Advertisement
07.09.2026
weather
23°
Sigorta Kulisi Trafik/Kasko Elektrikli bisikletler hızlandı, mevzuat geride kaldı

Elektrikli bisikletler hızlandı, mevzuat geride kaldı

Elektrikli bisikletlerin yaygınlaşması kayıt ve sigorta tartışmasını büyütüyor. Ümit Güven Akçakaya, risk temelli yeni bir güvence modeli öneriyor

Trafikte sayıları hızla artan elektrikli bisikletler için kayıt ve sigorta tartışması büyüyor. Ümit Güven Akçakaya, risk temelli yeni bir model öneriyor.

Elektrikli bisikletlerin şehir içi ulaşımda giderek yaygınlaşması, beraberinde yeni bir sigorta ve sorumluluk tartışmasını getiriyor. Bazı modellerin mevzuatta bisiklet kabul edilmesi nedeniyle plaka, tescil ve zorunlu trafik sigortasına tabi olmaması, olası kazalarda üçüncü kişilerin uğradığı zararların nasıl karşılanacağı sorusunu gündeme taşıyor.

Milat Gazetesi’nde Fırat İpek’in haberine göre, Akçakaya Sigorta Yöneticisi ve Sigorta Uzmanı Ümit Güven Akçakaya, elektrikli bisikletlerin oluşturduğu risklerin mevcut teknik sınıflandırmalarla birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Her elektrikli bisiklet aynı kategoride değil

Mevzuata göre azami sürekli anma gücü 250 wattı aşmayan, hızı saatte 25 kilometreye ulaştığında veya pedal çevrilmesine ara verildiğinde motor desteği kesilen araçlar bisiklet kapsamında değerlendiriliyor. Bu özellikleri taşıyan araçlarda plaka, tescil ve zorunlu trafik sigortası aranmıyor.

Ancak piyasada elektrikli bisiklet adıyla satılan araçların tamamı aynı teknik özelliklere sahip değil. Pedal çevrilmeden yalnızca motor gücüyle hareket edebilen, daha yüksek hıza ulaşan veya ağırlığı nedeniyle daha ciddi zarar oluşturabilecek modeller de bulunuyor.

Akçakaya: 250 watt sınırı tek başına yeterli değil

Elektrikli bisikletlerin yalnızca motor gücüne göre sınıflandırılmasının doğru olmayacağını belirten Akçakaya; pedal desteği, motorla bağımsız hareket kabiliyeti, ağırlık ve trafikte oluşturulan riskin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Akçakaya’ya göre aracın üzerinde yer alan 250 watt ibaresi tek başına yeterli bir ölçüt değil. Gerçek anlamda pedal destekli bir bisiklet ile pedal çevrilmeden motor gücüyle ilerleyebilen daha ağır bir araç, aynı risk sınıfında ele alınmamalı.

“Sigortacılık açısından esas mesele riskti”

Bir aracın mevzuatta bisiklet olarak tanımlanmasının üçüncü kişilere zarar verme ihtimalini ortadan kaldırmadığını belirten Akçakaya, “Sigortacılık açısından esas mesele riskti” değerlendirmesinde bulunuyor.

Elektrikli bisikletlerin karıştığı kazalarda yayaların yaralanması, başka araçlarda maddi hasar oluşması, tedavi giderleri ve çalışma gücü kayıpları gibi sonuçlarla karşılaşılabiliyor.

Zorunlu bir sorumluluk sigortasının bulunmadığı durumlarda zararın karşılanması doğrudan sürücünün veya hukuken sorumlu kişinin üzerinde kalabiliyor. Sorumlu kişinin ödeme gücünün yetersiz olması veya kaza sonrasında belirlenememesi ise mağduriyetin büyümesine yol açabiliyor.

Kayıt eksikliği sorumlunun belirlenmesini zorlaştırıyor

Plaka ve tescil zorunluluğunun bulunmaması, kaza sonrasında elektrikli bisikleti kullanan kişinin tespitini de güçleştirebiliyor. Özellikle sürücünün olay yerinden ayrıldığı kazalarda zarar gören kişinin hak arama süreci daha karmaşık hale geliyor.

Elektrikli bisikletlerin tamamına klasik motorlu araçlarda kullanılan sistemin uygulanması yerine daha sade bir kayıt modeli oluşturulabileceği belirtiliyor. Araçların seri numarası üzerinden kullanıcıyla eşleştirilmesi, dijital olarak kayıt altına alınması ve bu kaydın sigorta poliçesiyle ilişkilendirilmesi seçenekler arasında gösteriliyor.

“Yasaklamak yerine riski yönetmek daha doğru bir yaklaşım olacaktı”

Elektrikli bisikletlerin kullanımını yasaklamanın veya zorlaştırmanın çözüm olmayacağını vurgulayan Akçakaya, “Yasaklamak yerine riski yönetmek daha doğru bir yaklaşım olacaktı” diyor.

Akçakaya; araçların kayıt altına alınması, işletenin belirlenebilmesi ve üçüncü kişilere verilebilecek zararları kapsayan uygun maliyetli bir sorumluluk sigortası geliştirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Otomobillerdeki zorunlu trafik sigortasının elektrikli bisikletlere birebir uygulanması yerine, aracın teknik özellikleri ve risk düzeyi dikkate alınarak düşük primli bir sorumluluk sigortası veya mikro sigorta modeli oluşturulabileceği belirtiliyor.

Skuter düzenlemesi elektrikli bisikletler için uyarı niteliğinde

27 Şubat 2026’da yayımlanan 7574 sayılı Kanun ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 103’üncü maddesinde elektrikli skuter sürücülerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin değişiklik yapıldı. Söz konusu hüküm 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek.

Elektrikli skuterlerin önce yaygınlaştığını, kazalar ve mağduriyetler görünür hale geldikten sonra düzenleme yapıldığını hatırlatan Akçakaya, “Aynı sürecin elektrikli bisikletlerde de yaşanmaması gerekiyordu” uyarısında bulunuyor.

Akçakaya, elektrikli bisikletlere yönelik teknik sınıflandırma, kayıt, denetim ve sigorta modelinin kazalar artmadan oluşturulmasının daha doğru olacağını ifade ediyor.

Amaç bisikleti değil, mağduru güvenceye almak

Elektrikli bisikletler ekonomik, çevreci ve pratik bir ulaşım alternatifi sunuyor. Ancak trafikteki sayıları arttıkça üçüncü kişilere yönelik sorumluluk riskinin de göz ardı edilmemesi gerekiyor.

Sigorta tartışmasının merkezinde araç sahibine yeni bir maliyet getirilmesinden çok, kaza sonucunda zarar gören kişilerin güvence altına alınması bulunuyor. Oluşturulacak sistemin araçların teknik özelliklerini ve gerçek risk düzeyini dikkate alan, kolay erişilebilir ve uygun maliyetli bir yapıya sahip olması gerektiği belirtiliyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *