Advertisement
05.06.2026
weather
24°
Sigorta Kulisi Sektör Sigortalılık oranı kamu iş birliği ve mikro ürünlerle artırılacak

Sigortalılık oranı kamu iş birliği ve mikro ürünlerle artırılacak

TSB yönetimi, sigorta sektöründe koruma açığının azaltılması için kamu iş birliği, mikro sigortalar, yeni ürünler ve afet sigortacılığı modellerinin önemine dikkat çekti

Türkiye Sigorta Birliği’nin basın toplantısında sektörün en kritik gündemlerinden biri olan koruma açığı öne çıktı. TSB yönetimi, afetlerden sağlığa, konuttan iş yerine kadar birçok alanda sigortalılık oranlarının artırılması gerektiğini vurgularken; kamu iş birliği, mikro sigortalar ve yeni ürün modelleri çözüm başlıkları arasında gösterildi.

Türkiye Sigorta Birliği’nin yeni yönetiminin basın toplantısında, sigorta sektörünün büyüme hedefleri kadar Türkiye’deki koruma açığı da gündemin merkezinde yer aldı. TSB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar’ın liderliğinde düzenlenen toplantıya, Başkan Yardımcıları Fahri Uğur ve Ayhan Sincek ile Yönetim Kurulu Üyeleri Neslihan Neciboğlu ve Serkan Uğraş Kaygalak katıldı. 

Toplantının soru-cevap bölümünde yapılan değerlendirmelerde, sigortalılık oranlarının halen birçok alanda istenen seviyeye ulaşmadığı, bu nedenle sektörün yeni dönemde yalnızca prim üretimine değil, daha geniş kitlelerin güvence sistemine dahil edilmesine odaklanacağı mesajı verildi.

TSB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar, koruma açığının en somut örneklerinden birinin 6 Şubat depremlerinde görüldüğünü belirtti. Yaşar, deprem sonrası toplam hasarın 106 milyar dolar seviyesinde olduğunu, buna karşılık sigortalı hasar ödemesinin 5-6 milyar dolar aralığında kaldığını hatırlattı.

Yaşar, dünyada aynı yıl meydana gelen doğal afet zararlarının yaklaşık yüzde 40’ının sigorta tarafından karşılandığını, Türkiye dahil edildiğinde bu oranın yüzde 30 seviyesine gerilediğini ifade ederek, Türkiye’nin koruma açığı nedeniyle küresel ortalamayı aşağı çektiğine dikkat çekti.

“Sigortalılık oranlarını artırmak için yeni ürünler geliştirmeliyiz”

Ahmet Yaşar’a göre koruma açığı yalnızca vatandaşın sigortaya mesafeli durmasıyla açıklanabilecek bir sorun değil. Sektörün de farklı yaş gruplarına, gelir seviyelerine ve risk profillerine uygun ürünler geliştirmesi gerekiyor.

Kasko sigortasını örnek gösteren Yaşar, Türkiye’de dört araçtan yalnızca birinin kasko güvencesine sahip olduğunu belirtti. Buna karşılık 0-3 yaş ve 0-5 yaş aralığındaki araçlarda kasko sigortalılık oranının yüzde 80’e yaklaştığını söyleyen Yaşar, yeni araç sahiplerinin kasko yaptırma eğiliminin güçlü olduğunu, ancak yaşlanan araç parkında farklı çözümlere ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.

Türkiye’de 21 yaş üzerindeki araçların toplam araç parkı içindeki payının yüzde 26 seviyesine ulaştığını belirten Yaşar, bu gruba yönelik daha uygun, daha sade ve ihtiyaca dönük ürünlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

DASK, konut ve iş yerinde açık sürüyor

Toplantıda yalnızca motor branşları değil, DASK, konut ve iş yeri sigortalarındaki oranlar da gündeme geldi. Yaşar, DASK’ta sigortalılık oranının yüzde 58’lerde, konut tarafında ise yüzde 25’ler seviyesinde olduğunu söyledi. İş yeri sigortalarında ise büyük endüstriyel işletmelere yaklaşıldıkça sigortalılık oranının arttığını, ancak esnaf ve küçük işletme tarafında bu oranın oldukça düştüğünü belirtti.

TSB Başkan Yardımcısı Fahri Uğur da özellikle DASK tarafında yüzde 58 seviyesinin kabul edilebilir olmadığını vurguladı. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Uğur, sigorta havuzunun büyütülmesi ve daha fazla vatandaşın koruma altına alınması gerektiğini söyledi.

Uğur, koruma açığının yalnızca sigorta sektörünün tek başına çözebileceği bir başlık olmadığını belirterek, başta SEDDK olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortak projeler üzerinde çalıştıklarını ifade etti.

Zorunlu Afet Sigortası yeni dönemin kapısını açabilir

Afet riskleri açısından yeni dönemin en önemli başlıklarından biri Zorunlu Afet Sigortası olacak. Fahri Uğur, DASK benzeri modellerin başka alanlarda da değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, deprem dışındaki afet risklerini de içine alan daha kapsamlı bir yapının sigortalılık oranlarını artırabileceğine dikkat çekti.

Uğur’a göre afetlere karşı sigorta korumasının yaygınlaşması yalnızca bireylerin ve işletmelerin korunması açısından değil, Türkiye ekonomisinin afetlere karşı dayanıklılığının güçlendirilmesi açısından da kritik önem taşıyor.

Mikro sigortalar yeni kitlelere ulaşmak için fırsat

TSB Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Neciboğlu ise koruma açığının tek bir başlık altında değerlendirilemeyeceğini, her branşın farklı ihtiyaçları ve çözüm yolları bulunduğunu belirtti.

Neciboğlu, özellikle sağlık sigortaları ve mikro sigortaların sigorta sisteminin dışında kalan kesimlere ulaşmak için önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Genel sağlık sigortası kapsamında yer alan ancak özel sağlık veya tamamlayıcı sağlık sigortası bulunmayan kesimler için yeni çözümler geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Mikro sigortalar tarafında da Türkiye’de net bir düzenleyici çerçevenin henüz oluşmadığını belirten Neciboğlu, daha sınırlı teminatlarla, daha erişilebilir prim seviyelerinde sunulacak ürünlerin dar gelirli kesimlerin sigorta sistemiyle tanışmasını sağlayabileceğini kaydetti.

Neciboğlu, mikro sigortaların özellikle sağlık, tarım ve gündelik riskler tarafında sigortalılık bilincini artırabilecek önemli araçlardan biri olduğunu vurguladı.

Motor dışı branşlarda büyüme alanı daha geniş

Koruma açığı tartışmalarında trafik ve kasko sigortalarının sıkça öne çıktığını belirten Neciboğlu, Türkiye’nin motor branşlarında dünya örnekleriyle karşılaştırıldığında çok ciddi bir ayrışma göstermediğini söyledi. Neciboğlu’na göre asıl büyüme alanı motor dışı branşlarda bulunuyor.

Konut, iş yeri, sağlık, tarım ve afet sigortaları gibi alanlarda sigortalılık oranlarının artırılması, sektörün uzun vadeli büyümesi açısından temel başlıklar arasında yer alıyor.

Sigorta bilinci uzun soluklu bir mesele

Toplantıda sigorta bilincinin artırılması için yürütülen çalışmalara da dikkat çekildi. Ahmet Yaşar, finansal okuryazarlık ve sigorta farkındalığı çalışmalarının uzun vadeli işler olduğunu belirterek, TSB’nin ilkokul öğrencilerinden üniversitelilere kadar farklı gruplara yönelik farkındalık çalışmaları yürüttüğünü söyledi.

Yaşar, sigortalılık oranlarını artırmak için yalnızca farkındalık çalışmalarının yeterli olmayacağını, aynı zamanda gömülü sigortacılık, mikro sigortalar, dijital kanallar ve alternatif dağıtım modelleriyle daha fazla kişiye ulaşılması gerektiğini vurguladı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *