Sigorta sektöründe 34 yılı aşkın teknoloji deneyimine sahip SFS Genel Müdürü Onursal Polat, sigortacılığın artan karmaşıklığını, hız ihtiyacını ve yapay zekânın sektör üzerindeki dönüştürücü etkisini değerlendirdi.
Türkiye sigorta sektöründe teknoloji odaklı dönüşüm, son yıllarda yalnızca dijitalleşme başlığıyla değil; hız, ölçeklenebilirlik, maliyet yönetimi ve yapay zekâ ekseninde yeniden tanımlanıyor.
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur Gülen ile sigorta profesyoneli Zeynep Türkmen’in sunduğu Sigortacı Kafası programının bu haftaki konuğu olan Stratejik Fonksiyonel Sistemler (SFS) Genel Müdürü Onursal Polat, sigortacılığın teknolojiyle kurduğu ilişkiyi yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla değil, 30 yılı aşan sektör hafızasıyla değerlendirdi.
34 yıldır yalnızca sigortacılık yazılımlarına odaklanan bir şirketin yöneticisi olarak konuşan Polat, sigortanın doğası gereği veriye dayalı ve yüksek derecede karmaşık bir iş olduğunun altını çizerek, “Sigortacılık teknolojisiz nefes alamaz. Bu iş, veri olmadan da yazılım olmadan da yürümez” dedi.
“Sigorta sahnede basit görünür, arkada dev bir operasyon vardır”
Sigorta ürünlerinin müşteriye çoğu zaman sade ve anlaşılır bir çerçevede sunulduğunu belirten Polat, işin arka planında son derece karmaşık bir operasyonel yapı bulunduğunu vurguladı. “Biz poliçeyi, teminatı ya da fiyatı görüyoruz. Ama arkada binlerce sürecin, kontrolün ve entegrasyonun aynı anda çalıştığı bir sistem var. Sigorta bir tiyatro sahnesi gibidir; seyirci oyuncuyu görür ama sahnenin arkasında dev bir mekanizma işler” ifadelerini kullandı.
Bu yapının merkezinde yazılımın yer aldığını söyleyen Polat, “Yazılım, sigorta şirketinin sinir sistemidir. Hasardan muhasebeye, üretimden tahsilata kadar her şey bu sinir sistemi üzerinden çalışır” dedi.
Disketlerden saniyelerin ölçüldüğü sistemlere
SFS’nin yolculuğunu anlatırken sektörün teknoloji evrimini de özetleyen Polat, “Biz disketlerle başladığımız bir dönemden geliyoruz. 1999 yılında WinShu’yu hayata geçirdiğimizde bu yazılım o günün şartlarında oldukça iddialıydı. Bugün baktığımızda sektörün 26 yıldır severek kullandığı bir yapıdan söz ediyoruz” diye konuştu.
Teknolojideki dönüşümün en kritik başlıklarından birinin hız olduğunu vurgulayan Polat, “Türkiye’de hız artık tercih sebebi. Avrupa’da bu kadar öncelik verilmeyebilir ama Türkiye’de bir sistemin saniyenin altında çalışması fark yaratıyor” dedi. Polat, saniyeler içinde çalışan ödeme ve poliçe sistemlerinin artık bir lüks değil, zorunluluk haline geldiğini belirtti.

“40 bin komponentlik bir ekosistemden bahsediyoruz”
Bir sigorta yazılımının sanılandan çok daha karmaşık bir yapı olduğunu söyleyen Polat, “Bugün bir sigorta sisteminde yaklaşık 40 bin farklı komponent birbiriyle etkileşim halinde çalışıyor. Teminatlar, tarifeler, reasürans yapıları, belgeler, muhasebe kayıtları… Bunların hepsi aynı anda uyumlu şekilde işlemeli” dedi.
SFS’nin bu karmaşık yapıyı beş ana modül altında yönettiğini aktaran Polat, çekirdek altyapı üzerine kurulu üretim, hasar, tahsilat, muhasebe ve reasürans modüllerinin sigorta şirketlerinin tüm ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde tasarlandığını ifade etti.
Türkiye’den dünyaya yazılım ihracatı
SFS’nin yalnızca Türkiye pazarıyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Polat, “Biz Hindistan’a bile sigorta yazılımı ihraç etmiş bir firmayız. Bu biraz Trabzon’da tereyağı satmak gibi görülür ama yaptık” dedi. Almanya’da Köln Üniversitesi’nin SFS yazılımını akademik örnek olarak inceleyip ders içeriği haline getirdiğini hatırlatan Polat, bunun şirket açısından önemli bir referans olduğunu söyledi.
“Basitlik ve hız artık her şeyden önemli”
Sigorta yazılımlarında modüler yapıdan daha sade ve hızlı çözümlere doğru bir evrim yaşandığını ifade eden Polat, “Eskiden fonksiyon zenginliği konuşulurdu, bugün basitlik ve hız konuşuluyor. Acenteler hızlı kesilen poliçeye bakıyor. Ön tarafta basit ekranlar, arkada ise son derece karmaşık bir yapı çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Sigortacılığı bankacılıkla karşılaştıran Polat, “Bankacılık İstanbul metrosuysa, sigortacılık Londra metrosu gibidir. Çok daha dallı budaklıdır. Bu da yazılımı doğal olarak daha karmaşık hale getirir” dedi.
“Yanlış tarifeyle aynı portföy zarar yazabilir”
Tarife yönetiminin sigortacılıkta kâr-zarar dengesini belirleyen en kritik unsurlardan biri olduğunu belirten Polat, “Aynı sayıda poliçeyle bir şirket kâr ederken diğeri zarar edebiliyor. Farkı yaratan doğru tarife ve doğru hedef kitle” dedi. Bu nedenle büyük veri analitiği ve yapay zekânın sigortacılıkta giderek daha merkezi bir rol oynadığını vurguladı.
Yapay zekâ: Araçtan ajana geçiş
Yapay zekânın sigortacılıkta bir verimlilik aracından çok daha fazlası haline geldiğini söyleyen Polat, “Bugün artık teknolojiden bir araç olarak değil, bir ajan olarak söz ediyoruz. Müşteri çok yakın bir gelecekte ‘Bana en uygun poliçeyi bul’ diyerek yapay zekâya soracak” ifadelerini kullandı.
Bu dönüşüme uyum sağlayamayan yapıların ayakta kalmasının zor olacağını belirten Polat, “Ericsson telefonlar ya da Yahoo örneğinde olduğu gibi, dönüşemezseniz sistem sizi dışarıda bırakıyor. Bu çağın kazananı en büyük olan değil, en hızlı adapte olan olacak” dedi.
“Sigortacılık gençler için büyük bir teknoloji alanı”
Sigorta teknolojilerinin gençler için önemli kariyer fırsatları sunduğunu vurgulayan Polat, üniversitelerle iş birlikleri yaptıklarını ve özellikle analitik, büyük veri ve yapay zekâ alanlarında insan kaynağına yatırım yaptıklarını söyledi. “Sigortacılık geleneklerini koruyor ama teknolojik dönüşümle yeniden şekilleniyor. Bu da gençler için çok güçlü bir alan yaratıyor” değerlendirmesinde bulundu.