TSB Genel Sekreteri Aysun Yıldız, emeklilik tasarruf açığının küresel ölçekte doğal afet koruma açığının iki katından fazla olduğuna dikkat çekerek, finansal dayanıklılık tartışmalarında uzun vadeli emeklilik birikimlerinin daha güçlü şekilde ele alınması gerektiğini vurguladı.
Doğal afetler, savaşlar, ekonomik dalgalanmalar ve iklim kaynaklı riskler sigorta sektörünün gündeminde haklı olarak önemli bir yer tutuyor. Ancak bazı riskler var ki, büyük bir yıkım anıyla değil, yıllar içinde sessizce büyüyen etkileriyle kendini gösteriyor.
Emeklilik tasarruf açığı da bu risklerin başında geliyor. Bugün yeterince görünür olmayan bu açık, gelecekte bireylerin yaşam standartlarını, kamu maliyesini ve sosyal güvenlik sistemlerinin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyebilecek yapısal bir mesele olarak öne çıkıyor.
Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Aysun Yıldız, kaleme aldığı yazıda emeklilik tasarruf açığını küresel koruma açıkları perspektifinden ele alıyor; doğal afetlerle karşılaştırıldığında çok daha büyük bir finansal risk alanına işaret ediyor.
İŞTE AYSUN YILDIZ'IN YAZISI
Nazik Bir Hatırlatma: Emeklilik Tasarruf Açığı, Doğal Afet Koruma Açığının İki Katından Fazla!
Küresel ölçekte en büyük finansal koruma açıklarından birini oluşturan emeklilik tasarruflarındaki açığa yeniden bakalım.
GFIA'nın 2023 tarihli Global Protection Gaps and Recommendations for Bridging Them raporuna göre küresel emeklilik tasarruf açığı yılda yaklaşık 1 trilyon ABD doları seviyesinde. Emeklilik döneminde ihtiyaç duyulan gelirle mevcut tasarruflarının sağlayabileceği gelir arasındaki bu fark, Swiss Re Institute'un 2026 yılında doğal afetler için hesapladığı yaklaşık 424 milyar ABD dolarlık küresel koruma açığının iki katından da fazla.
Sessizce Büyüyen Risk Alanı
Koruma açığının en büyük olduğu alanın doğal afetler olduğunu düşünürdüm. Can ve mal kayıplarıyla birlikte ekonomiler üzerinde bıraktıkları ağır yıkım, doğal afet risklerini haklı olarak gündemin en üst sıralarına taşıyor. Haziran ayında Venezuela'da meydana gelen depremlerin toplam ekonomik kaybının 10 milyar ABD dolarını aşacağı tahmin ediliyor. Bu son derece büyük bir tutar. Ancak GFIA'nın analizi, sessizce büyüyen çok daha büyük bir risk alanına işaret ediyor: emeklilik tasarruf açığı.
Görünürlük Farkı
İki risk arasındaki en önemli fark ise görünürlük. Doğal afetler aniden meydana geliyor; etkileri hemen hissediliyor ve kamuoyunun dikkatini çekiyor. Emeklilik tasarruf açığı ise sessizce büyüyor. Sonuçları yıllar sonra, insanlar emeklilik dönemine yetersiz birikimle ulaştığında ortaya çıkıyor ve o aşamada telafisi çok daha güç hale geliyor.
Avrupa’da Tamamlayıcı Emeklilik Planı Açığı
Insurance Europe 2025 Consumer Survey'e göre Avrupalıların %41'inin tamamlayıcı emeklilik planı bulunmuyor. Geçen hafta Avrupa'da yalnızca tasarrufların artırılmasının değil, aynı zamanda biriken tasarrufların uzun vadeli yatırımlara nasıl yönlendirileceğinin de tartışıldığını paylaşmıştım. Ancak bu durum, emeklilik birikimlerinin yeterli seviyeye ulaştığı veya toplumun tüm kesimlerini kapsadığı anlamına gelmiyor.
Türkiye’de Kapsayıcılık İhtiyacı
Türkiye'de tablo daha da dikkat çekici görünüyor. Yaklaşık 59 milyon çalışma çağındaki nüfus ve 18 milyon BES ve OKS katılımcısı dikkate alındığında, çalışma çağındaki nüfusun yaklaşık %70'inin bireysel emeklilik tasarrufuna sahip olmadığı söylenebilir. Bu oran kesin bir istatistik olmasa da, tamamlayıcı emeklilik sistemlerinin kapsayıcılığını artıracak politikalara hâlâ önemli ölçüde ihtiyaç duyduğumuzu gösteriyor.
Maliyet Sonunda Bireylere ve Kamuya Yükleniyor
Aslında bu iki riskin ortak bir noktası var; yeterince finanse edilmediklerinde maliyet en sonunda bireylere ve kamu maliyesine yükleniyor. Doğal afetlerde bu yük afet sonrası yeniden inşa harcamaları olarak karşımıza çıkarken, emeklilikte yetersiz tasarruflar kamu emeklilik sistemleri ve sosyal yardım mekanizmaları üzerindeki baskıyı artırıyor.
Yeterince Dikkat Ediyor muyuz?
Doğal afetlerin yol açtığı yıkımlara haklı olarak odaklanırken, ondan çok daha büyük olan emeklilik tasarruf açığına yeterince dikkat ediyor muyuz?