Allianz Commercial analizlerine göre, şiddetli konvektif fırtınalar (SCS) küresel ölçekte milyarlarca dolarlık sigortalı hasara yol açarken, dolu kaynaklı zararlar toplam kayıpların büyük bölümünü oluşturuyor. Türkiye’de ise 2025 yılında 1.011 ekstrem hava olayı kaydedildi.
Allianz Commercial’ın yayımladığı analiz, iklim değişikliğine bağlı risklerin sigorta sektöründeki etkisinin hızla arttığını ortaya koyuyor. Özellikle şiddetli konvektif fırtınalar (SCS), öngörülemez yapıları ve ani etkileriyle küresel ölçekte en önemli hasar nedenlerinden biri haline gelmiş durumda.
Sigortalı hasarlar 60 milyar doları aştı
Rapora göre, geçtiğimiz yıl SCS kaynaklı sigortalı hasarlar 60 milyar ABD dolarını aşarken, 2023–2025 döneminde toplam hasar tutarı 200 milyar doların üzerine çıktı.
Kasırgaların aksine çok kısa sürede ve yerel ölçekte etkili olan bu olaylar; ani sel, taşkın ve şiddetli rüzgâr gibi ikincil riskleri de beraberinde getiriyor.
Küresel ölçekte sigortalı kayıpların %80’inden fazlası ABD’de gerçekleşirken, dolu fırtınaları toplam hasarların %50 ila %80’ini oluşturuyor.
Dolu hasarları en maliyetli risklerden biri
Analize göre dolu; binalar (özellikle çatılar), araçlar, uçaklar, üretim tesisleri,ngüneş enerjisi altyapıları gibi yüksek değerli varlıklarda ciddi hasarlara yol açıyor.
Beyzbol topu büyüklüğüne ulaşabilen dolu taneleri, saatte 160 km hıza erişerek ciddi kinetik etki oluşturabiliyor.
Kentleşme ve enflasyon riski büyütüyor
SCS kaynaklı hasarların artmasında yalnızca iklim değil, ekonomik ve demografik faktörler de etkili oluyor.
Hızlı kentleşme, riskli bölgelerde artan yapılaşma ve eski altyapılar hasarların hem sıklığını hem de maliyetini artırıyor. Buna ek olarak enflasyon; yeniden inşa, işçilik ve malzeme maliyetlerini yukarı çekerek toplam kayıp tutarlarını büyütüyor.
Örneğin ABD’de bazı bölgelerde çatı yenileme maliyetlerinin 2000 yılından bu yana %250 arttığı belirtiliyor.
Türkiye’de 2025’te 1.011 ekstrem hava olayı yaşandı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye’de 2025 yılında toplam 1.011 ekstrem meteorolojik olay kaydedildi. Bunların 273’ünü fırtına, 172’sini ise dolu olayları oluşturdu.
Bu tablo, Türkiye’de de iklim kaynaklı risklerin hem sıklığının hem de etkisinin giderek arttığını ortaya koyuyor.
“Dayanıklılık artık bir tercih değil”
Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, risklerin doğasının değiştiğine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“Son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de dolu, fırtına ve ani hava olaylarının sıklığında ve şiddetinde belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu tablo, işletmeler açısından riskin doğasının değiştiğini ve dayanıklılığın artık bir tercih değil, temel bir gereklilik haline geldiğini gösteriyor.”
Örkün, sigortacılığın yalnızca hasar sonrası değil, risk gerçekleşmeden önce başlayan bütünsel bir süreç olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
“Kritik olan; riskleri doğru analiz etmek, farkındalığı artırmak ve farklı senaryolara karşı çevik müdahale planları oluşturmak. Allianz Türkiye olarak yapay zekâ ve risk mühendisliği ile işletmelere proaktif çözümler sunuyoruz.”
Veri ve yapay zekâ ile proaktif risk yönetimi
Artan iklim riskleri karşısında şirketlerin yalnızca geleneksel yöntemlerle hareket etmesinin yeterli olmadığına dikkat çekiliyor.
Yapay zekâ ve veri odaklı çözümler sayesinde; risklerin önceden tespiti, kırılgan noktaların belirlenmesi, hasar önleyici aksiyonların alınması mümkün hale geliyor.
Bu yaklaşım, sigorta sektöründe “hasar sonrası ödeme” modelinden “risk öncesi yönetim” modeline geçişin de güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyor.