Sigorta Dünyası Genel Yayın Yönetmeni Birant Yıldız, yıllardır sektör temsilcilerine soru yönelten gazeteci kimliğiyle tanınırken bu kez yanıtlayan taraf oldu.
Birant Yıldız, Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur Gülen ile Sigorta Profesyoneli Zeynep Türker’in sunduğu Sigortacı Kafası programının bu haftaki konuğuydu. Birant Yıldız, programda hem sigorta sektörünün duayenlerine ilişkin anılarını hem de kitaplaştırdığı sektör hafızasının arka planını paylaştı.
İletişim fakültesi eğitiminin ardından farklı alanlarda sektörel yayıncılık yaptığını anlatan Yıldız, son 21 yıldır ise sigorta sektöründe yayıncılık yaptığını söyledi. Yıldız sigortacılığın zaman içinde kendisi için yalnızca bir çalışma alanı değil, güçlü bir aidiyet duygusu taşıyan bir ekosisteme dönüştüğünü belirtti:
"Sigorta sektörü benim için bir anlamda büyük, ikinci ailem gibi oldu.”
Sigorta medyası da sektörle birlikte büyüdü
Sektörün önemli bir mesafe kat ettiğini vurgulayan Yıldız, buna rağmen sigortacılığın hâlâ olması gereken yerde bulunmadığını da ifade etti. Ona göre sektör gelişti, büyüdü, çeşitlendi; ancak potansiyeline tam anlamıyla ulaşabilmiş değil.
Son 20 yılda sadece sigorta şirketleri ya da yöneticiler değişmedi; sigorta medyası da önemli bir dönüşüm geçirdi. Önceden birkaç yayın organıyla sınırlı olan alanın bugün basılı dergiler, internet siteleri, sosyal medya mecraları ve video yayınlarıyla çok daha geniş bir yapıya kavuştuğunu belirten Yıldız, sigorta sektörünün bu yönüyle başka alanlardan ayrıştığını dile getirdi.
Sigortacılığın; acentelerden brokerlere, eksperlerden avukatlara, bankalardan tamircilere kadar uzanan geniş bir ekosistem oluşturduğunu söyleyen Yıldız, medyanın da bu yapının iletişim damarlarından biri haline geldiğini anlattı.
Kitaplarla duayenlerin deneyimi kalıcı hale geliyor
Birant Yıldız sigorta sektörünün duayen isimleri üzerine hazırladığı kitaplarr da anlattı. Uğur Gülen, bu çalışmaları yalnızca yayıncılık faaliyeti olarak değil, gelecek kuşaklara bırakılan çok kıymetli bir miras olarak değerlendirdi. Gülen, Yıldız’ın sigorta ustalarının birikimini kitaplaştırmasının, sektör adına uzun yıllar sonra bile değerini koruyacak bir hafıza çalışması olduğunu vurguladı.
Birant Yıldız da bazı kitap projelerinin ortaya çıkışında Uğur Gülen’in doğrudan teşvik edici rol oynadığını anlattı. Özellikle İlham Saner'in hayatını ve meslek serüvenini konu alan kitabın, bu alandaki üretimini daha da merkezî hale getirdiğini söyledi. Yıldız, bu süreçte yalnızca bir biyografi yazmadığını; aynı zamanda sigortacılığa gönül vermiş isimlerin sektörle kurduğu derin bağı kayda geçirdiğini ifade etti.
“Sigortaya meftun bir insan”
Yıldız, sigorta sektörünün duayenlerinden David Kohen'in sadece bir sigortacı değil, sektörün ruhunu taşıyan isimlerden biri olduğunu vurguladı. Kohen’i anlatırken duygusal bir ton da kullanan Yıldız, aralarındaki bağı şu sözlerle ifade etti:
“David Kohen çok renkli bir şahsiyetti… Sigortacının ötesinde bir insandı. Sigortaya meftun bir insandı. Benim babam gibiydi… Yaklaşık 10 yıl çok yakın bir ilişkimiz oldu.”
Yıldız, Kohen’in çalışma disiplininin ve mesleğe olan bağlılığının genç nesiller için önemli bir örnek olduğunu da belirterek, ileri yaşına rağmen sektörden kopmadığını vurguladı.
Muzaffer Aktaş üzerine süren kitap çalışmasından örnek veren Yıldız, Aktaş’ın mesleğiyle kurduğu ilişkiyi tek cümlede özetleyen çok güçlü bir ifade kullandığını anlattı:
“Bu kitabın adı olabilir; ‘Ben sigortacılıkla evlendim’.”
Balkonları karşı karşıyaydı
İlham Saner ile David Kohen arasındaki bağın, bugünün iş dünyasında pek rastlanmayan türden bir dostluk olduğunu vurgulayan Yıldız, şu ifadeleri kullandı:
“İlham Saner ile David Kohen’in çocuklukları birlikte geçmiş… Balkonları karşı karşıyaymış. Kitap sürecinde tekrar konuşmaya başladılar… Yıllar sonra yeniden aynı sıcaklıkla iletişim kurdular. Kendi aralarında Fransızca konuşuyorlardı… O dönemki eğitim seviyesini ve kültürü düşünün. O kuşak sadece iş yapmıyordu… Aynı zamanda çok güçlü insan ilişkileri kuruyordu.”
Eski kuşak yöneticiler daha kontrolcüydü
Birant Yıldız, geçmişte görev yapan yöneticilerin her aşamaya daha fazla hâkim olmak isteyen, daha müdahaleci ve daha kontrolcü bir profile sahip olduğunu söyledi. Özellikle eski dönem genel müdürlerinin, kararların her adımında bizzat bulunma ihtiyacı hissettiğini belirten Yıldız, bunun dönemin iş kültürüyle doğrudan bağlantılı olduğunu anlattı.
Bugün ise daha farklı bir yönetim anlayışının öne çıktığını belirten Yıldız, yeni dönemde yetki paylaşan, ekipten öğrenen ve çalışanı dinleyen yöneticilerin daha görünür hale geldiğini söyledi. Birant bu değişimi özetlerken ise şu cümleyi kullandı:
“Bence nezaket arttı.”
Çalışanı dinleyen, çalışandan öğrenmeye çalışan bir yönetici profili
Birant Yıldız’a göre sigorta sektöründe sadece hız artmadı; yönetici profili de belirgin biçimde değişti. Yeni dönemde daha kontrollü ama aynı zamanda daha açık, daha anlayışlı ve çalışanı önemseyen bir yaklaşımın hâkim olmaya başladığını söyleyen Yıldız dönüşümü şu sözlerle anlattı:
“Daha böyle daha kontrollü derken kendini daha fazla kontrol eden, karşı tarafı daha çok önemseyen, dinleyen, yani çalışanı dinleyen, çalışandan öğrenmeye çalışan bir yönetici profili daha fazla egemen olmaya başladı.”
Bu yorum, yalnızca şirket içi ilişkiler açısından değil; sigortalıyı anlama, ihtiyaçları daha doğru okuma ve daha güçlü temas kurma çabası açısından da sektörün geçirdiği dönüşüme işaret etti.
Duayenlerin anlattıkları, geçmişin çalışma kültürünü de ortaya koyuyor
Kitap çalışmaları sayesinde eski kuşak sigortacıların hafızasına yakından temas ettiğini anlatan Birant Yıldız, geçmiş dönemle bugünün en büyük farklarından birinin bilgiye erişim olduğunu söyledi. İlhan Şener’in anlattıklarından örnek veren Yıldız, bir dönemde bilginin çekmecelerde saklandığını, ustalardan öğrenmenin kolay olmadığını ve sigortacılığın çok daha kapalı bir bilgi düzeni içinde yürüdüğünü aktardı.
Yıldız, İlham Saner’in “Biz bilgiye ulaşamazdık” sözünü aktarırken, o dönemde uzmanların siyah kolluklarla, büyük defterlerle, mürekkep içinde çalıştığını; bugün ise bilginin çok daha hızlı dolaşıma girdiğini söyledi. Bu anlatılar, yalnızca sektör tarihine değil, iş yapış biçimlerinin nasıl değiştiğine de ışık tuttu.
SigortaCILIK aynı zamanda sorumluluk
Birant Yıldız, sigortacılığın yalnızca ticari bir faaliyet olarak görülemeyeceğini, insanların en zor anlarında devreye giren, onları hayata yeniden bağlayan özel bir işlev taşıdığını vurguladı. Bu nedenle sigorta yayıncılığının da konuya aynı bilinçle yaklaşması gerektiğini söyledi.Yıldız sigortanın, kimi zaman bir insanın yoksulluğa düşmesini engelleyen, en kötü anında hayatına dokunan bir güven mekanizması olduğunu anlattı:
“Sigortacılık neredeyse kutsal bir iş. Bu iş başka sektörler gibi sadece para kazanmak için yapılan bir iş değil."
Dergi, kitap ve dijital içerik birlikte yol alıyor
Birant Yıldız, dijital yayıncılığın büyümesine rağmen basılı dergi ve kitabın hâlâ ayrı bir kimlik ve ağırlık taşıdığını da vurguladı. İnternet siteleri ve sosyal medya sayesinde sigorta içeriklerinin çok daha geniş kitlelere ulaştığını söyleyen Yıldız, buna rağmen derginin kurumsal hafıza, kitabın ise kalıcılık açısından özel bir yere sahip olduğunu dile getirdi.