AXA Türkiye ile Farklı Bakış programının bu haftaki konuğu Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak oldu. Gazeteci Noyan Doğan’ın sorularını yanıtlayan AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken ile Taha Çakmak, sigorta sektörünün 2025 performansını değerlendirirken 2026 dönemine ilişkin de dikkat çekici mesajlar verdi.
Ölken ve Çakmak farklı yönetim reflekslerine sahip olsalar da birçok temel başlıkta ortak zeminde buluştu. En güçlü ortak mesaj ise, sigorta sektörünün artık yalnızca fiyat artışlarıyla değil, yeni müşteri kazanımı, tabana yayılma, hizmet kalitesi ve dağıtım kanallarının etkinliğiyle büyümek zorunda olduğu yönünde oldu.
“2025 en iyi yıllardan biriydi”
Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak, sigorta sektörünün 2025 yılında güçlü bir performans sergilediğini vurgulayarak, sektörün artık eski oyun planlarının dışına çıkmak zorunda olduğunu söyledi. Çakmak, sigorta şirketlerinin bundan sonraki dönemde yalnızca birkaç ürüne ya da tek bir branşa yaslanarak ilerleyemeyeceğini belirterek daha geniş ürün yapısına ve daha sağlam bir büyüme mimarisine ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.
Çakmak, “2025 en iyi sektörlerden biri sigorta sektörü” derken, sektörün yalnızca finansal anlamda değil, stratejik konumlanma açısından da önemli bir eşiği geçtiğini ifade etti. Sigorta şirketlerini uzmanlık alanlarına göre üç ayrı yapıda değerlendiren Çakmak, bazı şirketlerin tek alanda uzmanlaştığını, bazılarının ana branşlarının yanına birkaç tamamlayıcı ürün koyduğunu, bazı şirketlerin ise sabah konuttan sağlığa, trafikten yangına, inşaattan tarıma kadar çok geniş bir alanda faaliyet yürüttüğünü söyledi.
Bu yeni dönemin rekabet anlayışını da değiştirdiğini vurgulayan Çakmak, “2025’te kurulan oyun ileride de devam edecek. Oyun planı farklı olduğu için oyunun kartları tamamıyla değişecek” dedi.
Ölken: “Sektör iyi geçti ama rehavet de vardı”
AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken ise 2025’in finansal sonuçlar açısından olumlu geçtiğini kabul etmekle birlikte, sektörün aynı dönemde bir miktar rehavet yaşadığını söyledi. Özellikle yüksek enflasyon, güçlü finansal gelirler ve beklenenin altında kalan büyük hasarların teknik sonuçlar üzerinde rahatlatıcı bir etki yarattığını belirten Ölken, bu durumun bazı alanlarda yatırım disiplinini geri plana ittiğini savundu:
“Sektör iyi geçirdi ama katılmadığım bir şey var. Bana sorarsanız 2025 biraz rehavetle geçti” ifadelerini kullandı. Bu rehavetin özellikle dijitalleşme, sadeleşme, iç sistem yatırımları ve müşteri verisinin etkin kullanımı gibi alanlarda kendini gösterdiğini belirten Ölken, “Finansal gelirlerin bir kısmını biraz hoyratça fiyat rekabetinde kullandık. Benim rehavet dediğim o”
Ölken’e göre sektörün önündeki asıl sınav, yüksek finansal gelirlerin sağladığı rahatlık azalırken teknik kârlılığı koruyarak büyümeyi sürdürmek olacak. “Büyüme sorunumuz var. Enflasyonun normalleştiği evrede nasıl primler yukarı çıkacak? Çok satmak lazım” diyen Ölken, önümüzdeki dönemde daha fazla müşteriye ulaşmanın zorunluluk haline geldiğini vurguladı.
Rekabetin yeni adı: Yeni müşteri kazanımı
Çakmak, sigorta sektöründe rekabetin artık aynı müşteriler arasında fiyat yarışı anlamına gelmemesi gerektiğini, asıl hedefin yeni sigortalı kazanımı olması gerektiğini söyledi. Sigortalılık oranının hâlâ düşük seviyelerde olduğunu hatırlatan Çakmak, sağlık, kasko, konut ve trafik gibi ana branşlarda penetrasyonun sektörün potansiyelinin çok altında kaldığını ifade etti.
“Rekabet yeni müşteri almak” diyerek sağlık sigortasında yaklaşık 8 milyon, kaskoda 10 milyon, konut ve iş yerinde toplam 7 milyon civarında bir ölçeğin bulunduğunu hatırlatan Çakmak, 85 milyonluk nüfus ve 33 milyon araçlık park dikkate alındığında gidilecek çok uzun bir yol olduğunu söyledi.
“Efendim aynı müşterilerde dolanalım, fiyatları artıralım; öyle bir lüks yok” diyen Çakmak, büyümenin ancak sisteme yeni müşteri kazandırılmasıyla kalıcı olacağını vurguladı.
