Advertisement
30.08.2026
weather
23°
Sigorta Kulisi Sektör Sema Tüfekçiler’den hasar restorasyonu için regülasyon çağrısı

Sema Tüfekçiler’den hasar restorasyonu için regülasyon çağrısı

Sema Tüfekçiler, hasar restorasyonunun sanayi tesislerini daha kısa sürede üretime döndürdüğünü belirterek regülasyon çağrısı yaptı

Sema Tüfekçiler, hasar restorasyonunun sanayi tesislerini daha kısa sürede üretime döndürdüğünü belirterek sektörde düzenleme ihtiyacına dikkat çekti.

Kadın Sigortacılar Derneği (KASİDER) Genel Başkanı ve Hasar Restorasyon Derneği Başkan Yardımcısı Sema Tüfekçiler, Uğur Güler ile Zeynep Türker’in hazırlayıp sunduğu Sigortacı Kafası programına konuk oldu.

Hasar restorasyonunun sigorta şirketleri ve sigortalılar açısından sunduğu avantajları anlatan Tüfekçiler; sektörün gelişebilmesi için regülasyon, mesleki yeterlilik ve denetim mekanizmalarının önemine işaret etti. Tüfekçiler, KASİDER’in kadınların sigorta sektöründeki temsilini güçlendirmeye yönelik projelerini de paylaştı.

“Sigortacılığın her şeyini, bir şeyin de her şeyini bileceksiniz”

Sigorta sektöründeki kariyerine 1989 yılında Merkez Sigorta’da başladığını belirten Tüfekçiler, tahsilat ve muhasebe dışında sektörün hemen her alanında görev yaptığını söyledi.

Aktüerya, reasürans, teknik, satış, pazarlama ve operasyon gibi farklı birimlerde çalıştığını aktaran Tüfekçiler, mesleki yaklaşımını şu sözlerle anlattı:

“Sigortacılığın her şeyini ama bir şeyin de her şeyini bileceksiniz. Kariyerimi bu mottoya uygun çizdim. Benim ana mesleğim hasarcılık. Otodan finansal sigortalara kadar hasarın her branşıyla 36 yıldır uğraşıyorum.”

Hasar restorasyonuyla 20 yıl önce tanıştı

Hasar restorasyonuyla yaklaşık 20 yıl önce Ayamama Deresi’nin taşması sonrasında tanıştığını belirten Tüfekçiler, yurt dışından gelen bir şirketin uyguladığı yöntemin sigortalı, sigorta şirketi, eksper ve reasürör açısından önemli sonuçlar ortaya koyduğunu ifade etti.

Sektörde dönüm noktalarından biri olarak gördüğü bir gıda fabrikası hasarını anlatan Tüfekçiler, yaklaşık 17 yıl önce gerçekleşen olayda tesisin başlangıçta tam hasarlı olarak değerlendirildiğini söyledi.

“Fabrikanın içinde yaklaşık 2,5 metre su vardı. Tesisin tamamen yenilenmesi gündeme gelmişti. Yaklaşık 760 kişi, mobil laboratuvarlarla 41 gün çalıştı. Üretim hattı yeniden faaliyete geçirildi ve tesis hasar öncesinden daha iyi koşullara ulaştırıldı.”

“Kaynaklarımızı sürekli yenisiyle değiştirmeye harcayamayız”

Hasar restorasyonunun klasik onarımdan farklı olarak kullanılabilir durumdaki makine, ekipman ve üretim hatlarını özel yöntemlerle yeniden faaliyete geçirmeyi amaçladığını belirten Tüfekçiler, her hasarlı parçanın doğrudan değiştirilmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.

Yangından zarar gören iki MR cihazında uygulanan restorasyon sürecini örnek gösteren Tüfekçiler şöyle konuştu:

“Üretici firma cihazların tamamen değiştirilmesi gerektiğini ve sürecin yaklaşık altı ay süreceğini söylemişti. Restorasyon şirketi özel solüsyonlarla temizlik yaptı, gerekli parçaları değiştirdi ve cihazları yaklaşık 10 günde yeniden çalışır hale getirdi. Maliyet de yenileme bedelinin yaklaşık yüzde 1’i seviyesinde kaldı.”

Her ekipmanın kurtarılamayacağının altını çizen Tüfekçiler, teknik olarak kullanılabilir durumdaki varlıkların doğrudan hurdaya ayrılmasının ise kaynak kaybına yol açtığını ifade etti:

“Bizde genellikle yenisini alma kültürü var. Ancak kaynaklarımızı sürekli yenisiyle değiştirmeye harcayamayız. Restorasyon; döngüsel ekonomi, sürdürülebilirlik ve kaynakların verimli kullanılması açısından da önemli.”

İş durması ve döviz maliyeti azalıyor

Tüfekçiler’e göre hasar restorasyonu yalnızca doğrudan hasar maliyetini değil, işletmelerin üretime ara vermesinden kaynaklanan kayıpları da azaltıyor. Özellikle ithal makine ve ekipmanlarda teslim sürelerinin uzaması, döviz maliyetleri ve iş durması zararları restorasyonu daha önemli hale getiriyor.

“Bir sanayi tesisini mümkün olan en kısa sürede eski çalışma koşullarına döndürdüğünüzde iş durması süresini, döviz kaybını, atığı ve toplam hasar maliyetini azaltıyorsunuz. Bu durum sigorta şirketlerinin hasar sonuçlarına, primlere ve reasürans kapasitesine de olumlu yansıyor.”

Hasar restorasyonu için düzenleme hazırlanıyor

Türkiye’de yaklaşık yedi büyük hasar restorasyon şirketinin faaliyet gösterdiğini belirten Tüfekçiler, Hasar Restorasyon Derneği’nin sektörün standartlarını oluşturmak amacıyla kurulduğunu söyledi.

Dernek olarak hazırladıkları düzenleme önerisini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumuna sunduklarını aktaran Tüfekçiler, ayni tazmin uygulamalarının hasar restorasyonuyla daha etkin kullanılabileceğini kaydetti.

“Bir derdiniz varsa çaresini de söylemeniz gerekiyor. Biz yalnızca regülasyon eksikliğini dile getirmedik, düzenleme önerimizi de hazırladık. Büyük endüstriyel hasarların anahtar teslim şekilde yönetilebileceği ve tesislerin hasar öncesi koşullarına döndürülebileceği bir yapı üzerinde çalışıyoruz.”

“Bu işi yalnızca tamir hizmeti olarak göremezsiniz”

Hasar restorasyonu alanında faaliyet gösterecek şirketlerin sigortacılık bilgisine sahip olması gerektiğini vurgulayan Tüfekçiler, hizmetin yalnızca teknik onarımdan ibaret olmadığını dile getirdi.

“Bu işi yapanların sigorta terminolojisini bilmesi gerekiyor. Sigortalıya teslim süresi, ek maliyet çıkarmama, çalışma koşullarını iyileştirme ve garanti gibi konularda güven vermelisiniz. Bu işi yalnızca tamir hizmeti olarak göremezsiniz.”

Restorasyon sırasında ticari sırların, kişisel verilerin ve işletme güvenliğinin korunmasının da kritik olduğunu belirten Tüfekçiler; bazı çalışmaların ekipman tesisten çıkarılmadan, kontrollü giriş sistemleri ve vardiyalı ekiplerle yürütüldüğünü anlattı.

Çalışanlara mesleki yeterlilik belgesi hedefleniyor

Hasar Restorasyon Derneği’nin Mesleki Yeterlilik Kurumuna başvurduğunu açıklayan Tüfekçiler, sektörde çalışan personelin sigortacılık bilgisi ve iş güvenliği bakımından belgelendirilmesini hedeflediklerini söyledi.

“Yüksekte çalışma, yangın riski, kimyasal kullanımı ve sigortacılık bilgisi bu mesleğin parçaları. Sektöre giriş ve çıkışların belirli kurallara bağlanması, eğitim ve denetimin sürekli hale gelmesi gerekiyor.”

Tüfekçiler, hasar süreçlerinde teknik yeterliliğin yanında insan ilişkilerinin de önemli olduğuna dikkat çekti:

“Sigortacılık ciddi bir iş. Hep kötü zamanda devreye giren bir meslek grubuyuz. Hasar olduğunda karşımızda mutsuz bir müşteri var. Hasarı fiziksel olarak gidermek ve müşteriyi memnun şekilde uğurlamak zorundasınız.”

“Kadınların sektörde bir sesinin çıkması gerekiyordu”

Tüfekçiler, kadınların sigorta sektöründe sayısal olarak güçlü olmasına rağmen üst yönetim ve karar mekanizmalarındaki temsilinin aynı seviyede olmadığını söyledi.

KASİDER’i 19 Mayıs 2019’da kurduklarını hatırlatan Tüfekçiler, derneğin erkeklere veya mevcut düzene karşı oluşturulmuş bir yapı olmadığını vurguladı:

“Kadınların sektörde bir sesinin çıkması gerekiyordu. Bu ses erkeğe ya da düzene karşı değil; kadınların kendi içlerinde hayata geçiremedikleri potansiyeli ortaya çıkarmak içindi. Bir sivil toplum kuruluşunu kurmak kadar yedi yıl boyunca sürdürülebilir kılmak da önemli.”

Kariyerine ara veren kadınlar için “İkinci Bahar”

KASİDER’in kariyerine ara veren 50 yaş üzerindeki kadınların yeniden çalışma yaşamına kazandırılması amacıyla “İkinci Bahar” projesini geliştirdiğini belirten Tüfekçiler, deneyimli kadınların eksperlik ve acentelik başta olmak üzere farklı alanlarda sektöre yeniden katkı sağlayabileceğini söyledi.

Derneğin ayrıca bir üniversiteyle bağımsız kadın direktörler yetiştirmek amacıyla iş birliği yaptığını açıklayan Tüfekçiler, sigorta sektöründe deneyim kazanmış kadınları farklı sektörlerin yönetim kurullarında da görmek istediklerini ifade etti.

Öğrencilere burs ve mentorluk desteği

KASİDER’in “Öğrenci Kardeşim” projesi kapsamında kız öğrencileri sektörün orta ve üst düzey yöneticileriyle buluşturduğunu anlatan Tüfekçiler, öğrencilere üniversite yaşamları boyunca mentorluk ve burs desteği sağlandığını kaydetti.

“Öğrencilerimizin işe yerleşmesine yardımcı oluyor; ilk iş kıyafetinden çantasına kadar yanlarında olmaya çalışıyoruz. Yalnızca iş bulana kadar değil, sektördeki yolculukları boyunca mentorluk vermeyi sürdürüyoruz.”

Tüfekçiler, gelen talepler üzerine benzer çalışmaların erkek öğrencileri de kapsayacak şekilde genişletilmeye başlandığını söyledi.

“Eşitliği söylemden çıkarıp ölçmek istedik”

KASİDER’in yedi yıl önce Eşit Kadın Sertifikası’nı sigorta sektörüyle buluşturduğunu belirten Tüfekçiler, uygulamanın şirketlerin eşitlik politikalarını ölçülebilir hale getirmeyi amaçladığını ifade etti.

“Hepimiz toplantılarda adaletli olduğumuzu ve kadınları desteklediğimizi söylüyoruz. Biz bunu ölçmek istedik. Sertifikayı alamayan, daha sonra eksiklerini giderip ikinci veya üçüncü yılında yeniden başvuran şirketler oldu. Yalnızca ücrette değil, birçok alanda farklılıklar bulunduğunu gördük.”

Genç kadın sigortacılara “cesaret ve zarafet” tavsiyesi

KASİDER’in gelecek dönem hedefleri arasında bağımsız kadın direktör programı, ilkokul çağındaki çocuklara sigorta bilinci kazandırılması ve Sigorta Haftası kapsamında düzenlenecek Kadın Zirvesi bulunuyor.

Genç kadın sigortacılara da seslenen Tüfekçiler, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çalışsınlar, kendilerine hedef koysunlar, iletişimlerini kuvvetlendirsinler, networklerini sağlamlaştırsınlar; merak etsinler ve araştırsınlar. Bütün bunları cesaretle yaparken zarafeti de unutmasınlar. Cesaretle ve zarafetle ilerlesinler.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *