Advertisement
08.11.2026
weather
9°
Sigorta Kulisi Gündem 'İklim krizinde ayakta kalmaktan daha fazlası için sigortaya ihtiyacımız var'

'İklim krizinde ayakta kalmaktan daha fazlası için sigortaya ihtiyacımız var'

TSB Başkanı Ahmet Yaşar, COP31'de sigortacılığın ekonomik dayanıklılıktaki rolünü vurguladı. Marmara sellerinde bildirilen hasar 13,86 milyar TL'ye ulaştı

TSB Başkanı Ahmet Yaşar, COP31 dolayısıyla sigortacılığın ekonomik ve toplumsal dayanıklılığın vazgeçilmez yapı taşı olduğunu vurguladı.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde politika yapıcılara ve karar alıcılara çağrıda bulundu. 

Ahmet Yaşar

İklim krizinin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal bir güvenlik meselesi haline geldiğini vurgulayan Yaşar, sigortacılığın afet sonrasında hasar ödeyen bir mekanizma olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.

Son dönemde yaşanan sel, kuraklık ve aşırı hava olaylarının ekonomik etkilerine dikkat çeken Yaşar, iklim risklerinin yatırımlardan şehir planlamasına, sanayiden tarımsal üretime kadar bütün karar süreçlerinde dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Yaşar, iklim krizinin ekonomik sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi:

“Bir sel yalnızca evleri ve araçları değil, üretimi, ticareti ve istihdamı da etkiliyor. Kuraklık, tarımsal üretimden gıda fiyatlarına kadar geniş bir alanda sonuçlar doğuruyor. İklim risklerini artık ekonomik kararlarımızın, yatırımlarımızın ve kalkınma politikalarımızın merkezine yerleştirmek zorundayız.”

“Sigorta olmadan dayanıklı bir ekonomi inşa edilemez”

İklim kriziyle birlikte dayanıklılık anlayışının da değişmesi gerektiğini belirten Ahmet Yaşar, yalnızca afetlerin ardından toparlanmanın yeterli olmadığını vurguladı.

“Dayanıklılığı uzun yıllar bir felaketin ardından yeniden ayağa kalkabilmek olarak tanımladık. Oysa bugün mesele yalnızca eski halimize dönebilmek değil. Değişen koşullara uyum sağlamak, yeni riskleri yönetmek ve hayatın sürekliliğini korumak zorundayız. Bir sonraki afete aynı kırılganlıklarla yakalanıyorsak, yaşadıklarımızdan yeterince ders çıkarmamışız demektir.”

Sigortacılığın ekonomik dayanıklılık açısından vazgeçilmez olduğunu ifade eden Yaşar, politika yapıcılara yönelik çağrısında şu ifadeleri kullandı:

“Sigortacılık bu dönüşümün seçeneklerinden biri değil, olmazsa olmaz yapı taşıdır. Sigortayı yalnızca hasar sonrasında devreye giren bir tazminat mekanizması olarak gören anlayışı değiştirmek zorundayız.”

Yaşar, sigortacılığın alınan kararların sonuçlarını güvence altına alan bir mekanizma olarak değil, kararların en başından itibaren ayrılmaz parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, sigortanın olmadığı yerde riskin maliyetinin vatandaşların, işletmelerin ve kamunun üzerinde kaldığını söyledi.

Marmara sellerinde bildirilen hasar 13,86 milyar TL'ye ulaştı

İklim kaynaklı afetlerin ekonomik boyutuna ilişkin dikkat çekici veriler de açıklamada yer aldı.

Quick Sigorta Genel Müdürü Eyüp Özsoy, Ekim 2026'da Marmara Bölgesi'nde yaşanan sellerin sigorta sektörüne yansımasını değerlendirdi.

Özsoy'un paylaştığı verilere göre sektör genelinde açılan hasar dosyası sayısı 12 bin 440'a, toplam bildirilen hasar tutarı ise 13,86 milyar TL'ye ulaştı. Sigortalılara bugüne kadar yaklaşık 1,09 milyar TL tazminat ödendi.

Özsoy, hasar tespit ve ödeme süreçlerinin devam ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Ancak bu rakamlar yalnızca sigorta güvencesi altındaki zararları gösteriyor. Sigortasız kayıpları da düşündüğümüzde afetin ekonomik boyutunun çok daha büyük olduğunu görüyoruz.”

Açıklanan 13,86 milyar TL, bildirilen toplam hasar büyüklüğünü ifade ederken 1,09 milyar TL gerçekleşen tazminat ödemelerini gösteriyor.

“Her dört araçtan yalnızca biri kaskolu”

Marmara sellerinin Türkiye'deki sigorta koruma açığını bir kez daha gündeme taşıdığını belirten Eyüp Özsoy, kasko sigortalılık oranlarının düşüklüğüne dikkat çekti.

“Ülkemizde yaklaşık her dört araçtan yalnızca biri kasko güvencesine sahip. Üstelik elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla yeni risklerle de karşılaşıyoruz.”

Eyüp Özsoy

Özsoy, suya maruz kalan elektrikli araç bataryaları ve elektronik sistemlerde hasarların zaman içerisinde ortaya çıkabildiğini belirterek hızlı hasar tespiti, uzman ekspertiz ve doğru teminat yapısının önemini vurguladı.

“Sigortacılık karar alma süreçlerinin merkezinde olmalı”

TSB Başkanı Ahmet Yaşar, iklim krizine karşı ekonomik dayanıklılığın yalnızca afet sonrasında alınacak önlemlerle sağlanamayacağını belirtti.

Şehir planlaması, altyapı yatırımları, sanayi tesisleri ve tarımsal üretimin risk yönetimi ve sigortacılık perspektifiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yaşar, şöyle konuştu:

“Sigortacılığı kararların sonucuna değil, karar alma süreçlerinin merkezine yerleştirmeliyiz. Yeni bir şehir planlarken, altyapı yatırımı yaparken, sanayi tesisi kurarken veya tarımsal üretimi desteklerken riskin nasıl yönetileceği ve nasıl güvence altına alınacağı en başından düşünülmeli.”

Sigorta sektörünün başarısının yalnızca ödenen tazminatlarla ölçülmemesi gerektiğini de vurgulayan Yaşar, korunmasına katkı sağlanan ekonomik ve toplumsal değerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Veri, teknoloji, risk analizi ve önleyici çözümlerin sigortacılığın bu sorumluluğunu güçlendireceğini ifade etti.

COP31'de sigortacılığın rolü uluslararası gündeme taşınacak

Türkiye'nin COP31 ev sahipliğini desteklediklerini belirten Ahmet Yaşar, Türkiye Sigorta Birliği tarafından oluşturulan Insurance House (Sigorta Evi) girişiminin uluslararası iş birlikleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.

COP31 kapsamında 11–12 Kasım tarihlerinde COP31 Küresel Sigorta ve Dayanıklılık Zirvesi, 13–14 Kasım tarihlerinde ise Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) tarafından COP31 Küresel Sürdürülebilir Sigorta Zirvesi gerçekleştirilecek.

İklim finansmanının yalnızca karbon emisyonlarının azaltılmasıyla sınırlandırılmaması gerektiğini belirten Yaşar, şehirlerin, altyapının ve üretimin değişen iklim koşullarına hazırlanmasının da önemli finansman ihtiyacı doğurduğunu vurguladı.

“Sigorta ve reasüransın bu süreçteki rolü, ekonomik dayanıklılığın temelinde yer alıyor. Türkiye Sigorta Birliği'nin Insurance House girişiminin bu anlayışın uluslararası düzeyde güçlenmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

“İklim krizinde ayakta kalmaktan daha fazlasına ihtiyacımız var”

Türkiye'nin COP31 ev sahipliğinin sigortacılık ve iklim finansmanı açısından önemine dikkat çeken Ahmet Yaşar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Geleceği koruma sorumluluğunu paylaşıyoruz. Geleceğe güvenle bakmak istiyorsak, yarının koşullarına bugünden hazırlanmalıyız. Bunun yolu da sigortacılığı ekonomik ve toplumsal dayanıklılığın vazgeçilmez yapı taşı olarak kabul etmekten geçiyor. İklim krizinde ayakta kalmaktan daha fazlasına ihtiyacımız var. Güçlü bir sigorta sistemi olmadan bunu başaramayız.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *