Advertisement
11.10.2026
weather
17°
Sigorta Kulisi Sektör Kerim Gürkan’dan FERMA notları: Sigortacılığın geleceği nerede?

Kerim Gürkan’dan FERMA notları: Sigortacılığın geleceği nerede?

BMS Group CEO’su Kerim Gürkan, FERMA Forum izlenimlerinde sigortacılığın geleceğini, yapay zekâyı, hasarı önlemeyi ve risk yönetimini değerlendirdi

BMS Group CEO’su Kerim Gürkan, FERMA Forum izlenimlerini paylaşarak sigortacılığın hasarı önleme, yapay zekâ ve risk yönetimindeki rolüne dikkat çekti.

BMS Group CEO’su Kerim Gürkan, Rotterdam’da düzenlenen FERMA Forum’un ardından kaleme aldığı yazıda, sigorta sektörünün yalnızca risk transferi ve hasar ödemesine odaklanmak yerine yatırımları destekleyen, kayıpları önleyen ve müşterilerinin stratejik kararlarında yer alan bir yapıya dönüşmesi gerektiğini belirtti.

Yaklaşık 20 yıldır Monte Carlo Rendez-Vous ve Baden-Baden başta olmak üzere uluslararası sigorta ve reasürans buluşmalarına katıldığını aktaran Gürkan, iki yılda bir düzenlenen FERMA Forum’a bu yıl ilk kez katıldığını ifade etti. Forumda 58 ülkeden 3 bin katılımcıyla üç gün boyunca riskin geleceğinin tartışıldığını belirten Gürkan, “Rotterdam’dan, yıllardır içinde bulunduğum sektöre farklı bir açıdan bakmamı sağlayan notlarla döndüm” dedi.

“Sigortacılık yalnızca sermayeyi korumaz”

Forumun açılış konuşmasını yapan Greg Case’in sektörün önemi, değişime uyum ve insan kaynağı üzerinde durduğunu aktaran Gürkan, konuşmadan çıkardığı temel mesajı şöyle paylaştı:

“Sigortacılık yalnızca sermayeyi korumaz. Sermayenin harekete geçmesini de sağlar. Sermaye korunmadığı yere gitmez. Altyapı yatırımlarından enerji dönüşümüne, yeni teknolojilerden uzay çalışmalarına kadar pek çok alanda sigortacılık, yatırımların gerçekleşmesini mümkün kılan temel unsurlardan biri.”

Dünyanın giderek daha karmaşık ve birbirine bağlı riskler ürettiğine dikkat çeken Gürkan, sigorta sektörünün bu riskleri üstlenme iştahının aynı hızda gelişmediğini belirtti:

“Sermaye var olabilir, ancak bu, müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu riskler için anlamlı bir kapasite olduğu anlamına gelmiyor.”

Gürkan, Case’in konuşmasında sigorta sektörünün üstlendiği mal ve sorumluluk risklerinin ekonomik büyüklüğe oranındaki düşüşe de dikkat çekildiğini aktararak şu değerlendirmede bulundu:

“Yani sektörümüz mutlak büyüklük olarak gelişmeye devam etse de, ekonominin yarattığı riskleri karşılama kapasitemiz aynı ölçüde artmıyor. Case’in ifadesiyle, sektör olarak tarihî bir anlam mücadelesinin içindeyiz.”

“Asıl mesele piyasada ne kadar sermaye bulunduğu değil, bu sermayenin ne kadarının gerçek riskleri üstlenmeye istekli olduğu” diyen Gürkan, ticaret, teknoloji, iklim ve iş gücünün birbirini etkileyen temel risk başlıkları olarak öne çıktığını ifade etti.

Şirketlerin yatırımlarını genellikle üç ila beş yıllık bir perspektifle planlamasına karşılık sigorta sektörünün çoğunlukla bir yıllık yenileme döngüleriyle çalıştığını belirten Gürkan, “Uzun vadeli yatırım güvenini, kısa vadeli sigorta mekanizmalarıyla ne ölçüde sağlayabiliyoruz?” sorusunu gündeme taşıdı.

“Algoritmalar hesap verebilirliği ortadan kaldıramaz”

Yapay zekânın forumun en çok konuşulan konularından biri olduğunu aktaran Gürkan, teknolojinin karar süreçlerindeki rolüne ilişkin şu soruyu paylaştı:

“Yapay zekâ kararlarımızı destekleyen bir araç mı, yoksa farkında olmadan kararlarımızı veren görünmez bir otoriteye mi dönüşüyor?”

Risk değerlendirme, modelleme, veri analizi ve hasar yönetiminde yapay zekânın yaratacağı dönüşüme işaret eden Gürkan, kendi başına görev planlayıp yürütebilen uygulamalarla değişimin daha da hızlanacağını düşündüğünü belirtti.

DXC’den Ramsés Gallego’nun sunumuna da değinen Gürkan, siber saldırıların fiziksel hasara, iş durmasına, sorumluluk risklerine ve itibar kaybına dönüşebildiğini aktardı. Bu bağlantıları anlamada yapay zekânın fırsatlar sunduğunu belirten Gürkan, insan muhakemesi ve sorumluluğun önemini şöyle anlattı:

“Bir riski kabul ediyor, bir müşteriye tavsiye veriyor veya bir hasarı değerlendiriyoruz. Bu kararların nihai sorumluluğunu birilerinin üstlenmesi gerekiyor. Algoritmalar karar süreçlerini geliştirebilir, ancak hesap verebilirliği ortadan kaldıramaz.”

Gürkan, tartışmalardan çıkardığı sonucu, “Yapay zekâ insanın yerini almaktan çok, insanın kapasitesini artıracak” sözleriyle özetledi.

Teknolojinin çalışan sayısını azaltmak yerine mevcut çalışanların daha fazla değer üretmesi için kullanılmasını savunan Gürkan, şu ifadeleri kullandı:

“Bir kurumda 100 kişi çalışıyorsa hedefimiz yapay zekâyla bu sayıyı 30’a düşürmek mi olmalı? Yoksa aynı 100 kişinin teknoloji sayesinde çok daha fazla değer üretmesini mi hedeflemeliyiz? Bence doğru cevap ikincisi.”

Genç profesyonellerin ilk günden gerçek müşteri sorunlarıyla karşı karşıya getirilmesini öneren Gürkan, yöneticilerin de genç meslektaşlarından öğrenmeye açık olması gerektiğini belirtti. Chubb’dan Ana Robic’in gençlere yönelik dayanıklılık, itibar ve ilişkilerden oluşan üç temel önerisini de aktardı.

“Sigortacılık, toplumun bağışıklık sistemi gibidir”

Sigortacılığın dışarıdan çoğunlukla poliçeler, prosedürler ve evraklarla ilişkilendirildiğini belirten Gürkan, sektörün üstlendiği rolün çok daha geniş olduğunu vurguladı:

“Uzay çalışmalarını, yeni biyoteknolojileri, daha önce denenmemiş mühendislik projelerini ve insanlığın sınırlarını zorlayan girişimleri sigortalıyoruz. Geçmiş hasar deneyimi bile olmayan risklere çözümler geliştirmeye çalışıyoruz.”

Liberty Specialty Markets’ten Pierre-Edouard Fraigneau’nun benzetmesine değinen Gürkan, sigortacılığın sonucu belirsiz ve iddialı girişimleri mümkün kılan bir sektör olduğunu ifade etti.

Hasar anında sektörün insani boyutunun daha görünür hale geldiğini belirten Gürkan, “Evi yanan bir aile, büyük bir felaketten sonra faaliyetlerine dönmeye çalışan bir şirket veya sağlık güvencesine ihtiyaç duyan bir insan için sigortacılık bir evrak meselesi değil. Hayatın kendisiyle ilgili” değerlendirmesinde bulundu.

Beazley’den Fred Kleiterp’in, forumun gerçekleşmesi için kongre merkezi, oteller, ulaşım, çalışanlar ve tedarikçiler dahil pek çok alanda sigorta güvencesine ihtiyaç duyulduğunu hatırlattığını aktaran Gürkan, Munich Re’den Beatrix Hartinger’in benzetmesini de paylaştı:

“Sigortacılık, toplumun bağışıklık sistemi gibidir.”

Gürkan, bu yaklaşımı şöyle değerlendirdi:

“Riskleri tanıyor, tehditlere yanıt veriyor, şokların etkisini azaltıyor ve toplumun yeniden ayağa kalkmasına yardımcı oluyor. Bunları yaptıktan sonra da tekrarlanmaması için hafızasında tutuyor.”

Risk yöneticileri, brokerler, sigorta ve reasürans şirketleri ile hasar profesyonellerinin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Gürkan, “Belki de aslında sorunumuz yaptığımız işin yeterince önemli gözükmemesi değil, önemini müşterilerimize ve kamuoyuna yeterince iyi anlatamıyor olmamız” dedi.

“Poliçe satan bir sektörden, dayanıklılık ve güven sağlayan bir sektöre dönüşmeliyiz”

Forumda sigortacılığın müşterilere sunduğu değerin değişmesi gerektiğinin farklı oturumlarda ele alındığını belirten Gürkan, hasar sonrasında ödeme yapmanın ötesine geçilmesi gerektiğini ifade etti:

“Geleneksel değer önerimiz büyük ölçüde bir kayıp gerçekleştikten sonra kaybı yerine koyma üzerine kurulu. Ancak gelecekteki değerimizin önemli bir bölümü, o kaybın hiç gerçekleşmemesini sağlayabilmekten gelecek.”

Risk mühendisliği, veri analitiği, erken uyarı sistemleri ve önleyici danışmanlık hizmetlerinin bu nedenle önem kazandığını aktaran Gürkan, müşterilerle ilişkinin yenileme dönemleri ve hasar anlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı:

“Müşterilerimizle yalnızca yenileme dönemlerinde veya hasar anlarında görüşmemiz yeterli değil. Yatırım ve strateji kararlarında da masada olmamız gerekiyor. Poliçe satan bir sektörden, dayanıklılık ve güven sağlayan bir sektöre dönüşmeliyiz.”

“Risk yönetimi şirketin yönetişim DNA’sının parçası olmalı”

Kurumsal Risk Yönetimi Derneği (KRYD) ve ÇİMSA Risk Yöneticisi kimliğiyle panellere katılan Volkan Can’ın gündeme getirdiği bir konuya da değinen Gürkan, bazı şirketlerde risk yöneticisinin ayrılmasının ardından pozisyonun tamamen ortadan kalkabildiğini belirtti.

Bu durumun risk yönetiminin kurumsal yapı içinde ne ölçüde benimsendiğini gösterdiğini ifade eden Gürkan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Risk yönetimi bir kişiye bağlı olmadan şirketin yönetişim DNA’sının parçası olmalı. Bence ideal yapıda risk yönetiminin yönetim kuruluna doğrudan erişimi, hatta mümkünse doğrudan raporlama ilişkisi bulunmalı.”

Open Sesame İnisiyatifi oturumunda risk yönetimi ile finans dünyasının aynı dili konuşmasının öneminin tartışıldığını aktaran Gürkan, önleyici yatırımların finansal değerinin ortaya konulması gerektiğine dikkat çekti:

“Ancak gerçekleşmeyen bir felaketin finansal değerini nasıl ölçebiliriz? Önlediğimiz bir hasarın veya iş durmasının bilançoya katkısını nasıl gösterebiliriz?”

“Yalnızca harekete geçmenin maliyetini değil, harekete geçmemenin maliyetini de hesaplayabilmeliyiz” diyen Gürkan, risklerin finansal ve stratejik bir dile çevrilmesinin şirketlerin karar süreçlerindeki etkiyi artıracağını belirtti.

Güncel işler ve Türk delegasyonuyla temaslar

Forumun stratejik tartışmaların yanı sıra günlük iş gündemine de katkı sunduğunu belirten Gürkan, program aralarında sigorta risk değerlendirme uzmanlarıyla müşterilerin riskleri, kapasite ihtiyaçları, devam eden plasmanlar ve hasar dosyaları üzerine doğrudan görüşmeler yaptıklarını aktardı.

Gürkan, gelecek yıl artacak altyapı ve inşaat projeleri konusunda Munich Re’den Brody Willys ile kapasite ve fiyat öngörülerini değerlendirme fırsatı bulduğunu belirterek, “Güncel iş gündemimize de somut katkı sağlayan, verimli bir buluşma oldu” ifadelerini kullandı.

Türkiye’den risk yöneticileri, brokerler, acenteler, eksperler ve diğer sektör paydaşlarının katılımından duyduğu memnuniyeti de paylaşan Gürkan, Türk sigorta şirketlerinin katılımının ise görece sınırlı kaldığını ifade etti.

KRYD Başkanı Bora Akdoğanlar liderliğindeki geleneksel Türk delegasyonu buluşmasında yaklaşık 30–40 sektör profesyonelinin bir araya geldiğini aktaran Gürkan, “Türk risk ve sigorta profesyonellerinin uluslararası platformlarda bu kadar aktif olmasını görmek de sevindiriciydi” dedi.

“İşlerin yolunda gitmesini mümkün kılan bir sektör olmaya gayret etmeliyiz”

Yazısının başında yönelttiği “FERMA Forum gerçekten gitmeye değer mi?” sorusuna “Benim cevabım kesinlikle evet” yanıtını veren Gürkan, forumun sektörün temel amacını yeniden düşünmesine imkân sağladığını belirtti:

“Biz zamanımızın önemli bir bölümünü risklerin nasıl transfer edileceğini ve hasarların nasıl en doğru ve hızlı şekilde ödeneceğini konuşarak geçiriyoruz. Bazen bu riskleri, onları neden transfer ettiğimizi, onları nasıl önleyebileceğimizi, daha doğrusu yaptığımız işin esas amacını gözden kaçırabiliyoruz.”

Sigortacılığın yatırımları mümkün kıldığını, yenilikleri desteklediğini ve şirketlerin geleceğe güvenle bakmasına katkı sunduğunu vurgulayan Gürkan, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Bu misyonu sürdürebilmek için daha öngörülü, daha yenilikçi, iş birliğine daha açık ve müşterilerimiz için daha fazla değer üreten bir sektör olmaya çalışmaya devam etmemiz gerekiyor. Çünkü biz yalnızca işler ters gittiğinde hasar ödeyen bir sektör değiliz, olmamalıyız. İşlerin yolunda gitmesini mümkün kılan bir sektör olmaya gayret etmeliyiz.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *