2026 yılına yoğun doğal afetlerle girilirken, sigorta sektöründe hasar yükü ve sigortasızlık oranları yeniden gündemin üst sıralarına taşındı.
Maher Holding Sigorta Grup Başkanı ve Türkiye Sigorta Birliği (TSB) başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar NTV'de yayımlanan Bakış programında Noyan Doğan'ın sorularını yanıtladı. Yaşar, artan sel, heyelan ve aşırı hava olaylarının artık “olağanüstü” değil, yeni normal olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
“Doğal afetler artık istisna değil, yeni normal”
Ocak ayıyla birlikte Türkiye’nin birçok bölgesinde sel, hortum, yoğun kar yağışı ve heyelanların peş peşe yaşandığını belirten Ahmet Yaşar, bu tabloyu yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum olarak görmediklerini ifade etti. İklim değişikliğiyle birlikte dünyanın pek çok noktasında benzer afetlerin arttığını söyleyen Yaşar, “Deprem dışındaki afetler artık ikinci planda değil. Sel, heyelan, fırtına ve orman yangınlarıyla birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız” dedi.
Bu yeni dönemin sigortacılık açısından en kritik etkisinin, geçmiş istatistiklerin hızla geçerliliğini yitirmesi olduğunu dile getiren Yaşar, meteorolojik veriler ve hasar frekanslarının ciddi biçimde değiştiğine dikkat çekti.
Ocak ayı hasarının faturası ağır
Sektör tahminlerine göre yalnızca ocak ayında doğal afetlerin sigorta sektörüne yaklaşık 6 milyar TL’lik bir hasar yükü getirdiğini aktaran Yaşar, önümüzdeki aylarda afetlerin artarak devam edebileceğine işaret eden ulusal ve uluslararası raporların da bu riskleri teyit ettiğini söyledi.
Ancak asıl sorunun hasarın büyüklüğünden çok, sigortasızlık oranlarının yüksekliği olduğunu vurgulayan Yaşar, “Hasarın önemli bir kısmı sigorta sistemi dışında kalıyor ve doğrudan vatandaşın cebine yansıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Araçların yalnızca dörtte biri kaskolu
Türkiye’de kasko sigortalılık oranının yaklaşık %25 seviyesinde olduğunu belirten Yaşar, araç parkının hızla yaşlandığına da dikkat çekti. Mevcut araçların yüzde 55’inin 11 yaşın üzerinde, yüzde 26’sının ise 21 yaşın üzerinde olduğunu ifade eden Yaşar, artan afet riskleriyle birlikte bu durumun ciddi bir kırılganlık yarattığını söyledi.
Sel görüntülerinde sulara kapılan araçlara dikkat çeken Yaşar, “Birçok araç sahibi, ayağını yerden kesen tek varlığını bir anda kaybediyor. Bu kaybın tamamı sigortasızlık nedeniyle kişisel bir yıkıma dönüşüyor” dedi.
Yaşlı araçlar için yeni bir kasko yaklaşımı
Bu tablo karşısında klasik kasko ürünlerinin yeterli olmadığını belirten Yaşar, özellikle 10 yaş üzeri ve ticari araçlar için geliştirilen kısmi teminatlı kasko yaklaşımının önemine işaret etti. Bu modelde küçük hasarların araç sahibi tarafından karşılandığını, büyük hasarların ise sigorta güvencesi altına alındığını belirten Yaşar, “Amaç, riski tamamen vatandaşın üzerinde bırakmak değil; aksine büyük kayıpları sigorta sistemine devretmek” diye konuştu.
Sel, heyelan ve benzeri afetlerin de bu teminat kapsamında yer aldığını vurgulayan Yaşar, ticari taksiler, filolar ve motosikletler gibi sigortaya erişimi zor segmentlerde de bu ürünlerin çözüm sunduğunu söyledi.
Konutlarda en büyük risk: Eksik sigorta
Ahmet Yaşar’ın dikkat çektiği bir diğer önemli başlık ise konut sigortaları oldu. Zorunlu deprem sigortasının (DASK) yalnızca depreme karşı sınırlı bir güvence sunduğunu hatırlatan Yaşar, metrekare bedelleriyle gerçek yapı maliyetleri arasındaki farkın ciddi bir eksik sigorta riskine yol açtığını anlattı.
Bugün ortalama bir konutun metrekare maliyetinin yaklaşık 35 bin TL seviyesinde olduğunu belirten Yaşar, “DASK bu bedelin yalnızca yaklaşık üçte birini karşılıyor. Aradaki fark için tamamlayıcı deprem veya ihtiyari konut sigortası yaptırılmadığında, büyük hasarlarda ciddi açıklar ortaya çıkıyor” dedi.
“Sigorta, hane bütçesinin emniyet kemeridir”
Sigortayı bir maliyet değil, bir güvenlik mekanizması olarak değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Yaşar, sigortayı “hane bütçesinin emniyet kemeri” olarak tanımladı. “Bir felaket anında emniyet kemeriniz yoksa sonuçları çok ağır olur. Sigorta, beklenmedik risklere karşı ayakta kalabilmenin tek yolu” ifadelerini kullandı.
İş yerleri ve esnaf için hayati güvence
Sel ve su baskınlarından en fazla etkilenen kesimlerden birinin küçük esnaf olduğunu belirten Yaşar, iş yeri sigortalarının hâlâ yeterince yaygın olmadığını söyledi. Bir milyon TL’lik mal varlığının bir selde tamamen yok olabildiğine dikkat çeken Yaşar, “Bu kaybı telafi edecek tek enstrüman sigortadır. Aksi halde esnafın yeniden ayağa kalkması neredeyse imkânsız hale geliyor” dedi.
2026’nın ana gündemi: Sigortasızlıkla mücadele
Ahmet Yaşar’a göre 2026 yılında sigorta sektörünün en kritik gündem maddesi, afetlerin kendisinden çok sigortasızlık riski olacak. Artan iklim kaynaklı afetlerle birlikte, konut, araç ve iş yeri sigortalarının bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluk olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Yaşar, sigortanın bireysel dayanıklılığın yanı sıra toplumsal ve ekonomik istikrar açısından da kilit rol oynadığını ifade etti.