Advertisement
20.10.2026
weather
15°
Sigorta Kulisi Sektör Ahmet Yaşar: İstanbul selinde sigortalı hasar 400 milyon dolara ulaşabilir

Ahmet Yaşar: İstanbul selinde sigortalı hasar 400 milyon dolara ulaşabilir

TSB Başkanı Ahmet Yaşar, İstanbul selinde 2,6 milyar TL'lik hasar ihbarı alındığını, toplam sigortalı hasarın 400 milyon dolara ulaşabileceğini açıkladı

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, İstanbul ve çevresindeki sel felaketinde 2,6 milyar liralık hasar ihbarı alındığını açıkladı. Yaşar, toplam sigortalı hasarın 400 milyon dolara ulaşabileceğini, ekonomik kaybın ise bunun çok üzerinde olacağını söyledi.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, NTV'de Noyan Doğan'ın sunduğu Bakış programında İstanbul ve çevresindeki sel felaketinin sigorta sektörüne etkilerini, hasar başvurularını, araç ve konut sahiplerinin izlemesi gereken yolları ve zorunlu afet sigortasına ilişkin gelişmeleri değerlendirdi.

Sel nedeniyle 2 bin 640 hasar ihbarı yapıldı

Sel felaketinin ardından sigorta şirketlerine yapılan başvurulara ilişkin ilk verileri paylaşan Yaşar, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi üzerinden 2 bin 640 hasar ihbarı alındığını açıkladı.

Bu sayının henüz kesinleşmediğini belirten Yaşar, sigorta şirketlerine ulaşan ancak dosyası açılmamış ön ihbarların da bulunduğunu söyledi.

“Sigorta bilgi merkezimiz üzerinden 2 bin 640 tane ihbar geldi şu ana kadar. Fakat sigorta şirketlerimizle yaptığımız görüşmelerde ön ihbarların alındığı, daha fazla sayıda ihbarın alındığını görüyoruz. Dolayısıyla bu 2 bin 640 sayısı henüz son rakam değil. İhbarlar gelmeye devam ediyor.”

Hasar başvurularının ağırlıklı olarak konut ve işyerlerinden geldiğini belirten Yaşar, İstanbul'da kaskolu araçlara ilişkin yaklaşık 480 hasar ihbarı bulunduğunu bildirdi.

Yaşar, araç hasarlarına ilişkin başvuru sayısının sel görüntüleri dikkate alındığında beklediklerinin altında olduğunu, ilerleyen günlerde artabileceğini ifade etti.

Sigortalı hasar tahmini 400 milyon dolar

Selin sigorta sektörüne olası maliyetine ilişkin de açıklamalarda bulunan Yaşar, mevcut hasar ihbarlarının toplam tutarının yaklaşık 2,6 milyar lira olduğunu söyledi.

Ancak bu tutarın henüz felaketin gerçek boyutunu yansıtmadığını vurguladı.

“Gelen ihbarların toplamına baktığımız zaman henüz daha 2,6 milyar liralık bir sigortalı hasar ihbarı gözüküyor. Ama bu az önce de söylediğimiz gibi artacaktır. Yani bu rakamlar henüz daha çok yeni rakamlar.”

Sektör profesyonelleriyle yaptıkları değerlendirmelerde çok daha yüksek tutarların gündeme geldiğini belirten Yaşar, şu ifadeleri kullandı:

“Henüz tam olarak doğrulanmış rakamlar da değil. Ama konuda uzmanlığı bilinen sektör profesyoneli arkadaşlarımızın ortalama 400 milyon dolar civarında bir sigortalı hasarla karşı karşıya kalacağımızı bu sel neticesinde ortaya koyuyor.”

Yaşar, 2009 yılında Basın Ekspres bölgesinde yaşanan selde yaklaşık 250 milyon dolarlık hasar oluştuğunu hatırlatarak son felaketin coğrafi açıdan daha geniş bir alanı etkilediğini belirtti.

“Bunun coğrafi olarak daha geniş bir alanda gerçekleştiğini düşündüğümüzde bu 400 milyon dolarlar seviyesine ulaşabileceğini düşünüyoruz. Bunun üstünde rakam hesaplayan arkadaşlarımız da var.”

Yaşar, 400 milyon dolarlık tutarın resmi bir hasar tespiti değil, sektör profesyonellerinin ön değerlendirmelerine dayanan tahmin olduğunu özellikle vurguladı.

Ekonomik kaybın yalnızca yüzde 20'si sigortalı olabilir

Sigortalı hasar ile toplam ekonomik kayıp arasındaki farka dikkat çeken Yaşar, İstanbul ve çevresindeki sel felaketinde ekonomik kaybın yaklaşık yüzde 20'sinin sigorta kapsamında olabileceğini tahmin ettiklerini söyledi.

“Şubat depremlerini dikkate alırsak oralarda yüzde 5'lerdeydi sigortalı hasar karşılama oranı. Biz ama İstanbul bölgesinde bunun yüzde 20'ler civarında olacağını tahmin ediyoruz.”

İstanbul'daki sigortalılık oranlarını da paylaşan Yaşar, kaskoda yüzde 43, konutta yüzde 17 ve işyerlerinde yaklaşık yüzde 20 düzeyinde sigorta koruması bulunduğunu belirtti.

Sanayi tesislerinde ise sigortalılık oranlarının çok daha yüksek olduğunu ifade etti.

Yaşar'ın yüzde 20'lik tahmini ile 400 milyon dolarlık sigortalı hasar öngörüsü birlikte değerlendirildiğinde, toplam ekonomik kaybın yaklaşık 2 milyar dolar düzeyinde olabileceği hesaplanıyor. Ancak bu tutar resmi bir tespit değil, açıklanan varsayımlardan hareketle yapılan yaklaşık bir hesaplama niteliği taşıyor.

Selden zarar gören araç sahipleri ne yapmalı?

Sel sularına kapılan veya su altında kalan araçların hasar süreçlerine ilişkin bilgi veren Yaşar, araç sahiplerinin öncelikle sigorta şirketlerine hasar ihbarında bulunmaları gerektiğini söyledi.

“Vatandaşlarımızın bu araçları henüz ihbarlarını yapmadıysa hızlıca ihbarlarını yapıp sigorta şirketlerimizin servislere bu araçları çekmesini sağlamaları lazım.”

Kasko poliçelerinin birçoğunda asistans hizmetlerinin de bulunduğunu hatırlatan Yaşar, araçların sigorta şirketinin yönlendirdiği servise veya inceleme alanına götürülmesi gerektiğini belirtti.

Araçların tam hasarlı sayılıp sayılmayacağının ise eksper incelemesi sonucunda belirleneceğini ifade etti.

“Eksperlerimiz de bu konuda oldukça yetkinler. Tespitleri yapacaklar ve sigorta şirketlerimizin de birçoğu zaten bu konuda sigortalı hak ve menfaatlerini ve memnuniyetini önceleyecek şekilde süreci yöneteceklerini açıklamış durumdalar.”

Elektrikli araçların bataryaları için özel değerlendirme

Sel sularına maruz kalan elektrikli araçların durumuna da değinen Yaşar, özellikle bataryalarda oluşabilecek hasarların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Sigorta Eksperleri İcra Komitesi ile yaptıkları ön görüşmelerde, suyun yanı sıra basınca maruz kalan bataryalarda da sorunlar ortaya çıkabileceğinin değerlendirildiğini belirtti.

“Suya maruz kalmış, sudan daha ziyade basınca maruz kalmış pillerde problemler olabileceğini, problemler olmasa bile garanti kapsamı dışında olabileceğini değerlendirdiklerini söylediler.”

Yaşar, elektrikli araçlarda hasar durumunun her araç için ayrı ayrı inceleneceğini vurguladı.

DASK sel hasarlarını karşılıyor mu?

Selden zarar gören konut sahiplerinin DASK'a başvuru yapıp yapamayacağı sorusunu da yanıtlayan Yaşar, mevcut zorunlu deprem sigortasının sel hasarlarını kapsamadığını açıkladı.

“Şu anda DASK sigortası zorunlu deprem sigortası kapsamında ve dolayısıyla sadece deprem hasarlarını teminat altına alıyor. DASK'ın şu anda bu sel hasarlarıyla ilgili bir teminatı söz konusu değil.”

Yaşar, sel nedeniyle konut veya işyerinde zarar oluşan sigortalıların ilgili sigorta şirketlerine başvurması gerektiğini belirtti.

Eksper incelemesinin ardından bina, işyeri ve eşyalarda meydana gelen zararların poliçe teminatları ve limitleri kapsamında karşılanacağını söyledi.

“Zorunlu afet sigortasında geç kaldık”

Zorunlu Afet Sigortası (ZAS) çalışmalarına ilişkin açıklamalarda da bulunan Yaşar, 2024 yılından bu yana üzerinde çalışılan düzenlemenin yasama aşamasına geldiğini belirtti.

TSB, SEDDK ve Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın çalışmalarını tamamladığını söyleyen Yaşar, düzenlemenin yasalaşması halinde sel hasarlarının da zorunlu sigorta güvencesi kapsamına gireceğini ifade etti.

“2024 yılından beri zorunlu afet sigortasını konuşuyoruz. Ve hem TSB hem SEDDK hem Hazine Maliye Bakanlığımız çalışmalarını tamamladılar. Ve aslında meclis aşamasına gelmiş noktada zorunlu afet sigortası yasası.”

İstanbul'da konut sigortası oranının yaklaşık yüzde 17 olduğunu, konut ve işyerlerinde sel teminatı bulunan poliçeler dikkate alındığında bu oranın yüzde 17 ile yüzde 22 arasında değiştiğini belirten Yaşar, DASK'ta ise sigortalılık oranının yaklaşık yüzde 62 olduğunu söyledi.

Yaşar, zorunlu afet sigortasının daha önce hayata geçirilmiş olması durumunda sel riskine karşı çok daha geniş bir koruma sağlanabileceğini ifade etti.

“Eğer zorunlu afet sigortasına biz evirtebilseydik, 2024'ten bu yana yasa çıkmış olsaydı aynı oranları koruyabildiğimizi düşündüğümüzde yüzde 62 civarında bir koruma oranına sahip olacaktık sel teminatı açısından.”

Düzenlemenin gecikip gecikmediği sorusuna ise “Evet aslında biraz geç kaldık” yanıtını verdi.

Zorunlu afet sigortasının bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmesi gerektiğini belirten Yaşar, düzenlemenin COP31'e yetiştirilmesinin önemli bir fırsat olabileceğini söyledi.

“Hatta ne güzel olur COP31'e yetiştirebilirsek ve orada lansmanı gerçekleştirebilirsek.”

Devlet yardımı ile sigorta tazminatı arasındaki fark

Afet sonrasında devlet tarafından yapılan sosyal yardımlara da değinen Yaşar, bu ödemelerle sigorta tazminatlarının birbirinden farklı olduğunu vurguladı.

Devlet yardımlarının belirlenen bütçe ve kriterlere göre yapıldığını, sigorta tazminatlarının ise poliçeden doğan sözleşmesel hak olduğunu belirtti.

“Sigorta şirketi poliçe teminatları ve limitleri kapsamında zararınızı eksiksiz olarak ödemek üzere yapılmış sözleşmelerdir.”

Yaşar, devletin sosyal yardımları ile sigorta ödemelerinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Birisi yardım, birisi sizin sözleşmesel hakkınız.”

Zorunlu afet sigortasının yaygınlaştırılması için prim teşviklerinin değerlendirilebileceğini de söyleyen Yaşar, afet sonrasında yapılan yardımların bir bölümünün risk gerçekleşmeden önce sigorta korumasının finansmanına yönlendirilmesini önerdi.

“Üç sigorta şirketi iflas etti” iddialarına yanıt

Sel felaketinin ardından sosyal medyada üç sigorta şirketinin iflas ettiği yönünde ortaya atılan iddialara da tepki gösteren Yaşar, bunların gerçeği yansıtmadığını söyledi.

“Tamamen asılsız söylemler. Biliyorsunuz daha biz ne diyoruz? Yeterince ihbarlar ulaşmadı bize diyoruz. Daha ihbarlar ulaşmamış, dosyalar açılmamış.”

Sigorta şirketlerinin büyük afet hasarlarını karşılamak için reasürans korumasına sahip olduğunu belirten Yaşar, sektörün mali yapısının güçlü olduğunu ifade etti.

“Sigorta şirketlerimizin bir mali bünye problemi çok şükür ki yok. Sektörümüzün finansal dayanakları oldukça güçlü.”

Yaşar, sigorta şirketlerinin sel ve deprem gibi büyük afetler nedeniyle kolaylıkla iflas edecek yapıda olmadığını vurguladı.

Kasko, konut ve işyeri sigortalarında muafiyet uygulanacak mı?

Hasar ödemelerinde muafiyet uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin soruları da yanıtlayan Yaşar, uygulamanın poliçe türüne ve sözleşme koşullarına göre değişebileceğini söyledi.

“Kasko sigortalarında çoğunlukla bir muafiyet söz konusu olacağını düşünmüyorum. Tabii ki sözleşmeye bağlı olarak değişiklikler olabilir.”

Konut ve işyeri sigortalarında ise muafiyetlerin gündeme gelebileceğini belirten Yaşar, konut sigortalarında yaklaşık 1.500-2.500 avro düzeyinde muafiyetler olabildiğini ifade etti.

İşyeri sigortalarında muafiyetin sigorta bedelinin yüzde 5'ine kadar çıkabileceğini, ancak belirli üst sınırların bulunduğunu söyledi.

Bu tutarların genel bir değerlendirme olduğunu, kesin uygulamanın ilgili poliçe hükümlerine göre belirleneceğini vurguladı.

“Sigorta talebi afetlerden sonra artıyor ancak kalıcı olmuyor”

Afetlerin ardından sigortaya yönelik talebin arttığını ancak bu ilginin kısa süre içinde azaldığını belirten Yaşar, sigorta bilincinin kalıcı biçimde güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Bunu depremlerde de gördük. Bir ay civarında, birkaç gün civarında olaydan etkilenen vatandaşlarımızın sigorta talebinde bir artış gözüküyor. Fakat sonrasında bu talep sönümlenmeye başlıyor.”

Türkiye'deki eksik sigortanın ekonomik kaynakların kaybına neden olduğunu vurgulayan Yaşar, risklerin finansmanının afet yaşanmadan önce yapılması gerektiğini ifade etti.

“Zararı tazmin etmek, finanse etmek yerine önden bunu bir kaldıraç olarak kullanıp teminatı, güvenceyi finanse etmeliyiz. Gerekiyorsa prim teşvikleri kullanmalıyız.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *