Howden Türkiye, endüstriyel yangın ve patlamaların işletmelere etkisini azaltmak için tesis bazlı proaktif risk yönetiminin önemine dikkat çekti.
Türkiye’de meydana gelen endüstriyel yangın ve patlamalar, işletmeler açısından risklerin önceden belirlenmesini ve önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesini daha önemli hale getiriyor. Howden Türkiye, fiziksel hasarın yanı sıra üretim kayıpları, operasyonel kesintiler, finansal zararlar ve itibar kaybına yol açabilen bu risklere karşı bütüncül bir yönetim yaklaşımı benimsenmesi gerektiğini belirtti.
2024’te 720 endüstriyel yangın ve patlama meydana geldi
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yayımlanan “Endüstriyel Yangınlar ve Patlamalar 2024 Yılı Raporu”na göre, 2024 yılında Türkiye’de 694 yangın ve 26 patlama olmak üzere toplam 720 endüstriyel yangın ve patlama tespit edildi.
Son yedi yılın en yüksek seviyesine işaret eden bu olaylarda 29 işçi hayatını kaybederken, 138 işçi yaralandı.
Howden Türkiye’nin değerlendirmesine göre yangın ve patlamalar; işletmelerde fiziksel hasarın ötesine geçerek üretim süreçlerini, operasyonel devamlılığı, finansal sonuçları ve kurumsal itibarı uzun vadeli olarak etkileyebiliyor.
Olayların yüzde 73’ü dört sektörde yoğunlaştı
2024 verileri, endüstriyel yangın ve patlamaların bazı sektörlerde ve sanayinin yoğunlaştığı bölgelerde daha fazla meydana geldiğini gösterdi. Tekstil, ağaç-kâğıt-mobilya, metal ve plastik-kauçuk sektörleri toplam olayların yaklaşık yüzde 73’ünü oluşturdu.
Olayların yüzde 49,1’i Marmara Bölgesi’nde, yüzde 25,7’si ise Ege Bölgesi’nde gerçekleşti. İl bazında İstanbul 217 olayla ilk sırada yer alırken, Tekirdağ’da 131 ve Bursa’da 103 olay tespit edildi.
Her tesis farklı bir risk profili taşıyor
İşletmenin faaliyet gösterdiği sektör, üretim süreçleri, kullanılan ekipmanlar ve operasyonel yapı, yangın ve patlama risklerinin niteliğini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle her işletmenin risk profilinin kendi dinamikleri doğrultusunda değerlendirilmesi, risklerin kaynağında tespit edilmesi ve uygun önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor.
Howden Türkiye, bu yaklaşım doğrultusunda işletmelerin yangın ve patlama risklerini ayrıntılı ve kapsamlı şekilde analiz ederek ihtiyaçlara ve risk profiline uygun çözümler geliştiriyor. Mevcut koruma sistemlerini inceleyen şirket, risklerin azaltılmasına yönelik iyileştirme önerileri geliştirirken iş sürekliliğini destekleyen önleyici uygulamalar konusunda da danışmanlık sunuyor.
Şirket ayrıca sigorta programlarının işletmenin risk profiline uygun şekilde optimize edilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirerek risk yönetimi süreçlerinin daha etkin hale gelmesine katkı sağlıyor.
“Risk yönetiminde en etkili yaklaşım, riskleri ortaya çıkmadan önce analiz edebilmek”
Howden Türkiye’nin yangın ve patlama risklerine yönelik yaklaşımını değerlendiren Howden Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Bölge CEO’su Atınç Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Yangın ve patlama riskleri, işletmeler açısından fiziksel hasarın ötesinde üretim süreçlerinden tedarik zincirine, finansal sonuçlardan kurumsal itibara kadar birçok alanı etkileyebiliyor. Bu nedenle risk yönetimini, olası hasarlar meydana geldikten sonra devreye giren bir süreç olarak değil, riskleri önceden belirleyerek etkilerini azaltmayı hedefleyen stratejik bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. Howden Türkiye olarak her işletmenin faaliyet gösterdiği sektör, tesis altyapısı ve operasyonel yapısının farklı risk profilleri oluşturduğunu biliyor, bu doğrultuda işletmelere özel risk yönetimi çözümleri geliştiriyoruz. Yangın ve patlama risk analizlerinden tesis ve proses bazlı risk değerlendirmelerine, mevcut koruma sistemlerinin analizinden risk azaltıcı iyileştirme önerilerine kadar uzanan çalışmalarımızla işletmelerin risklerini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Bunun yanında iş sürekliliğini destekleyen önleyici yaklaşımlar geliştiriyor ve sigorta programlarının işletmelerin risk profiline uygun şekilde optimize edilmesine yönelik danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Böylece doğru risk yönetimi yaklaşımıyla işletmelerin olası kayıplarını azaltırken, operasyonel dayanıklılıklarını ve sürdürülebilir iş sürekliliklerini güçlendirmeyi hedefliyoruz.”