Advertisement
08.09.2026
weather
21°
Sigorta Kulisi Sektör Nazan Yılmaz: Sanat eserlerinin değeri her yıl güncellenmeli

Nazan Yılmaz: Sanat eserlerinin değeri her yıl güncellenmeli

Polaris Sigorta Sanat Sigortası Direktörü Nazan Yılmaz, doğru değerleme, özel teminatlar ve koleksiyonların güncellenmesinin önemini anlattı

Polaris Sigorta Sanat Sigortası Direktörü Nazan Yılmaz, sanat poliçelerinde doğru değerleme, geniş teminat ve uzman danışmanlığın önemini anlattı.

Sanat eserleri yalnızca kültürel değerleriyle değil, yatırım portföylerinde ulaştıkları büyüklükle de dikkat çekiyor. Eserlerin değerindeki hızlı değişim, nakliye ve sergileme süreçlerindeki riskler ile hırsızlık vakaları, sanat sigortasının önemini artırıyor.

Bloomberg HT’de Hedef Portföy Kurumsal Satış ve İletişim Direktörü Gözde Kuyumcu’nun sunduğu “Varlık Yönetimi” programına konuk olan Polaris Sigorta Sanat Sigortası Direktörü Nazan Yılmaz, sanat sigortasının kapsamını, doğru değerlemenin önemini ve karşılaştıkları dikkat çekici hasar örneklerini anlattı.

Sanat sigortası beş farklı ihtiyaca göre şekilleniyor

Sanat sigortasının kurumlara ve kişilere ait koleksiyonları dünyanın her yerindeki risklere karşı koruyabildiğini belirten Yılmaz, poliçelerin beş ana grupta değerlendirilebileceğini söyledi.

İlk grupta koleksiyonerler ve müzeler, ikinci grupta eser giriş ve çıkışlarının yoğun olduğu galeriler ile müzayede şirketleri yer alıyor. Sergi organizasyonları için “nail to nail”, Türkçe karşılığıyla çividen çiviye teminat modeli uygulanabiliyor.

Sanatçılara yönelik poliçeler, atölyelerdeki yarım kalmış çalışmalardan satışa hazır eserlere kadar geniş bir varlık grubunu kapsayabiliyor. Profesyonel sanat eseri taşıyan nakliye şirketleri içinse özel taşıyıcı sorumluluk poliçeleri hazırlanabiliyor.

Resim ve heykelle sınırlı değil

Sanat sigortası denildiğinde ilk olarak resim ve heykellerin akla geldiğini belirten Yılmaz, poliçelerin çok daha geniş bir koleksiyon grubunu kapsadığını ifade etti.

Müzik aletleri, şarap ve viski koleksiyonları, saatler, mücevherler, tarihî eserler, klasik araçlar, halılar, kıymetli mobilyalar ve özel çatal-bıçak takımları da koleksiyon poliçeleriyle sigortalanabiliyor.

Yılmaz şunu söyledi:

“Günün sonunda bu bir koleksiyon poliçesi. Bütün değerli ve kıymetli varlıklar, nitelikleri ve kullanım biçimleri dikkate alınarak sigortalanabilir.” 

Poliçe kişiye ve koleksiyona özel hazırlanmalı

Sanat sigortasında standart bir poliçe yaklaşımının yeterli olmayacağını vurgulayan Yılmaz, koleksiyonerin veya kurumun ihtiyaçlarının ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini söyledi.

Standart konut veya iş yeri poliçelerinin sanat eserlerinin özel ihtiyaçlarını her zaman karşılayamayabileceğine dikkat çeken Yılmaz, sanat sigortasını geniş kapsamlı bir “all risks” poliçesi olarak tanımladı:

“Standart iş yeri veya konut poliçelerinde hangi risklerin teminata dahil olduğu tek tek belirtilir. Sanat sigortasında ise kişi veya kurum araştırılır ve poliçe ihtiyaca özel hazırlanır. Poliçede belirtilen istisnaların dışındaki riskler otomatik olarak teminata dahil edilir.”

Zamanla eskime, aşınma, yıpranma, böceklenme ve sigortalının bilerek verdiği zararlar ise genel olarak teminat dışında değerlendiriliyor.

Sanatçının vefatının ardından eserlerinin değerinin artabileceğini belirten Yılmaz, bazı poliçelerde bu dönemde yaşanacak hasarlar için liste değerinin iki katına kadar ödeme sağlayan hükümler bulunabildiğini söyledi. Galerilerin veya koleksiyonerlerin üçüncü kişilerden ödünç ya da konsinye aldığı eserler de uygun poliçe hükümleriyle otomatik teminata dahil edilebiliyor.

Restorasyon masrafının yanında değer kaybı da karşılanabiliyor

Sanat eserlerinde kısmi hasarın yalnızca fiziksel onarım maliyetinden oluşmadığını belirten Yılmaz, restore edilen bir eserin piyasa değerini de kaybedebileceğine dikkat çekti.

Fine art poliçelerinde, koşullara bağlı olarak restorasyon masrafının yanı sıra eserde oluşan değer kaybı da karşılanabiliyor. Bu özellik, sanat sigortasını standart poliçelerden ayıran önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Tablo, heykel, antika, tarihî eser, saat, mücevher, şarap ve klasik araç koleksiyonlarının farklı uzmanlıklar gerektirdiğini vurgulayan Yılmaz, “Her eseri her restoratör onaramaz. Eksperler ve restoratörlerle birlikte çalışarak hasarı doğru biçimde yönetmek gerekiyor” dedi.

“Sanat poliçeleri yılda en az bir kez güncellenmeli”

Sanat piyasasında arz ve talebin belirleyici olduğunu söyleyen Yılmaz, bir sanatçının uluslararası başarı elde etmesinin veya eserinin önemli bir müzayedede yüksek bedelle satılmasının diğer eserlerinin değerini de etkileyebileceğini ifade etti.

Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa tablosunun 1911’de Louvre Müzesi’nden çalınması ve yaklaşık iki yıl sonra bulunmasını örnek gösteren Yılmaz, eserlerin yaşadığı olayların ve kazandığı hikâyenin değerlerini değiştirebildiğine dikkat çekti.

“Güncel bedellerin ve koleksiyon listesinin doğru tutulması çok önemli. Sanat poliçelerinin yılda en az bir kez güncellenmesini öneriyoruz” diyen Yılmaz, değerleme sürecinin uzman eksperlerle yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Hırsızlık teminatı bulunmayan poliçe ödeme yapmadı

Sanat eseri hırsızlığının küresel ölçekte ciddi bir yasa dışı pazar oluşturduğunu belirten Yılmaz, programda paylaştığı verilere göre bu alandaki yasa dışı kazancın yılda yaklaşık 5 milyar dolara ulaştığını söyledi.

Çalınan eserlerin önemli bölümünün kayıtlara geçmediğini ve yalnızca küçük bir kısmının bulunabildiğini ifade eden Yılmaz, hırsızların bazı eserleri uzun süre sakladıktan sonra yeniden piyasaya çıkarmaya çalışabildiğini belirtti.

Yılmaz, doğru poliçe kapsamının önemini anlatırken Edvard Munch’un “Çığlık” ve “Madonna” adlı eserlerinin Oslo’daki Munch Müzesi’nden çalınmasını örnek gösterdi. Eserlerin poliçesinde yangın teminatı bulunmasına rağmen hırsızlığın kapsam dışında kaldığını ve bu nedenle sigorta şirketinin hasarı karşılamadığını anlattı:

“Bir sanat eserinde meydana gelen hasara standart bir eşya hasarı gibi yaklaşılamaz. Kolu kırılan bir heykele yalnızca ‘yapıştırılır’ denilemez. Hasarın sanat konusunda uzman kişiler tarafından değerlendirilmesi gerekir.”

Çividen çiviye” teminat nasıl çalışıyor?

Sergiler için geliştirilen “çividen çiviye” teminat, eserin bulunduğu yerden teslim alınmasıyla başlıyor. Sergi alanına taşıma, sergi süresi, dönüş nakliyesi ve eserin sahibine yeniden teslim edilmesi bu güvenceye dahil edilebiliyor:

“Eser sanatçıdan veya koleksiyonerden teslim alındığı anda sigortacının sorumluluğu başlar. Gidiş ve dönüş nakliyesiyle sergi süresinin tamamında teminat devam eder.”

Çalınan saat yenisiyle değiştirildi, kaybolan yüzük ödendi

Sanat sigortasının saat, mücevher, kürk ve kıymetli çantalarda “üzerinde taşıma limiti” sağlayabildiğini belirten Yılmaz, İspanya’da saldırıya uğrayan bir sigortalının kolundaki saatin çalındığı hasar örneğini paylaştı.

Yerel polis tarafından tutanak düzenlenmesinin ardından sigortalıya, saatin poliçedeki değerinin ödenmesi veya aynı modelin yenisinin temin edilmesi seçenekleri sunuldu. Sigortalının tercihi üzerine aynı model yurt dışında bulunarak kendisine teslim edildi.

Bir başka olayda ise sigortalı, masaja girmeden önce tek taş yüzüğünü çantasına koydu ancak daha sonra yüzüğünü bulamadı. Olay klasik anlamda hırsızlık olarak değerlendirilememesine rağmen kaybolma riskinin poliçeye dahil edilmiş olması sayesinde yüzüğün sigorta bedeli ödendi.

Yılmaz, standart poliçelerde kıymetli eşyanın kasada tutulması veya hırsızlık sırasında zor kullanma izlerinin bulunması gibi şartların aranabildiğini; kişiye özel sanat poliçelerinde ise beyan esasına göre daha geniş teminatlar oluşturulabildiğini söyledi.

Ani ve beklenmedik zararlar da teminat kapsamında

Eserin üzerine içecek dökülmesi, çizilmesi, düşürülmesi veya bir çocuk tarafından boyanması gibi ani ve beklenmedik olayların da poliçeye dahil edilebildiğini belirten Yılmaz, müzelerdeki vandalizm riskinin de güvence kapsamına alınabileceğini kaydetti.

Beyan esasına dayanan sistemde kişi veya kurumun poliçe öncesinde incelendiğini söyleyen Yılmaz; koleksiyon listesinin, eser değerlerinin ve ekspertiz raporlarının karşılıklı mutabakatla kayda alınmasının önemini vurguladı.

“Sanat eserleri bizim kültür mirasımız”

Programın sonunda Türkiye’deki kültür varlıklarının korunmasına değinen Yılmaz, kamuoyuna yansıyan kayıp eser iddialarını da hatırlattı.

Dolmabahçe Sarayı’ndaki toplam ağırlığı 92 kilogram olarak belirtilen iki altın vazonun akıbeti, Zeugma Müzesi’nde 9 milyon dolar değer biçilen 10 eser, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesindeki müzede bulunamadığı belirtilen 404 eser, Devlet Resim ve Heykel Müzesi’ndeki 302 tablo ve Batman Müzesi’ndeki tarihî sikkeler hakkındaki iddialara dikkat çekti.

“Sanat eserleri bizim kültür mirasımız. Bu mirası gelecek nesillere aktaracak birer aracıyız. Bu nedenle korunmaları büyük önem taşıyor.”

Sanat sigortasının yalnızca hasar sonrasında ödeme yapan bir ürün olmadığını belirten Yılmaz; doğru değerleme, risk analizi, uzman eksper desteği, profesyonel taşıma ve uygun restorasyon süreçlerinin kültür mirasının korunmasında birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *