Adendum Danışmanlık Yönetici Ortağı Ali Haydar Elveren, BES’in gerçek bir emeklilik sistemine dönüşmesi için ömür boyu gelir modelini işaret etti.
Uğur Gülen ile Zeynep Türker’in hazırlayıp sunduğu Sigortacı Kafası’nın bu haftaki konuğu, Adendum Danışmanlık Yönetici Ortağı ve Aktüer Ali Haydar Elveren oldu.
Bireysel Emeklilik Sistemi’nin kuruluş sürecinde görev alan Elveren, BES’in gelişiminden Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne, fon yönetiminden emeklilik gelir planlarına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. İnsan ömrünün uzamasının emeklilik sistemleri üzerindeki etkisine dikkat çeken Elveren, Türkiye’de ömür boyu maaş sağlayacak anüite piyasasının oluşturulması gerektiğini söyledi.
“BES geleceğe yönelik atılmış bir adımdı”
BES’in oluşturulduğu dönemde Hazine Müsteşarlığında konuyla ilgili şube müdürü, daha sonra ise Özel Emeklilik Daire Başkanı olarak görev yaptığını belirten Elveren, sistemin Türkiye’nin ağır bir ekonomik krizden geçtiği koşullarda hazırlandığını anlattı.
Kanunun Meclis’e sevk edilmesiyle yasalaşması arasında yaklaşık iki yıllık bir dönem bulunduğunu ifade eden Elveren, şunları söyledi:
“Bireysel emeklilik, o günkü ekonomik koşullara verilmiş bir reaksiyon ya da tepki değildi. Geleceğe yönelik atılmış bir adımdı. Kamu emeklilik sisteminin bireylere ileride daha geç ve daha düşük emeklilik geliri sağlayacağı, koşulların zorlaşacağı açıktı. Bu nedenle isteyenlerin katılabileceği tamamlayıcı bir sisteme ihtiyaç vardı.”
Düzenlemelerin hazırlanması sırasında sektörle yakın çalışma yürütüldüğünü belirten Elveren, o dönemde oluşturulan ana yapının önemli bölümünün bugün de varlığını koruduğunu dile getirdi.
Türkiye’ye özel bir sistem oluşturuldu
BES hazırlanırken Türkiye’deki hayat sigortacılığı uygulamalarının, kamu tasarruf modellerinin ve farklı ülkelerdeki emeklilik sistemi örneklerinin birlikte incelendiğini aktaran Elveren, ortaya Türkiye’ye özgü bir sistem çıkarıldığını söyledi.
Sermaye piyasalarındaki fon yönetimi deneyiminin güçlendirilerek BES’e taşındığını kaydeden Elveren, emeklilik yatırım fonlarına haczedilememe ve rehnedilememe gibi güvencelerin de eklendiğini hatırlattı.
Gönüllü bir sistemin büyüyebilmesi için güçlü dağıtım kanallarına ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan Elveren, “Bir sistem gönüllüyse onu satmanız gerekir. Türkiye’de BES gönüllü olarak kurgulandığında sigortacılık sistemin merkezine alındı. Sigorta sektörünün güçlü satış örgütü ve dağıtım kanalları bu yapının gelişmesinde önemli rol oynadı” dedi.
Bu süreçte “emeklilik şirketi” adıyla yeni bir şirket modelinin oluşturulduğunu belirten Elveren, yeni oyuncuların sisteme girmesiyle hayat ve emeklilik pazarındaki dengelerin de değiştiğini ifade etti.
Devlet katkısı görünürlük ve eşitlik sağladı
BES’te devlet katkısının başarılı düzenlemelerden biri olduğunu söyleyen Elveren, önceki vergi indirimi modelinde sağlanan teşvikin katılımcılar tarafından yeterince görülmediğine dikkat çekti.
Devlet katkısıyla birlikte desteğin daha görünür hale geldiğini belirten Elveren, gelir düzeyine göre değişen vergi avantajının da daha eşit bir yapıya kavuştuğunu söyledi:
“Önceki sistemde aynı miktarda katkı yapan kişiler, gelir düzeylerine göre farklı oranlarda teşvikten yararlanıyordu. Devlet katkısı, sisteme ne kadar katkı yapıldığına bağlı ve herkes için eşit bir yapı oluşturdu. Bu, hakkaniyet açısından da önemli bir düzeltmeydi.”
Birikimler en kritik aşamada sistemden çıkıyor
BES’in önündeki önemli sorunlardan birinin, katılımcıların uzun yıllar boyunca oluşturdukları birikimleri emeklilik hakkını kazandıkları anda sistemden çıkarmaları olduğunu belirten Elveren, bunun fon büyümesini yavaşlattığını söyledi.
“Bugün insanlar 15 veya 20 yıllık birikimlerini alarak sistemden çıkıyor. Emeklilik gelir planı olarak büyük bir şirketin sunduğu seçenek, ‘Paranı 15 yılda mı, 20 yılda mı çekersin?’ ile sınırlı kalmamalı. Emeklilik sistemi deniliyorsa, emeklilik maaşına benzer gelir planlarının oluşturulması gerekir.”
Katılımcının emeklilik tarihinden çok daha önce bilgilendirilmeye başlanması gerektiğini vurgulayan Elveren, 55 yaşındaki bir katılımcıya gönderilen bilgilendirmeyle sisteme yeni girmiş bir kişiye gönderilen bilgilendirmenin aynı olmaması gerektiğini söyledi.
“Emeklilik tarihine yaklaşan kişiye yalnızca belirli bir tarihte ne kadar para alacağını söylerseniz, o kişi çoktan parasını nereye yönlendireceğini planlamış olur. Emeklilik şirketinin son anda arayıp onu sistemde kalmaya ikna etme şansı kalmaz.”

“Ömür boyu gelir BES’e entegre edilmeli”
Emeklilik gelir planlarının geliştirilmesi için anüite, yani ömür boyu düzenli gelir sağlayan sigorta ürünlerinin BES’e entegre edilmesi gerektiğini belirten Elveren, mevcut seçeneklerin katılımcının yaşam boyu gelir ihtiyacına yeterince karşılık vermediğini söyledi.
Katılımcının belirli bir aylık gelir tutarı seçmesi halinde birikiminin birkaç yıl içinde tükenebileceğine dikkat çeken Elveren, süreye bağlı gelir planlarında da sürenin sonunda gelirin tamamen kesildiğini hatırlattı.
“Bir kişi 60 yaşında emekli olup birikimini 20 yıllık gelir planına bağladığında, 80 yaşından sonra ne olacak? Kamu emeklilik maaşı devam ederken özel emeklilikten aldığı gelir bir anda kesilecek. Bu kadar kritik bir karar yalnızca katılımcının tercihine bırakılamaz. Basit, anlaşılır ve ömür boyu güvence sağlayan çözümler oluşturulmalı.”
Elveren, erken çıkışları yasaklarla önlemek yerine sistemi cazip hale getirecek ürünlerin geliştirilmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti:
“‘BES’e giren üç yıl çıkamaz’ demek olumsuz bir mesajdır. Bunun yerine ‘BES’e ömür boyu maaş geldi, dul ve yetim maaşı geldi’ denilmesi gerekir. Katılımcı, sistemde kaldığında ömür boyu gelir elde edeceğini görürse kalmayı tercih eder.”
Uzun yaşam riski için ortak havuz önerisi
İnsanların tahmin edilenden daha uzun yaşamasının emeklilik sistemleri açısından ciddi bir finansal risk oluşturduğunu belirten Elveren, “uzun yaşam riski” olarak adlandırılan bu riskin tek tek şirketler tarafından üstlenilmesinin zor olduğunu söyledi.
Aktüeryal hesaplamalarda emeklilik sonrası 20 yıllık yaşam süresi öngörülen bir kişinin bir yıl daha fazla yaşamasının yaklaşık yüzde 5 ilave maliyet oluşturabileceğini belirten Elveren, bu oranın birçok üründeki kâr marjına karşılık geldiğini ifade etti.
Elveren, sektörün genel uzun yaşam riskinin ortak bir havuzda toplanmasını önerdi:
“Şirketler kendi portföylerinin riskini üstlenebilir. Ancak sektörün genel uzun yaşam riski bir havuzda birleştirilmeli; daha iyi koşullarda reasüre edilmeli veya menkul kıymetleştirilmelidir. DASK benzeri, kısmen kamu katılımlı ve reasürans yapısı önceden tasarlanmış bir modele ihtiyaç var.”
Kamu emekliliğine kadar gelir köprüsü kurulabilir
Özel emeklilik sistemlerinin yalnızca kamu emeklilik maaşına ek gelir sağlamadığını belirten Elveren, kişinin çalışma hayatından ayrılmasıyla kamu emeklilik maaşının bağlanması arasındaki dönemde de devreye girebileceğini söyledi.
Örneğin kamu emeklilik maaşını 65 yaşında alacak bir kişinin 59 veya 60 yaşında çalışmayı bırakabileceğini belirten Elveren, özel emeklilik birikiminin bu ara dönemde daha yüksek, kamu emeklilik maaşı başladıktan sonra ise daha düşük gelir sağlayacak biçimde planlanabileceğini anlattı.
Elveren, bu yapının “ömür boyu gelir açığı”nı kapatabileceğini ve özel emekliliğin tamamlayıcı rolünü güçlendireceğini ifade etti.
TES bütünsel olarak tasarlanmalı
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin tasarrufların artırılması açısından doğru bir hedef olduğunu belirten Elveren, sistemin mevcut BES, vakıf ve sandıklar ile işveren katkılı emeklilik modelleri dikkate alınarak hazırlanması gerektiğini söyledi.
Yeni bir düzenlemenin mevcut sistemdeki dengeleri bozabileceği uyarısında bulunan Elveren, zorunlu bir yapının emeklilik şirketleri, acenteler, dağıtım kanalları ve işverenler üzerindeki etkilerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“TES’e yoğunlaşılması doğru bir yaklaşım ve iyi bir niyet. Ancak doğru tasarlanması gerekir. İşverenin çalışanı adına zaten katkı yaptığı bir vakıf veya sandık varsa, yeni yükümlülüğün bu yapının aktüeryal dengesini bozup bozmayacağı hesaplanmalı. BES’in, vakıf ve sandıkların mevcut yapısı korunarak bütünsel bir özel emeklilik sistemi oluşturulmalı.”
Elveren, düzenlemeler hazırlanırken yalnızca sektörün ortak görüşünün değil, şirketlerin ve farklı dağıtım kanallarının ayrı ayrı görüşlerinin de alınması gerektiğini belirterek mevzuat etki analizinin önemine dikkat çekti.
Fon yönetiminde uzun vadeli yaklaşım çağrısı
BES’te fon yönetimi konusunda da önemli bir atalet bulunduğunu söyleyen Elveren, birçok katılımcının uzun yıllar boyunca aynı fonlarda kaldığını ve enflasyonun altında getiriyle karşılaşabildiğini ifade etti.
Emekliliğe yaklaşan bütün katılımcıların otomatik olarak düşük riskli fonlara yönlendirilmesinin de doğru olmayabileceğini belirten Elveren, “Birikimini 20 yıllık gelir planıyla sistemde tutacak kişinin parası neden son üç yılda düşük getirili bir fonda kalsın? Bu kişinin hâlâ 20 yıllık yatırım süresi var. Fon yönetimi, katılımcının emeklilikte parasını nasıl kullanacağına göre planlanmalı” dedi.
Yüksek enflasyon dönemlerinin BES açısından doğru değerlendirildiğinde fırsat yaratabileceğini ifade eden Elveren, nominal getiriden çok enflasyonun üzerinde sağlanan gerçek getiriye odaklanılması gerektiğini söyledi.
“Tasarrufa ilk işe girişte başlanmalı”
Emeklilik birikimine mümkün olduğunca erken yaşta başlanmasının önemini vurgulayan Elveren, küçük katkıların bile uzun vadede yatırım getirisi ve bileşik getiri sayesinde önemli büyüklüklere ulaşabileceğini belirtti.
İlk işe girişte maaşın belirli bir bölümünün düzenli biçimde BES’e aktarılmasının alışkanlık haline getirilmesini öneren Elveren, maaş artışları ve terfilerle birlikte katkı tutarının da artırılabileceğini söyledi.
BES’in gönüllü olmasına rağmen milyonlarca katılımcıya ve büyük bir fon tutarına ulaşmasını önemli bir başarı olarak değerlendiren Elveren, sistemin sürekli değişikliklerle operasyonel dönüşüme zorlanmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.