Advertisement
08.03.2026
weather
8°
Sigorta Kulisi Sektör Ahmet Yaşar: Sigortacılık hasar ödeyen yapıdan dayanıklılık inşa eden modele evriliyor

Ahmet Yaşar: Sigortacılık hasar ödeyen yapıdan dayanıklılık inşa eden modele evriliyor

TSB Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, sigortacılığın artık yalnızca hasar ödeyen değil, risk yöneten ve dayanıklılık inşa eden bir yapıya dönüştüğünü söyledi

RS Holding ve sigortaacentesi.com sponsorluğunda, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İstanbul Salonu’nda düzenlenen etkinlikte 50 kadın eksper ile 50 kadın acente bir araya geldi. 

Etkinlikte konuşan Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı ve Maher Holding Sigorta Grup Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün geleceğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Sigortacılık Nereye Gidiyor?” başlıklı konuşmasında sektördeki dönüşümün yönünü anlatan Yaşar, sigortacılığın artık yalnızca hasar ödeyen bir sistem olarak görülemeyeceğini vurgulayarak, “Sigortacılık hasar ödeyen bir sektörden, dayanıklılık inşa eden bir sektöre evriliyor” dedi.

“Büyük resme bakmak zorundayız”

Sigortacılığın yönünü anlamak için yalnızca sektör içindeki değişimlere değil, küresel gelişmelere de bakılması gerektiğini dile getiren Yaşar, dünyanın artık daha fazla doğal afet, daha karmaşık jeopolitik risk ve daha kırılgan tedarik zincirleriyle karşı karşıya olduğunu söyledi:

 “Sigortacılık nereye gidiyor konusunu konuşurken önce bir büyük resme bakmak durumundayız. Yani dünya nereye gidiyor, ne oluyor, buna bakmak zorundayız”

“Teknoloji artık amaç değil, araç”

Sigorta sektörünün son yıllarda yapay zekâ, nesnelerin interneti ve dijitalleşme gibi başlıklarla değerlendirildiğini hatırlatan Ahmet Yaşar, bugün gelinen noktada bu kavramların tek başına yeterli olmadığını anlattı: 

“Son 3-5 yıldır yaptığımız gibi yapay zekâ, nesnelerin interneti gibi cevaplar verilebilir ama bence artık o cevaplar eskidi. Çünkü onların birer araç olduğunu anlamaya başladık” ifadelerini kullandı.

Yaşar, koruma açığı, ekonomik dayanıklılık, erişilebilirlik ve sürdürülebilirlik gibi alanların sigortacılığın yeni yönünü belirlediğini ifade etti.

“10-11 milyar dolarlık eşiğe takılı kalmıştı”

Türk sigorta sektörünün uzun yıllar belirli bir ölçeğin etrafında döndüğünü belirten Yaşar, sektörün büyüme hedeflerini yeniden tanımlaması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin ekonomik büyüklüğüyle sigorta sektörünün küresel sıralamadaki yeri arasında fark bulunduğunu ifade eden Yaşar, bu nedenle yeni bir vizyon ortaya koyduklarını belirtti:

“Türk sigorta sektörü 10-11 milyar dolarlık bir üretim etrafında dönüp dolaşıyordu yıllardır. Biz de bir orta direk tuzağı gibi 10-11 milyar dolar bandına takılıp kalmıştık”

2030 yılı için 50 milyar dolarlık üretim hedefi ortaya koyduklarını söyleyen. Yaşar, 2025 yılında Türk sigorta sektörünün 1,2 trilyon liralık üretime ulaştığını da hatırlattı.

Hayat sigortalarında dikkat çeken ivme

Son dönemde hayat sigortalarında dikkat çekici bir hareketlilik yaşandığını ifade eden Yaşar, toplam üretimde bir önceki yıla göre artışın yüzde 46 seviyelerinde olduğunu, hayat branşında ise bu oranın yüzde 80’e yaklaştığını belirtti.

Bireysel Emeklilik Sistemi ve Otomatik Katılım Sistemi’nin önemine de dikkat çeken Yaşar, tasarruf eğilimlerinin bu alanlara kaymasının hayat tarafını etkilediğini ancak uzun vadede hayat sigortalarıyla BES ve OKS’nin birbirini destekleyen yapılar olarak düşünülmesi gerektiğini kaydetti.

Tedarik zinciri ve motor sigortaları uyarısı

Küresel gelişmelerin motor sigortaları üzerinde de baskı oluşturduğunu belirten Ahmet Yaşar, pandemi döneminde yaşanan tedarik zinciri kırılmalarının benzer etkilerini yeni dönemde de gösterebileceğine işaret etti. Kasko ve trafik sigortalarında rekabetin teknik sonuçları zorlayabileceğini belirten Yaşar, özellikle kur hareketleri ve yedek parça maliyetlerinin sektörü baskılayabileceğini ifade etti.

Sıfır ile 3 yaş arasındaki araçlarda kasko sigortalılık oranının yüzde 80 seviyesine ulaştığını belirten Yaşar, yeni araçlarda kaskonun artık yerleşik bir ürün haline geldiğini anlatırken, 11 yaş üzeri araç sayısındaki artışın kasko penetrasyonunu baskıladığını söyledi

“Koruma açığı Türkiye’nin en kritik başlıklarından biri”

Dünyada ekonomik hasarların sigorta tarafından karşılama oranının yaklaşık yüzde 40 düzeyinde olduğunu hatırlatan Yaşar, Türkiye’de bu seviyenin çok daha düşük olduğunu vurguladı. 6 Şubat depremlerini örnek gösteren Yaşar, “2023 Şubat depremlerinde ortaya çıkan ekonomik kaybın sadece yaklaşık 6 milyar dolarlık kısmını sigortalı hasar olarak karşılayabildik” diyerek koruma açığının büyüklüğüne dikkat çekti.

“Uzun yaşam yeni sigorta çözümlerini zorunlu kılıyor”

Sağlık ve emeklilik tarafında yaşanan dönüşüme de değinen Yaşar, yaşam süresinin uzamasının olumlu olmakla birlikte yeni maliyet başlıklarını da beraberinde getirdiğini ifade etti. Yaşlı bakım ihtiyacı, sağlık giderleri ve uzun emeklilik dönemi gibi alanların artık daha fazla önem kazandığını belirten Yaşar, bu alanlarda sigorta sektörünün yeni çözümler üretmesi gerektiğini söyledi:

“Sadece bugünü değil geleceğimizi de hem birey olarak hem toplum olarak hem ülke olarak finanse etmemiz gerekiyor. Bunu finanse edecek sektör de sigortacılık” 

Bu nedenle sigorta sektörünün uzun vadeli fon üretme kapasitesinin Türkiye ekonomisi açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Yaşar, tasarruf sistemlerinin daha güçlü şekilde desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

“reaktif modelden proaktif modele”

Sektördeki en temel dönüşümün sigortacılığın iş yapış biçiminde yaşandığını belirten Yaşar, geleceğin sigortacılığının yalnızca hasar ödemeye değil, riskleri önceden yönetmeye dayanacağını söyledi.

“Sigortacılık reaktif modelden proaktif modele, ürün merkezli yapıdan bir ekosistem modeline, hasar ödeyen sektörden dayanıklılık inşa eden bir sektöre evriliyor” 

Gelecekte önleyici sigortacılık, risk skorlama, veri temelli fiyatlama ve risk danışmanlığı gibi alanların çok daha fazla konuşulacağını ifade eden Yaşar, önlenebilir risklerin azaltılmasının sektörün temel görevlerinden biri haline geleceğini söyledi.

“Sigortayı lüks olmaktan çıkarmak zorundayız”

Sigortanın daha geniş kitlelere yayılması gerektiğini vurgulayan Yaşar, erişilebilirlik ve kapsayıcılık konularının yeni dönemin en önemli başlıkları arasında yer aldığını söyledi:

“Sigortayı bir lüks olmaktan çıkarıp temel bir güvenlik mekanizması haline getirmek zorundayız”

“Acentelerimiz, eksperlerimiz, brokerlarımız…”

Dijitalleşmenin insan unsurunu geri plana itmeyeceğini özellikle vurgulayan Yaşar, acenteler, eksperler, brokerlar ve saha ekiplerinin sigorta sektörünün omurgasını oluşturduğunu anlattı.Teknolojinin bu yapıları zayıflatmak yerine desteklemesi gerektiğini savunan Yaşar, dijital ve fiziksel kanalların birlikte işlediği hibrit modellerin gelecekte daha da önem kazanacağını belirtti.

 “Sigortacılık güven işi. Acentelerimiz, eksperlerimiz, brokerlarımız, sahadaki paydaş ve ekip arkadaşlarımız sektörümüzün omurgası”

Regülasyon tarafında güçlenen çerçeve mesajı

Konuşmasında düzenleme ve denetim alanına da değinen Yaşar, son yıllarda sigortacılık ve emeklilik tarafında atılan adımların sektörü daha güçlü bir zemine taşıdığını söyledi. Risk bazlı denetim anlayışı, mali güçlendirme adımları ve sermaye yeterliliği disiplininin sektörün dayanıklılığı açısından önemli olduğunu ifade eden Yaşar, bu çerçevenin özellikle belirsizliklerin arttığı dönemlerde çok daha kıymetli hale geldiğini belirtti.

“Sigortacılık ülkenin dayanıklılık meselesidir”

Türkiye Sigorta Birliği’nin yaklaşımına da değinen Yaşar, sektörün ortak aklını güçlendirmek, kamu ile sektör arasında yapıcı bir köprü kurmak, veri temelli politika üretmek ve koruma açığını azaltacak stratejiler geliştirmek istediklerini söyledi. Yaşar, sigortacılığın yalnızca sektör oyuncularının değil, doğrudan doğruya ülkenin dayanıklılığını ilgilendiren bir alan olduğunun altını çizdi.

Önümüzdeki 10 yılın hem daha zorlu hem de sigorta sektörü açısından daha fazla fırsat içeren bir dönem olacağını belirten Yaşar, belirsizliklerin arttığı her ortamda sigortaya duyulan ihtiyacın da büyüdüğünü anlattı:

“Bizim görevimiz güveni büyütmek, erişimi artırmak, koruma açığını kapatmak, dayanıklılığı güçlendirmek”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *