; yolcu ve üçüncü şahıs sorumluluğundan drone’lara, pilot lisans kaybından savaş ve siber risklere kadar uzanan çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Tüfekçi’ye göre Türkiye’de sayıları 90 bine ulaşan kayıtlı drone’lar, yaklaşık 2 bin özel hava aracı ve büyüyen havacılık ekosistemi, branşta önemli bir büyüme potansiyeline işaret ediyor.
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur Gülen ile sigorta profesyoneli Zeynep Türker'in sunduğu Sigortacı Kafası programında havacılık sigortacılığı tüm yönleriyle ele alındı. Programın konuğu olan Anadolu Sigorta Sorumluluk, Havacılık ve Özel Riskler Müdürü Serdar Tüfekçi, havacılık sigortalarının kapsamını, küresel yapısını, Türkiye’deki gelişim alanlarını ve önümüzdeki dönemde öne çıkacak risk başlıklarını değerlendirdi.
Tüfekçi, havacılık sigortalarının sektör üretiminde halen sınırlı paya sahip olduğunu ancak savunma sanayii, insansız hava araçları, hava taşımacılığı, yapay zekâ ve yeni teknolojilerle birlikte bu alanda ciddi bir büyüme potansiyeli oluştuğunu söyledi.
Dünya havacılık sigorta piyasası 8 milyar dolara gidiyor
Havacılık sigortacılığının küresel ölçekte büyüyen bir alan olduğuna dikkat çeken Serdar Tüfekçi, 2024 yılında dünya havacılık sigorta piyasasının yaklaşık 6 milyar dolar prim ürettiğini, bu büyüklüğün 2032’ye kadar 8 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini belirtti.
Tüfekçi, “Havacılık sigortası sektör gündeminde alt sıralarda kalan bir branş gibi görünse de ciddi bir gelişim potansiyeli taşıyor. Savunma sanayii, drone’lar, yeni teknolojiler ve hava araçlarının kullanımındaki artış, sigorta tarafında da yeni gelir alanları yaratıyor” dedi.
sadece uçak gövdesini değil, dev bir ekosistem
Programda havacılık sigortalarının kapsamına ilişkin ayrıntılı bir çerçeve çizen Tüfekçi, bu branşın yalnızca yolcu uçaklarıyla sınırlı olmadığını vurguladı. Buna göre havacılık sigortaları; uzay ve uydu sigortalarından havayolu şirketlerine, özel jetlerden helikopterlere, sıcak hava balonlarından drone’lara kadar geniş bir alanı kapsıyor.
Tüfekçi, “Havacılık sigortası, aerospace dediğimiz uzay ve uydu sigortalarından başlayıp havayolları, genel havacılık, özel uçaklar, helikopterler, sıcak hava balonları ve insansız hava araçlarına kadar uzanan çok geniş bir yapıdan oluşuyor. Bunun içinde pilotlar ve kabin ekipleri için lisans kaybı sigortaları da var” diye konuştu.
Havayollarında sorumluluk limitleri 1 milyar dolara ulaşabiliyor
Havacılık sigortalarında asıl büyüklüğü gövde sigortasından çok sorumluluk tarafının oluşturduğunu belirten Tüfekçi, özellikle havayolu şirketlerinde son derece yüksek teminat limitlerinin söz konusu olduğunu söyledi.
Yolcu başına uygulanan limitlerin uluslararası standartlar doğrultusunda belirlendiğini ifade eden Tüfekçi, “Toplam sorumluluk limitleri özellikle havayollarında 1 milyar dolar civarındadır” dedi.
Programda bu büyüklüğe dikkat çeken Zeynep Türker de, bir uçağın havada yaşadığı kazada yalnızca içindeki yolculara değil, dışarıda verebileceği zararlara karşı da teminat üretildiğini vurguladı.
Kargo, bagaj, bakım, hangar ve yer hizmetleri de havacılık sigortasının parçası
Havacılık sigortalarının yalnızca hava aracını değil, onu çevreleyen tüm operasyonel yapıyı kapsadığını söyleyen Tüfekçi, bakım kuruluşları, hangar işletmecileri, yer hizmetleri şirketleri, yakıt sağlayıcıları, catering hizmetleri ve apron araçlarının da bu özel sigorta sisteminin içinde yer aldığını anlattı.
Tüfekçi, “Risk sadece havada gerçekleşmez; yerde de gerçekleşebilir. Yeter ki bir havacılık faaliyetiyle bağlantılı olsun. Havacılıkla ilgili en ufak bir unsur devreye girdiğinde artık bu, genel sorumluluk poliçesinden çıkıp havacılık sigortası konusu haline gelir” ifadelerini kullandı.
Uydular ve uzay araçlarında maliyetiN en büyük kalemlerden
Programda havacılık sigortalarının uzay tarafına da değinildi. Uydu ve uzay araçlarında, özellikle tasarım, yapım, fırlatma ve yörüngeye yerleşme süreçlerinin farklı sigorta ihtiyaçları doğurduğu belirtildi.
Serdar Tüfekçi, bu alandaki risklerin matematiksel olarak modellenmesinin her zaman kolay olmadığını belirterek, tek bir olayın yıllarca toplanan primi silebilecek ölçekte sonuçlar doğurabildiğini söyledi. Bu nedenle uzay ve uydu sigortalarında fiyatlamanın daha temkinli bir yaklaşımla yapıldığını ifade etti.
Siber riskler En kritik başlıklardan biri
Havacılık sektöründe dijitalleşme ve yapay zekâ kullanımının artmasıyla birlikte siber risklerin de sigorta gündeminde daha üst sıralara çıktığını vurgulayan Tüfekçi, kule sistemlerinden biletleme altyapılarına kadar geniş bir alanda yeni tehditlerin ortaya çıktığını söyledi.
Tüfekçi, “Kule sorumluluk sigortaları var. Oradaki bir hacklenme, siber atak ya da yanlış yönlendirme, bütün hava trafiğinin durmasına ve çok büyük sonuçlara yol açabilir” dedi.
Programda ayrıca bazı büyük havayolu markalarının biletleme sistemleri ve yolcu verileri üzerinden siber saldırılara maruz kaldığı, her ne kadar uçuş emniyeti doğrudan etkilenmese de operasyonel risklerin giderek büyüdüğü hatırlatıldı.
Terör ve savaş riski ayrıca teminatlandırılıyor
Havacılık sigortalarında terör ve savaş risklerinin özel bir başlık oluşturduğunu belirten Tüfekçi, standart yapının dışında ek teminatlarla bu risklerin de güvence altına alınabildiğini söyledi.
“Şu an uçan bütün havayolu şirketlerinin aslında terör teminatı var” diyen Tüfekçi, sabotaj, kötü niyetli hareketler ve terörist faaliyetlerin sonuçlarının özel klozlarla teminat altına alındığını kaydetti.
Savaş riskine ilişkin değerlendirmesinde ise Ukrayna-Rusya savaşı sırasında çok sayıda uçağın mahsur kaldığı örnekleri hatırlatan Tüfekçi, “Prensip olarak savaş sigortalanabilen bir şey. Bazı riskli bölgeler ek prim ve önceden bildirimli uçuş kaydıyla sigortalanabiliyor” dedi.
Türkiye’de 90 bin kayıtlı drone var
Programın en dikkat çekici başlıklarından biri de drone sigortaları oldu. Türkiye’de 90 bin kayıtlı drone bulunduğunu belirten Tüfekçi, bu alanın hem teknoloji hem de sigorta açısından önümüzdeki yılların en önemli büyüme başlıklarından biri olacağını söyledi.
Ticari amaçla kullanılan tüm drone’lar için Türkiye’de sorumluluk sigortasının zorunlu olduğunu ifade eden Tüfekçi, 25 kilogramın üzerindeki drone’larda ticari kullanım olmasa bile sigorta zorunluluğunun devreye girdiğini anlattı.
Drone sigortalarında teminat limitlerinin 60 bin SDR ile 300 bin SDR arasında değiştiğini belirten Tüfekçi, ağırlıklı yoğunlaşmanın 60 bin ile 150 bin SDR bandında olduğunu kaydetti.
Drone’lar tarımdan hasar tespitine kadar pek çok alanda kullanılıyor
Drone’ların yalnızca görüntüleme için değil, sigorta sektörünün kendisi açısından da önemli bir araca dönüştüğünü belirten Tüfekçi, konser ve film çekimlerinden düğün organizasyonlarına, hasar tespitinden haritalamaya, tarım ve ilaçlamadan acil yardım operasyonlarına kadar çok sayıda kullanım alanı bulunduğunu söyledi.
Tüfekçi, “Drone’lar teknolojiyle iç içe bir alan. Nereden kalktığı, ne kadar uçtuğu, ne yaşandığı, nerede kaybolduğu gibi çok sayıda veri zaten sistemde kayıtlı. Bu da hem fiyatlamada hem hasar yönetiminde sigorta sektörüne ciddi imkân sağlıyor” dedi.
Önümüzdeki 10-15 yıllık dönemde drone kullanımının çok daha yaygın hale geleceğini ifade eden Tüfekçi, 2030’lara doğru bu alanın sigorta sektörünün temel gündemlerinden biri olacağını vurguladı.
Pilot ve kabin ekipleri için lisans kaybı sigortası öne çıkıyor
Programda pilotlar ve kabin ekipleri için geliştirilen lisans kaybı sigortaları da ayrıntılı biçimde ele alındı. Anadolu Sigorta’nın geçen yıl bu alanda yerel kapasite oluşturan ilk ve tek şirket olduğunu hatırlatan Tüfekçi, ürünün özellikle gelir kaybını dengelemeye dönük önemli bir işlev gördüğünü söyledi.
Lisans kaybı riskinin iki temel nedenle ortaya çıktığını belirten Tüfekçi, bunların kaza ve hastalık olduğunu kaydetti. Buna göre pilotun uçuş ehliyetini sağlayan lisansını kaybetmesi halinde, poliçede belirlenen limite kadar tazminat ödemesi yapılabiliyor.
Tüfekçi, “Bunun genel bir kuralı tam olmamakla beraber, yıllık gelirin dört katı gibi bir teamül olduğunu söyleyebilirim. Geçici lisans kaybı döneminde sigorta şirketi genellikle poliçedeki limitin yüzde 2’sini aylık taksitler halinde ödüyor. Kalıcı lisans kaybı kesinleşirse kalan tutar devreye giriyor” dedi.
Hasar tarafında yerel uzmanlık ve teknoloji ihtiyacı artıyor
Türkiye’de havacılık sigortalarının hasar yönetimi tarafında gelişime açık bir alan bulunduğunu söyleyen Tüfekçi, büyük risklerin halen ağırlıklı olarak uluslararası reasürans ve uzman ağları üzerinden yönetildiğini belirtti.
“Hasar tarafında gelişime açık ciddi bir alan var” diyen Tüfekçi, yerel fiyatlama kapasitesi arttıkça, eksper, danışman ve teknik uzmanlık altyapısının da Türkiye’de güçleneceğini ifade etti.
Özellikle drone’larda yazılım ve veri tabanlı çözümlerle çok daha hızlı hasar süreçleri yürütülebileceğini söyleyen Tüfekçi, havacılıkta en uzun süren başlıklardan birinin kaza-kırım raporları ve sorumluluk tespitleri olduğunu; bu süreçlerin bazen yıllarca sürebildiğini hatırlattı.
küresel ve ufuk açıcı bir kariyer alanı
Havacılık sigortacılığının sadece teknik değil, aynı zamanda küresel gelişmeleri takip etmeyi gerektiren bir uzmanlık alanı olduğuna dikkat çeken Tüfekçi, ekonomi, siyaset, tedarik zinciri, yapay zekâ ve siber güvenlik gibi çok farklı başlıkların bu branşı doğrudan etkilediğini söyledi.
“Sigorta sadece sigorta değil. Özellikle havacılık gibi global branşlarda dünyayı takip etmek gerekiyor” diyen Tüfekçi, İngilizce doküman takibi, uluslararası klozların okunması ve küresel gelişmelerin yorumlanmasının bu alanda kariyer yapmak isteyenler için kritik olduğunu vurguladı.
Programda ayrıca hasar yönetimi tarafında uçak, havacılık ve mühendislik eğitimi almış uzmanlara daha fazla ihtiyaç bulunduğu; Türk sigorta sektörü ile havacılık sanayi arasında daha güçlü köprüler kurulması gerektiği de dile getirildi.
Türkiye için gelişim alanı genişliyor
Programın genel değerlendirmesinde, Türkiye’de yaklaşık 2 bin ticari ve bireysel hava aracı, 90 bin kayıtlı drone, çok sayıda havalimanı, helikopter, sıcak hava balonu ve savunma sanayii yatırımı bulunduğu hatırlatıldı. Bu tablo, havacılık sigortacılığının önümüzdeki dönemde daha fazla konuşulacak ve daha fazla uzmanlık gerektirecek alanlardan biri olacağını gösteriyor.