Sanatçı Gonca Sezer’in “Yaşarken Açılan Kapı” başlıklı solo sergisi, 16 Ocak Cuma günü Quick Art Space’te kapılarını açtı. Küratörlüğünü Nergis Abıyeva’nın üstlendiği sergi, 5 Nisan 2026 tarihine kadar izleyiciyle buluşacak.
Sergi, İstanbul’un özellikle Kurtuluş çevresindeki kent dokusundan yola çıkarak hafıza, mimari ve gündelik hayat arasındaki görünmez bağlara odaklanıyor. Gonca Sezer’in son dört yılda ürettiği desenler, resimler, asamblajlar ve üç boyutlu işler; kentin içinde çoğu zaman fark edilmeden varlığını sürdüren ayrıntıları yeniden görünür kılıyor.
“Yaşayan sanatçıları görünür kılmak istiyoruz”
Açılışa Maher Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mine Erdemoğlu, Maher Holding Sigort Grup Başkanı Ahmet Yaşar, Quick Sigorta Genel Müdürü Eyüp Özso'y'da katılıd. Erdemoğlu açılışta yaptı konuşmada Quick Art Space’in kâr amacı gütmeyen bir kültür-sanat alanı olarak faaliyet gösterdiğini vurguladı. Erdemoğlu, amaçlarının yaşayan sanatçıların üretimlerini görünür kılmak ve bu üretimlere alan açmak olduğunu belirterek, serginin hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm ekibe ve sanatçı Gonca Sezer’e teşekkür etti. Katılımcıların ilgisinin bu sürecin en önemli parçası olduğunu da sözlerine ekledi.
Kent hafızasından doğaya uzanan bir anlatı
Serginin başlığı, yazar Robert Musil’in Yaşarken Açılan Miras adlı eserine gönderme yapıyor. Bu başlık, gündelik hayatın içinde çoğu zaman fark edilmeyen süreklilikler ve kopuşlar üzerine düşünmeye davet eden bir çerçeve sunuyor.
Sezer’i
n çalışmalarında, İstanbul’un eski binalarının cephelerinde yer alan çiçek benzeri süslemeler dikkat çekiyor. Art Nouveau etkisi taşıyan taş ve demir işçilikleri, kentin doğasında var olan bitkilerle birlikte ele alınıyor. Sanatçı, mimari detaylarla doğa arasındaki bu ilişkiyi yalnızca biçimsel bir benzerlik olarak değil, duyusal ve hafızaya dayalı bir bağ olarak yorumluyor.
“Binaların da yaşayan formlar olduğuna inanıyorum”
Açılış konuşmasında üretim sürecine dair ipuçları paylaşan Gonca Sezer, çalışmalarının kent hafızası üzerine kurulu olduğunu dile getirdi. Her gün önünden geçilen, çoğu zaman fark edilmeyen eski binaların kendisi için güçlü bir anlatı alanı oluşturduğunu söyleyen sanatçı, özellikle 1920’lerden kalan yapılardaki taş ve demir işçiliğinin üretimlerini beslediğini ifade etti.
Sezer, mimariyi yalnızca fiziksel bir yapı olarak görmediğini vurgulayarak, “Doğa bizimle birlikte var oldu, biz de onunla birlikte var oluyoruz. Aynı şekilde binaların da yaşayan formlar olduğuna inanıyorum. Onların içinde kurulmuş hayatlar var,” sözleriyle bu yaklaşımını özetledi.
Ne tamamen yaşayan ne de tamamen yıkılmış
Sergiye eşlik eden röportajda Sezer, İstanbul’un Art Nouveau etkili eski binalarının kendisini neden bu kadar etkilediğini anlatıyor. Bu yapıların çoğunun artık içinde kimsenin yaşamadığını, ancak tamamen yıkılmış da olmadığını söyleyen sanatçı, bu “ara hâl”in üretimlerinde belirleyici bir yere sahip olduğunu ifade ediyor.
“Ne tam olarak yaşıyorlar ne de tamamen ölüler. İçlerinden yer yer çiçekler çıkıyor,” diyen Sezer, bu durumun kentin hem geçmişine hem de bugününe aynı anda bakmayı mümkün kıldığını belirtiyor. Sanatçı, bu nedenle fotoğraf, desen ve tuval gibi farklı mecraları bir arada kullanmayı tercih ettiğini söylüyor.
Serginin adını bilinçli olarak “Yaşarken Açılan Kapı” koyduğunu belirten Sezer’e göre her kapının ardında hem kişisel hem de kolektif hikâyeler bulunuyor. Kentin içinde sessizce var olan bu hikâyeler, sanat aracılığıyla yeniden görünür hâle geliyor. Umut duygusunun kendi pratiğinde önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Sezer, zaman zaman ağır meselelerle çalışsa da mutlaka bir geçiş, bir çıkış alanı yaratmaya çalıştığını dile getiriyor.
QuIck Art Space
Maher Holding bünyesinde faaliyet gösteren Quick Art Space, Quick Tower’ın kamusal yapısını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen, kâr amacı gütmeyen bir kültür-sanat alanı. Uluslararası ödüllere sahip bina, Viyana merkezli mimar Gerhard G. Feldmeyer tarafından “denge” konseptiyle tasarlandı.
Ziyaret bilgileri
Tarih: 16 Ocak – 5 Nisan 2026
Saat: 09.00 – 20.00
Adres: İçerenköy, Umut Sk. No:10–12, Ataşehir / İstanbul
Ulaşım: M4 Kadıköy–Kartal metro hattı Kozyatağı durağı (3 no’lu çıkış), yürüme mesafesinde