Ölken de bu görüşe katılarak, rekabetin merkezinde yeni iş üretiminin olması gerektiğini söyledi. Ancak fiyatın da sigortacılıkta belirleyici olmaya devam edeceğini belirten Ölken, bu fiyatı rekabetçi hale getirebilmek için şirketlerin içeride ciddi verimlilik sağlaması gerektiğini anlattı:
“Rekabetçi fiyat verilmek için maliyet bazını şirkette azaltacaksın, farklı metotlar uygulayacaksın, teknoloji uygulayacaksın, çalışan verimini artıracaksın.”

Acenteler için ortak mesaj: “Olmazsa olmaz”
Üretim tarafında acentelerin payının birçok branşta hâlâ belirleyici düzeyde olduğuna işaret eden Çakmak, acente yapısının sadece satışta değil, müşteri ilişkisi ve hasar anındaki güven duygusunda da ana rolü üstlendiğini söyledi.
Çakmak, “Sağlığın yüzde 55’ini üreten, kaskonun yüzde 60-70-80’ini üreten, trafiği üreten bir ordu” diyerek acentelerin sahadaki ağırlığını anlattı. Dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarının gerekli olduğunu kabul etmekle birlikte, bunların acenteyi ikame eden değil, acentenin işini kolaylaştıran araçlar olması gerektiğini belirten Çakmak, “Bu iş acentelerle beraber devam edecek. Olmazsa olmaz” dedi.
Ölken de benzer bir çizgide konuştu. “Bu ülkedeki sigortacılığı gelecek 10, 20, 30 yıla doğru bakıyorsak, acente olmazsa olmaz” diyen Ölken, acentelerin ihtiyaçlarının değiştiğini ve sektörün bu yeni ihtiyaçları doğru anlaması gerektiğini söyledi. Ölken’e göre burada üç temel başlık öne çıkıyor: acenteye yakın temas kuran bir organizasyon yapısı, acentenin gelişimine katkı sağlayacak eğitim ve yetkinlik yatırımları ile dijital becerilerin sahaya etkin şekilde taşınması.
Yapay zekâ: Önce sadeleşme, sonra teknoloji
Çakmak, özellikle sağlık poliçesi kesim süresi üzerinden verdiği örnekle, önce ekranların ve altyapının sadeleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Göreve geldiğinde sağlıkta bir poliçe düzenleme süresinin 8 dakikayı aştığını söyleyen Çakmak, yapılan ekran ve süreç iyileştirmeleriyle bunun 1,5 dakikaya kadar indiğini belirtti. Çakmak, yapay zekânın işin tamamlayıcı parçası olduğunu ancak önce temel akışın düzgün kurulması gerektiğini ifade etti.
Ölken de bu değerlendirmeyi destekleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Hayatı sadeleştirmiyorsan yapay zekâ hiçbir şey yapmaz. Geçmişe dönük kural setlerini güncellemiyorsan yapay zekâ yanlış öğreniyor. Önce bir sade, basit, hızlı bir sistem altyapısı acenteye vereceğiz; üstüne de yapay zekâ, iş zekâsı, algoritma ne geliştiriyorsak geliştireceğiz.”
Bu yaklaşım, sektörün 2026’da dijitalleşmeye yalnızca vitrin yatırımı olarak değil, satış ve operasyon süreçlerini hızlandıran somut bir saha dönüşümü olarak bakmak zorunda kalacağını da ortaya koydu.
Alternatif dağıtım kanalları da denklemde kalacak
Acentelere verilen güçlü desteğe rağmen, alternatif dağıtım kanallarının da dengeli biçimde korunması gerektiği vurgulandı. Çakmak, kapsamlı ürün gamına sahip büyük oyuncular için sadece tek bir dağıtım kanalına yaslanmanın mümkün olmadığını belirtti. Banka kanalları, brokerlar, merkez satış yapıları ve diğer alternatif dağıtım kanallarının sistem içinde aktif tutulmasının zorunlu olduğunu söyleyen Çakmak, “Bir kanal bozulursa denge gider” dedi.
Çakmak’a göre çok ürünlü yapıda esas zorluk, aynı poliçeyi farklı satış kanallarına aynı şartlar ve aynı fiyat mantığıyla sunabilmek. Burada fiyat farklılaşmasının yaratacağı dengesizliklerin hem saha hem sistem tarafında önemli sorunlar doğurabileceğini belirtti.
Ölken ise bu noktada net bir prensip ortaya koydu: “Riskin tek bir fiyatı vardır.” Ölken, “Risk primi dağıtım kanalıyla ilişkili değildir. Dağıtım kanalının rolü hizmet ve aracılık yapmaktır” diyerek, poliçenin fiyatının kanal bazlı değişmemesi gerektiğini ifade etti.

2026’da büyüme modeli değişiyor
2026’ya ilişkin en önemli tartışma başlıklarından biri, fiyat artışları ile hasar maliyetleri arasındaki makas oldu. Çakmak, kontrollü fiyatlama ve taksit imkanlarıyla sigortanın daha ulaşılabilir hale getirilebileceğini savundu. Özellikle sağlık, kasko, DASK ve konut poliçelerinde aylık ödemelerin geniş kesimler için yönetilebilir seviyelere indirilebileceğini söyleyen Çakmak, “Ürünün ulaşılabilir olduğunu anlatacağız. Ürün pahalı değil” dedi.
Çakmak, araç sahiplerinin seramik kaplama gibi kalemlere ayırdığı bütçeyle yıllarca kasko yaptırabileceğini örnek göstererek, sigortanın pahalı olduğu yönündeki eski algının kırılması gerektiğini söyledi. Çakmak taksit kampanyalarının yeni müşteri kazanımında ciddi karşılık bulduğunu da belirtti.
Ölken ise fiyat ve taksit araçlarının önemini kabul etmekle birlikte, işin sürdürülebilirlik tarafına dikkat çekti. Ölken, “Hasar maliyetleri yerinde durmuyor. En büyük derdimiz bu” dedi. Primlerin enflasyon civarında artacağı bir döneme girilirken, hasar maliyetlerinin daha yukarı gitmeye devam ettiğini belirten Ölken, teknik kârlılığın korunmasının her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyledi.
“Teknik kârlılık olmadan sürdürülebilir olamıyorsunuz” diyen Ölken, bir ürünün fiyatını sürekli sabit tutmanın ya da baskılamanın finansal gelir desteği olmadan mümkün olmayacağını vurguladı.
Ölken'e göre önümüzdeki dönemin reçetesi; mevcut müşteriye daha fazla ürün satmak, masraf bazını düşürmek, hasar maliyetlerini kontrol altına almak ve acenteleri daha fazla işin içine sokmak olacak.
ortak hedef Reel büyüme
Sektörün artık daha cesur büyüme refleksine ihtiyaç duyduğunu söyleyen Çakmak, sigortalılık oranı artacaksa bazı branşlarda kontrollü zararların da göze alınabileceğini, ekosistemin tamamının birlikte büyümesi gerektiğini savundu:
“Ayak gazda devam. Bırakın 100-200 milyon sağlıktan zarar yiyelim… Eğer tabuları kırmak istiyorsak bazı şeylerde ilerlemek zorundayız.”
Ölken de agresif büyüme isteğine itiraz etmeden, bunun dengeli bir yapıyla yürütülmesi gerektiğini vurguladı:
“Ben de gaza basma kararındayım. Büyümek zorundayız. Sigorta şirketi olarak güçlü büyüme mesajlarını vermek zorundayız.”
Müşteriyi tanıyan büyüyecek
Ölken, gelecekte sigorta şirketleri kadar acentelerin de kendi müşteri portföyünü çok daha iyi tanımak zorunda kalacağını söyledi. Mevcut müşteriye kaç poliçe satıldığını, hangi yaş grubunda ne tür ihtiyaçların doğduğunu ve müşterinin yaşam döngüsündeki değişimlerin nasıl yeni ürün fırsatları yarattığını bilmenin, yeni dönemin anahtarı olacağını ifade etti:
“2026 yılı acentelerinde, sigorta şirketlerinde buna yatırım yapma yılıdır. Müşterinin davranış ekonomisini iyi keşfedeceğimiz bir geçiş yılı bu.”
Çakmak ise bu noktada daha çok erişilebilir fiyat, doğru ürün yapısı ve aktif müşteri kazanımı üzerinde durdu. Çakmak’ın çizdiği tabloda, sektörde büyümenin önündeki en büyük bariyer yalnızca fiyat değil; sigortanın hâlâ birçok kesim tarafından ertelenebilir ya da lüks görülen bir ihtiyaç olarak algılanması.
“Bu sektör kabuğunu kırdı”
Her iki isim de sigorta sektörünün son iki yılda önemli bir dönüşüm eşiğini geçtiği görüşünde birleşti. Çakmak, sektörün enflasyonun üzerinde büyüme ve öz kaynak kârlılığı üretme becerisi gösterdiğini, buna rağmen bunu kamuoyuna yeterince iyi anlatamadığını söyledi. “2024’te çok güzel işler yaptık. 2025’te elini daha da yükselttin. Fiyatları tamamıyla enflasyon kadar artırmadın. Bak bunu bile anlatamıyoruz” diyen Çakmak, sektörün güçlü yönlerinin daha görünür hale gelmesi gerektiğini savundu.
Çakmak, “Bu dinamik sektör büyüyecek sektör ve büyümeye de devam edecek” derken, son dönemde yaşanan değişimin sadece kâr-zarar dengesiyle sınırlı olmadığını, sektörün zihinsel bir eşiği de aştığını ifade etti:
“Hiçbir şey yapmadıysa bu kabuğu kırdı. Ve bu kabuk kırma 5 yıl ve 10 yılda da devam edecek.”