Advertisement
29.07.2026
weather
26°
Sigorta Kulisi Sektör Şirketler risklerin farkında ancak yönetim kurullarının zamanı sınırlı

Şirketler risklerin farkında ancak yönetim kurullarının zamanı sınırlı

EY ve YÜD araştırması, şirketlerde kurumsal risk yönetimine ayrılan sürenin ve yönetim kurulu seviyesindeki derinliğin sınırlı kaldığını gösterdi

EY ve YÜD iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi, kurumsal risk yönetimine ayrılan sürenin sınırlı kaldığını ortaya koydu.

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY ile Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği (YÜD) iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi, şirketlerin kurumsal risk yönetimine yaklaşımını ve yönetim kurullarının stratejik önceliklerini ortaya koydu.

Çoğunlukla halka açık şirketler ile aile şirketlerinde görev alan yönetim kurulu üyeleri, üst düzey yöneticiler ve bağımsız yönetim kurulu profesyonellerinin katıldığı araştırmaya göre, şirketlerde kurumsal risk yönetimine yönelik organizasyonel yapılar büyük ölçüde oluşturuldu. Ancak bu alana ayrılan süre ve fonksiyonel derinlik sınırlı kaldı.

Kurumsal risk yönetimi ağırlıklı olarak yönetim kurulu komitelerinde ele alınıyor

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 45’i, kurumsal risk yönetiminin şirketlerindeki Risk Komitesi’nin sorumluluğunda olduğunu belirtti. Katılımcıların yüzde 32’si ise bu görevin Denetim ve Risk Komitesi tarafından yürütüldüğünü ifade etti.

Bu kapsamda bir komitede görev alan katılımcıların yüzde 32’si kurumsal risk yönetimine fiilen ayda 1 ila 5 saat, yüzde 23’ü 5 ila 10 saat ayırdığını belirtti. Katılımcıların yalnızca yüzde 10’u bu alana ayda 10 ila 15 saat ayırabildiğini bildirdi.

Katılımcıların yüzde 31’i ise kurumsal risk yönetimiyle ilgili herhangi bir komitede görev almadığını ifade etti. Bu tablo, yönetim kurulu düzeyinde kurumsal risk yönetimine daha geniş yer verilmesi gerektiğine işaret etti.

Ekonomik riskler yönetim kurullarının gündeminde ilk sırada

Katılımcıların yüzde 63’ü, icra seviyesinden gelen risk raporlamalarının karar alma süreçleri için gerekli içgörüyü sağladığını düşünüyor. Ancak yönetim kurulu seviyesinde risk yönetişimine ayrılan zamanın sınırlı olması, üretilen içgörülerin karar alma süreçlerine yeterince yansıtılamaması riskini oluşturuyor.

Araştırma sonuçları, 2025 yılında şirketlerin risk gündeminde makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerin öne çıktığını gösterdi.

Katılımcılara göre şirketler açısından en önemli risk alanı yüzde 42 ile ekonomik riskler oldu. Ekonomik riskleri yüzde 15 ile jeopolitik riskler, yüzde 10 ile politik riskler takip etti.

Küresel ekonomik belirsizlikler ve jeopolitik gelişmeler şirketlerin risk gündeminde önemli bir yer tutarken, katılımcıların yarısından fazlası şirketlerinin jeopolitik risklere yönelik stratejilerini yeterli bulduğunu belirtti.

Katılımcıların yüzde 75’i şirketlerinin risk stratejilerine güveniyor

Makroekonomik gelişmeler ve finansal piyasalardaki dalgalanmalar, şirketlerin kurumsal risk yönetimi stratejilerinde öncelikli değerlendirme alanları arasında yer almaya devam ediyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 75’i, şirketlerinin bu alanda doğru ve yeterli risk stratejileri uyguladığını düşünüyor.

Organizasyonların sürdürülebilir büyümesi ve rekabet gücünün korunması açısından kritik öneme sahip insan kaynağı ve yetenek yönetimi alanında, şirketlerinin doğru ve yeterli risk stratejisi uyguladığından emin olanların oranı yüzde 56 seviyesinde bulunuyor.

Sürdürülebilirlik ve çevresel riskler konusunda katılımcıların yaklaşık yarısı, şirketlerinin yeterli risk stratejilerine sahip olduğunu belirtti. İklim değişikliği ve doğa kaynaklı riskler özelinde ise bu oran yüzde 44 olarak ölçüldü.

Siber güvenlik stratejilerini yeterli bulanların oranı yüzde 67

Teknolojik dönüşüm ve dijitalleşme alanında katılımcıların yüzde 60’ı, siber güvenlik risklerinin yönetiminde ise yüzde 67’si şirketlerinin doğru ve yeterli risk stratejisi uyguladığını düşünüyor.

Ancak siber güvenlik risklerinin giderek artan etkisi dikkate alındığında, mevcut yapıların güçlendirilmesi ve uygulamaların sürdürülebilirliğinin sağlanması önemli bir gelişim alanı olarak öne çıkıyor.

Katılımcıların yarısından fazlası da şirketlerinin tedarik zinciri risklerini yönetmeye yönelik etkin stratejilere sahip olduğunu ifade etti.

“Risk yönetişimine daha fazla stratejik zaman ayrılmalı”

Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sami, araştırma sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

YÜD olarak temel amacımız, Türkiye’deki yönetim kurullarının etkinlik ve derinliğini artırarak şirketlerimizin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamaktır. EY iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz bu barometre çalışması, yönetim kurullarının risk yönetimi konusundaki farkındalığını ve fiilen ayırdıkları zamanı net bir şekilde ortaya koyuyor. Araştırma sonuçları gösteriyor ki şirketlerimizde komite yapıları kurulmuş olsa da, yönetim kurullarının risk yönetişimine daha fazla stratejik zaman ayırması ve bu içgörüleri karar alma mekanizmalarına daha güçlü entegre etmesi gerekiyor. YÜD olarak, yönetim kurulu üyelerimizin bu alandaki yetkinliklerini desteklemeye ve iyi yönetişim ilkelerini yaygınlaştırmaya devam edeceğiz.”

“Geleneksel risk yönetimi yaklaşımları tek başına yeterli değil”

EY Türkiye Şirket Ortağı ve Risk Danışmanlığı Hizmetleri Lideri Emre Beşli ise şu değerlendirmelerde bulundu:

“EY olarak YÜD ile gerçekleştirdiğimiz araştırmamızdan elde ettiğimiz bulgular, kurumlarda risk yönetimine yönelik organizasyonel yapıların büyük ölçüde oluşturulduğunu, ancak yönetim kurulu seviyesinde bu alana ayrılan zamanın sınırlı kaldığını ve dolayısıyla risk yönetimi fonksiyonunun etkinliğini artıracak gelişim alanlarının bulunduğunu gösteriyor. Jeopolitik gelişmeler, ekonomik belirsizlikler ve politik riskler şirketlerin gündeminde öncelikli konumunu korurken, teknolojik dönüşüm ve siber güvenlik riskleri de kurumlar açısından giderek daha stratejik bir önem kazanıyor.”

Son dönemde yaşanan küresel gelişmelerin geleneksel risk yönetimi yaklaşımlarının artık tek başına yeterli olmadığını ortaya koyduğunu belirten Beşli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birden fazla risk senaryosunun aynı anda gerçekleşebildiği günümüzde şirketleri, proaktif aksiyon alma kabiliyetinin güçlendirildiği bir gelecek bekliyor. Bu doğrultuda, kurumların risk ve strateji arasındaki dengeyi doğru kurmaları, risk kültürünü organizasyonun geneline yaymaları, raporlama döngülerini hızlandırarak gerçek zamanlı içgörü üretebilmeleri ve yapay zekâ, makine öğrenimi ile diğer teknolojik çözümleri risk yönetimi süreçlerine entegre etmeleri kritik önem taşıyor.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *