Advertisement
24.02.2026
weather
9°
Sigorta Kulisi Sektör Öktem Örkün: KOBİ’lerde sigorta koruma açığı derinleşiyor

Öktem Örkün: KOBİ’lerde sigorta koruma açığı derinleşiyor

Allianz Türkiye GMY Öktem Örkün, KOBİ’lerde sigortalanma oranının %30–35 seviyesinde kaldığını belirtti: Sigorta maliyet değil, finansal dayanıklılık aracıdır

Allianz Türkiye Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, KOBİ’lerin karşı karşıya olduğu sigorta koruma açığını değerlendirdi. 

NTV'de yayımlanan Bakış programında Notan Doğan'ın sorularını yanıtlayan Örkün Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerde sigortalanma oranlarının kritik seviyede kaldığını belirtti. Örkün, sigortanın bir gider kalemi değil; iş sürekliliği ve bilanço istikrarı sağlayan stratejik bir araç olduğunu vurguladı.

KOBİ’ler Ekonominin Omurgası Ama Sigortasız

Türkiye’de yaklaşık 3,7 milyon KOBİ faaliyet gösteriyor. Bu işletmeler, toplam sanayi ve ticari işletmelerin %99,7’sini, istihdamın ise yaklaşık %70’ini oluşturuyor. Ancak sigortalanma oranlarına bakıldığında tablo dikkat çekici.

Öktem Örkün’e göre, Türkiye genelinde KOBİ’lerde sigortalanma oranı yalnızca %30–35 seviyesinde. Anadolu’ya gidildikçe bu oran bazı bölgelerde %10’un altına kadar düşüyor.

“KOBİ’ler ekonominin can damarı ama aynı zamanda en kırılgan kesimi. Sigorta koruması yeterli olmayan işletmeler, tek bir hasar sonrasında faaliyetlerini sürdüremez hale gelebiliyor.”

Örkün, bu tabloyu “koruma açığı” kavramıyla açıklıyor.

Koruma Açığı Ne Anlama Geliyor?

Sigortacılıkta koruma açığı; bir işletmenin maruz kalabileceği finansal riskler ile sahip olduğu sigorta teminatı arasındaki fark olarak tanımlanıyor.

Bir KOBİ’nin karşı karşıya olduğu riskler yalnızca deprem ya da yangın değil. Bunların yanı sıra işveren sorumluluk riskleri, üçüncü şahıs mali sorumluluklar, iş durması ve kar kaybı, tedarik zinciri kesintileri, siber riskler, iklim kaynaklı aşırı hava olayları gibi pek çok başlık söz konusu.

Bu risklerin sigorta güvencesi altına alınmaması, tek bir hasar sonrası işletmenin finansal olarak sürdürülemez hale gelmesine yol açabiliyor.

“Hasar Olduktan Sonra Değil, Öncesinde Önlem Alınmalı”

Türkiye’de sigorta bilincinin çoğu zaman büyük hasarların ardından yükseldiğini belirten Örkün, bu farkındalığın sürdürülebilir olmadığını ifade etti.

Geçmişte yaşanan büyük depremler ve afetler sonrasında sigorta talebinde artış görüldüğünü, ancak bir sonraki yıl poliçe yenileme oranlarında düşüş yaşandığını belirten Örkün, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hasar gerçekleştiğinde risk fark ediliyor. Ancak sigortanın amacı hasardan sonra değil, hasar olmadan önce finansal dayanıklılık sağlamaktır.”

10 Milyon TL’lik Risk, 10–20 Bin TL Primle Güvence Altında

Sigortanın pahalı olduğu algısına da değinen Örkün, örnek bir hesaplama paylaştı:

Yaklaşık 10 milyon TL değerindeki bir risk, coğrafi koşullara bağlı olarak yıllık 10–20 bin TL bandında bir primle teminat altına alınabiliyor.

Bu da aylık bazda düşünüldüğünde birçok işletme için yönetilebilir bir tutara denk geliyor.

Ayrıca KOBİ’ler için yalnızca kapsamlı poliçeler değil, işletmenin ilk hasarı atlatmasını sağlayacak daha ekonomik teminat seçenekleri de bulunuyor.

Risk Sadece Deprem Değil: İş Durması ve Pazar Kaybı

6 Şubat depremleri sonrasında birçok işletme fiziksel olarak yıkılmamış olsa da faaliyetlerini sürdüremedi. Bunun nedeni yalnızca maddi hasar değil, iş durması ve gelir kaybı oldu.

İş sürekliliği teminatlarının bu noktada kritik rol oynadığını vurgulayan Örkün çalışan maaşları, kira giderleri, sabit masraflar, gelir kaybı gibi kalemler, işletmelerin en kırılgan olduğu noktaları oluşturduğunu kaydetti. Dolayısıyla sigorta yalnızca hasarı karşılamak değil, işletmenin ayakta kalmasını sağlamak anlamına geliyor.

Zorunlu Sigorta Gündemde mi?

Avrupa’da bazı ülkelerde ticari işletmeler için katastrofik risklerin zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Örkün, Türkiye’de ise şu anda yalnızca DASK kapsamında sınırlı bir zorunluluk bulunduğunu ifade etti.

Zorunlu sigortaların penetrasyon artışı ve bilinç oluşturma açısından önemli rol oynayabileceğini belirten Örkün, ancak asıl çözümün risk farkındalığının artırılması olduğunu söyledi.

Yeni Riskler: Siber ve İklim Tehditleri

Küresel risk barometrelerinde son yıllarda siber risklerin ilk sırada yer aldığını belirten Örkün, Türkiye’de de siber farkındalığın artmakla birlikte sigorta satın alma oranlarının istenen seviyede olmadığını söyledi.

Ayrıca iklim kaynaklı aşırı hava olaylarının da KOBİ’ler için yeni ve büyüyen bir risk alanı oluşturduğunu vurguladı.

“Sigorta Bir Gider Kalemi Değil”

Örkün, konuşmasını şu mesajla tamamladı:

“KOBİ’ler sigortayı bir maliyet unsuru olarak değil, finansal dayanıklılık aracı olarak görmeli. Sektör olarak her ölçekten işletmeye uygun çözümlerimiz hazır. Önemli olan riskleri doğru tanımlamak ve zamanında önlem almak.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *