TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin hazırladığı 2025 Endüstriyel Yangınlar ve Patlamalar Raporu, sanayi tesislerindeki yangın ve patlama risklerinin yapısal bir sorun olmaya devam ettiğini ortaya koydu. Rapora göre 2025 yılında Türkiye’de 755 endüstriyel yangın ve patlama meydana gelirken, bu olaylarda 20 işçi hayatını kaybetti, 173 işçi yaralandı.
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından hazırlanan 2025 Endüstriyel Yangınlar ve Patlamalar Raporu, Türkiye’de sanayi tesislerinin karşı karşıya olduğu yangın ve patlama risklerine ilişkin dikkat çekici veriler ortaya koydu.
Rapora göre 2025 yılında Türkiye’de 755 endüstriyel yangın ve patlama yaşandı. Bu olayların 700’ü endüstriyel yangın, 55’i ise endüstriyel patlama olarak sınıflandırıldı. Yaşanan olaylarda 20 işçi hayatını kaybederken, 173 işçi yaralandı. Yüzlerce kişinin ise yangın sonrası ortaya çıkan boğucu ve zehirleyici gazlardan etkilendiği belirtildi.
Rapor, endüstriyel yangın ve patlamaların yalnızca tekil kazalar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösterirken; sanayi tesisleri, risk yöneticileri, iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri ve sigorta sektörü açısından önemli uyarılar içeriyor.
Risk belirli sektörlerde yoğunlaşıyor
2025 yılı verileri, endüstriyel yangın ve patlamaların belirli sektörlerde yoğunlaştığını gösterdi. Rapora göre olayların yüzde 19’u metal, yüzde 18’i ağaç, kâğıt ve mobilya, yüzde 17’si tekstil, yüzde 12’si kauçuk ve plastik, yüzde 9’u ise gıda sektörlerinde faaliyet gösteren tesislerde meydana geldi.
Bu tablo, yangın ve patlama risklerinin sektörler arasında rastgele dağılmadığını; kullanılan hammaddeler, üretim prosesleri, depolama koşulları, bakım uygulamaları ve işletme disiplinleriyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Özellikle tekstil sektöründe lifli malzemeler, ağaç-kâğıt-mobilya sektöründe ahşap tozları, gıda sektöründe un, şeker ve nişasta gibi organik tozlar, kauçuk ve plastik sektöründe ise termal bozunma ve yüksek yangın yükü öne çıkan risk unsurları arasında yer aldı. Metal sektöründe ise sıcak iş faaliyetleri, kıvılcım oluşumu ve yüksek sıcaklıkta yürütülen üretim süreçleri dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı.
İstanbul ve Bursa ilk sırada
Raporda endüstriyel yangın ve patlamaların coğrafi dağılımı da dikkat çekti. 2025 yılında en fazla olayın yaşandığı iller arasında İstanbul 220 olayla ilk sırada yer aldı. İstanbul’u 206 olayla Bursa, 50 olayla Ankara, 32 olayla Adana ve 24 olayla Kocaeli izledi.
Bu beş ilde meydana gelen yangın ve patlamalar, toplam olayların yaklaşık yüzde 70’ini oluşturdu. Bölgesel dağılımda ise Marmara Bölgesi açık ara öne çıktı. Rapora göre Marmara Bölgesi, 2025 yılında endüstriyel yangın ve patlamaların yaklaşık yüzde 67’sine ev sahipliği yaptı.
Bu veriler, sanayi yoğunluğunun yangın ve patlama riskiyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösterirken, özellikle sanayi tesislerinin yerleşim alanlarına yakın olduğu bölgelerde çevresel ve toplumsal risklerin de büyüdüğüne işaret ediyor.
Tutuşturma kaynaklarında aşırı ısınma ve elektriksel kıvılcım öne çıktı
Rapor, yangın ve patlamaların oluşum mekanizmalarına ilişkin de önemli bulgular içeriyor. Tutuşturma kaynağı tespit edilen olaylarda aşırı ısınma ve elektriksel kıvılcım öne çıkan başlıklar oldu.
Aşırı ısınma, elektrik tesisatındaki arızalar, mekanik kıvılcım, açık alev, bakım-onarım faaliyetleri sırasında alınmayan önlemler ve sıcak çalışma uygulamalarındaki kontrol eksiklikleri, endüstriyel yangın ve patlamaların tekrar eden nedenleri arasında gösterildi.
Raporda, olayların yalnızca yaklaşık yüzde 30’unda tutuşturma kaynağının belirlenebilmiş olmasının da önemli bir veri eksikliğine işaret ettiği vurgulandı. Bu durum, olay sonrası teknik inceleme, kök neden analizi ve standart raporlama süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Depolama alanları kritik risk noktası
Endüstriyel yangın ve patlamaların tesis içindeki konumlarına bakıldığında, depolama alanlarının kritik bir risk noktası olduğu görülüyor. Raporda, yeri tespit edilebilen olayların önemli bir bölümünün depolama alanlarında meydana geldiği belirtildi.
Yanıcı ve parlayıcı maddelerin yüksek miktarda ve çoğu zaman heterojen biçimde bir arada bulunması, uygunsuz istifleme, yetersiz havalandırma, sıcaklık kontrolünün sağlanamaması ve yangın yükünün artması, depolama alanlarını sanayi tesisleri açısından yüksek riskli bölümler haline getiriyor.
Üretim alanları, baca sistemleri, bakım-onarım bölgeleri ve atık depolama alanları da yangın ve patlama açısından dikkatle izlenmesi gereken noktalar arasında yer aldı.
Geri dönüşüm ve atık tesisleri ayrıca alarm veriyor
Raporda geri dönüşüm ve atık bertaraf tesisleri de yüksek riskli tesis türleri arasında değerlendirildi. 2025 yılında atıkların toplandığı tesislerde 55 yangın meydana geldiği belirtildi.
Organik içerikli atıkların depolanması, biyolojik ve kimyasal süreçler sonucunda gaz oluşumu, toz birikimi, kendiliğinden ısınma, kontamine malzemelerin yanıcı maddelerle bir arada bulunması ve düzensiz istifleme, bu tesislerde yangın riskini artıran başlıca unsurlar olarak sıralandı.

Bu nedenle geri dönüşüm ve atık tesislerinde depolama koşullarının standartlara uygun düzenlenmesi, atıkların kaynağı ve içeriğine göre ayrıştırılması, sıcaklık ve gaz oluşumunun izlenmesi, elektriksel ve yangın güvenlik altyapısının düzenli kontrol edilmesi gerektiği vurgulandı.
Yaz aylarında risk artıyor
2025 yılı verilerine göre endüstriyel yangın ve patlamaların aylık dağılımında özellikle Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında artış eğilimi görüldü.
Raporda bu artış; ortam sıcaklıklarının yükselmesi, yanıcı maddelerin buharlaşma hızının artması, bazı kimyasal ve biyolojik süreçlerde ekzotermik reaksiyonların hızlanması, soğutma ve havalandırma koşullarının yetersiz kalması ve depolama koşullarının bozulmasıyla ilişkilendirildi.
Bu tablo, sanayi tesislerinde yaz ayları öncesinde elektrik tesisatı kontrolleri, termal kamera taramaları, havalandırma sistemleri, parlayıcı madde depolama koşulları ve yangınla mücadele ekipmanlarının daha sıkı denetlenmesi gerektiğini gösteriyor.
Doğan Zorlu: “En başarılı hasar yönetimi, hiç gerçekleşmeyen hasardır”
Raporun destekçileri arasında yer alan IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği adına değerlendirmelerde bulunan Genel Müdür Yardımcısı Doğan Zorlu, çalışmanın sanayi tesisleri, risk yöneticileri, sigortalılar ve sigorta sektörü açısından referans niteliğinde olduğunu belirtti.
Zorlu, endüstriyel yangın ve patlamaların münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu verilerin sigorta sektörü açısından daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini söyledi.
“Risk mühendisliği çalışmaları ve iş sürekliliği stratejileri etkin şekilde uygulanmadığı sürece, en kapsamlı sigorta programları dahi tek başına yeterli olmayabilmektedir” diyen Zorlu, riskin gerçekleşmeden önce tespit edilmesi ve kabul edilebilir seviyelere indirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Zorlu’ya göre elektriksel problemler, kontrolsüz sıcak çalışmalar, yetersiz bakım faaliyetleri, uygun olmayan depolama koşulları, eksik denetimler ve organizasyonel zafiyetler birçok olayın temel nedenleri arasında yer alıyor.
IBS olarak büyük sanayi tesisleri, üretim tesisleri, enerji tesisleri ve ağır endüstri risklerinde yalnızca sigorta çözümleri sunmanın ötesinde risk yönetimi, risk mühendisliği ve hasar önleme perspektifiyle hareket ettiklerini belirten Zorlu, “Çünkü inanıyoruz ki en başarılı hasar yönetimi, hiç gerçekleşmeyen hasardır” değerlendirmesinde bulundu.
Sigorta sektörü için risk mühendisliği uyarısı
2025 Endüstriyel Yangınlar ve Patlamalar Raporu, sigorta sektörü açısından da önemli mesajlar içeriyor. Yangın sigortaları, mühendislik sigortaları, işletme kesintisi teminatları, sorumluluk sigortaları ve risk mühendisliği uygulamaları açısından raporda yer alan veriler dikkatle değerlendirilmeyi gerektiriyor.
Özellikle olayların belirli sektörlerde ve sanayi yoğunluğu yüksek bölgelerde kümelenmesi, risk bazlı fiyatlama, poliçe öncesi teknik inceleme, risk kabul kriterleri ve hasar önleyici uygulamaların önemini artırıyor.
Metal, tekstil, ağaç-kâğıt-mobilya, kauçuk-plastik, gıda ve geri dönüşüm gibi riskin yoğunlaştığı alanlarda elektrik tesisatı kontrolleri, sıcak iş izin prosedürleri, depolama düzeni, yangın algılama ve söndürme sistemleri, bakım-onarım disiplini ve acil durum planlarının etkinliği daha kritik hale geliyor.
Güçlü sanayi için güçlü risk yönetimi kültürü
Rapor, endüstriyel yangın ve patlamaların bilim ve tekniğe uygun önlemlerle büyük ölçüde önlenebilir veya etkileri azaltılabilir olaylar olduğunu ortaya koyuyor.
Bu nedenle sanayi tesislerinde yangın güvenliği yalnızca yasal bir zorunluluk ya da poliçe şartı olarak değil; üretim sürekliliği, çalışan güvenliği, çevre sağlığı ve finansal sürdürülebilirlik açısından stratejik bir konu olarak ele alınmalı.
Endüstriyel yangın ve patlamaların tekrar eden nedenleri, güçlü bir risk yönetimi kültürüne duyulan ihtiyacı açıkça gösteriyor. Raporun ortaya koyduğu tablo, sigorta sektörünün de yalnızca hasar ödeyen değil, riskin gerçekleşmesini önleyen ve sanayiye rehberlik eden bir yapıya daha fazla odaklanması gerektiğini gösteriyor.