Advertisement
11.10.2026
weather
17°
Sigorta Kulisi Sektör Ahmet Yaşar’dan Türk dünyasına ortak reasürans çağrısı

Ahmet Yaşar’dan Türk dünyasına ortak reasürans çağrısı

TSB Başkanı Ahmet Yaşar, Türk dünyasında ortak reasürans, afet ve tarım sigortaları ile dijitalleşmede iş birliği çağrısı yaptı; 2030 hedefini açıkladı

TSB Başkanı Ahmet Yaşar, Türk dünyasında ortak reasürans çözümlerinin incelenmesini, afet ve tarım sigortalarında deneyim paylaşılmasını önerdi.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, Türk dünyası ülkelerinin sigortacılık alanındaki iş birliğini ortak reasürans çalışmaları, afetlere hazırlık, tarım sigortaları ve dijital hizmetler üzerinden geliştirmesi çağrısında bulundu.

Türkiye’nin ev sahipliğinde 10 Ekim Cumartesi günü Gaziantep’te düzenlenen Türk Dünyası Sigorta Birliği 2. Genel Kurulu’nun açılışında konuşan Yaşar, ülkeler arasındaki tarihî ve kültürel bağların vatandaşlara, üreticilere ve işletmelere güvence sağlayan somut çalışmalara dönüşmesi gerektiğini belirtti.

Uygun alanlarda ortak reasürans çözümlerinin fizibilitesinin incelenmesini öneren Yaşar, Türkiye sigorta sektörünün büyüklüğüne ilişkin verileri de paylaştı. Yaşar, TSB’nin 2030 yılı için 50 milyar dolarlık prim üretimi hedeflediğini açıkladı.

Kardeşlik bağlarını kurumsal güvenceye dönüştürme hedefi

Sigorta Haftası’nı “Su, toprak, hava ve ateş hayat verir, risklere karşı güvenceniz sigortadır” mottosuyla kutladıklarını hatırlatan Yaşar, haftanın Türk Dünyası Sigorta Birliği Genel Kurulu ile tamamlanmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Gaziantep’in üretim, girişimcilik ve ticaret birikiminin ortak sorumlulukların ele alınması için anlamlı bir ortam sunduğunu belirten Yaşar, buluşmanın amacını ülkeler arasındaki kardeşliği, ihtiyaç duyulduğunda vatandaşların ve işletmelerin yanında durabilecek kurumsal bir güce dönüştürmek olarak anlattı.

İkinci genel kurulun Birliğin gelecek vizyonunu şekillendirmek ve ortak faaliyetlere yön vermek için fırsat sunduğunu ifade eden Yaşar, üye ülkelerin bilgi ve deneyimlerinin karşılıklı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bir ülkede elde edilen hasar deneyiminin diğer ülkelerin hazırlıklarına katkı sağlamasını, bir pazarda geliştirilen çözümün başka bir pazardaki üreticilerin ihtiyaçlarına uyarlanmasını iş birliğinin başarısını gösterecek örnekler arasında sıraladı.

Yaşar, “Ülkelerimizin ayrı ayrı sahip olduğu yetenekleri bir araya getirerek vatandaşlarımız için daha geniş bir güvence imkânı oluşturmak” gerektiğini belirtti. Ülkelerin birlikte hazırlanabileceğini, bilgiye erişimi kolaylaştırabileceğini ve risklerini daha sağlam bir finansal zemine taşıyabileceğini kaydetti.

İlk sekiz ayda 971,8 milyar liralık prim üretimi

Türkiye’nin bu ortaklığa gelişmiş bir sigorta sektörüyle katkı sunabileceğini ifade eden Yaşar’ın paylaştığı verilere göre, toplam prim üretimi 2025 yılında 1,2 trilyon liraya ulaştı. Bu yılın ilk sekiz ayında ise 971,8 milyar liralık üretim gerçekleştirildi.

Sigorta ve emeklilik sektörünün ekonomiye sağladığı fon büyüklüğünün 3,6 trilyon lira düzeyine ulaştığını belirten Yaşar, bu rakamların arkasında sanayi, enerji, taşımacılık, tarım ve ailelerin geleceği için güvence üreten şirketlerin bulunduğunu söyledi. Emeklilik kuruluşlarının da birikimleri ekonomiye kazandırdığını vurguladı.

Büyük projelere yönelik teknik uzmanlığın ve küçük işletmelere ulaşan hizmet ağının aynı sektör içinde geliştiğini anlatan Yaşar, Türkiye’nin pazar büyüklüğü, insan kaynağı ve uygulama deneyimiyle bölgesel ortaklıklara katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Yerli sermayeli kuruluşlar ve uluslararası grupların şirketlerinin aynı mesleki sorumluluk çerçevesinde çalıştığını belirten Yaşar; kamu ve özel sermayeli şirketlerin, katılım sigortacılığı kuruluşlarının, reasürörlerin ve emeklilik şirketlerinin sektörün çeşitliliğini oluşturduğunu kaydetti.

Acentelerden brokerlere, eksperlerden aktüerlere, risk mühendislerinden teknoloji ekiplerine kadar geniş bir meslek grubunun hizmetlerin vatandaşlara ulaşmasını sağladığını söyledi. Rekabetin hizmet kalitesini geliştirdiğini, kamu kurumları ve meslek kuruluşlarıyla yürütülen çalışmaların ise sektörün bütününü desteklediğini belirtti.

2030’da 50 milyar dolar prim üretimi hedefi

TSB’nin 2030 yılı için belirlediği 50 milyar dolarlık prim üretimi hedefini paylaşan Yaşar, bu doğrultuda geliştirilecek ürünlerin, teknik kapasitenin ve insan kaynağının kardeş ülkelerle kurulacak ortaklıklara da fırsatlar sunacağını ifade etti.

Türkiye’nin büyümesinin ortak çözümler için daha fazla kaynak ve uzmanlık sağlayabileceğini belirten Yaşar, Birlik bünyesinde ülkelerin birbirini güçlendirdiği bir çalışma kültürü oluşturulması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin sektörel liderlik yaklaşımını yalnızca pazar büyüklüğüyle sınırlı görmediklerini kaydeden Yaşar, teknik bilgi paylaşımı, yeni ortaklıkların desteklenmesi ve uygulamada karşılaşılan sorunların çözümüne katkı sunulmasını da bu sorumluluğun parçası olarak değerlendirdi.

Afet hazırlıkları önceden birlikte ele alınabilir

Konuşmasında 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenleri anan Yaşar, kardeş ülkelerin yardımlarının, arama kurtarma ekiplerinin ve desteğinin Türkiye’nin hafızasında özel bir yer taşıdığını söyledi.

Afetlere karşı dayanıklılığın güçlendirilmesi için hazırlıkların bugünden ortaklaştırılması gerektiğini belirten Yaşar, büyük bir afet sırasında ihtiyaç duyulacak uzmanlığın ve hasar değerlendirme süreçlerinin önceden ele alınabileceğini ifade etti. Hizmetlerin kesintisiz sürdürülmesi için ülkelerin birbirlerine sağlayabileceği desteğin de bu hazırlıklara dahil edilebileceğini kaydetti.

Deprem, sel, kuraklık ve şiddetli hava olaylarının ülkelerde farklı biçimlerde yaşandığını, buna karşılık afetten etkilenen insanların ihtiyaçlarının benzer olduğunu vurgulayan Yaşar, “Zarar gören insanın ihtiyacı çok benzer: Kaybını karşılayabilmek, işine dönebilmek ve hayatına yeniden düzen verebilmek” dedi.

DASK ve TARSİM deneyimleri birlikte değerlendirilmeli

Türkiye’nin Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) ve Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) modellerine değinen Yaşar, bu yapıların afetlere ve tarımsal risklere karşı kurumsal çözümler geliştirilmesinde örnek oluşturduğunu belirtti.

DASK’ın zorunlu deprem sigortası kapsamında, poliçe limitleri içinde binalardaki deprem hasarları için finansal güvence sunduğunu hatırlatan Yaşar, afet gerçekleşmeden kurulan mekanizmaların önemine dikkat çekti.

TARSİM’de üreticilerin risklerinin ortak bir havuzda yönetildiğini ifade eden Yaşar, devletin prim desteğinin ve sigorta şirketlerinin hizmet kapasitesinin aynı sistemde buluştuğunu söyledi.

Bu modellerin dayanışmayı iyi tasarlanmış kurumlarla kalıcı hale getirdiğini belirten Yaşar, üstlenilecek risklerin, hasar değerlendirme yöntemlerinin ve ödeme kaynaklarının önceden tanımlanması gerektiğini vurguladı.

Ülkelerin üretim yapıları, mevzuatları ve vatandaşlarının ihtiyaçları arasındaki farklılıkları hatırlatan Yaşar, DASK ve TARSİM’in teknik birikiminin kardeş ülkelerin afet yönetimi, tarım ve sigortacılık deneyimleriyle birlikte değerlendirilmesini önerdi.

İklim riskleri için veri ve uzmanlık paylaşımı

İklim kaynaklı risklerin ortak çalışmaları daha önemli hale getirdiğini belirten Yaşar, zamanında gerçekleşmeyen yağışların üreticilere, su baskınlarının işletmelere ve aşırı sıcaklıkların şehirlere ciddi kayıplar yaşatabildiğini söyledi.

Sigorta sektörlerinin bu değişimleri izleyerek teminatlarını yeni ihtiyaçlara göre geliştirmesi gerektiğini ifade eden Yaşar, meteoroloji verilerinin, tarımsal gözlemlerin ve mühendislik bilgisinin sigortacılık deneyimiyle birlikte kullanılabileceğini belirtti.

Üniversitelerin ve ilgili kamu kurumlarının katkısına da işaret eden Yaşar, farklı ülkelerin deneyimlerinin risklerin daha iyi anlaşılmasını sağlayabileceğini kaydetti.

Belediyelerle sigortacılar arasında düzenli iletişim kurulmasının faydalı olacağını ifade eden Yaşar, yerel yönetimlerin yapı, altyapı ve hizmet ihtiyaçlarına ilişkin bilgisinin, sigortacıların risklerin mali sonuçlarına yönelik değerlendirmeleriyle bir araya getirilebileceğini söyledi.

Afet ve tarım sigortalarında ürün deseni, üretici kayıtları, bina verileri, hasar değerlendirme yöntemleri ve ödeme süreçlerinin birlikte ele alınmasını öneren Yaşar, Birlik bünyesinde uzmanlık buluşmaları düzenlenebileceğini belirtti.

Ortak reasürans çözümleri için fizibilite önerisi

Büyüyen yatırımların sigorta sektörlerinin üstlendiği sorumlulukları da artırdığını belirten Yaşar, büyük sanayi tesisleri, enerji altyapısı ve geniş çaplı afet riskleri için güçlü ve sürekliliği olan reasürans kapasitesine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Kapasitenin ortak güçle artırılmasını önemsediklerini ifade eden Yaşar, bunun öncelikle ülkelerin birbirlerinin piyasalarını tanımasını ve risklerin güvenilir verilerle ortaya konulmasını gerektirdiğini vurguladı.

Ortak teknik çalışmaların, modelleme deneyiminin paylaşılmasının ve reasürans şirketleriyle düzenli temasların bu süreci destekleyebileceğini kaydetti.

Coğrafi çeşitliliğin tek başına güvence oluşturmadığına dikkat çeken Yaşar, aynı iklim olayının veya bağlantılı ekonomik gelişmelerin birden fazla piyasayı etkileyebileceğini söyledi. Kapasite geliştirilirken bu ilişkilerin dikkatle incelenmesi gerektiğini belirtti.

Uygun alanlarda ortak reasürans çözümlerinin fizibilitesinin araştırılmasını genel kurulun değerlendirmesine sunan Yaşar, çalışmaların ülkelerin mevzuatına, sermaye yapısına ve teknik ihtiyaçlarına dayanması gerektiğini ifade etti.

İstanbul’un bölgesel sigorta ve reasürans merkezi olması vizyonuna da değinen Yaşar, İstanbul ile kardeş ülkelerin finans merkezleri arasındaki bağların karşılıklı fayda sağlayacak şekilde geliştirilmesini istediklerini söyledi.

Sigorta iş birliği ticaretin ihtiyaçlarına cevap vermeli

Ülkeler arasındaki üretim, taşımacılık ve ticaret ilişkilerinin sigortacılık için ortak bir gelişim alanı oluşturduğunu belirten Yaşar, sınır ötesi faaliyetlerin farklı güvence ihtiyaçlarını beraberinde getirdiğini ifade etti.

Taşımacılık, yatırım ve ticari alacak risklerinin daha iyi tanınmasının işletmelerin yeni pazarlara hazırlanmasına yardımcı olacağını kaydetti. Sigorta şirketleri arasındaki teknik temasların da bu faaliyetlerde gerekli teminatların doğru anlaşılmasını sağlayabileceğini söyledi.

Gaziantepli bir üreticiyle kardeş ülkelerdeki iş ortağı arasındaki ticareti örnek veren Yaşar, sipariş, sevkiyat, tahsilat ve yeni yatırım aşamalarında uygun güvenceye erişimin her iki tarafın planlamasını kolaylaştıracağını belirtti.

Birliğin çalışmalarının bu somut ihtiyaçlar üzerinden geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Yaşar, iş birliğinin kurumsal ilişkilerin ötesinde üretim ve ticarete de katkı sunmasını istedi.

Dijitalleşmede erişim, danışmanlık ve güven

Dijital sigortacılığın vatandaşlara ulaşmak için fırsatlar sunduğunu belirten Yaşar, kişilerin bulundukları yerden ihtiyaçlarına uygun güvenceye erişebilmesini hedeflediklerini söyledi.

Mesafe ve işlem yükünün hizmete ulaşmayı zorlaştırdığı bölgelerde dijital kanalların fark yaratabileceğini ifade eden Yaşar, dijitalleşmenin yalnızca poliçe satın almayı kolaylaştırmakla sınırlı tutulmaması gerektiğini vurguladı.

Vatandaşların teminat kapsamını anlayabilmesinin ve hasar anında yardım alabilmesinin de önemli olduğunu belirten Yaşar, hizmetlerin kullanıcıların diline ve günlük sorularına uygun geliştirilmesini önerdi.

Acentelerin ve diğer dağıtım kanallarının yerel bilgisinin bu sürece katkı sunacağını kaydeden Yaşar, teknoloji ile mesleki danışmanlığın birlikte geliştirilmesinin ailelerin ve küçük işletmelerin ihtiyaçlarını anlamayı kolaylaştıracağını ifade etti.

Kişisel verilerin korunması ve hizmete duyulan güvenin önemine de dikkat çeken Yaşar, dijital uygulama deneyimlerinin paylaşılması, sigorta okuryazarlığının geliştirilmesi ve başarılı çözümlerin farklı pazarlara uyarlanmasının incelenmesi çağrısında bulundu.

Teknik çalışma grubu ve uzman değişim programları

Geçen yıl Azerbaycan’ın Şuşa kentinde yapılan ilk genel kurulun ardından Birliğin kurumsal yapısını güçlendiren çalışmalar yürütüldüğünü belirten Yaşar, temel amaçların ve faaliyet alanlarının netleştirildiğini söyledi.

Üye ve gözlemci ülkeler arasında bilgi, deneyim ve uzmanlık paylaşımına yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydeden Yaşar, ortak iradenin takvimi ve sorumluları belirlenmiş faaliyetlere dönüştürülmesini önerdi.

Bu kapsamda afet ve tarım sigortalarında deneyim paylaşım programları ile çalışma ziyaretleri planlanmasını istedi. Reasürans alanında piyasa ihtiyaçlarını ve veri imkânlarını değerlendirecek teknik bir çalışma grubu oluşturulması önerisini de paylaştı.

Dijital erişim ve sigorta okuryazarlığında farklı toplumsal kesimlere ulaşacak pilot projeler geliştirilmesini öneren Yaşar, sonuçların, ilerlemenin ve karşılaşılan güçlüklerin üye ülkelerle düzenli paylaşılmasını istedi.

Genç sigortacıların, aktüerlerin, eksperlerin ve risk mühendislerinin farklı piyasalarda deneyim kazanabilecekleri eğitim ve değişim programlarının değerlendirilmesini de öneren Yaşar, birlikte yetişen uzmanların gelecekteki ortaklıkları hızlandırabileceğini belirtti.

TSB’nin şirketleri ve paydaşlarıyla bu çalışmalara katkı sunmaya hazır olduğunu ifade eden Yaşar, Türkiye’nin deneyimini paylaşmak kadar kardeş ülkelerin başarılı uygulamalarından yararlanmayı da değerli gördüklerini söyledi.

Bir sonraki buluşmada tamamlanan projeler konuşulsun

Konuşmasının sonunda ortak tarih ve kardeşlik bağlarının, vatandaşların yanında duran kurumlar ve hizmetlerle güçlendirilmesi gerektiğini belirten Yaşar; afet dayanıklılığı, reasürans kapasitesi ve dijital erişim için birlikte çalışma çağrısını yineledi.

Bu çalışmaların çiftçilerin üretimini sürdürmesine, işletmelerin yatırım yapmasına ve ailelerin geleceklerini güvenle planlamasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Gaziantep’te verilen sözlerin somut projelere dönüşmesini isteyen Yaşar, bir sonraki toplantıda tamamlanan projelerin, paylaşılan uzmanlıkların ve sigortaya erişimi kolaylaştıran adımların değerlendirilmesini temenni etti. Genel kurulun ülkeler ve sektörler için verimli kararlar üretmesini diledi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *