Türkiye Sigorta’nın “Uzun Yaşam Ekonomisi” raporu, yaşlanan nüfusun sigorta, sağlık ve emeklilik sistemlerine etkilerini ortaya koydu.
Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü, uzayan yaşam süresinin ekonomik ve sosyal etkilerini inceleyen “Uzun Yaşam Ekonomisi: Yaşlanan Nüfusun Sigorta ve Emeklilik Sektörüne Etkileri” başlıklı raporunu yayımladı.
Raporda demografik dönüşümün sağlık sisteminden sosyal güvenliğe, bireysel tasarruftan sigorta ve emeklilik ürünlerine kadar uzanan etkileri ele alındı. Yeni nesil sağlık teknolojileri ve yapay zekânın sektörde yaratabileceği değişimlerin de incelendiği çalışmada, uzayan insan ömrünün ekonomik, sosyal ve etik boyutları değerlendirildi.
“Eklenen yıllar sağlıklı ve finansal açıdan güvenceli olmalı”
Türkiye Sigorta Hazine ve Emeklilik Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer, uzun yaşamın ekonomik ve sosyal sistemler açısından yeni bir dönemin kapısını araladığını belirtti.
Uzayan ömrün yalnızca demografik bir değişim ya da yönetilmesi gereken bir risk olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Özer, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Uzayan insan ömrünü sadece demografik bir değişim ya da yönetilmesi gereken bir risk olarak görmemek gerekiyor. Asıl hedef, ömre eklenen yılları sağlıklı, üretken ve finansal açıdan güvenceli hale getirmek olmalı. Sağlıklı yaşam süresinin uzaması, sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltırken, bireylerin üretkenliğini ve ekonomiye katkısını da artırabilecek önemli bir potansiyel taşıyor. Diğer yandan, daha uzun yaşam beraberinde daha uzun süreli sağlık, bakım ve emeklilik ihtiyacını da getiriyor. Bu nedenle geleceğin sistemini kamu, özel sektör ve birey arasında dengeli bir sorumluluk paylaşımı üzerine kurmamız gerektiğini düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde önleyici sağlığı, uzun vadeli tasarrufu ve değişen bakım ihtiyaçlarını finansal güvenceyle birlikte ele alan çözümlerin çok daha önemli hale geleceğine inanıyoruz.”
Her 6 kişiden biri 65 yaşın üzerinde olacak
Rapora göre, nüfusun yaşlanması dünya ekonomisini önemli bir yapısal dönüşümle karşı karşıya bırakıyor. Günümüzde dünya genelinde her 10 kişiden biri 65 yaşın üzerindeyken, 2050 yılında bu oranın her 6 kişiden birine yükselmesi bekleniyor.
Küresel ölçekte 65 yaş ve üzerindeki nüfusun aynı dönemde 862 milyondan 1,6 milyara çıkarak neredeyse iki katına ulaşacağı tahmin ediliyor.
Türkiye ise birçok gelişmiş ekonomiye kıyasla daha genç demografik yapısını koruyor. Raporda, 2050 yılında nüfusunun yaklaşık üçte birinin 65 yaş ve üzerindeki bireylerden oluşması beklenen Japonya ve İtalya gibi ülkelerin “ileri yaşlı” toplumlar arasında yer alacağı, Türkiye’nin ise bu gruba girmeyeceği öngörülüyor.
Buna karşılık Türkiye’de 77,3 yıl olan beklenen yaşam süresi, 81,1 yıllık OECD ortalamasının altında bulunuyor. Sosyal güvenlik sistemi açısından dikkat çeken bir diğer gösterge ise her emekliye yalnızca 1,6 çalışanın düşmesi olarak öne çıkıyor.
Uzun yaşam kadar sağlıklı yaşam da önem kazanıyor
Raporun öne çıkan başlıklarından birini “önleyici sağlık” oluşturuyor. 2050 yılında ortalama bir insanın 78 yıl yaşaması, ancak bu sürenin 11,4 yılını kötü sağlık koşullarında geçirmesi bekleniyor.
Aynı dönemde küresel sağlık harcamalarının 20,5 trilyon dolara ulaşabileceği tahmin ediliyor. Raporda, etkinliği kanıtlanmış sağlık müdahalelerinin hastalık yükünü yüzde 35 oranında azaltma potansiyeli taşıdığına dikkat çekiliyor.
Yapay zekânın da ilaç geliştirme, erken teşhis ve operasyonel süreçler başta olmak üzere sağlık hizmetlerinde daha fazla kullanılması bekleniyor. Bu uygulamaların sağlık hizmetlerinde verimliliği artırabileceği, yükselen maliyetlerin yönetilmesine katkı sağlayabileceği ve ilaç keşif süreçlerini hızlandırarak Ar-Ge maliyetlerini düşürebileceği belirtiliyor.
GLP-1 ilaç pazarının 190 milyar dolara ulaşması bekleniyor
Uzun yaşam ekonomisini şekillendiren gelişmeler arasında GLP-1 grubu obezite ilaçları da yer alıyor. Kronik hastalık risklerinin azaltılmasına katkı sağlayan bu ilaçların aynı zamanda tüketim alışkanlıklarında değişim yarattığı ifade ediliyor.
Raporda, GLP-1 ilaç pazarının 2035 yılına kadar 190 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşabileceği öngörülüyor.
Yaşlanan nüfus emeklilik sistemleri üzerindeki baskıyı artırıyor
Yaşam sürelerinin uzaması, sosyal güvenlik ve emeklilik sistemlerinin mali sürdürülebilirliği açısından da yeni ihtiyaçları gündeme getiriyor. Avrupa’da bugün bir emekliyi finanse etmek için 3,4 çalışma çağındaki insan bulunurken, bu sayının 2050 yılında 2’ye gerilemesi bekleniyor.
Raporda, uzayan yaşam süreleriyle birlikte aktüeryal hesaplamaların daha karmaşık hale geldiği ve “yaşam süresi riskinin” giderek kamudan bireylere doğru kaydığı belirtiliyor.
Bu dönüşüm, bireylerin emeklilik dönemleri için daha fazla ve daha uzun vadeli tasarruf yapmasını gerekli hale getirirken, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) gibi tasarruf mekanizmalarının önemini de artırıyor.
Türkiye’de sağlık sigortası primlerinde büyüme beklentisi
Sağlık sigortacılığı, uzun yaşam ekonomisinin önemli büyüme alanlarından biri olarak gösteriliyor. Küresel sağlık sigortası prim üretimi 2025 yılında yüzde 12,3 artarak 1,68 trilyon euroya ulaşırken, Türkiye’de özel sağlık sigortalarının GSYH içindeki payı yüzde 0,3 seviyesinde bulunuyor.
Raporda, Türkiye’de sağlık sigortası primlerinin 2026-2036 döneminde yıllık ortalama yüzde 15,3 büyüyeceği tahmin ediliyor.
Uzun yaşam yeni etik ve sosyal tartışmalar yaratıyor
İnsan ömrünü uzatmayı amaçlayan biyoteknolojik gelişmelerin yalnızca ekonomik değil, etik ve sosyal sonuçlar doğurabileceği de raporda ele alınan başlıklar arasında yer alıyor.
Yeni teknolojilere erişimde ortaya çıkabilecek sosyoekonomik eşitsizliklerin, zaman içinde sağlık durumu ve yaşam süresi bakımından toplumun farklı kesimleri arasındaki farkları büyütebileceğine dikkat çekiliyor. Uzayan yaşam sürelerinin kuşaklar arası dengeler ve toplumsal yapı üzerindeki olası etkileri de değerlendiriliyor.
Raporda, sigorta ve emeklilik sistemlerinin değişen yaşam beklentisine uyum sağlayabileceği yeni modellerin önem kazanacağı belirtiliyor. Emeklilik koşullarının yaşam beklentisine göre güncellenebildiği modeller, yüksek maliyetli yeni nesil tedavilerin yaşam tarzı destek programlarıyla birlikte yönetilmesi ve ömür boyu yenileme garantili sağlık çözümlerinin yaygınlaştırılması, sektörün önündeki başlıca gündem maddeleri arasında gösteriliyor.