Trafik ve sorumluluk sigortalarının en karmaşık ve en yüksek maliyetli alanlarından biri olan bedeni hasarlar…
Aksigorta Hukuk ve Bedeni Hasar Grup Müdürü Hande Selanik, Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur Gülen ile sigorta profesyoneli Zeynep Türker'in sunduğu Sigortacı Kafası programında bedeni hasarları anlattı.
Selanik, bedeni hasar dosyalarının neden “uzun kuyruklu” olduğunu, maluliyet oranı tespitinde yaşanan sorunları, yüksek tazminatların sigorta şirketi bilançolarına etkisini ve sistemdeki suistimal risklerini ayrıntılarıyla anlattı.
Bedeni hasar, sigorta sektöründe çoğu zaman kamuoyunun gündemine maddi hasarlar kadar görünür biçimde gelmiyor. Ancak sektörün iç dinamikleri açısından bakıldığında tablo oldukça farklı.
“Bedeni hasar, sektörün en çok meşgul olduğu ama en az görünen alanlardan biri. Çünkü burada konu bir eşya değil, insanın bedeni ve hayatı" diyen Selanik, bu alanın sigorta şirketleri açısından hem teknik hem hukuki hem de finansal olarak en zor başlıklardan biri olduğunu vurguluyor.
“Bedeni hasar, sınırları en zor çizilen hasar türü”
Selanik’e göre bedeni hasarı diğer hasar türlerinden ayıran temel özellik, öngörülebilirliğinin düşük olması.
“Bir maddi hasarda teminatınız bellidir, poliçede yazılıdır. Ama bedeni hasarda kimin zarar göreceğini, bu kişinin gelirini, yaşam standardını, destek ilişkilerini, tedavi sürecinin nasıl ilerleyeceğini baştan bilmiyorsunuz.”
Bedeni hasarın kapsamı, yalnızca fiziksel zarar ile sınırlı değil. Türk hukuk sisteminde bedensel zarar; kişinin vücut bütünlüğünde meydana gelen maddi kayıpların yanı sıra, manevi eksilmeleri de kapsıyor.
“Bazen ortada kalıcı bir sakatlık olmayabiliyor ama kişinin yaşadığı elem, ızdırap ve psikolojik yıkım da hukuk sisteminde bedensel zarar kapsamında değerlendirilebiliyor.”
Bu geniş tanım, tazminat hesaplamalarının da genişlemesine yol açıyor.
Zarar veren ile sigortacının sorumluluğu aynı değil
Selanik’in özellikle altını çizdiği noktalardan biri, zarar verenin hukuki sorumluluğu ile sigorta şirketinin teminat yükümlülüğünün birbirine karıştırılmaması gerektiği.
“Borçlar hukuku açısından zarar veren kişi, zararın tamamından sorumlu olabilir. Ancak sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe ile sınırlıdır. Poliçede ne yazıyorsa, hangi limit varsa, sigortacı o çerçevede sorumludur.”
Bu ayrımın uygulamada zaman zaman göz ardı edilmesi, özellikle yüksek tutarlı dosyalarda beklentiyi büyütüyor ve uyuşmazlıkların artmasına neden olabiliyor.
Ölüm halinde en tartışmalı başlık: Destekten yoksun kalma
Ölümlü kazalarda en kritik tazminat kalemi destekten yoksun kalma tazminatı. Bu kalem, teknik olarak matematiksel bir hesaplamaya dayanıyor gibi görünse de arka planında ciddi tartışmalar barındırıyor.
“Destek ilişkisi gerçekten düzenli ve sürekli miydi? Destek gören kişi bu destekle mi geçiniyordu? Bu ilişkinin ispatı çok önemli.”
Selanik’e göre bu noktada Yargıtay uygulamaları belirleyici. Süreklilik ve düzenlilik kriteri aranıyor. Tek seferlik yardımlar, destek ilişkisinin varlığı için yeterli kabul edilmiyor.
Ayrıca gelir tespiti de ayrı bir sorun alanı.
“Beyan edilen gelirle fiili gelir arasında ciddi farklar olabiliyor. Gelir ispat edilemiyorsa hesap asgari ücret üzerinden yapılıyor. Bu da bazen gerçek kaybı tam yansıtmayan sonuçlar doğurabiliyor.”
Yaşam tabloları, bakiye ömür hesapları ve teknik faiz indirimi gibi aktüeryal unsurlar da tazminatın nihai tutarını doğrudan etkiliyor.
Maluliyet oranı: Tazminatın kader noktası
Bedeni hasar dosyalarında en büyük kırılma çoğu zaman maluliyet oranı tespiti aşamasında yaşanıyor.
“Maluliyet oranı doğru tespit edilmezse, doğru tazminat ödenmesi de mümkün değil.”
Aynı yaralanma için farklı hastanelerden veya farklı uzmanlık heyetlerinden çıkan raporlar arasında ciddi oran farkları görülebiliyor. Özellikle birleşik maluliyetlerde (örneğin ortopedik hasar ile birlikte skar oluşumu gibi) hesaplama yöntemi değişebiliyor.
Selanik, bu alanda suistimal riskinin de arttığını açıkça ifade ediyor:
“Bugün yüzde 20 maluliyet raporuyla gelen bir dosya, bir yıl sonra yüzde 5’e düşebiliyor. Ancak bazı süreçlerde bu düşüş beklenemediği için gerçekte olmayan bir maluliyet üzerinden ödeme yapılabiliyor.”
Bu durumun sektörde ciddi maliyet yarattığını vurgulayan Selanik, doğru raporlama ve uzman heyet yapısının kritik olduğunu belirtiyor.
“Bedeni hasar dosyaları uzun kuyrukludur”
Sigorta sektöründe bedeni hasar dosyaları için sık kullanılan bir ifade var: uzun kuyruk.
Selanik bunu şöyle açıklıyor:
“Bugün kapandığını düşündüğünüz bir dosya, beş ya da on yıl sonra farklı bir içtihatla yeniden karşınıza çıkabiliyor.”
İçtihat değişiklikleri, faiz uygulamaları ve munzam zarar tartışmaları, geçmiş dosyaların yeniden gündeme gelmesine yol açabiliyor.
“Zamanında çok düşük primle alınmış bir risk, yıllar sonra çok yüksek bir maliyetle geri dönebiliyor. Bu da bilançolar üzerinde ciddi baskı yaratıyor.”
Manevi tazminat: Ölçülemeyen belirsizlik
Manevi tazminat, bedeni hasar dosyalarında en öngörülemez kalemlerden biri.
“Manevi tazminat tamamen hâkimin takdirine bağlı. O anki değerlendirme, olayın ağırlığı ve mağduriyetin derecesi sonucu belirliyor.”
Bu durum, özellikle yüksek tutarlı dosyalarda sigorta şirketleri açısından öngörülebilirliği azaltıyor.
Trafik sigortası limitlerinin ağır bedeni hasarlarda yetersiz kalabildiğini belirten Selanik, İhtiyari Mali Mesuliyet poliçelerinin önemine dikkat çekiyor:
“Faiz, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri eklendiğinde rakamlar katlanıyor. Limit seçimi artık hayati bir karar.”
İşveren sorumlulukta risk daha da büyüyor
Bedeni hasar yalnızca trafik kazalarıyla sınırlı değil. İş kazalarında tablo daha karmaşık hale geliyor.
“SGK’nın rücu hakkı var. Peşin sermaye değeri hesapları var. Tedavi giderleri, özellikle ağır yanık vakalarında özel hastane maliyetleri ciddi rakamlara ulaşıyor.”
Bu nedenle işveren sorumluluk sigortalarında doğru limit belirlenmesinin ayrı bir önem taşıdığını vurguluyor.
Standartlaşma mümkün mü?
Bazı Avrupa ülkelerinde bedeni hasar tazminatları belirli ölçek tabloları üzerinden hesaplanıyor. Selanik, Türkiye’de de bunun imkânsız olmadığını ancak güçlü bir altyapı gerektiğini belirtiyor.
“Çok hayal değil. Ama bunun için maluliyet takibinin, veri akışının ve hesap yöntemlerinin standartlaşması gerekiyor.”
Zarar görenin doğrudan sigorta şirketine başvuru mekanizmasının güçlendirilmesi ve dijital altyapının geliştirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
“Amaç doğru kişiye doğru tazminat”
Selanik, bedeni hasar yaklaşımının temel ilkesini şu sözlerle özetliyor:
“Bedeni hasarda amaç, doğru kişiye doğru tazminatın doğru zamanda ödenmesi. Bunun için sağlıklı veri, tutarlı raporlama ve suistimale kapalı bir sistem şart.”