Allianz Research’e göre Avrupa’da sellerin yol açtığı ekonomik kayıp 2000-2025 döneminde 226 milyar euroya ulaştı. Araştırma, doğal su tutma alanları, dirençli altyapı ve risk duyarlı arazi planlamasına yapılan her 1 euro'luk yatırımın yaklaşık 4 euro'luk zararı önleyebileceğini ortaya koydu.
Allianz Research, Avrupa’daki sel risklerinin ekonomik etkilerini ve uyum yatırımlarının sağlayabileceği kazanımları ele alan “Europe under water: The macroeconomic cost of flooding and the economic case for adaptation” başlıklı araştırmasını yayımladı.
Rapora göre seller, Avrupa’nın hem en sık karşılaştığı hem de en yüksek ekonomik kayba yol açan doğal afet türü konumunda bulunuyor. Avrupa’da 2000 yılından bu yana yılda ortalama 46 sel olayı kaydedilirken, olayların sayısında belirgin bir artış görülmedi. Buna karşılık ekonomik kayıplar keskin biçimde yükseldi.
Son altı yıldaki kayıp 88,6 milyar euro
Avrupa’da sellerin yol açtığı ekonomik kayıp 2000-2009 döneminde 63,1 milyar euro olarak hesaplandı. Bu tutar 2010-2019 döneminde yüzde 17,8 artarak 74,3 milyar euro'ya çıktı.
Yalnızca 2020-2025 döneminde oluşan kayıp ise 88,6 milyar euroy'a ulaştı. Böylece son altı yıldaki zarar, 2000’li yılların ilk on yılına göre yüzde 40 daha yüksek gerçekleşti.
Araştırmada, ekonomik maliyetteki yükselişin yalnızca hava olaylarının şiddetlenmesinden kaynaklanmadığı; kentleşmenin, ekonomik faaliyetlerin ve altyapının sel riski taşıyan bölgelerde giderek yoğunlaşmasının da kayıpları büyüttüğü vurgulandı.
Doğal afet kayıplarının yüzde 55’i sellerden
Seller, 2000-2025 döneminde Avrupa’daki doğal afet kaynaklı ekonomik kayıpların yaklaşık yüzde 55’ini oluşturdu. Aynı dönemde kaydedilen doğal afetlerin yaklaşık yüzde 45’i sel olaylarından meydana geldi.
Temmuz 2021’de Almanya ve Belçika başta olmak üzere Batı Avrupa’yı etkileyen seller, yaklaşık 38 milyar euroluk zararla kıtanın en maliyetli sel felaketi olarak kayıtlara geçti.
Bu zararın yalnızca 9 milyar euroluk bölümü sigorta tarafından karşılandı. Böylece toplam ekonomik kaybın dörtte birinden azı sigortalı olurken, kalan maliyet haneler, işletmeler ve kamu bütçeleri üzerinde kaldı. Rapora göre sigortasız kayıplar hane bilançolarını zayıflatıyor, yatırımları sınırlıyor ve kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırıyor.
Selin etkisi hasar bölgesiyle sınırlı kalmıyor
Allianz Research, sellerin fiziksel olarak yerel bölgelerde meydana gelmesine rağmen ekonomik etkilerinin ülke geneline yayıldığına dikkat çekti.
Bina, makine, altyapı ve stoklarda oluşan hasarlar üretim kapasitesini düşürürken, iş kesintileri ve tedarik zincirindeki aksamalar işletme maliyetlerini artırıyor. Haneler ise onarım giderleri, geçici barınma, iş gücü kayıpları ve temel mal ve hizmetlerdeki fiyat artışlarıyla karşı karşıya kalıyor.
Kamu tarafında da acil yardım ve yeniden inşa harcamaları yükselirken ekonomik faaliyetteki yavaşlama vergi gelirlerini baskılıyor.
Yatırımlarda yüzde 14,6’ya varan kayıp
Araştırmada, 2027 yılında meydana gelebilecek tek seferlik bir sel şokunun 2030’a kadar ekonomiler üzerinde yaratabileceği etkiler modellendi.
Buna göre sabit sermaye yatırımlarındaki kümülatif kayıp ülkeler arasında yüzde 10,5 ile yüzde 14,6 arasında değişiyor. En yüksek oransal yatırım kaybının Hollanda’da görülmesi beklenirken, parasal açıdan en büyük kaybın yaklaşık 83,6 milyar euro'yla Almanya’da ortaya çıkabileceği hesaplandı.
Almanya’yı 78,4 milyar euro'yla Fransa, 66,5 milyar euroyla Birleşik Krallık ve 51,3 milyar euroyla İtalya izledi.
Milli gelirde yüzde 1’e varan düşüş
Sel şokunun 2027-2030 döneminde yaratabileceği toplam gayrisafi yurt içi hasıla kaybının ülkeler arasında yüzde 0,4 ile yüzde 1 arasında değişebileceği öngörüldü.
En yüksek oransal kaybın yüzde 1 ile İspanya’da yaşanabileceği belirtilirken, parasal kayıplarda Almanya yaklaşık 108 milyar euro'yla ilk sırada yer aldı. Birleşik Krallık için 106,3 milyar euro, Fransa için 79,2 milyar euro, İspanya için 59,2 milyar euro ve İtalya için 56,5 milyar euro'luk kayıp hesaplandı.
Raporda bu sonuçların belirli bir yıla ilişkin kesin tahmin değil, ülkelerin sel riskine karşı ekonomik dayanıklılığını değerlendiren standartlaştırılmış bir stres testi olduğu vurgulandı.
Hane gelirleri de baskı altında
Sel felaketlerinin hane halkı üzerindeki etkisi yalnızca ilk hasarla sınırlı kalmıyor. Yeniden inşa maliyetleri, işletmelerdeki kesintiler ve iş gücü piyasasındaki etkiler sonraki yıllarda da gelirleri aşağı çekiyor.
Modellemeye göre reel net kullanılabilir hane geliri kaybı yüzde 3,9 ile yüzde 5,4 arasında değişebiliyor. En yüksek kayıpların Hırvatistan, Hollanda, İrlanda, Yunanistan ve Fransa’da ortaya çıkabileceği hesaplandı.
Rapora göre gelir kaybına uğrayan hanelerin aynı zamanda sigortasız zararlar ve risk bazlı fiyatlamaya bağlı olarak yükselebilecek sigorta maliyetleriyle karşı karşıya kalması çift yönlü mali baskı yaratıyor.
Büyüme düşerken fiyatlar yükseliyor
Sellerin, ekonomik büyümeyi yavaşlatırken fiyatları artıran stagflasyonist bir etki oluşturduğu belirtildi.
Hasar gören altyapı, lojistik kesintileri ve yerel mal ve hizmet arzındaki azalma fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yaratıyor. 2027-2030 dönemindeki kümülatif fiyat etkisinin Birleşik Krallık’ta yüzde 0,2 ile sınırlı kalabileceği, Yunanistan’da ise yüzde 1’e ulaşabileceği öngörüldü.
Özel tüketimdeki kaybın yüzde 0,3 ile yüzde 0,9 arasında değişebileceği hesaplandı. Parasal olarak en yüksek tüketim kaybının yaklaşık 61,3 milyar euro'yla Birleşik Krallık’ta gerçekleşebileceği belirtildi.
Kamu bütçelerinde ortalama 1,3 puanlık bozulma
Sel felaketleri acil müdahale, yeniden inşa ve destek harcamaları nedeniyle kamu bütçeleri üzerinde de kalıcı baskı oluşturuyor.
Araştırmadaki stres testine göre kamu bütçe dengesi bütün ülkelerde bozulurken, 2027-2030 dönemindeki ortalama etki gayrisafi yurt içi hasılanın 1,3 puanına ulaşıyor.
En yüksek bütçe bozulmasının 2,4 puanla İspanya’da görülmesi beklenirken, İspanya’yı 2,1 puanla Polonya ve 1,8 puanla Yunanistan izliyor.
Yıllık sel kaybı 50 milyar euro'ya yaklaşabilir
Küresel sıcaklık artışının 3 dereceye ulaşması halinde Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’taki yıllık nehir taşkını kayıplarının bugünkü yaklaşık 7,8 milyar euro seviyesinden 2100 yılına kadar 48-50 milyar euro'ya çıkabileceği öngörüldü.
Kıyı taşkınlarında ise uyum önlemlerinin alınmaması halinde yıllık zararın yaklaşık 1,4 milyar eurodan 240 milyar euroya kadar ulaşabileceği belirtildi.
Her 1 euro'luk yatırım 4 euro'luk zararı önleyebilir
Araştırma, doğru hedeflenen sel uyum yatırımlarının güçlü ekonomik getiri sağlayabileceğine işaret etti.
Doğal su tutma alanları, taşkın havzaları, dayanıklı altyapı ve risk duyarlı arazi kullanım planlamasına yapılan her 1 euroluk yatırımın yaklaşık 4 euroluk zararı önleyebileceği hesaplandı.
Bu önlemlerle 2100 yılında yaklaşık 50 milyar euro'ya ulaşması beklenen yıllık nehir taşkını kayıplarının 8 milyar euro seviyesine kadar indirilebileceği belirtildi. Bu da beklenen kayıplarda yaklaşık yüzde 84’lük düşüş anlamına geliyor.
Raporda sel ovalarında yeni yapılaşmanın sınırlandırılması, doğal su tutma alanlarının yeniden oluşturulması, bent ve yağmur suyu altyapılarının güçlendirilmesi, binaların suya dayanıklı hale getirilmesi, erken uyarı sistemleri ve risk haritalarının geliştirilmesi önerildi.
LudovIc Subran: Uyum, önleyici maliye politikasıdır
Allianz Grup Yatırım Direktörü ve Harvard Üniversitesi Kıdemli Araştırmacısı Ludovic Subran, sellerin daha sık hale gelmeden de önemli ölçüde daha pahalı hale geldiğini belirtti.
Nüfusun, işletmelerin ve altyapının yüksek riskli bölgelerde yoğunlaştığını vurgulayan Subran, sellerin yatırımlar, hane gelirleri, büyüme ve kamu maliyesi üzerinde ekonomi geneline yayılan stagflasyonist şoklar yarattığını ifade etti.
“Uyum, iklim politikasından daha fazlasıdır; önleyici maliye politikasıdır.”
Subran, kanıtlanmış uyum önlemlerinin hızlandırılmasının kamu maliyesini güçlendireceğini, sigortasız kayıpları azaltacağını ve sel riskinin uzun vadeli sigortalanabilirliğine katkı sağlayacağını kaydetti.
Sigorta ve önleme birlikte ele alınmalı
Raporda, uzun vadeli sel dayanıklılığının yalnızca sigorta teminatlarıyla sağlanamayacağı vurgulandı.
Risk bazlı fiyatlama, dirençli yapı standartları, bireysel mülk önlemleri, kamu yatırımları ve kamu-özel sektör iş birliklerinin birlikte uygulanması gerektiği belirtildi. Allianz Research’e göre risk transferinin sürdürülebilirliği, gerçek ve ölçülebilir risk azaltma çalışmalarıyla desteklenmesine bağlı.