COP31 yarın Antalya'da başlıyor. AXA'nın 2050 projeksiyonu ve Alkazar'ın taşkın analizi, kentin farklı iklim risklerini ortaya koyuyor.
Şiddetli sağanak, sel ve fırtınaların farklı dönemlerde etkili olduğu Antalya, yarın (9 Kasım 2026) başlayacak COP31 İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak. Kentte Ocak 2026'da yaşanan kuvvetli yağışlar ve fırtınalar, özellikle tarım alanları, seralar ve ulaşım üzerinde olumsuz etkilere yol açmıştı. Küresel iklim kriziyle mücadele başlıklarının tartışılacağı zirve öncesinde, Antalya'nın karşılaşabileceği tehlikeler iki ayrı araştırmanın sonuçlarıyla yeniden gündemde.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31), 9–20 Kasım tarihlerinde Antalya EXPO alanında gerçekleştirilecek. AXA Climate ve AXA Türkiye'nin yayımladığı AXA Türkiye İklim Raporu 2026, Antalya'nın 2050'ye uzanan iklim projeksiyonlarını ortaya koyarken Alkazar'ın 6 Kasım tarihli çalışması, zirve alanı ve çevresindeki yollar için taşkın senaryolarını inceliyor.
AXA'nın 2050 projeksiyonu: Sel, yüzey akışı ve heyelan
AXA Türkiye İklim Raporu 2026'ya göre Antalya'da 2050'ye kadar yaklaşık 47 bin kişi sel riski bulunan alanlarda, 28 bin kişi şiddetli yağışa bağlı yüzey akışı riski bulunan alanlarda, 37 bin kişi ise yüksek veya çok yüksek heyelan riski taşıyan bölgelerde yaşayabilir.
Bunlar ayrı tehlikelere ilişkin maruziyet tahminleri. Aynı kişilerin birden fazla risk grubunda bulunabilmesi nedeniyle rakamlar toplanamıyor.
Ulaşım altyapısına yönelik hesaplarda sel için 9 kilometre devlet yolu ve 15 kilometre yerleşim yolu; yüzey akışı için 6 kilometre karayolu ve 10 kilometre yerleşim yolu; heyelan için 8 kilometre devlet yolu ve 26 kilometre yerleşim yolu riskli kesimlerde gösteriliyor.
Sel hesaplarında 100 yıllık taşkın senaryosunda 40 santimetrenin üzerindeki su derinliği esas alınıyor. Bu rakamlar, COP31 günlerine ilişkin hava tahmini değil, uzun vadeli senaryo sonuçları.
Antalya'da orman yangını riski: Kent çevresi için yüzde 64
Raporda Antalya'ya özel olarak değerlendirilen bir başka önemli konu orman yangınları. AXA'nın 2050 projeksiyonunda, araştırmanın kapsadığı kent çevresinin yaklaşık yüzde 64'ünün orman yangını riski altında olabileceği hesaplanıyor. Yıllık yanma olasılığında ortalama yüzde 1,3'lük artış da raporda öne çıkarılıyor.
Uzun yaz kuraklıkları, yüksek sıcaklıklar, güçlü rüzgârlar ve ormanlık alanlara doğru genişleyen yapılaşma, riskin başlıca unsurları arasında sayılıyor.
AXA, büyük yangınların doğrudan bina ve altyapı hasarı dışında duman nedeniyle hava kalitesini bozabileceğine; ulaşım, turizm ve temel hizmetlerde aksamalara neden olabileceğine dikkat çekiyor.
Yüzde 64'lük oran Antalya ilinin tamamını değil, modelde değerlendirilen kent çevresini ifade ediyor.
40°C'yi aşan gün sayısı 2050'de yaklaşık 34'e çıkabilir
Aşırı sıcaklık projeksiyonunda Antalya için 40°C'yi aşan yıllık gün sayısı referans dönemde 4,6 iken 2030'da 16,8'e, 2050'de 33,8'e yükseliyor.
Aynı analizde 30°C'yi aşan gün sayısının 114'ten 145'e ulaşabileceği hesaplanıyor.
Özellikle iç kesimlerde kentsel ısı adası etkisi, aşırı sıcakların etkisini artırabilecek unsurlar arasında gösteriliyor. Raporda, yoğun yapılaşma, asfalt yüzeyler ve düşük bitki örtüsünün sıcaklığın kent içinde tutulmasına neden olabileceğine dikkat çekiliyor.
Su stresi tarım ve turizm için de risk oluşturuyor
AXA raporu, Akdeniz havzasında su stresinin ve uzayan kurak dönemlerin tarımsal üretim üzerindeki olası etkilerini de değerlendiriyor.
Narenciye ve diğer meyve üretiminde artan sulama ihtiyacı, aşırı sıcaklıklar ve suya erişim güçlükleri; verim, kalite ve üretim maliyetleri açısından riskler doğurabilir.
Su kaynaklarındaki baskının tarımsal faaliyetlerin yanında kentlerin su temini ve turizm faaliyetleri bakımından da önem taşıdığı belirtiliyor. Bununla birlikte raporda Türkiye geneli için verilen su stresi oranlarının Antalya'ya özgü bir tahmin olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Alkazar CEO'su Güven Fidan COP31 alanını mercek altına aldı
AXA'nın geniş ölçekli iklim değerlendirmesinin ardından Alkazar, COP31'in düzenleneceği EXPO alanını ve çevresindeki ulaşım ağını ele alan ayrı bir çalışma yayımladı.
Alkazar CEO'su Güven Fidan, sosyal medya paylaşımında ekibinin çıkış noktasını şu soruyla aktardı:
“Ya expo alanında ve/veya yollarda taşkın olursa...”
6 Kasım 2026'da yayımlanan analiz, geçmiş yağış kayıtlarını, 100 ve 500 yıllık taşkın senaryolarını ve zirve dönemine ilişkin meteorolojik tahminleri bir arada değerlendiriyor.
Alkazar'a göre 1980–2025 arasındaki 46 yılın 9–20 Kasım dönemlerinde toplam yağış 5 kez 100 milimetreyi aştı. Aynı dönemin 19 yılında en az bir gün 20 milimetreden fazla yağış kaydedildi. Altı yılda ise en az bir günde 50 milimetrenin üzerinde yağış görüldü.
EXPO alanı modelde korunuyor, ulaşım yolları risk altında
Alkazar'ın Aksu ve Tehnelli çaylarını kapsayan iki boyutlu taşkın modelinde, EXPO alanını çevreleyen koruyucu seddenin kesintisiz olduğu kabul edildiğinde 100 ve 500 yıllık taşkın senaryolarının hiçbirinde etkinlik parselinde su baskını oluşmuyor.
Buna karşılık alanın dört kilometre çevresindeki yollar için farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
434 kilometrelik yol ağının 100 yıllık taşkın senaryosunda 37,9 kilometresi, 500 yıllık senaryoda ise 49,6 kilometresi araçlar açısından güvenli olmayan su koşullarına ulaşıyor.
D400 karayolunun bazı kesimlerinde modelin hesapladığı en yüksek su derinliği sırasıyla 1,07 ve 1,23 metreyi buluyor.
Alkazar – COP31 EXPO çevresinde ulaşım riski
| Taşkın senaryosu | Araçlar için güvenli olmayan yol uzunluğu |
|---|---|
| 100 yıllık taşkın | 37,9 km |
| 500 yıllık taşkın | 49,6 km |
Alkazar, bu hesaplamaların yol dolguları ve bazı menfezlerin modelde yeterince temsil edilmemesi nedeniyle üst sınır olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Koruyucu seddenin kuzeybatıdaki yaklaşık 500 metrelik bölümünün ve bazı giriş noktalarının sürekliliği de sahada doğrulanmış değil. Dolayısıyla EXPO parselinin kuru kalması sonucu bu varsayımlara bağlı.
Peki, COP31 günlerinde sel bekleniyor mu?
Alkazar'ın 6 Kasım saat 14.32 itibarıyla incelediği Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) ve ABD Küresel Topluluk Tahmin Sistemi (GEFS) verilerinde, 9–15 Kasım döneminde bir günde 20 milimetreyi aşan yağış olasılığı en fazla yüzde 10 olarak hesaplandı.
16–20 Kasım dönemi için en yüksek değer yüzde 16'ya çıkarken, ileri tarihlerdeki tahmin belirsizliğinin de arttığı belirtildi.
Bu veriler COP31 sırasında sel yaşanacağını söylemiyor. Üstelik yağış tahminleri güncellendikçe olasılıklar değişebilir.
Alkazar'ın modellediği akarsu taşkını ile yoğun yağışın doğrudan oluşturabileceği ani yüzey akışı da aynı olay değil. Çalışmada EXPO sahasındaki yerel yağmur suyu drenajı ayrıca modellenmedi.
Güven Fidan: Riskleri ölçmeden doğru tedbirleri alamayız
Araştırmanın önemini değerlendiren Alkazar CEO'su Güven Fidan, paylaşımında risklerin ölçülebilir hale getirilmesine dikkat çekerek şu ifadeyi kullandı:
“Bu tür riskleri sayısallaştırıp, ölçmeden anlamlandıramayız, doğru tedbirleri alamayız.”
Çalışmanın sigortacılık açısından öne çıkardığı konu, fiziksel hasarın ötesindeki faaliyet sürekliliği riski.
Bir etkinlik alanı su baskınından korunsa bile çevresindeki yolların kullanılamaması, erişim, lojistik, tahliye ve organizasyon faaliyetlerinde aksamalara neden olabilir.
Bu tür etkiler; risk bazlı fiyatlama, iş durması ve etkinlik iptali teminatları ile parametrik sigorta çözümleri açısından da değerlendirilebilir. Hangi zararın sigorta kapsamında olduğu ise poliçe koşullarına bağlı.