Advertisement
03.07.2026
weather
24°
Sigorta Kulisi Sektör Türkiye Suistimal Araştırması: Şirketlerin yüzde 85’i suistimal vakasıyla karşılaştı

Türkiye Suistimal Araştırması: Şirketlerin yüzde 85’i suistimal vakasıyla karşılaştı

PwC Türkiye ve TEİD’in Türkiye Suistimal Araştırması 2026 raporuna göre şirketlerin yüzde 85’i son iki yılda en az bir suistimal vakasıyla karşılaştı.

PwC Türkiye ve TEİD iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Suistimal Araştırması 2026, suistimalin şirketler için istisnai bir olay olmaktan çıktığını; erken tespit, güçlü kontrol ortamı ve güven kültürüyle yönetilmesi gereken temel bir kurumsal risk alanına dönüştüğünü ortaya koydu.

PwC Türkiye ve Etik ve İtibar Derneği (TEİD) iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Suistimal Araştırması 2026 yayımlandı. Araştırmaya göre Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin yüzde 85’i son iki yıl içinde en az bir suistimal vakasıyla karşılaştı.

Araştırma, suistimal riskinin şirketler açısından artık istisnai bir olay olarak değil; düzenli izlenmesi, erken tespit edilmesi ve güçlü kontrol mekanizmalarıyla yönetilmesi gereken temel bir kurumsal risk başlığı olarak ele alınması gerektiğini gösterdi.

Suistimal Kaynaklı Kayıplar 25 Milyon TL’yi Aştı

Araştırmaya göre katılımcı şirketlerin yaklaşık yüzde 40’ında suistimal kaynaklı yıllık kayıp 5 milyon TL’nin üzerinde gerçekleşti. Şirketlerin yüzde 16’sında ise toplam kayıp 25 milyon TL’yi aştı.

Tipik bir şirkette medyan 3 suistimal vakası meydana gelirken, şirket ölçeği büyüdükçe vaka sayısı ve kayıp tutarları da artıyor. Araştırma, özellikle büyük organizasyonlarda işlem hacmi, yetki katmanları ve üçüncü taraf temasları arttıkça suistimalin finansal etkisinin daha görünür hale geldiğini ortaya koydu.

Her İki Vakadan Biri Geç Tespit Ediliyor

Türkiye Suistimal Araştırması 2026’nın dikkat çeken bulgularından biri de tespit süreleri oldu. Araştırmaya göre her iki suistimal vakasından biri bir yıldan fazla sürede tespit edilebiliyor ya da tespit süresi bilinmiyor.

Bu tablo, şirketlerde erken uyarı mekanizmalarının, etik ihbar hatlarının, iç denetim yapısının ve veri analitiği uygulamalarının önemini artırıyor.

“Suistimal Artık İstisnai Bir Olay Olarak Görülmemeli”

PwC Türkiye Finansal Suçlar, Suistimal ve Uyum Riskleri Danışmanlığı Lideri Dr. Gökhan Yılmaz, araştırma sonuçlarının şirketler açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirtti.

Yılmaz, “Türkiye Suistimal Araştırması 2026’nın ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri, suistimalin artık şirketler için istisnai bir olay olarak görülmemesi gerektiğidir. Bulgular, şirketler arasındaki temel farkın suistimalle karşılaşıp karşılaşmamakta değil, bu riski ne kadar erken fark edip ne kadar sistematik şekilde yönetebildiklerinde ortaya çıktığını gösteriyor” dedi.

Şirket ölçeği büyüdükçe kayıp tutarlarının da farklılaştığını ifade eden Yılmaz, özellikle çalışan sayısı fazla olan büyük organizasyonlarda daha yüksek tutarlı kayıpların görünür hale geldiğine dikkat çekti.

Yılmaz, “Büyük organizasyonlarda işlem hacmi, yetki katmanları ve üçüncü taraf temasları arttıkça suistimalin finansal etkisi de büyüyebiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Etik Hatta Güven Erken Tespiti Güçlendiriyor

Araştırma, etik ihbar hatlarına duyulan güven ile erken tespit arasındaki ilişkiyi de ortaya koydu. Etik hattının etkin işlediğine inanan şirketlerde vakaların yüzde 73,6’sı ilk 12 ay içinde tespit ediliyor.

Dr. Gökhan Yılmaz, bu sonucun suistimalle mücadelede yalnızca politika, prosedür ve teknolojiye değil, çalışanların konuşabildiği ve bildirim yaptığında bunun dikkate alınacağına inandığı bir güven kültürüne ihtiyaç olduğunu gösterdiğini belirtti.

Araştırmaya göre tespit edilen vakaların yaklaşık dörtte biri etik hat üzerinden geliyor. Güven düzeyi azaldıkça erken tespit oranı da belirgin şekilde düşüyor.

Yönetim Kaynaklı Vakalarda Kayıp Riski Daha Yüksek

Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu, suistimalin kim tarafından gerçekleştirildiğinin kayıp tutarı üzerinde belirleyici olması oldu. Yönetim kaynaklı vakalarda 25 milyon TL üzeri kayıp oranı yüzde 33,3 seviyesine ulaşırken, çalışan kaynaklı suistimallerde bu oran yüzde 7,8 seviyesinde kaldı.

Bu sonuç, yetki, erişim ve karar alma seviyesi yükseldikçe suistimalin finansal etkisinin de büyüyebildiğini gösteriyor. Araştırma, şirketlerin kontrol mekanizmalarını yalnızca operasyonel seviyede değil; yönetim ve karar alma süreçlerini de kapsayacak şekilde tasarlaması gerektiğine işaret ediyor.

Suistimal Vakalarının Yüzde 64’ü Çalışan Kaynaklı

Araştırmadan öne çıkan sonuçlara göre suistimal vakalarının yüzde 64’ü çalışan kaynaklı gerçekleşti. Bunu yüzde 15 ile yönetim, yüzde 10 ile müşteriler izledi.

Suistimal riskinin özellikle satın alma, satış, operasyon, depo/stok, finans ve muhasebe gibi işlem yoğun alanlarda yoğunlaştığı görüldü. Bu alanlar, finansal akışların yoğunluğu ve üçüncü taraf temaslarının fazlalığı nedeniyle daha yüksek risk barındırıyor.

Kayıpların Sadece Yüzde 20’si Geri Alınabiliyor

Araştırmaya göre suistimal kaynaklı kayıpların olay sonrasında geri kazanımı sınırlı kalıyor. Şirketler, kayıpların ortalama yalnızca yüzde 20’sini geri alabiliyor.

Bu bulgu, şirketler için asıl önceliğin olay gerçekleştikten sonra müdahale etmekten ziyade, riskleri görünür hale getiren, erken uyarı sağlayan ve suistimali mümkün olduğunca gerçekleşmeden önlemeye odaklanan yapılar kurmak olduğunu gösteriyor.

Düzenli Risk Değerlendirmesi Yapan Şirket Oranı Yüzde 35

Araştırmada, düzenli suistimal risk değerlendirmesi yapan şirket oranının yüzde 35 seviyesinde olduğu belirtildi. Bu oran, şirketlerin önemli bir bölümünde suistimal risklerinin sistematik ve metodolojik şekilde ele alınması konusunda gelişim alanı bulunduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya göre şirketlerin; güçlü etik kültürü, bağımsız iç denetim, güvenilir ihbar mekanizmaları, düzenli risk değerlendirmesi, veri analitiği ve sürekli izleme sistemlerini suistimalle mücadelede temel unsurlar olarak ele alması gerekiyor.

Şirketler İçin Öncelikli Aksiyon Alanları

Türkiye Suistimal Araştırması 2026, şirketlerin suistimal riskini daha etkin yönetebilmesi için bazı başlıkların öne çıktığını gösterdi. Buna göre şirketlerin düzenli ve metodolojik suistimal risk değerlendirmesi yapması, etik ihbar hatlarında güven ve anonimlik algısını güçlendirmesi, iç denetim fonksiyonunu icradan bağımsız konumlandırması önem taşıyor.

Araştırma ayrıca satın alma, satış, operasyon, depo/stok, finans ve muhasebe süreçlerinde görevler ayrılığı ve onay kontrollerinin güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu. Yönetim seviyesindeki yetki, çıkar çatışması ve onay mekanizmalarının düzenli gözden geçirilmesi de öne çıkan aksiyon alanları arasında yer aldı.

Büyük ölçekli şirketlerde veri analitiği, sürekli izleme ve otomatik uyarı mekanizmalarının yaygınlaştırılması; üçüncü taraf risk yönetimi uygulamalarının daha etkin hale getirilmesi de araştırmada dikkat çekilen başlıklar arasında yer aldı.

PwC Türkiye ve TEİD iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Suistimal Araştırması 2026, kurumların suistimal risklerine ilişkin farkındalıklarını artırmayı, iyi uygulamaları görünür kılmayı ve daha etkin risk yönetimi mekanizmalarının geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *