Türkiye Sigorta Birliği’nin yeni Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektöründe koruma açığının kapatılmasına, sigorta farkındalığının artırılmasına ve sigortanın kamu politikalarında daha merkezi bir yere taşınmasına odaklanacaklarını söyledi.
Türkiye Sigorta Birliği’nin yeni Başkanı Ahmet Yaşar, göreve gelmesinin ardından yaptığı ilk kapsamlı değerlendirmelerden birinde sektörün yeni yol haritasına ilişkin önemli mesajlar verdi. NTV’de yayımlanan Bakış programında konuşan Yaşar, hem sektörün 2026 yılının ilk üç ayına ilişkin görünümünü değerlendirdi hem de Türkiye’de sigortacılığın önündeki yapısal başlıklara dikkat çekti.
Yaşar, yeni dönemde başlatılmış olan stratejik sürecin devam edeceğini belirterek, “Sigorta sektörünü ülkemizin stratejik bir sektörü olarak önemli bir şekilde konumlandırmaya çalışmaya başlamıştık, bu süreci devam ettireceğiz” dedi. Yönetim kurullarının oluşum sürecinin tamamlanmasının ardından faaliyetlerin yeni yönetim yapısıyla hız kazanacağını da ifade etti.
İlk çeyrekte 396,4 milyar liralık üretim
Ahmet Yaşar’ın paylaştığı verilere göre, Türk sigorta sektörü 2026 yılının ilk üç ayında 396,4 milyar liraya yaklaşan bir prim üretimine ulaştı. Bu rakamın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30,3’lük artışa işaret ettiğini belirten Yaşar, sağlık sigortalarının ilk sırada yer aldığını, trafik sigortalarının ikinci sırada geldiğini söyledi. Yaşar, sağlık branşında yaklaşık 88 milyar liralık, trafik sigortalarında ise yaklaşık 77 milyar liralık üretim oluştuğunu ifade etti.
Yangın branşında yaklaşık 52 milyar liralık üretim ve yüzde 16’ya yakın büyüme görüldüğünü aktaran Yaşar, kasko tarafında ise büyümenin daha sınırlı kaldığını söyledi. Kaskoda 39-40 milyar liralık üretim oluştuğunu belirten Yaşar, “Kasko sigortalarında son dönemde ciddi bir rekabet var” diyerek özellikle oto sigortalarında fiyat rekabetinin belirginleştiğine işaret etti.
“Kasko yaptırmak için en ideal dönem”
Yaşar, mevcut fiyat rekabetinin sigortalılar açısından fırsat yarattığını söyledi. Yaşar, “Sigortalılarımız için baktığımız zaman kasko sigortası yaptırmak için en ideal dönemlerden bir tanesinin içerisindeyiz” ifadesini kullandı.
Türkiye’de her dört araçtan birinin kasko sigortalı olduğunu, buna karşın 0-3 yaş araçlarda sigortalılık oranının yüzde 80’e ulaştığını söyleyen Yaşar, araç yaşı yükseldikçe sigortalılık oranının hızla gerilediğini vurguladı. Türkiye’de araç yaş ortalamasının 15,5’e çıktığını, 21 yaş üzeri araç parkının ise yüzde 26 seviyelerine geldiğini belirten Yaşar, bu tabloya karşı yeni ürünlerle arzı destekleyeceklerini anlattı.Yaşar, sektörün yaşlı araç grubunda da koruma açıklarını azaltacak çözümler geliştireceğini söyledi.
Doğal afetler ve iklim riski kasko ihtiyacını artırıyor
Ahmet Yaşar, ikinci el araç pazarındaki daralmaya rağmen sigorta ihtiyacının azalmadığını, tam tersine yeni riskler nedeniyle daha görünür hale geldiğini belirtti. Sel, yer kayması ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle artık sadece deprem değil çok daha geniş bir risk haritasıyla karşı karşıya olunduğunu vurgulayan Yaşar, “Hem yer kaymaları artıyor hem seller artıyor hem iklim değişikliğinin getirdiği diğer riskler artıyor” dedi.
hasarın yalnızca 6 milyar doları sigortaYla karşılandı
Programın en dikkat çekici başlıklarından biri koruma açığı oldu. Ahmet Yaşar, özellikle 6 Şubat depremleri sonrasında bu konunun çok daha görünür hale geldiğini belirterek, Türkiye’de sigorta penetrasyonunun hâlâ yetersiz kaldığını örneklerle anlattı. Yaşar, “Biz o depremde 106 milyar dolarlık ekonomik hasarın sadece 6 milyar dolarını sigortayla karşılayabildik” dedi. Aynı dönemde dünyada doğal afet hasarlarının yüzde 40’ının sigorta sistemi tarafından karşılandığını vurgulayan Yaşar, Türkiye’nin bu tabloyu aşağı çektiğini ve deprem özelinde sigortalılık oranının çok daha düşük seviyelerde kaldığını söyledi.
Yaşar, büyük fabrikalar ve endüstriyel tesislerde sigortalılık oranlarının yüzde 90’lara ulaştığını, buna karşın esnaf ve KOBİ tarafında koruma açıklarının yüzde 90’a kadar çıkabildiğini anlattı. Konutlarda sigortalılık oranının yüzde 25 seviyesinde olduğunu belirten Yaşar, tarımda da devlet teşviklerine rağmen ciddi bir sigortasızlık sorunu bulunduğunu ifade etti.
50 milyar dolar prim üretimi, 100 milyar dolar BES fonu
Ahmet Yaşar, Türkiye Sigorta Birliği’nin orta vadeli hedeflerini de programda paylaştı. Buna göre sektörün 2030 yılında 50 milyar dolarlık prim üretim hacmine ulaşması hedefleniyor. Bunun yanında bireysel emeklilik sisteminde fon büyüklüğünün 100 milyar dolara çıkarılması, sigortalılık oranının ise mevcut yüzde 2,68 seviyesinden yüzde 5’e yükseltilmesi amaçlanıyor. Yaşar, bu hedefler doğrultusunda daha önce hazırlanan yol haritasının yeni dönemde tekrar gözden geçirileceğini söyledi.
İNSAN ODAĞINDA Dijital dönüşüm
Yaşar, sigortacılığın sahada risk analiziyle, acente ve brokerlardan gelen bilgilerle ve teknik değerlendirmeyle şekillenen özel bir faaliyet olduğuna dikkat çekti. “Teknolojiyi kullanacağız, yapay zekâyı kullanacağız ama bunları hep insanla birlikte yapacağız” diyen Yaşar, acente ve brokerlerin sektördeki rolünün yeni dönemde de korunacağını net şekilde ortaya koydu.
“Teması artıracağız, gereksiz gerginlikleri ortadan kaldıracağız”
Ahmet Yaşar, yeni dönemde fark yaratacak en önemli başlığın temasın artırılması olacağını söyledi. Sektörün 70’ten fazla kurum ve kuruluşla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Yaşar, sigorta şirketleri, acenteler, brokerler, eksperler, anlaşmalı servisler, hastaneler, tahkim mekanizmaları ve düzenleyici otorite arasında daha güçlü bir koordinasyon kurulacağını anlattı.
“Teması artıracağız” diyen Yaşar, sektörde varsa gereksiz gerginliklerin de ortadan kaldırılacağını söyledi. Sigortacılığın yalnızca bir sektör başlığı olarak değil, doğrudan devlet politikalarının temel unsurlarından biri olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Yaşar, tarımdan yaşlanan nüfusa, tasarruf ihtiyacından kentsel dönüşüme kadar çok sayıda sorunun sigorta sistemiyle çözülebileceğini ifade etti.