Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün Türkiye ekonomisi, doğal afet riskleri, sağlık sigortaları, tarım sigortaları ve bireysel emeklilik sistemi açısından kritik bir işleve sahip olduğunu söyledi.
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, Lider Haber TV’de yayımlanan Soruyoruz programında Neşe Berber’in sorularını yanıtladı. Yaşar, sigorta sektörünün mevcut büyüklüğü, doğal afetlerde korunma açığı, sağlık sigortalarında yaşanan sorunlar, savaş risklerinin deniz taşımacılığına etkisi, tarım sigortaları, bireysel emeklilik sistemi ve aile politikalarıyla sigortanın ilişkisine dair değerlendirmelerde bulundu.
Yaklaşık 40 yıla yaklaşan sigortacılık meslek hayatı bulunduğunu belirten Yaşar, Türkiye Sigorta Birliği’nde daha önce yönetim kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı görevlerinde bulunduğunu hatırlattı. Yaşar, yeni dönemde sektör çalışmalarının sürdürülebilirliği ve devamlılığı için çalışacaklarını belirterek, sigortanın Türkiye’nin varlıklarını koruma ve refahını artırma hedefinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
“Sigorta varken varlığını çok fark etmiyoruz”
Ahmet Yaşar, savaş ve jeopolitik risklerin sigorta sektörüne etkisini değerlendirirken, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmeler üzerinden sigortanın uluslararası ticaretteki önemine dikkat çekti.
Savaş ve nükleer risklerin poliçelerde genel istisnalar arasında yer aldığını belirten Yaşar, ancak özel koşullar ve havuz yapılarıyla bu risklerin de teminat altına alınabildiğini ifade etti. Sigortanın ticaretin devamlılığı açısından belirleyici bir rol oynadığını vurgulayan Yaşar, şu ifadeleri kullandı:
“Sigorta varken varlığını çok fark etmiyoruz. Ama olmadığında yokluğunu anlıyoruz.”
Yaşar, Rusya-Ukrayna savaşı döneminde tahıl koridorunun çalışması için sigorta teminatlarının devreye girdiğini hatırlatarak, Türkiye’de Özel Riskler Yönetim Merkezi üzerinden oluşturulan kapasitenin bu süreçte önemli rol oynadığını söyledi.
Bölgede sınırlı sayıda Türk gemisinin bulunduğunu ifade eden Yaşar, savaş riskinin doğrudan hasar etkilerinin sektör geneline büyük bir yük getirecek ölçekte olmadığını söyledi. Buna karşılık savaşların dolaylı etkilerinin takip edilmesi gerektiğini belirten Yaşar, tedarik zinciri bozulmaları, petrol fiyatlarındaki artış, plastik ham madde maliyetleri, yedek parça fiyatları ve enflasyonist baskıların sigorta sektörünü etkileyebileceğini ifade etti.
2025’te 1,2 trilyon TL’yi aşan prim üretimi
Ahmet Yaşar, Türkiye sigorta sektörünün 2025 yılında 1,2 trilyon TL’yi aşan prim üretimine ulaştığını belirtti.
Bu üretimin yaklaşık 1,1 trilyon TL’ye yakın bölümünün hayat dışı branşlardan, yaklaşık 180 milyar TL’lik kısmının ise hayat sigortalarından geldiğini ifade eden Yaşar, sektörün dolar bazında da 30-32 milyar dolar seviyesine ulaştığını söyledi.
Yaşar, sigorta penetrasyon oranının yüzde 2,68 seviyesine çıktığını ve bunun son 10-12 yılın en yüksek seviyesi olduğunu belirtti.
Türkiye’nin en büyük kurumsal yatırımcısı durumundayIZ
Sigorta şirketlerinin 3,2 trilyon TL civarında fon büyüklüğüne ulaştığını belirten Yaşar, bireysel emeklilik fonlarıyla birlikte toplam büyüklüğün 5,4 trilyon TL seviyesine çıktığını söyledi:
“Bu şekliyle baktığımız zaman Türk sigorta sektörü Türkiye’nin en büyük kurumsal yatırımcısı durumunda.”
Sigorta sektörünün hem varlıkları koruyan hem de fon yöneten bir yapıya sahip olduğunu belirten Yaşar, bu fonların finansal piyasaların derinliği ve istikrarı açısından önemli olduğunu kaydetti.
Ahmet Yaşar, sektörün 2030 yılına kadar 50 milyar dolarlık prim hacmine ulaşmayı, penetrasyon oranının da yüzde 5 seviyesine çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti.
Doğal afetlerde korunma açığı kapatılmalı
Ahmet Yaşar, Türkiye’nin doğal afet risklerine karşı daha yüksek sigortalılık oranlarına ulaşması gerektiğini söyledi.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde 106 milyar dolarlık ekonomik kayıp oluştuğunu belirten Yaşar, bunun yaklaşık 6 milyar dolarlık bölümünün sigortalı hasar olarak karşılandığını ifade etti.
Yaşar, dünyada aynı yıl doğal afet hasarlarının yaklaşık yüzde 40’ının sigorta tarafından karşılandığını belirterek, Türkiye’de korunma açığının kapatılması gerektiğini vurguladı. Yaşar, DASK özelinde sigortalılık oranının yaklaşık yüzde 58 seviyesinde olduğunu söyledi.
“Bunun adı yeni normal”
Yaşar, Türkiye’nin yalnızca deprem riskiyle değil; sel, fırtına, yer kayması, orman yangını ve farklı doğal afet riskleriyle de karşı karşıya olduğunu belirtti.
Son dönemde yer kayması hasarlarının yaşandığını hatırlatan Yaşar, yaz aylarıyla birlikte orman yangını riskinin de yeniden gündeme geleceğini söyledi. Yaşar, İzmir, Çanakkale ve Antalya’da geçmiş yıllarda yaşanan yangınları hatırlatarak, orman yangınlarının artık şehir yangınlarına dönüşebildiğini ifade etti. İklim değişikliğiyle birlikte risk hesaplamalarının da değiştiğine dikkat çeken Yaşar, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bunun adı yeni normal. Biz artık eski fırtınalara, eski kasırgalara, eski yer kaymalarına bakarak bugünü yorumlayamayız.”
Tarım sigortalarında don teminatı uyarısı
Tarım sigortalarına da değinen Ahmet Yaşar, Türkiye’de geçtiğimiz yıl önemli don olayları yaşandığını hatırlattı.
Bitkisel ürünlerde don teminatına rağmen sigortalılık oranının yüzde 29 seviyesinde olduğunu belirten Yaşar, devletin don sigortalarında primin yüzde 67,5’ini sübvanse ettiğini söyledi. Yaşar, devlet desteğine rağmen sigortalılık oranının artırılması gerektiğini ifade etti.
Sağlık sigortalarında poliçe kapsamı daha iyi anlatılmalı
Tamamlayıcı sağlık sigortası ve özel sağlık sigortası alanında yaşanan şikayetlere ilişkin de konuşan Ahmet Yaşar, poliçe kapsamlarının sigortalılara daha açık anlatılması gerektiğini söyledi.
Yaşar, acenteler, brokerlar ve diğer dağıtım kanalları üzerinden poliçe metinlerinin, teminatların ve istisnaların daha iyi açıklanması gerektiğini belirtti.
Sağlık sigortalarında hastanelerin de önemli bir paydaş olduğunu ifade eden Yaşar, provizyon süreçlerinin doğru işlemesi için sigorta şirketleri ve sağlık kuruluşları arasındaki entegrasyonun önemine dikkat çekti.
Türkiye’de 5,5 milyon tamamlayıcı sağlık sigortalı var
Türkiye’de 5,5 milyon tamamlayıcı sağlık sigortalısı bulunuyor. Bu alanda sigortalılık oranı yüzde 6,4 seviyesinde. Özel sağlık sigortasında ise 2 milyon 795 bin sigortalı bulunuyor. Bu alandaki sigortalılık oranı yüzde 3,3 olarak ifade edildi. Yaşar, özel sağlık sigortalarında prim üretiminin 55 milyar TL, tamamlayıcı sağlık sigortalarında ise 32 milyar TL seviyesinde olduğunu söyledi.
Tamamlayıcı sağlık sigortalarının zorunlu ve standart poliçeler olmadığını belirten Yaşar, şirketlerin prim ve teminat yapısına göre farklı ürünler sunduğunu kaydetti.
Şikayet yönetimi sektör için önemli
Ahmet Yaşar, sigorta sektöründe müşteri şikayetlerinin dikkatle takip edildiğini söyledi. SEDDK’nın da sigortalı şikayetlerini yakından izlediğini belirten Yaşar, sigorta şirketlerinin şikayetler üzerinden süreçlerini geliştirdiğini ifade etti:
“Tüm sigorta sektöründe otoritesinden acentesine kadar müşteri şikayet yönetimi çok önemli bir konudur.”
Sağlık sigortalarında önceki hastalıklar, provizyon süreçleri ve teminat kapsamı gibi başlıkların zaman zaman yoruma açık olabildiğini belirten Yaşar, sektörün bu alanlarda müşteri memnuniyetini artırmak için çalıştığını söyledi.
BES ve hayat sigortaları aile politikalarının parçası olmalı
Yaşar, aile ve nüfus politikaları kapsamında sigorta ve bireysel emeklilik sisteminin önemli bir yere sahip olabileceğini söyledi. Ailenin geleceği, çocukların eğitimi, kırsala dönüş, tarımsal üretim, yaşlı bakım ihtiyacı ve tamamlayıcı emeklilik gibi başlıklarda sigorta sektörünün çözüm sunabileceğini belirten Yaşar, Türkiye Sigorta Birliği olarak bu konuda çalışma başlattıklarını ifade etti.
Yaşar, aile ve nüfus politikalarıyla sigorta arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, çocukların eğitim geleceği için tasarruf ihtiyacı doğacağını, yaşlanan nüfusla birlikte yaşlı bakım sigortalarına ihtiyaç duyulacağını ve bireysel emeklilik sisteminin bu süreçlerde önemli rol üstlenebileceğini söyledi.
Türkiye Sigorta Birliği’nin bu başlıklardaki çalışmalarını önce SEDDK’ya, ardından ilgili kamu kurumlarına sunacağını belirten Yaşar, sigorta sektörünün bu sürecin ayrılmaz bir parçası olmak istediğini ifade etti.
Ev kadınları için mikro sigorta ve tasarruf ürünleri
Ev kadınlarına yönelik sigorta ürünlerine ilişkin de değerlendirme yapan Ahmet Yaşar, mikro sigorta, tasarruf sigortaları, bireysel emeklilik ve hayat sigortalarının bu alanda kullanılabileceğini söyledi.
Yaşar, küçük birikimlerle uzun vadeli güvence oluşturulabileceğini belirterek, ev harçlıklarından yapılacak düzenli tasarrufların da emeklilik ve gelecek güvencesi açısından değerlendirilebileceğini ifade etti.
