Türkiye, son on yılda sağlık turizmini yalnızca bir yan gelir alanı olmaktan çıkarıp stratejik bir sektöre dönüştürdü. Estetik cerrahiden organ nakline, ortopedik girişimlerden kardiyovasküler operasyonlara kadar geniş bir alanda yabancı hastalar Türkiye’yi tercih ediyor. Bu büyüme, doğal olarak “başarı hikâyeleri” kadar riskleri ve sorumlulukları da beraberinde getirdi.
İşte bu noktada, uzun süre sektörde sınırlı çevrelerin konuştuğu komplikasyon sigortası, bugün sağlık turizminin merkezine yerleşmiş durumda. Ürün artık yalnızca “iyi niyetli bir güvence” değil; zorunluluk, denetim ve ceza üçgeni içinde ele alınıyor.
Bu hafta Sigortacı Kafası’nda, sağlık turizmiyle birlikte giderek daha fazla gündeme gelen komplikasyon sigortası ele alındı. Programda Kalpol Sigorta’nın kurucu ortakları İdris Tufan Turan ve Ferhat Ağçakaya, hem ürünün ortaya çıkış hikâyesini hem de bugün gelinen noktayı sahadaki deneyimleriyle anlattı.
“Bu ürün dışarıdan alınmadı, burada kuruldu”
İdris Tufan Turan, komplikasyon sigortasının Türkiye’deki mimarı. Komplikasyon sigortasının hikâyesinin 2020'ye dayandığını anlatan Turan bir yanlış algıyı düzeltme ihtiyacı duyuyor. Bugün sahada kullanılan model, yurt dışından hazır alınmış bir sigorta ürünü değil.
“Biz bu ürünü çalışmaya başladığımızda dünyada yalnızca Kolombiya örneği vardı. O yapı Türkiye için uygulanabilir değildi.”
Kolombiya’daki model, yüksek maliyetli, daha dar bir hasta profiline hitap eden ve Türkiye’nin sağlık turizmi hacmiyle örtüşmeyen bir yapı sunuyordu. Bu nedenle Türkiye’de ortaya çıkan ürün, sıfırdan ele alındı. Turan’a göre süreç, klasik bir ürün geliştirme çalışmasından çok daha fazlasıydı.
“Hasta profili farklı, yapılan işlemler farklı, tedavi sonrası süreçler farklı. Biz de ürünü buna göre şekillendirdik” diyen Turan, komplikasyon sigortasının bugün bu kadar konuşulmasının arkasında bu yerel uyarlamanın yattığını söylüyor.
Sağlık turizminde rakamlar büyürken sorumluluk da büyüyor
Dünya genelinde sağlık turizminin ulaştığı hacim yaklaşık 100 milyar dolar. Türkiye bu pazardan yaklaşık %3 pay alıyor ve yıllık gelir 3 milyar dolar seviyesinde seyrediyor. Kayıtlı verilere göre sağlık turizmi için Türkiye’ye gelen hasta sayısı 1,5 milyon civarında.
Ancak sektörün içindekilerin de kabul ettiği bir gerçek var: Bu rakamlar, yalnızca kayıtlı kısmı yansıtıyor. Farklı bir amaçla Türkiye’ye gelip burada tedavi olmaya karar verenlerle birlikte gerçek hacim daha yukarıda.
Turan, bu noktada sigortanın rolünü şöyle tanımlıyor:
“Hasta sayısı arttıkça, riskin sistematik olarak yönetilmesi gerekiyor. Sigorta burada yalnızca finansal bir araç değil, aynı zamanda sektörün sürdürülebilirliği için bir denge unsuru.”
Komplikasyon sigortası neyi kapsıyor, neyi kapsamaz?
Komplikasyon sigortası, en çok malpraktis ile karıştırılan ürünlerden biri. Oysa iki sigorta arasında temel bir yaklaşım farkı var. Turan bu ayrımı özellikle vurguluyor.
“Bu bir hata sigortası değil.”
Komplikasyon sigortası; cerrahi ya da girişimsel bir işlem sonrasında, hekim veya kurum hatası olmaksızın gelişebilecek tıbbi komplikasyonları kapsıyor. Yani kusur, ihmal ya da dava süreci bu ürünün merkezinde yer almıyor. Bu yönüyle Malpraktis sigortasından net biçimde ayrılıyor.
Bu yaklaşım, hasar yönetiminde de kendini gösteriyor. Uzun dava süreçleri, bilirkişi raporları ve hukuki belirsizlikler yerine; epikriz raporu, fatura ve tıbbi değerlendirme üzerinden hızlı karar alma hedefleniyor.
“Risk masada değil, taburcu sonrası başlıyor”
Kalpol Sigorta Kurucu Ortağı Ferhat Ağçakaya, sahadaki gözlemlerini aktarırken operasyon anına değil, sonrasına dikkat çekiyor.
“Asıl risk ameliyatta değil, taburcu olduktan sonra.”
Ağçakaya’nın anlattığı emboli vakası bu durumu net biçimde gösteriyor. Operasyon tamamlanmış, hasta taburcu edilmiş; ancak iki gün sonra gelişen komplikasyon, süreci baştan aşağı değiştiriyor. Burada kusur tartışması yok, ama ciddi bir maliyet var.
“Yaklaşık 150–160 bin TL’lik ödeme kısa sürede yapıldı” diyen Ağçakaya, komplikasyon sigortasının en büyük avantajının hız ve belirsizlikten kaçınma olduğunu vurguluyor.
Hangi branşlar net, hangileri gri alanda?
Bugün komplikasyon sigortası ağırlıklı olarak cerrahi ve girişimsel işlemler üzerinden şekilleniyor. Estetik cerrahi bu alanın önemli bir parçası. Ancak estetik başlığı kendi içinde farklı alt branşlara ayrıldığı için, sigorta şirketleri arasında teminat yapılarında farklılıklar oluşabiliyor.
Diş ve saç ekimi gibi alanlar ise sağlık turizminin en görünür başlıkları olmasına rağmen, zorunluluk tarafında hâlâ tam tanımlı değil. Turan’a göre bu durum kalıcı değil.
“Sağlık turizmine gelen her dört hastanın ikisi cerrahi ya da girişimsel işlem yaptırıyor. Bu tablo, zorunluluk alanının genişleyeceğini gösteriyor.”
Uzun vadede yeni alan: yaşlı bakım ve uzun süreli tedavi
Komplikasyon sigortasının orta vadede karşılaşacağı en önemli tartışmalardan biri, cerrahinin ötesine geçip geçmeyeceği. Turan, Avrupa’da hızla büyüyen yaşlı bakım turizmi ve uzun süreli tedavi programlarına dikkat çekiyor.
Bu alanlarda risk, tek bir operasyonla sınırlı değil; haftalara, hatta aylara yayılan bir bakım süreci söz konusu. Bugün bu başlıklar için ayrı bir zorunluluk bulunmuyor. Ancak Turan’a göre sağlık turizmi büyüdükçe, sigorta tarafında da bu alanlara yönelik yeni ürünlerin konuşulması kaçınılmaz.
Poliçeyi kim yaptırıyor, neden kurum merkezde?
Mevcut uygulamada temel yapı net: Sigorta ettiren taraf sağlık kurumu. Bunun en önemli nedeni, Ticaret Bakanlığı tarafından sağlanan prim teşvikleri. Poliçe primlerinin önemli bir kısmının geri ödenmesi, poliçenin kurum adına düzenlenmesini zorunlu kılıyor.
Ancak sahada dikkat çeken yeni bir eğilim var. Özellikle Avrupa’dan gelen hastalar, Türkiye’ye gelmeden önce komplikasyon sigortasını sorgulamaya başladı. Bu da ürünün yalnızca mevzuat baskısıyla değil, hasta beklentisiyle de güçlendiğini gösteriyor.
Ne zaman yapılmalı, hangi süreler geçerli?
Uygulamada ideal senaryo, poliçenin hastanın seyahate çıkmasından 1–2 gün önce düzenlenmesi. Çünkü ürün çoğu zaman seyahat sigortası teminatlarını da içeriyor. Seyahat başladıktan sonra yapılan poliçelerde bu teminatlar devre dışı kalabiliyor.
Ancak tüm tarafların hemfikir olduğu kırmızı çizgi net: Operasyon başlamadan önce poliçe yapılmış olmalı. Poliçeler genellikle 6 ay ya da 1 yıl vadeli olarak düzenleniyor.
Teminatlar, limitler ve primler nasıl şekilleniyor?
Komplikasyon sigortasında teminatlar branşa göre değişiyor. En düşük paketler 2.000 Euro seviyesinden başlarken, üst paketlerde 15.000 Euro’ya kadar çıkabiliyor. Diş ve saç branşlarında daha düşük limitler söz konusu olurken, organ nakli ve kalp cerrahisi gibi alanlarda üst limitler tercih ediliyor.
Primler ise yaklaşık 40 Euro ile 700–750 Euro arasında değişiyor. Branş sayısı ve vade uzadıkça prim de yükseliyor.
Denetim sahasında tablo değişti: uyarıdan cezaya
Ağçakaya, son dönemde denetimlerin niteliğinin değiştiğine dikkat çekiyor. İlçe sağlık müdürlüklerinin yaptığı kontrollerde, sağlık turizmi yetkisi bulunan kurumlara komplikasyon sigortası poliçesi doğrudan soruluyor.
Poliçenin bulunmaması halinde usul ve esaslarda tanımlı ceza süreci devreye giriyor. İlk tespitte 100 bin TL ve cironun yüzde 1’i oranında idari para cezası uygulanıyor. İkinci tespitte bu ceza iki katına çıkıyor. Üçüncü tekrar halinde ise sağlık turizmi yetki belgesinin iptali gündeme geliyor.
Ağçakaya, yaş sınırı nedeniyle poliçe üretilemeyen vakalar ya da ilk etapta riskli görülmeyen branşlarda (örneğin tüp bebek uygulamaları) denetimde poliçe istenmesi gibi örneklerin, hem kurumları hem de sigorta şirketlerini ürün kapsamlarını yeniden düzenlemeye zorladığını vurguluyor. Ona göre sahadaki mesaj net: “Bu poliçe artık yapılmazsa fark edilmeyecek bir ürün değil.”
En büyük boşluk: Genel şart yok
Komplikasyon sigortasının bugün en çok tartışılan yönü, SEDDK tarafından yayımlanmış bir genel şarta sahip olmaması. Bu durum, sigorta şirketleri arasında teminat kapsamı ve ürün yapısı açısından farklılıklar yaratıyor.
Ağçakaya, ürünün büyüyeceğini ancak mutlaka daha net bir çerçeveye oturacağını düşünüyor.
Küçük poliçe, büyük etki
Yapılan kaba hesaplar, komplikasyon sigortasının sağlık sigortacılığı içinde anlamlı bir büyüme potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Hasta sayıları ve ortalama primler dikkate alındığında, ürün tek başına dahi sektöre kayda değer katkı sağlayabilecek bir hacme işaret ediyor.
Ferhat Ağçakaya bu beklentiyi şöyle özetliyor:
“Bu ürünün ciddi şekilde büyümesini bekliyoruz. Sahada talep oluştu, hasar ödemeleri başladı. Yeni oyuncuların girmesiyle birlikte ürün de gelişecek.”