Advertisement
02.06.2026
weather
23°
Sigorta Kulisi Sektör Atilla Oksay: Sigortayı sadece kriz anında hatırlamak adil mi?

Atilla Oksay: Sigortayı sadece kriz anında hatırlamak adil mi?

TSB Genel Sekreter Yardımcısı Atilla Oksay, sigorta sektörünün yalnızca primler ve hasar süreçleri üzerinden değil, ekonomiye sağladığı güvence ve dayanıklılık katkısıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi

Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Atilla Oksay, sigorta sektörüne yönelik tartışmaların çoğu zaman primler, hasar süreçleri ve tekil sorunlar üzerinden yürüdüğüne dikkat çekerek, sektörün ekonomiye sağladığı güvence ve dayanıklılık katkısının daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreter Yardımcısı Atilla Oksay, sosyal medya hesabından yayımladığı yazıda sigorta sektörüne yönelik algı tartışmalarını değerlendirdi. “Sigortayı Sadece Kriz Anında Hatırlamak Adil mi?” başlıklı yazısında Oksay, sigortanın yalnızca prim ve hasar tartışmalarıyla ele alınmasının eksik bir bakış açısı oluşturduğuna dikkat çekti.

Oksay, sigortanın yokluğunda ortaya çıkabilecek maliyetin çoğu zaman yeterince değerlendirilmediğini belirtti:

“Bir ürünün fiyatını konuşmak kolaydır. Asıl zor olan, yokluğunda karşılaşılacak maliyetin büyüklüğünü değerlendirebilmektir.” 

“Sigortanın üstlendiği riskler görünmez kalıyor”

Sigorta sektörünün kamuoyunda genellikle ödenen primler, hasar süreçleri veya yaşanan tekil sorunlar üzerinden tartışıldığını belirten Oksay, buna karşılık sektörün günlük hayatta üstlendiği risklerin ve sağladığı finansal güvencenin çoğu zaman arka planda kaldığını ifade etti.

“Kamuoyunda tartışmalar genellikle ödenen primler, hasar süreçleri veya yaşanan tekil sorunlar etrafında şekillenirken; sigortanın her gün üstlendiği riskler, sağladığı finansal güvence ve ekonomiye kazandırdığı dayanıklılık çoğu zaman görünmez kalıyor.”

Sigortacılığın değerinin yalnızca hasar gerçekleştiğinde ortaya çıkan ödeme gücüyle sınırlı olmadığını vurgulayan Oksay, “Oysa sigortacılığın değeri, yalnızca hasar gerçekleştiğinde değil; risk gerçekleşmeden önce sağladığı güvenceyle ölçülmeli” dedi.

Türkiye ekonomisinin 20 katı tutarında güvence

Oksay, Türk sigorta sektörünün ülke ekonomisi açısından kritik bir güvence mekanizması olduğunu belirterek sektörün görünürlüğünün çoğu zaman hasar anında kazandığını ifade etti:

“Türk sigorta sektörü bugün ülkemiz gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık 20 katı tutarında güvence sağlayan ve görünürlüğünü çoğu zaman hasar anında kazanan önemli bir risk yönetimi ve güvence sistemi.” 

Oksay’a göre sigorta, bireyler ve işletmeler için yalnızca bir poliçeden ibaret değil; büyük mali kayıplara karşı ekonomik devamlılığı sağlayan temel bir koruma aracı.

“Her gün binlerce hasar dosyası sonuçlandırılıyor”

Sektörün günlük işleyişinde önemli bir operasyonel kapasite bulunduğunu belirten Oksay, bu katkının kamuoyunda yeterince görünmediğini söyledi.

Oksay, “Sektörümüzde her gün binlerce hasar dosyası sonuçlandırılıyor” diyerek sağlık, araç, konut, tarım ve hayat sigortalarının kişileri ve işletmeleri büyük mali kayıplara karşı koruduğunu hatırlattı.

Bireysel emeklilik sistemine de değinen Oksay, milyonlarca kişinin BES sayesinde geleceği için tasarruf yaptığını ve ek emeklilik güvencesi oluşturduğunu belirtti. Ancak Oksay’a göre bu örneklerin büyük bölümü kamuoyunun gündemine yansımıyor.

“Sektörü yalnızca eleştiriler ya da fiyatlar üzerinden değerlendirmek eksik olur”

Oksay, sigorta sektörüne yönelik değerlendirmelerde tek yönlü bir yaklaşımın doğru olmayacağını ifade etti. Sektörün yalnızca eleştiriler, fiyatlar ya da başarı hikâyeleri üzerinden okunmasının eksik kalacağını vurguladı:

“Bir sektörü yalnızca eleştiriler ya da fiyatlar üzerinden değerlendirmek de, yalnızca başarı hikayeleri üzerinden değerlendirmek de eksik bir bakış açısı.”

Oksay, sağlıklı değerlendirmenin daha geniş bir çerçeve gerektirdiğini belirtti:

“Doğru değerlendirme, büyük resme ve sektörün ortaya koyduğu toplam değere bakmayı gerektiriyor.”

COP31 sürecinde koruma açığı ve iklim riskleri öne çıkacak

Yazısında küresel risklere de dikkat çeken Oksay, ülkelerin iklim değişikliği, büyüyen koruma açığı ve artan ekonomik riskleri nasıl yöneteceğini tartıştığını belirtti.

Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi’ne de değinen Oksay şunları söyledi:

“Bu yıl ülkemizin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi’nde de iklim riskleri, dayanıklılık ve koruma açığının azaltılması konuları önemli başlıklar arasında yer alacak.” 

Bu çerçevede sigorta sektörünün yalnızca bugünün hasarlarını karşılayan bir yapı değil, geleceğin risklerine karşı ekonomik dayanıklılığı artıran bir sistem olarak görülmesi gerektiği mesajı öne çıktı.

“Sigortayı gerçekten ne kadar doğru anlıyoruz?”

Oksay, sigorta sektörüne yönelik eleştirilerde bulunmadan önce temel bir sorunun sorulması gerektiğini belirtti: “Sigortayı gerçekten ne kadar doğru anlıyoruz?”

Oksay günümüz koşullarında sigortaya bakışın değişmesi gerektiğini şöyle vurguladı:

“Sigortayı bir maliyet kalemi olarak değil; kişilerin, kurumların ve ekonomilerin dayanıklılığını artıran temel bir koruma aracı olarak değerlendirmeyi gerektiriyor.” i

Oksay’ın değerlendirmesi, sigorta sektörünün yalnızca primler ve hasar süreçleriyle değil; risk yönetimi, koruma açığının azaltılması, ekonomik dayanıklılık ve geleceğe yönelik güvence fonksiyonuyla birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koydu.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *