Otonom araçlar, trafik ve kasko sigortasında sorumluluk zincirini genişletiyor. Kazalarda sürücü kadar üretici, yazılım ve sensörler de incelenecek.
Otonom sürüş teknolojilerinin gerçek trafik koşullarında yaygınlaşmaya başlaması, araç sigortalarında sürücü merkezli sorumluluk anlayışının yerini çok taraflı bir risk modeline bırakmasını gündeme getiriyor.
Otonom araçların karıştığı bir kazada sürücünün davranışının yanı sıra aracın yazılımı, sensörleri, üreticisi, teknoloji sağlayıcısı ve siber güvenlik altyapısı da sorumluluk değerlendirmesinin parçası olacak. Bu değişimin trafik sigortası, kasko, ürün sorumluluğu ve siber sigorta arasındaki sınırları da yeniden şekillendirmesi bekleniyor.
Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu bünyesindeki Dünya Araç Mevzuatını Uyumlaştırma Forumu, 24 Haziran 2026 tarihinde tamamen sürücüsüz Otonom Sürüş Sistemlerine yönelik ilk küresel düzenleyici çerçeveyi kabul etti. Çerçeve; güvenlik yönetimi, test, doğrulama ve araçların kullanım sürecinde izlenmesine ilişkin ortak kriterler getiriyor.
Sorumluluk sürücüden teknoloji zincirine genişliyor
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, otonom araç sigortasında yaşanacak en önemli değişimin sorumluluğun belirlenmesi konusunda ortaya çıkacağını söyledi.
Geleneksel sistemin büyük ölçüde sürücünün davranışı ve kusuru üzerinden çalıştığını hatırlatan Çiftçi, sürüş kararlarının yazılım tarafından verilmesiyle birlikte daha karmaşık bir yapının oluşacağını belirtti:
“Bir trafik kazasında sürücünün kusuru, diğer tarafların davranışı ve kazanın oluş şekli değerlendirilerek sorumluluk belirleniyor. Ancak sürüş kararlarının bir bölümünü veya tamamını yazılımın verdiği bir dünyada bu denklem değişiyor. Kaza sürücünün hatasından mı, sensörün çevreyi yanlış algılamasından mı, yazılımdaki bir problemden mi, yoksa aracın teknik arızasından mı kaynaklandı? Sigortacılık açısından önümüzdeki dönemin temel sorularından biri bu olacak.”
Çiftçi’ye göre sürücünün araç üzerindeki rolü azaldıkça üreticiler, yazılım geliştiricileri ve teknoloji sağlayıcılarının sorumluluğu daha görünür hale gelecek.
“Bir kazayı değerlendirirken yalnızca ‘Sürücü ne yaptı?’ sorusunu sormak yeterli olmayacak. ‘Araç ne yaptı, sistem neden bu kararı verdi ve sistem olması gerektiği gibi çalıştı mı?’ sorularının da yanıtlanması gerekecek.”
Otonomi seviyesi sorumluluğu belirleyecek
Otonom araç kazalarında sorumluluğun tek bir tarafa yüklenemeyebileceğini belirten Çiftçi, aracın otonomi seviyesi ile kaza sırasında sürüş görevini kimin üstlendiğinin belirleyici olacağını kaydetti.
Sürücünün sistemi sürekli izlemesi gereken bir araç ile belirli koşullarda sürüş görevini tamamen üstlenen bir aracın aynı kurallarla değerlendirilmesinin mümkün olmayacağını ifade eden Çiftçi, şunları söyledi:
“Burada önemli olan aracın ne kadar otonom olduğunun doğru tanımlanması. Sürücünün sistemi sürekli izlemesi gereken bir araçla, belirli koşullarda sürüş görevini tamamen üstlenen bir araç arasında hukuki ve sigortacılık açısından önemli farklar var.”
Bu nedenle kazanın hemen öncesinde sistemin aktif olup olmadığı, sürücüye müdahale uyarısı verilip verilmediği, sensörlerin çevreyi nasıl algıladığı ve aracın hangi kararları aldığı hasar dosyasının önemli unsurları haline gelebilecek.
Araç verileri hasar tespitinde kritik rol oynayacak
Otonom araçların ürettiği veriler, kazanın nedeninin ve sorumlularının belirlenmesinde temel kanıtlardan biri olacak.
Kaza öncesindeki hız, frenleme, direksiyon hareketleri, sensör kayıtları, yazılım komutları ve sürücüye gönderilen uyarılar hasar incelemelerinde kullanılabilecek. Ancak bu verilerin kim tarafından saklanacağı, sigorta şirketlerinin verilere nasıl erişeceği ve kayıtların nasıl yorumlanacağı yeni tartışmaları da beraberinde getirecek.
Çiftçi, araç verilerinin kullanımının yalnızca teknik bir mesele olmadığını belirterek veri güvenliği ve kişisel verilerin korunmasının da otonom araç sigortasının önemli başlıkları arasında yer alacağını söyledi.
Trafik sigortası ve kaskoda yeni risk parametreleri
Otonom sürüşün yaygınlaşmasıyla birlikte trafik sigortası ve kaskoda kullanılan risk değerlendirme modellerinin de değişmesi bekleniyor.
Mevcut sistemde aracın modeli, değeri, kullanım şekli, hasar geçmişi ve sürücü profili gibi göstergeler öne çıkıyor. Otonom araçlarda ise bu göstergelere yazılım sürümü, sensör teknolojisi, otonom sürüş seviyesi, siber güvenlik altyapısı ve sistem güncellemeleri gibi yeni değişkenler eklenecek.
Çiftçi, yeni dönemde farklı sigorta branşlarının birbirine daha fazla yaklaşabileceğini belirtti:
“Otonom araçlarda kasko sigortası ile ürün sorumluluğu, mesleki sorumluluk ve siber sigorta gibi farklı sigorta alanları birbirine daha fazla yaklaşabilir.”
Bu dönüşüm, sigorta şirketlerinin yalnızca araç ve sürücü geçmişini değil, aracın teknolojik altyapısını ve güncelleme geçmişini de değerlendirmesini gerektirecek.
Yazılım hatası yeni dönemin sürücü hatası olabilir
Otonom araçlar, çevrelerini kamera, radar ve sensörlerle algılayarak çok kısa sürelerde karar veriyor. Ancak sensörün bir nesneyi yanlış algılaması, yazılım güncellemesinin beklenmeyen bir sonuç doğurması veya araç sistemleri arasındaki iletişimin kesilmesi yeni hasar nedenleri oluşturabilecek.
“Bugün sürücü hatasını tartışırken yarın algoritmanın verdiği kararın nasıl oluştuğunu tartışabiliriz” diyen Çiftçi, yazılım kaynaklı risklerin hasar tespitinden sorumluluğun paylaşılmasına kadar birçok süreci değiştireceğini ifade etti.
Bu nedenle sigorta şirketleri ve brokerlerin otomotiv teknolojisini, yapay zekâ sistemlerini ve algoritmaların karar verme süreçlerini daha yakından takip etmesi gerekecek.
Siber saldırılar araç sigortasının kapsamına giriyor
Bağlantılı ve otonom araçların yazılım ve veri altyapısına bağımlılığı, siber güvenliği de otomotiv sigortacılığının gündemine taşıyor.
Araçlara yönelik bir siber saldırı yalnızca kişisel verilerin ele geçirilmesiyle sınırlı kalmayabilir. Aracın bazı fonksiyonlarının etkilenmesi, sürüş sistemlerinin devre dışı kalması veya yol güvenliğinin tehlikeye girmesi gibi riskler de ortaya çıkabilir.
Çiftçi, geleceğin otonom araç sigortasının fiziksel hasar, ürün sorumluluğu ve siber riskleri birlikte ele alan bir yapıya dönüşebileceğini belirtti:
“Bağlantılı bir araçta siber saldırı yalnızca kişisel verilerin ele geçirilmesi anlamına gelmiyor. Teorik olarak aracın bazı fonksiyonlarının etkilenmesi, sistemlerin devre dışı kalması veya sürüş güvenliğinin riske girmesi gibi çok daha ciddi senaryolar söz konusu olabilir.”
“Kazalar azalabilir ancak risk şekil değiştirecek”
Otonom sürüş teknolojilerinin insan hatasından kaynaklanan bazı kazaları azaltabileceğini belirten Çiftçi, bunun sigortaya duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmayacağını vurguladı.
“Otonom sürüş sistemlerinin gelişmesiyle bazı kaza türlerinin azalması mümkün. Ancak bu, riskin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Riskin kaynağı değişecek. İnsan hatasının payı azalırken yazılım, donanım, veri, siber güvenlik ve ürün sorumluluğu gibi alanların ağırlığı artacak.”
Sigorta sektörünün bu değişime uyum sağlayabilmesi için otomotiv şirketleri, teknoloji üreticileri ve kullanıcılarla daha yakın çalışan bir risk yönetimi ekosistemine yönelmesi bekleniyor.
Çiftçi, geleceğin sigortacılığında teknolojiyi anlamanın zorunlu hale geleceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugünden yarının poliçesini yazmak mümkün olmayabilir; ancak yarının risklerini bugünden okumaya başlamak zorundayız. Otonom sürüş yaygınlaştıkça kasko, trafik, ürün sorumluluğu ve siber sigorta arasındaki sınırların giderek daha fazla iç içe geçtiğini göreceğiz.”