Advertisement
16.08.2026
weather
32°
Sigorta Kulisi Sektör Ahmet Yaşar: Depreme karşı dirençli yapıları ve finansal güvenceyi yaygınlaştırmalıyız

Ahmet Yaşar: Depreme karşı dirençli yapıları ve finansal güvenceyi yaygınlaştırmalıyız

TSB Başkanı Ahmet Yaşar, 17 Ağustos’un 27’nci yılında dirençli yapılar, kentsel dönüşüm, sigorta ve reasürans kapasitesine dikkat çekti

TSB Başkanı Ahmet Yaşar, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yılında güvenli yapılar ile finansal güvencenin birlikte yaygınlaştırılması çağrısı yaptı.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğine karşı hazırlığının bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiğini vurguladı.

Depreme hazırlığın güvenli yapılaşmadan kentsel dönüşüme, sigortadan güçlü reasürans kapasitesine kadar geniş bir alanı kapsadığını belirten Yaşar, fiziksel dayanıklılıkla finansal dayanıklılığın birlikte güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anan Yaşar, yakınlarını kaybeden ailelere başsağlığı diledi. 17 Ağustos’un Türkiye açısından yalnızca büyük bir afet değil, deprem gerçeğiyle yüzleşilen önemli bir kırılma noktası olduğunu ifade eden Yaşar, şöyle konuştu:

“Aradan 27 yıl geçti. Ancak o geceyi yaşayanların hafızasında 17 Ağustos hâlâ çok yakın. Kaybettiğimiz binlerce insanımızın acısını unutmadık. Onları anmanın en doğru yollarından birinin de yaşadıklarımızdan çıkardığımız dersleri geleceğe taşımak olduğuna inanıyorum.”

17 Ağustos sigortacılık açısından da dönüm noktası oldu

Marmara Depremi’nin ardından Zorunlu Deprem Sigortası sisteminin kurulması, reasürans kapasitesinin güçlendirilmesi, hasar yönetimi süreçlerinin geliştirilmesi ve afet risk modellemelerine yapılan yatırımlar, Türkiye’nin afetlere karşı finansal hazırlığında önemli bir dönüşüm yarattı.

Sigortanın yalnızca afet meydana geldikten sonra devreye giren bir tazminat mekanizması olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yaşar, şunları söyledi:

“17 Ağustos bize afetlerin yalnızca meydana geldikleri anda değil, gerçekleşmeden önce yönetilmesi gereken riskler olduğunu gösterdi. Sigortanın görevi hasarı ödemekle sınırlı değil. Asıl mesele, risk gerçekleşmeden önce finansal güvenceyi oluşturabilmek; afet sonrasında bireylerin, işletmelerin ve ekonominin yeniden ayağa kalkabilmesini sağlayacak kapasiteyi hazır tutabilmektir.”

Yaşar, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin de bu gerçeği bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, sigorta şirketleri ve DASK tarafından sağlanan tazminatların vatandaşların ve işletmelerin toparlanmasına, ekonomik hayatın devamlılığına önemli katkı sunduğunu ifade etti.

“Türkiye’nin koruma açığını azaltmak zorundayız”

Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu hatırlatan Ahmet Yaşar, olası Marmara depremine hazırlığın yalnızca afet sonrasında yapılacak müdahaleler üzerinden değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Sigorta sektörünün temel sorumluluklarının sigortalılık oranını artırmak, güçlü reasürans kapasitesini korumak, risk modellemelerini geliştirmek ve Türkiye’nin koruma açığını azaltmak olduğunu kaydeden Yaşar, şöyle devam etti:

“Depremi engelleyemeyiz ama yaratacağı ekonomik ve sosyal kayıplara karşı çok daha hazırlıklı olabiliriz. Riskin mümkün olduğunca geniş bir tabana yayılması, afetin mali yükünün vatandaşın, işletmelerin ve kamunun üzerinde yoğunlaşmasını önler. Güçlü bir sigorta ve reasürans sistemi bu nedenle ülkemizin ekonomik dayanıklılığının temel unsurlarından biridir.”

Güvenli yapılar ve finansal güvence birlikte güçlendirilmeli

Deprem riskinin yalnızca finansal araçlarla yönetilemeyeceğini vurgulayan Yaşar; yapı güvenliği, kentsel dönüşüm, risk azaltıcı önlemler ve sigortanın birbirini tamamlayan unsurlar olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

“Sigorta güvenli yapının alternatifi değildir. Önceliğimiz can kaybını önleyecek güvenli ve dirençli yapılar olmalıdır. Bunun yanında oluşabilecek ekonomik kayıpları karşılayacak güçlü bir güvence sistemine de ihtiyacımız var. Depremin ve afetlerin finansal güvencesi sigorta; dirençli şehirlerin yolu ise risk azaltma, güvenli yapılaşma ve kentsel dönüşümden geçiyor.”

Kentsel dönüşümün güven içinde yürütülmesi gerektiğine de dikkat çeken Yaşar, Bina Tamamlama Sigortası gibi mekanizmaların dönüşüm sürecindeki vatandaşların haklarını ve yatırımlarını korumaya katkı sağladığını belirtti.

Yalnızca konutlar değil, ekonomik hayat da korunmalı

Depreme karşı finansal korumanın konutlarla sınırlı tutulamayacağını ifade eden Yaşar, sanayi tesislerinin, KOBİ’lerin ve ticari işletmelerin de yeterli sigorta güvencesine sahip olması gerektiğini vurguladı.

“Bir depremde yalnızca binalarımız zarar görmüyor. Üretim kapasitemiz, işletmelerimiz, istihdamımız ve tedarik zincirlerimiz de etkileniyor. Bir işletmenin afet sonrasında yeniden faaliyete geçebilmesi, çalışanlarını koruyabilmesi ve üretimini sürdürebilmesi ekonomik hayatın devamlılığı açısından son derece önemli. Sigorta burada işletmenin olduğu kadar ekonominin de güvencesidir.”

Afetlerin ardından ortaya çıkan ekonomik yükün yalnızca kamu kaynaklarıyla karşılanmasının sürdürülebilir olmadığını belirten Yaşar, sigorta ve uluslararası reasürans sisteminin sağladığı kapasitenin riskin toplum ve ekonomi genelinde paylaşılmasına imkân verdiğini söyledi.

Sigorta bilinci afetlere hazırlık kültürünün parçası olmalı

Koruma açığının azaltılabilmesi için sigorta ürünleri ve finansal kapasitenin yanında toplumsal bilincin de geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Yaşar, risk farkındalığı ile sigorta bilgisinin küçük yaşlardan itibaren finansal okuryazarlığın bir parçası haline getirilmesi gerektiğini belirtti.

“Sigorta kültürünün gelişmesini yalnızca daha fazla poliçe satın alınması olarak görmüyoruz. Asıl hedef, risk gerçekleşmeden önce önlem alma ve güvence oluşturma anlayışını toplumun doğal bir davranışı haline getirmek. Bunun için sigorta bilincini çocuk yaşlardan itibaren finansal okuryazarlığın bir parçası haline getirmeliyiz.”

“Hazırlık hiçbir zaman tamamlanmış sayılmaz”

Türkiye’nin deprem gerçeği karşısında hazırlığın süreklilik gerektirdiğini vurgulayan TSB Başkanı Ahmet Yaşar, sözlerini şöyle tamamladı:

“27 yılda çok önemli mesafe aldık. DASK’ı kurduk, sigorta ve reasürans kapasitemizi büyüttük, risk modelleme ve hasar yönetimi kabiliyetimizi geliştirdik. Ancak deprem riskinin büyüklüğü karşısında hazırlığın hiçbir zaman tamamlandığını söyleyemeyiz.

17 Ağustos’ta kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz. Yaşadığımız acıları değiştiremeyiz ama onlardan çıkardığımız derslerle geleceği değiştirebiliriz.

Depremle yaşamayı öğrenmek yetmez; depreme karşı dirençli yapıları ve finansal güvenceyi birlikte yaygınlaştırmalıyız. Bize düşen sorumluluk, daha güvenli yapıları, daha güçlü güvence mekanizmalarını ve daha dirençli bir Türkiye’yi birlikte inşa etmektir.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *