Advertisement
09.04.2026
weather
9°
Sigorta Kulisi Sektör Yeni yıla afetlerle girildi: Sigortasızlık en büyük risk haline geldi

Yeni yıla afetlerle girildi: Sigortasızlık en büyük risk haline geldi

Maher Holding Sigorta Grup Başkanı Ahmet Yaşar, 2026’da artan doğal afetler karşısında sigortasızlığın bireyler ve ekonomi için en büyük risk haline geldiğini söyledi

2026 yılına yoğun doğal afetlerle girilirken, sigorta sektöründe hasar yükü ve sigortasızlık oranları yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. 

Maher Holding Sigorta Grup Başkanı ve Türkiye Sigorta Birliği (TSB) başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar NTV'de yayımlanan Bakış programında Noyan Doğan'ın sorularını yanıtladı. Yaşar, artan sel, heyelan ve aşırı hava olaylarının artık “olağanüstü” değil, yeni normal olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Doğal afetler artık istisna değil, yeni normal”

Ocak ayıyla birlikte Türkiye’nin birçok bölgesinde sel, hortum, yoğun kar yağışı ve heyelanların peş peşe yaşandığını belirten Ahmet Yaşar, bu tabloyu yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum olarak görmediklerini ifade etti. İklim değişikliğiyle birlikte dünyanın pek çok noktasında benzer afetlerin arttığını söyleyen Yaşar, “Deprem dışındaki afetler artık ikinci planda değil. Sel, heyelan, fırtına ve orman yangınlarıyla birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız” dedi.

Bu yeni dönemin sigortacılık açısından en kritik etkisinin, geçmiş istatistiklerin hızla geçerliliğini yitirmesi olduğunu dile getiren Yaşar, meteorolojik veriler ve hasar frekanslarının ciddi biçimde değiştiğine dikkat çekti.

Ocak ayı hasarının faturası ağır

Sektör tahminlerine göre yalnızca ocak ayında doğal afetlerin sigorta sektörüne yaklaşık 6 milyar TL’lik bir hasar yükü getirdiğini aktaran Yaşar, önümüzdeki aylarda afetlerin artarak devam edebileceğine işaret eden ulusal ve uluslararası raporların da bu riskleri teyit ettiğini söyledi.

Ancak asıl sorunun hasarın büyüklüğünden çok, sigortasızlık oranlarının yüksekliği olduğunu vurgulayan Yaşar, “Hasarın önemli bir kısmı sigorta sistemi dışında kalıyor ve doğrudan vatandaşın cebine yansıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Araçların yalnızca dörtte biri kaskolu

Türkiye’de kasko sigortalılık oranının yaklaşık %25 seviyesinde olduğunu belirten Yaşar, araç parkının hızla yaşlandığına da dikkat çekti. Mevcut araçların yüzde 55’inin 11 yaşın üzerinde, yüzde 26’sının ise 21 yaşın üzerinde olduğunu ifade eden Yaşar, artan afet riskleriyle birlikte bu durumun ciddi bir kırılganlık yarattığını söyledi.

Sel görüntülerinde sulara kapılan araçlara dikkat çeken Yaşar, “Birçok araç sahibi, ayağını yerden kesen tek varlığını bir anda kaybediyor. Bu kaybın tamamı sigortasızlık nedeniyle kişisel bir yıkıma dönüşüyor” dedi.

Yaşlı araçlar için yeni bir kasko yaklaşımı

Bu tablo karşısında klasik kasko ürünlerinin yeterli olmadığını ifade eden Yaşar, yaşlı araçlar için geliştirilen Kaskonomik ürününü anlattı. Kaskonomik modelinde, genişletilmiş kasko teminatlarının korunduğunu, ancak küçük ve sık tekrar eden hasarların belli bir tutara kadar araç sahibi tarafından karşılandığını belirten Yaşar, “Araç sahibi küçük hasarları üstlenmeye devam ediyor, ancak bu tutarın üzerindeki tüm büyük hasarlar sigorta güvencesine devrediliyor” diye konuştu.

Bu yaklaşım sayesinde, araç bedelinin yaklaşık yüzde 85’ine kadar olan kısmının sigorta kapsamında kaldığını ifade eden Yaşar, sel, heyelan ve benzeri afetlerin de bu teminat yapısının içinde yer aldığını vurguladı.

Kaskonomik ürününün yalnızca otomobilleri değil; taksi, kamyonet, minibüs, panelvan, motosiklet, kiralık araçlar ve filo araçlarını da kapsadığını belirten Yaşar, bu segmentlerin uzun süredir kasko sigortasına erişimde zorlandığını ifade etti.

Yaşar, geçmişte kısmi kasko ya da muafiyetli kasko benzeri ürünlerin denendiğini ancak bu modellerin sınırlı kaldığını hatırlattı. 

Konutlarda en büyük risk: Eksik sigorta

Ahmet Yaşar’ın dikkat çektiği bir diğer önemli başlık ise konut sigortaları oldu. Zorunlu deprem sigortasının (DASK) yalnızca depreme karşı sınırlı bir güvence sunduğunu hatırlatan Yaşar, metrekare bedelleriyle gerçek yapı maliyetleri arasındaki farkın ciddi bir eksik sigorta riskine yol açtığını anlattı.

Bugün ortalama bir konutun metrekare maliyetinin yaklaşık 35 bin TL seviyesinde olduğunu belirten Yaşar, “DASK bu bedelin yalnızca yaklaşık üçte birini karşılıyor. Aradaki fark için tamamlayıcı deprem veya ihtiyari konut sigortası yaptırılmadığında, büyük hasarlarda ciddi açıklar ortaya çıkıyor” dedi.

“Sigorta, hane bütçesinin emniyet kemeridir”

Sigortayı bir maliyet değil, bir güvenlik mekanizması olarak değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Yaşar, sigortayı “hane bütçesinin emniyet kemeri” olarak tanımladı. “Bir felaket anında emniyet kemeriniz yoksa sonuçları çok ağır olur. Sigorta, beklenmedik risklere karşı ayakta kalabilmenin tek yolu” ifadelerini kullandı.

İş yerleri ve esnaf için hayati güvence

Sel ve su baskınlarından en fazla etkilenen kesimlerden birinin küçük esnaf olduğunu belirten Yaşar, iş yeri sigortalarının hâlâ yeterince yaygın olmadığını söyledi. Bir milyon TL’lik mal varlığının bir selde tamamen yok olabildiğine dikkat çeken Yaşar, “Bu kaybı telafi edecek tek enstrüman sigortadır. Aksi halde esnafın yeniden ayağa kalkması neredeyse imkânsız hale geliyor” dedi.

2026’nın ana gündemi: Sigortasızlıkla mücadele

Ahmet Yaşar’a göre 2026 yılında sigorta sektörünün en kritik gündem maddesi, afetlerin kendisinden çok sigortasızlık riski olacak. Artan iklim kaynaklı afetlerle birlikte, konut, araç ve iş yeri sigortalarının bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluk olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Yaşar, sigortanın bireysel dayanıklılığın yanı sıra toplumsal ve ekonomik istikrar açısından da kilit rol oynadığını ifade etti.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *