AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken ve Stellantis Finans Servisi Başkan Yardımcısı Raphaele Carreau, bağlantılı araçların sigortada veri paylaşımı, fiyatlama ve hasar yönetimine etkisini ele aldı.
Mobilite Vizyonu 2040'ta AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken’in moderatörlüğündeki bağlantılı araçlar ve InsurTech uygulamaları oturumunda, Stellantis Financial Services Başkan Yardımcısı Raphaele Carreau ile otomotiv ve sigortacılık sektörlerinin dönüşümü değerlendirildi.
Türkiye’nin güçlü bir InsurTech ekosistemi oluşturmasına yönelik tartışmada; otomobil üreticileri, sigorta şirketleri, servisler ve diğer paydaşların ortak çalışması, müşteri verilerinin şeffaf biçimde paylaşılması ve hasar oluşmadan risklerin önlenmesi öne çıktı.
Ölken, dönüşümün yalnızca teknolojiye erişmekle gerçekleşmeyeceğini belirterek, “Düzenlemeleri suçlamak kolay. Ancak iş yapış biçimimizi değiştirmemiz gerekiyor” dedi.
Bağlantılı araçların sunduğu imkânların müşterinin hayatını kolaylaştırmaya odaklanması gerektiğini vurgulayan Ölken, temel meselenin teknoloji değil, bu teknolojinin nasıl faydaya dönüştürüleceği olduğunu ifade etti.

Otomobil üreticileri mobilite sağlayıcısına dönüşüyor
Otomotiv sektöründe 25 yıldır çalıştığını, bu sürenin ilk 22 yılını Renault’da, son üç yılını ise Stellantis’te geçirdiğini belirten Carreau, kariyerinin otomotiv, finansal hizmetler ve sigortanın kesişiminde şekillendiğini anlattı.
Sektörün geçmişte de büyük dönüşümler yaşadığını hatırlatan Carreau, bugünkü farkın yapay zekâ, elektrifikasyon ve sürdürülebilirlik gibi başlıkların aynı anda gündeme gelmesi olduğunu söyledi.
Carreau, son 15 yılda otomobil üreticilerinin araç paylaşımı ve abonelik gibi farklı kullanım modellerini stratejilerine dahil ettiğini, ancak bu girişimlerin çok azının ölçek kazanabildiğini belirtti. Müşterilerin yeni modelleri benimseme hızının iş planlarındaki beklentilerin gerisinde kaldığına dikkat çekti.
Dönüşümün yönünün doğru olduğunu, ancak yaklaşımın daha fazla müşteri ve iş birliği odağına kayması gerektiğini ifade eden Carreau, şöyle konuştu:
“Bu dönüşümde başarılı olacak otomobil üreticileri, her şeyi kendi başına yapmaya çalışanlar değil, ekosistemi en verimli biçimde koordine edebilenler olacak.”
Sürdürülebilirlik egzoz emisyonuyla sınırlı değil
Otomotivde sürdürülebilirliğin yalnızca aracın egzozundan çıkan karbondioksit üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Carreau, ham madde tedarikinden üretime, lojistikten enerji kullanımına ve aracın ömrünün sonuna kadar bütün sürecin ele alınması gerektiğini söyledi.
Bu yaklaşımda yeniden üretim, onarım, yeniden kullanım ve geri dönüşümün önemine işaret eden Carreau, özellikle onarım süreçlerinde sigorta, yapay zekâ ve verinin önemli rol oynayabileceğini belirtti.

Elektrikli araçların yaygınlaşması için erişilebilirliğin önem taşıdığını vurgulayan Carreau, satış sonrası iş modelinin de içten yanmalı araçlardan farklılaştığını anlattı. Teknolojinin hızla gelişmesinin önceki nesil elektrikli araçların ikinci el değerleri üzerinde baskı oluşturduğunu, bunun yeniden kullanım hedefleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Batarya onarımında maliyet ve güvenlik dengesi
Elektrikli araç bataryalarının hasar sonrası onarımı ve değiştirilmesinin otomotiv ile sigorta sektörleri arasında ortak çalışma gerektirdiğini belirten Carreau, maliyetin yanında güvenliğin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Üreticilerin hasar görmüş bataryalara ilişkin kararlarının güvenlik gerekçelerine dayanabildiğini ifade eden Carreau, bu alanda otomobil üreticileri, sigortacılar ve düzenleyici kurumlar arasında daha yakın iş birliğine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Ölken de mobilite, yeni teknolojiler, sürdürülebilirlik ve müşteri beklentilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Kendi başımıza, birbirinden kopuk yapılar olarak çalışmamalıyız. Öncelikle sürücülerin güvenliğini sağlayan ve hayatlarını kolaylaştıran ekosistem ortakları olmalıyız.”
Bağlantılı araç verileri hasarı önlemek için kullanılabilir
Ölken, coğrafi veriler, canlı trafik bilgileri, sürücü davranışları ve hava tahminlerinin birlikte değerlendirilmesinin riskleri öngörmek ve önleyici modeller geliştirmek açısından fırsatlar sunduğunu belirtti.
Riskleri görme ve tahmin etme imkânlarının geliştiğini ifade eden Ölken, bundan sonraki odağın önleme olması gerektiğini söyledi.
Carreau ise bağlantılı araçların büyük miktarda veri ürettiğini, yapay zekânın bu verilerden yararlanma kapasitesini artırdığını anlattı. Verilerin sürüş deneyimini iyileştirmesinin yanında, kazaları ve diğer olumsuz olayları önlemek için de kullanılabileceğini belirterek şöyle konuştu:
“Bir olayı önlemek, hem maliyetten hem de karbondioksit emisyonundan tasarruf etmenin en iyi yolu.”
Bu alandaki uygulamaların henüz bütünüyle hayata geçirilmediğini belirten Carreau, otomobil üreticilerinin garanti ve kalite ekipleriyle sigorta birimlerinin giderek daha fazla veri topladığını söyledi. Başarı için uzun vadeli ortaklıklar kurulması ve tarafların dönüşümün sorumluluğunu paylaşması gerektiğini vurguladı.
“Veri müşteriye ait”
Oturumun öne çıkan başlıklarından biri de müşteri verilerinin hangi koşullarda paylaşılacağı oldu.
Carreau, veri paylaşımının müşterinin onayına ve verinin nasıl kullanılacağının anlaşılır biçimde açıklanmasına dayanması gerektiğini belirtti. Onay metinlerinin çoğu zaman müşteriler açısından yeterince anlaşılır olmadığını ifade ederek, şirketlerin sunacakları hizmeti ve verinin müşteriye sağlayacağı faydayı açık bir dille anlatması gerektiğini söyledi.
Düzenlemelerin müşteri verilerinin kötüye kullanılmasını engelleme amacına dikkat çeken Carreau, sektörün kendi süreçlerini de gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı.
Ölken ise otomobil üreticileri, sigorta şirketleri, servisler ve kamu kurumlarının sahip olduğu verilerin müşteri yararına değerlendirilebilmesi için ortak bir anlayışa ihtiyaç olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bu verinin müşteriye ait olduğu konusunda anlaşmalıyız. Bize ya da otomobil üreticisine değil. Veri, müşterinin ve sürücünün yararına kullanılmalı.”
Yeni kullanım modelleri sigorta fiyatlamasını da değiştirecek
Carreau, mobilite dönüşümünün sigorta şirketlerinin fiyatlama yaklaşımını da değiştirmesini gerektirdiğini belirtti. Araç kullanım biçimlerinin değiştiği bir ortamda yalnızca geçmiş verilere bakmanın yeterli olmayacağını ifade etti.
“Aracın kullanımını ve mobiliteyi değiştirmek istediğiniz bir dönemde, geçmiş verileriniz yeni modeli açıklamakta yetersiz kalabilir” diyen Carreau, hareketliliği fiyatlayabilecek yeni modeller geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Dönüşümün yazılım sağlayıcıları dahil bütün ekosistemi kapsadığını vurgulayan Carreau, küçük başlayıp aşamalı büyüyecek iş modellerine uygun ticari yaklaşımların önemine dikkat çekti.
Bağlantılı araç verilerinin sigorta teklif ve sözleşme süreçlerini de kolaylaştırabileceğini belirten Carreau, müşterilerin daha önce başka bir kanala verdikleri bilgileri tekrar tekrar girmek zorunda kalmasının deneyimi olumsuz etkilediğini anlattı.
Sözleşme süresince önleyici hizmetlerin, hasar anında ise hızlı desteğin belirleyici olduğunu ifade ederek, “Hasar yaşandığında müşteriniz gününün en kötü anını geçiriyor olabilir” dedi.
2040 için dört başlık: Önle, koru, destekle, toparlan
Ölken, oturumun kapanışında bağlantılı araç sigorta ekosistemine ilişkin yaklaşımı dört başlıkla özetledi:
“Önle, koru, destekle ve toparlan.”
Sigortacıların ve diğer ekosistem paydaşlarının önleme süreçlerinin ortakları haline geleceğini belirten Ölken, kullanım bazlı ve sürüş davranışına göre şekillenen sigorta modellerinin daha fazla gündeme geleceğini ifade etti.
Ölken, dönüşümde müşteri taleplerinin yönlendirici olacağını vurgulayarak, önleyici sigortacılık ile hasar anında sunulan desteğin geleceğin mobilite ekosisteminde kilit önem taşıyacağını söyledi.