Yaklaşık 10 yıldır sigorta ve yargı gündeminde tartışılan destekten yoksun kalma tazminatlarına ilişkin belirsizlik, Anayasa Mahkemesi’nin son kararıyla önemli ölçüde netlik kazandı. Yüksek Mahkeme, 2015 sonrası trafik sigortası ve Güvence Hesabı uygulamasına yön veren içtihat değişikliğinin anayasal bir hak ihlali oluşturmadığına hükmetti.
Anayasa Mahkemesi, trafik kazalarından doğan destekten yoksun kalma tazminatları konusunda uzun süredir tartışılan bir başlıkta önemli bir karar verdi. Hasret Akbulut ve Mehmet Akbulut tarafından yapılan bireysel başvuruya ilişkin karar, 14 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
Karar, özellikle zorunlu trafik sigortası ve Güvence Hesabı uygulamaları açısından sektörün yakından takip ettiği bir konuyu netleştirdi.
İçtihat değişikliği tek başına hak ihlali sayılmadı
Anayasa Mahkemesi kararında, trafik kazalarına ilişkin tazminat davalarında mahkemeler arasında farklı yorumların veya içtihatların bulunmasının, her durumda adil yargılanma hakkının ihlal edildiği anlamına gelmeyeceğini vurguladı.
Mahkeme, yargı mercileri arasındaki yaklaşım farklılıklarının ancak açık bir keyfilik veya bariz bir takdir hatası söz konusu olduğunda anayasal ihlal oluşturabileceğine dikkat çekti. İncelenen başvuruda ise bu yönde bir durumun bulunmadığı kanaatine varıldı.
1 Haziran 2015 sonrası uygulama anayasal bulundu
Kararda özellikle, 1 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları sonrasında Yargıtay nezdinde oluşan içtihat değişikliği ele alındı.
Anayasa Mahkemesi; sürücü veya işletenin kusurundan kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin, zorunlu trafik sigortası kapsamında olmadığı ve bu taleplerin Güvence Hesabı’ndan da karşılanamayacağı yönündeki yaklaşımın, anayasal bir hak ihlali oluşturmadığı sonucuna ulaştı.
Bu değerlendirmeyle birlikte, uzun süredir uygulamada yer alan bu yaklaşımın hukuki dayanağının bulunduğu ve sigorta sisteminin öngörülebilirliği açısından meşru kabul edilmesi gerektiği ortaya konmuş oldu.
Sektör açısından ne ifade ediyor?
Karar, sigorta sektörü açısından önemli bir belirsizliği ortadan kaldırıyor. Buna göre;
Sürücü veya işletenin kusurundan doğan destekten yoksun kalma taleplerinde,
Zorunlu trafik sigortası ve Güvence Hesabı’nın sorumluluğu bulunmadığı yönündeki uygulama,
Anayasa Mahkemesi tarafından da dolaylı olarak teyit edilmiş oldu.
Bu durum, sigorta şirketleri, tahkim süreçleri ve yargı uygulamaları açısından mevcut içtihat çizgisinin korunacağını ve benzer başvuruların anayasal düzeyde karşılık bulmayacağını gösteriyor.
Başvuru kabul edilemez bulundu
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarını “açıkça dayanaktan yoksun” bularak başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verdi.
Karar, trafik sigortası ve Güvence Hesabı uygulamalarında uzun süredir fiilen uygulanan sistemin hukuki çerçevesini netleştiren önemli bir içtihat olarak değerlendiriliyor.