Türkiye Sigorta Birliği ile S&P Global iş birliğiyle düzenlenen “Bölgesel Dinamiklerle Sigorta Piyasası Risklerinin Değerlendirilmesi” başlıklı webinarda, Türkiye sigorta sektörünün yüksek ülke riskine rağmen büyüme ve kârlılık üretmeye devam ettiği vurgulandı. Oturumda Türkiye’nin yanı sıra Birleşik Krallık, Polonya ve Slovenya örnekleri üzerinden sigorta piyasalarını şekillendiren yapısal riskler ele alınırken, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimin sektöre olası etkileri de masaya yatırıldı.
Türkiye Sigorta Birliği ile S&P Global iş birliğiyle düzenlenen küresel webinarda, sigorta piyasalarının ülke ve sektör riskleri karşılaştırmalı biçimde değerlendirildi. Türkiye, Birleşik Krallık, Polonya ve Slovenya örnekleri üzerinden yapılan sunumlarda, farklı pazarların kendi iç dinamikleriyle şekillense de rekabet, teknik kârlılık, doğal afet maruziyeti, dijitalleşme ve jeopolitik gelişmelerin tüm piyasalar üzerinde belirleyici rol oynadığı mesajı öne çıktı.
S&P Global Ratings Kıdemli Direktörü Sachin Sahni, Türkiye değerlendirmesinde sektörün yüksek ülke riskine rağmen güçlü yönlerini koruduğunu ortaya koydu. Sahni, Türkiye için ülke riskinin “yüksek”, sektör riskinin ise “orta-yüksek” seviyede değerlendirildiğini belirtirken, buna rağmen piyasanın büyüme ve kârlılık üretme kapasitesini sürdürdüğünü anlattı.
Türkiye’de teknik baskıya rağmen kârlılık korunuyor
S&P Global’in analizine göre Türkiye sigorta piyasasında teknik sonuçlar uzun süredir baskı altında seyrediyor. Özellikle motor üçüncü şahıs sorumluluk branşındaki yüksek hasar oranları ve doğal afet maruziyeti, ürün riskini desteklemeyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Ancak buna rağmen Türkiye piyasasının toplam kârlılığını koruduğu vurgulanıyor.
Sachin Sahni, “Türkiye’de bileşik rasyolar 100’ün üzerinde ve teknik anlamda piyasa kârsız görünse de, yatırım getirileri bu baskıyı telafi ediyor” mesajını verirken, sektörün son yıllarda yatırım gelirleri sayesinde teknik taraftaki zayıflığı dengeleyebildiğini ifade etti. Türkiye’de özsermaye kârlılığının yüzde 20’nin üzerinde seyrettiğine dikkat çeken Sahni, yüksek faiz ortamının sigorta şirketleri için yatırım gelirlerini destekleyen önemli bir unsur olduğunu söyledi.
Enflasyonun üzerinde büyüme kabiliyeti öne çıktı
Webinarda Türkiye’ye ilişkin en dikkat çekici değerlendirmelerden biri de piyasanın yeniden fiyatlama kabiliyeti oldu. S&P Global sunumunda, yüksek enflasyon dönemlerinde bile Türkiye sigorta pazarının nominal ve reel büyümesini koruyabildiği vurgulandı. Sektörün son yıllarda enflasyonun üzerinde büyüme gösterdiği, bunun da fiyatlama esnekliği ve pazar dinamizmi açısından olumlu bir gösterge olduğu ifade edildi.
Sahni, Türkiye için “büyüyen piyasa” tanımını kullanırken, sektörün hem enflasyonist baskılarla hem de kur ve hasar maliyeti kaynaklı zorluklarla mücadele ederek yoluna devam ettiğini anlattı. Dijital penetrasyondaki artış da Türkiye açısından destekleyici başlıklardan biri olarak öne çıktı.
Gelişmiş piyasa olmak düşük sektör riski anlamına gelmiyor
Webinarın dikkat çeken ikinci ekseni ise ülke karşılaştırmaları oldu. Birleşik Krallık örneği üzerinden, gelişmiş bir ekonomide faaliyet göstermenin tek başına düşük sektör riski anlamına gelmediği vurgulandı. S&P Global Ratings Direktörü Robert Greensted, Birleşik Krallık’ta ülke riskinin düşük seviyede bulunduğunu ancak sektör riskinin Türkiye ile aynı şekilde “orta-yüksek” seviyede değerlendirildiğini anlattı.
Greensted’e göre bunun temel nedenleri doğal afet maruziyeti değil; fiyat odaklı rekabet, dijital dağıtım kanalları ve dava kültürü. Özellikle fiyat karşılaştırma sitelerinin Birleşik Krallık motor sigortası pazarında son derece agresif bir rekabet yarattığını belirten Greensted, müşterinin kararında fiyatın neredeyse tek kriter haline geldiğini söyledi. Bu yapının şirketleri zaman zaman olması gerekenin altında fiyatlamaya ittiğini ve teknik sonuçlarda oynaklığı artırdığını vurguladı.

Ayrıca Birleşik Krallık’ta hukuk sisteminin ve tazminat süreçlerinin de sigortacılar üzerinde ek baskı yarattığı ifade edildi. Özellikle bedeni hasar ve sorumluluk davalarında görülen yüksek tazminatların, ürün riskini artıran yapısal unsurlar arasında bulunduğu belirtildi.
Slovenya doğal afetlere karşı dayanıklı model olarak öne çıktı
Karşılaştırmalı analizde öne çıkan bir diğer ülke Slovenya oldu. S&P Global Ratings Kıdemli Direktörü Jure Kimovec, Slovenya’nın sel ve deprem gibi doğal afet risklerine rağmen güçlü sigorta penetrasyonu, gelişmiş modelleme altyapısı ve reasürans koruması sayesinde dirençli bir yapı sergilediğini anlattı.
2023 yılında yaşanan büyük sel felaketine rağmen Slovenya sigorta piyasasının teknik kârlılığını koruyabildiğine dikkat çeken Kimovec, bunun arkasında güçlü reasürans yapısı, yüksek muafiyetler, kapsam limitleri ve doğru fiyatlamanın bulunduğunu ifade etti. Slovenya örneği, doğal afet riskinin yalnızca hasar anında değil, öncesinde yapılan modelleme ve risk yönetimiyle de yönetilebileceğini gösteren bir vaka olarak sunuldu.
Polonya’da zorunlu trafik sigortası baskı yaratıyor
Polonya değerlendirmesinde ise öne çıkan ana başlık zorunlu motor sigortası oldu. Kimovec, Polonya’da motor branşının piyasa içinde çok büyük paya sahip olduğunu ve özellikle zorunlu trafik sigortasında uzun süredir yoğun fiyat rekabeti yaşandığını belirtti. Dijital satış kanalları ve fiyat karşılaştırma platformlarının bu rekabeti daha da hızlandırdığı ifade edildi.
Sunumda, Polonya’da hasar frekansları gerilese de yedek parça ve işçilik maliyetlerindeki artışın teknik sonuçları baskılamaya devam ettiği vurgulandı. Daha az çeşitlendirilmiş şirketlerin bu baskıya karşı daha kırılgan olduğu, buna karşılık ürün çeşitliliği yüksek ve güçlü dijital ekosisteme sahip şirketlerin daha dayanıklı kaldığı belirtildi.
Rekabet, dijitalleşme ve risk yönetimi birlikte düşünülmeli
Webinarın genel çerçevesi, dört farklı ülke örneği üzerinden aynı temel soruya odaklandı: Sigorta piyasalarında risk yalnızca makroekonomik koşullardan mı kaynaklanıyor, yoksa sektör içi yapısal dinamikler de en az o kadar belirleyici mi? Sunumlarda öne çıkan ortak cevap, rekabetin, dijitalleşmenin, fiyatlama disiplininin, ürün yapısının ve düzenleyici çerçevenin birlikte değerlendirilmesi gerektiği oldu.
Türkiye açısından bakıldığında ise ana sonuç netti: Ülke riski yüksek olsa da sektör, yatırım gelirleri, yeniden fiyatlama kabiliyeti ve büyüme dinamiği sayesinde dayanıklılık üretmeye devam ediyor. Ancak motor TPL, doğal afet riski ve teknik kârlılık baskısı gibi temel başlıklar da risk görünümünü şekillendirmeyi sürdürüyor.
Etki kısa vadede sınırlı, orta vadede daha belirgin olabilir
Webinarın soru-cevap bölümünde Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin sigorta piyasalarına etkisi de gündeme geldi. Konuşmacılar, mevcut etkinin kısa vadede sınırlı kaldığını ancak orta vadede enflasyon, reasürans maliyetleri, savaş teminatı fiyatları ve büyüme beklentileri üzerinde daha belirgin baskı yaratabileceğini ifade etti.
Birleşik Krallık cephesinde enerji fiyatları üzerinden enflasyon baskısının artabileceği belirtilirken, Orta ve Doğu Avrupa tarafında sermaye piyasası etkisinin sınırlı kalabileceği görüşü paylaşıldı. Orta Doğu piyasaları açısından ise savaş riskinin poliçelerde çoğunlukla hariç tutulduğu, ancak reasürans yenilemelerinde fiyat artışı ve şartların sıkılaşması gibi etkilerin görülebileceği ifade edildi. Bunun yanı sıra, savaş teminatına yönelik talebin artmasının bazı alanlarda sınırlı da olsa yeni bir büyüme fırsatı yaratabileceği kaydedildi.