Kurumsal Risk Yönetimi Derneği tarafından düzenlenen 12. Global Riskler Zirvesi’nde gerçekleştirilen “Küresel Düzeyde Jeopolitik ve Makroekonomik Risklerin Yönetimi” söyleşisinde Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve TCMB Eski Baş Ekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara küresel ekonomi ve Türkiye’nin makro görünümüne, AXA Group CUO P&C Commercial Lines Etienne Champion ise sigorta ve risk transferi boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Moderasyonunu Arda Koçyan üstlendiği panelde konuşan Kara, petrol fiyatlarında kısa süre içinde yaşanan sert değişimlerin, Türkiye gibi enerjiye duyarlı ekonomiler açısından çok önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Kara, bu dönemin ana temasını ise net bir ifadeyle ortaya koydu:
“Ana tema dayanıklılık ve dirençli olma üzerine oturacak gibi görünüyor.”
Merkez bankalarının rolü değişiyor
Kara, ülkelerin içe kapandığı ve kutuplaşmanın arttığı dönemlerde merkez bankalarının rolünün de kaçınılmaz biçimde değiştiğini anlattı. Ona göre artık klasik anlamda “tam bağımsız merkez bankası” anlayışının sınırları daha görünür hale geliyor. Devletlerin stratejik hedefleri, savunma öncelikleri ve ekonomik direnç ihtiyacı, merkez bankalarını da daha koordineli bir role itiyor.
Bu değişimi anlatırken Kara, merkez bankalarının artık yalnızca fiyat istikrarına odaklanan kurumlar olarak görülemeyeceğini, finansal istikrarı ve risk önleme kapasitesini de üstlenmek zorunda kaldıklarını vurguladı.
Küresel borç yükü ve enflasyon
Kara, küresel borçluluk artışının merkez bankalarının politikalarıyla doğrudan etkileşime girdiğini belirterek, borçların tarihsel olarak üç yolla eritildiğini söyledi: hızlı büyüme, mali disiplin ve enflasyon. Ancak ona göre ilk iki seçeneğin kısa vadede güçlü bir olasılık taşımadığı görülüyor. Yapay zekâ ve verimlilik artışıyla büyüme tarafında zaman içinde bir ivme yakalanabileceğini kabul eden Kara, bunun kısa vadede borç dinamiğini çözecek ölçüde hızlı gerçekleşmeyeceğini ifade etti. Aynı şekilde, savunma harcamalarının ve stratejik önceliklerin arttığı bir dönemde devletlerin kemer sıkma yönünde ilerlemesinin de zayıf bir olasılık olduğunu söyledi.
Bu nedenle Kara, gelişmiş ülkelerde bile bir miktar daha yüksek enflasyonun yeni normal haline gelebileceğine işaret etti.
Türkiye için temel başlık: Makroekonomik istikrar
Prof. Dr. Hakan Kara, Türkiye açısından asıl kritik meselenin makroekonomik istikrar olduğunu vurguladı. Türkiye’de yürütülen ekonomik programın başarısının önemine dikkat çeken Kara, yüksek enflasyonun yatırımcı algısı üzerindeki olumsuz etkisini açık biçimde dile getirdi. Dış yatırımcının yüzde 30’lar seviyesindeki enflasyonla yaşayan bir ülkeye yatırım yapmakta zorlanacağını belirten Kara, bu durumun hem güven hem de öngörülebilirlik sorunu yarattığını söyledi. Türkiye’nin tarihsel olarak en hassas iki alanının enflasyon ve cari açık olduğunu hatırlatan Kara, bu iki başlığın yeniden aynı anda baskı altına girmesinin program açısından en istenmeyen tablo olduğuna işaret etti.
Çin baskısı ve rekabet gücü sorunu
Kara, Batı’nın Çin’e karşı duvarlarını yükseltmesinin Çin’i diğer pazarlarda çok daha agresif hale getirdiğini söyledi. Türkiye’nin ihracat yaptığı pazarlarda, özellikle temel sektörlerde Çin’in başlıca rakip konumuna geldiğini belirten Kara, Türkiye’nin aynı dönemde pahalı bir ülke haline gelmesinin rekabetçilik açısından ek baskı yarattığını anlattı.
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalması halinde cari açığın 60 milyar dolar seviyelerine çıkabileceğini belirten Kara, bu nedenle rezervlerin de çok yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. Bununla birlikte Türkiye’nin halen belirli bir manevra alanına sahip olduğunu, kullanılabilir rezervlerin önemli bir tampon işlevi gördüğünü de ifade etti.
Kara, kısa vadede zorlanmanın kaçınılmaz olduğunu ancak orta vadede Türkiye için fırsat penceresi açılabileceğini söyledi. Türkiye’nin bölgeye yakınlığı, enerji bağımlılığı ve dış ticaret yapısı nedeniyle şoklardan etkileneceğini kabul eden Kara, buna rağmen bütün toz duman dağıldığında Türkiye’nin ne kadar dirençli bir ülke olduğunun daha net ortaya çıkabileceğini belirtti.
EtIenne ChampIon: Jeopolitik risk artık bir numara

Panelin sigortacılık ve risk transferi boyutunda sözü alan Etienne Champion ise AXA Group’un Future Risks Report’una atıf yaparak jeopolitik risklerin ilk kez en önemli küresel risk başlığı haline geldiğini söyledi. Champion, iklim değişikliği ve siber risklerin de üst sıralardaki yerini koruduğunu belirtirken, artık şirketlerin tekil risklerle değil, birbirini besleyen eş zamanlı krizlerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Bu tabloyu “polycrisis” kavramıyla açıklayan Champion, enerji, tedarik, siber güvenlik ve jeopolitik gerilimin giderek daha iç içe geçtiğini anlattı.
Champion’ın konuşmasında en çok öne çıkan kavram ise “volatilite” oldu. Sigorta ve reasürans piyasaları açısından yeni dönemin ana kelimesinin volatilite olduğunu belirten Champion, dalgalanma arttıkça daha fazla kapitalizasyona ihtiyaç duyulduğunu, kapital yeterli getiri görmezse piyasadan çekildiğini ve bunun da kapasite kaybına yol açtığını söyledi. Ona göre esas sorun her zaman fiyat değil; bazı dönemlerde kapasitenin ortadan kaybolması oluyor. Bu durum, özellikle büyük şoklar sonrası sigortalanabilirlik sorununu daha da görünür hale getiriyor.
Fiyat değil, kapasite sorunu öne çıkıyor
Champion, kapasitenin kaybolduğu dönemlerde sigorta piyasasında fiyatın ikinci plana düştüğünü, asıl problemin teminat bulabilmek haline geldiğini söyledi. Özellikle büyük hasar başlıklarında ya da savaş benzeri jeopolitik gerilimler sonrasında bazı ürünlerde kapasitenin hızla çekilebildiğini belirten Champion, bunun sigorta piyasası açısından en kritik kırılma noktalarından biri olduğuna işaret etti. Bu nedenle risklerin doğru fiyatlanması kadar, piyasanın taşıma kapasitesinin korunmasının da kritik önemde olduğunu anlattı.
Champion, risk yöneticilerine ve şirketlere daha fazla şeffaflık ve iş birliği çağrısında bulunarak, sigortacının yalnızca poliçe sunan taraf değil, stratejik bir ortak olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Risklerin yönetim kurulu ve üst yönetim seviyesinde ele alınması, risk transferi kararlarının son dakikaya bırakılmaması ve sigortacıyla daha erken aşamada temas kurulması gerektiği yönündeki mesajları, panelin sigorta tarafındaki en güçlü önerileri arasında yer aldı.
Risk yöneticilerine ortak mesaj: Senaryo çalışın, nakde ve stoğa bakın
Panelin son bölümünde konuşmacılara risk yöneticilerine tek bir öneri vermeleri istenince, Hakan Kara belirsizlik kavramının artık klasik risk hesaplamasının ötesine geçtiğini söyledi. “Her şeyin olabileceği bir dünyaya” girildiğini vurgulayan Kara, riskin bazen fiyatlanabildiğini ama belirsizliğin dağılımının bile bilinmediği durumların arttığını anlattı. Bu nedenle senaryo bazlı çalışmanın, özellikle en kötü durumları önden ele almanın ve ortaya çıktıktan sonra değil, öncesinde hazırlık yapmanın kritik olduğunu söyledi. Nakit yönetimi ve stok yönetimi gibi başlıkların da bu dönemde öne çıkacağını ifade etti.
Champion ise daha geniş şeffaflık, daha yakın iş birliği ve sigorta sektörüyle sürekli diyalog kurulmasını önerdi. Böylece panelden çıkan ortak sonuç netleşti: Yeni dönemde risk yönetimi yalnızca tahmin yapmak değil; senaryo üretmek, volatiliteyi kabul etmek, kapasiteyi korumak ve sigorta dahil tüm savunma araçlarını daha stratejik kullanmak anlamına geliyor.