TSB Genel Sekreter Yardımcısı Atilla Oksay, 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni sağlık sigortası yönetmeliğinin ömür boyu yenileme garantisinden bekleme sürelerine, şirketler arası geçişten dijital veri paylaşımına kadar birçok alanda önemli değişiklikler getirdiğini anlattı.
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur Gülen ile sigorta profesyoneli Zeynep Türker’in sunduğu Sigortacı Kafası programının son konuğu TSB Genel Sekreter Yardımcısı Atilla Oksay oldu. Programda 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni sağlık sigortası yönetmeliği ile önleyici sağlık yaklaşımının sektör açısından ne ifade ettiği ayrıntılı şekilde ele alındı. Oksay, hem yeni düzenlemenin sigortalıya getirdiği kazanımları hem de sağlık sigortacılığının geleceğine ilişkin dönüşümü anlattı.
“Biz sadece sağlık giderlerini ödemiyoruz, sağlık risklerini yönetiyoruz”
Atilla Oksay, sağlık sigortacılığının son yıllarda sektörün en hızlı büyüyen alanlarından biri haline geldiğini vurgulayarak, bu branşın yalnızca prim üretimiyle değil, bireyin hayatındaki etkisiyle de öne çıktığını söyledi. Oksay, “Biz sigorta sektörü olarak sağlık sigortalarında bireyleri en çok memnun edecek alana dokunuyoruz. Ve onların sadece sağlık giderlerini ödemiyoruz. Aslında onların sağlık risklerini yönetiyoruz” dedi. Aynı değerlendirmede, 2025 yıl sonu itibarıyla sağlık sigortasında sigortalı sayısının 7,9 milyona ulaştığını, branşın trafik sigortasının ardından sektörün en büyük ikinci alanı haline geldiğini belirtti.
Oksay’a göre bu büyüme, sağlık sigortacılığında yeni bir mevzuat güncellemesini de zorunlu hale getirdi. Yeni düzenlemenin temel hedefini ise üç başlıkta özetledi: sigortalının korunması, kuralların daha şeffaf ve standart hale getirilmesi, aynı zamanda sistemin sigorta şirketleri açısından sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması. Oksay, “Aslında ana amaç, mevzuat değişikliğinin amacı buydu” sözleriyle düzenlemenin çerçevesini ortaya koydu.
Ömür boyu yenileme garantisinde yeni standart
Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri ömür boyu yenileme garantisine ilişkin değişiklikler oldu. Atilla Oksay, eski yapıda yenileme garantisi ve ömür boyu yenileme garantisi olmak üzere iki ayrı sistem bulunduğunu, yeni yönetmelikle bunun sadeleştirildiğini anlattı. “Şu anda tek garantimiz var. O da ömür boyu yenileme garantisi” diyen Oksay, artık şirketler arasında farklı uygulamaların yerini daha net bir standardın aldığını söyledi.
Oksay, bu standardı ise şu sözlerle açıkladı:
“60 yaşını doldurmamış ve 3 yıl kesintisiz sigortalı olan, hasar prim oranı da bu 3 yıllık süre içerisinde yüzde 80’in altında olan bütün sigortalılara ömür boyu yenileme garantisi verilecek. Bu bir zorunluluk.”
Bu hakkın tüm şirketler için asgari bir çerçeve oluşturduğunu belirten Oksay, sigorta şirketlerinin sigortalı lehine daha iyi şartlar sunabileceğini, ancak bu standartların altına inemeyeceğini de vurguladı.
Uğur Gülen de aynı bölümde yeni yapının alt sınırını, “Sigortalı lehine değiştirilecek şeyler değiştirilebilir. Aleyhine getiremez” sözleriyle özetledi. Bu vurgu, yönetmeliğin sigortalı haklarını daha görünür ve taşınabilir hale getiren yönünü güçlendirdi.
“Aynı planla geçiş yapıyorsanız ÖBYG hakkınız devam edecek”
Yeni yönetmelik, şirket değişikliği yapan sigortalılar açısından da önemli yenilikler getiriyor. Özellikle ömür boyu yenileme garantisine sahip kişilerin aynı planla başka bir şirkete geçmeleri halinde haklarını koruyabilmeleri, programda öne çıkan başlıklardan biri oldu. Atilla Oksay, “Siz yönetmelikteki asgari koşulları sağlıyorsanız ve aynı planla geçiş yapıyorsanız ömür boyu yenileme garantisine sahip olacaksınız” dedi. Ancak mevcut plandan daha üst bir plana geçilmek istenmesi halinde şirketin yeniden değerlendirme hakkı bulunacağını da ekledi.
Bu noktada Uğur Gülen’in kullandığı çarpıcı ifade de dikkat çekti. Gülen, “Sisteme dahil olup o hakkı aldıktan sonra artık o hakkınız her yerde geçerli” derken, sağlık sigortasının şirket bazlı bir ilişki olmaktan çıkıp daha sistematik bir yapıya kavuştuğuna işaret etti. Aynı bölümde, ömür boyu yenileme garantisi kazanmış bir sigortalının farklı şirketlerde aynı plan çerçevesinde sistem içinde kalabileceği vurgulandı.
Bekleme sürelerinde sigortalı lehine çerçeve
Yönetmeliğin bir diğer önemli başlığı bekleme süreleri oldu. Oksay’ın aktardığına göre, doğum teminatı için 12 ay, diğer teminatlar için ise 6 aya kadar bekleme süresi uygulanabilecek. Ancak şirketler bu süreleri uzatamayacak, yalnızca kısaltabilecek. Oksay, “Bunu kısaltabilirsiniz, uzatamazsınız” diyerek yeni çerçevenin sigortalı lehine işlediğinin altını çizdi.
Bununla da sınırlı kalmayan yeni uygulamaya göre bekleme süresi artık sadece ilk yıl poliçesinde uygulanabilecek. Oksay, düzenlemenin en önemli sonuçlarından birini şu sözlerle anlattı:
"İkinci yıla geçtiği zaman yine aynı planla geçiyorsanız bir daha bekleme süresi ile karşılaşmayacaksınız.”
.Üstelik aynı plan ve aynı teminatlarla başka bir şirkete geçilmesi durumunda da geçmişte kazanılan süre korunacak; yalnızca yeni eklenen teminatlar için bekleme süresi gündeme gelebilecek.
SBM dönemiyle geçişler dijitalleşecek
Programda dikkat çeken bir diğer başlık ise Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin süreç içindeki yeni rolü oldu. Atilla Oksay, ömür boyu yenileme garantisi kazanmış sigortalıların bilgilerinin SBM’de tutulacağını, şirketler arası geçişlerde gerekli risk verilerinin de yine bu merkez üzerinden paylaşılacağını söyledi. Bu sayede hem süreçlerin hızlanması hem de sigortalıların tekrar tekrar belge ve sağlık geçmişi sunmak zorunda kalmasının azaltılması hedefleniyor.
Oksay bu dönüşümü, “Şimdi bu tamamen dijitalize edildi ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi üzerinden yapılacak” diyerek anlattı. Buna göre sigorta şirketleri, geçiş yapan kişinin hangi koşullarda ömür boyu yenileme garantisi aldığını ve hangi verilerin paylaşılabileceğini yine belirlenmiş standartlar çerçevesinde sistem üzerinden görebilecek. Oksay ayrıca şirketlerin birbirinden doğrudan bilgi istemesinin önünün de kapatıldığını belirtti.
“geçişte herhangi bir sıkıntı gözükmüyor”
1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yönetmeliğin uygulama süreciyle ilgili de bilgi veren Oksay, geçiş aşamasında en önemli başlığın SBM’de bulunmayan bazı verilerin tamamlanması olduğunu, bunun dışında sistemde önemli bir aksaklık görülmediğini söyledi. Oksay, “Şu anda geçişte herhangi bir sıkıntı, herhangi bir sorun gözükmüyor. Şu anda sistem olduğu gibi gidiyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca yeni kuralların 1 Ocak 2026’dan sonra düzenlenen poliçeler için geçerli olduğunu hatırlattı.
Oksay, bu mevzuatın kısa sürede ortaya çıkan bir düzenleme olmadığını da vurguladı. SEDDK ile birlikte 2024’ten itibaren kapsamlı bir hazırlık yürütüldüğünü belirten Oksay, sektör ile düzenleyici otoritenin ortak akılla çalıştığı bir süreç yaşandığını söyledi. Bu yönüyle yeni yönetmelik, yalnızca teknik bir mevzuat değişikliği değil, aynı zamanda sektörün birlikte çalışma kapasitesini de gösteren bir örnek olarak öne çıktı.
Sağlık sigortacılığında yön değişiyor: Önleyici sağlık
Programın en güçlü bölümlerinden biri ise sağlık sigortacılığının geleceğine ilişkin değerlendirmeler oldu. Uğur Gülen, sektörün artık “hastalık sigortacılığı” anlayışından çıkıp gerçek anlamda “sağlık sigortacılığı” yapması gerektiğini söyledi. Gülen, “Bugün yapılan sağlık sigortacılığı aslında sağlıklı kalmak üzerine bir sigortacılık faaliyeti değil. Bir hasta olmak üzerine bir ödeme yöntemi” derken, bundan sonraki dönemde sigortalıyı hasta olduktan sonra değil, hasta olmadan önce destekleyen bir yapının önem kazanacağını vurguladı.
Atilla Oksay da bu yaklaşımı daha geniş bir perspektifle anlattı. Teknolojinin sağlık hizmetlerinin sunum biçimini değiştirdiğini söyleyen Oksay, uzaktan sağlık hizmetlerinden giyilebilir teknolojilere, wellness uygulamalarından check-up programlarına kadar pek çok alanın yeni dönemin parçası haline geldiğini belirtti:
“Dolayısıyla artık dünyada da sistemler sadece finansman değil sağlığı doğru yönetme, riski doğru yönetme üzerine gidiyor.”
Bu dönüşümün arkasında yaşlanan nüfus, kronik hastalık yükü ve artan sağlık harcamalarının bulunduğunu vurguladı.
Oksay, uzaktan sağlık uygulamalarının sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırdığını, giyilebilir teknolojilerin ise bireyin sağlık verilerinin anlık takibini mümkün hale getirdiğini anlattı. Kan şekeri, tansiyon, kalp ritmi, uyku düzeni ve fiziksel aktivite gibi verilerin izlenebildiğini hatırlatan Oksay, bu sayede risklerin daha erken tespit edilip kişilerin doğru uzmanlara yönlendirilebildiğini söyledi:
“Biz de şu anda sektör olarak kullanıyoruz. Sigortalarımıza wellness uygulamalarını tavsiye ediyoruz. Onun dışında giyilebilir teknoloji verilerinin paylaşılması yoluyla onların şeker veya tansiyon değerlerini takip edip ona göre yönlendirebiliyoruz.”
Amaç sadece gider ödemek değil, yükü paylaşmak
Atilla Oksay, önleyici sağlık yaklaşımının yalnızca sigorta şirketleri için değil, kamu sağlık sistemi açısından da önemli olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de sağlık harcamalarının çok büyük bir bölümünün kamu tarafından karşılandığını belirten Oksay, sektörün bu yükün bir kısmını daha fazla üstlenebilmesi için kamu ile koordineli yeni modeller üzerinde çalışılması gerektiğini ifade etti:
“Bunu tek başına yapamayız. Bunu kamu ile beraber yapmamız gerekiyor. Sağlık politikalarıyla birlikte yapmamız gerekiyor.”
Bu çerçevede yalnızca koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin değil, ileri yaşlarda bakım ihtiyacına yönelik bakım sigortasının da önümüzdeki dönemde daha çok tartışılacağını kaydeden Oksay, sağlık sigortacılığının önündeki büyüme alanının hâlâ geniş olduğunu vurguladı.