Türkiye İstatistik Kurumu’nun ilk kez yayımladığı Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması, bireylerin günlük hayatta karşı karşıya kaldığı suç risklerini ve güvenlik algısını verilerle ortaya koydu. Araştırma; bilişim suçları, dolandırıcılık, hırsızlık ve araç güvenliği gibi başlıklarla, sigorta açısından koruma ihtiyacının önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması’na göre, 15 yaş ve üzeri nüfusta son bir yılda en yaygın mağduriyet türleri arasında cinsel olmayan taciz ve bilişim suçları öne çıktı.
6 Ekim–19 Aralık 2025 tarihleri arasında yürütülen araştırma kapsamında 18 bin 378 kişiyle yüz yüze görüşme yapıldı. Çalışmada bireysel ve hanehalkı düzeyinde suç mağduriyeti, resmi mercilere başvuru davranışları, güvenlik önlemleri, maddi kayıplar ve suç algısı ele alındı.
Cinsel olmayan taciz ve bilişim suçları öne çıktı
Araştırmaya göre son bir yıl içinde cinsel olmayan tacize maruz kalma oranı yüzde 4,6 olarak ölçüldü. Bu oran, araştırmada yer alan mağduriyet türleri içinde en yüksek seviye oldu.
Cinsel olmayan tacizi yüzde 3,5 ile bilişim suçları, yüzde 2,8 ile tüketici dolandırıcılığı izledi. Saldırı ve yaralanma oranı yüzde 1,3, tehdit oranı ise yüzde 1,2 olarak kaydedildi.
Daha düşük oranlarda ise yağma yüzde 0,1, araç hırsızlığı yüzde 0,2 ve araçtan eşya çalınması yüzde 0,6 seviyesinde gerçekleşti.
Dijital riskler daha görünür hale geldi
Bilişim suçlarının yüzde 3,5 ile en yaygın mağduriyet türlerinden biri olması, dijitalleşmeyle birlikte bireylerin karşı karşıya kaldığı risklerin de çeşitlendiğini gösterdi.
Çevrim içi dolandırıcılık, kişisel verilerin kötüye kullanılması, dijital hesaplara erişim ve benzeri riskler, artık yalnızca kurumların değil bireylerin de gündeminde daha fazla yer alıyor.
Bu tablo, sigorta sektörü açısından da önemli bir başlığa işaret ediyor. Bireysel siber riskler, kimlik hırsızlığı, dijital dolandırıcılık ve çevrim içi mağduriyetler, geleneksel sigorta ürünlerinin yanında dijital risklere yönelik koruma çözümlerinin önemini artırıyor.
Araç hırsızlığında bildirim oranı yüksek
TÜİK araştırması, suç mağduriyetlerinin resmi mercilere bildirilme oranlarında da suç türlerine göre önemli farklar olduğunu ortaya koydu.
Araç hırsızlığı yüzde 81,3 ile en yüksek bildirim oranına sahip suç türü oldu. Motosiklet ve moped hırsızlığında bildirim oranı yüzde 68,4, saldırı ve yaralanmada ise yüzde 53,3 olarak ölçüldü.
Buna karşılık bazı suç türlerinde resmi bildirim oranlarının oldukça düşük kaldığı görüldü. Rüşvet olaylarında bildirim oranı yüzde 5,1’e kadar gerilerken, cinsel tacizde yüzde 11, cinsel olmayan tacizde ise yüzde 14,7 seviyesinde kaldı.
Araç hırsızlığı ve araçtan eşya çalınması gibi başlıklar, araç sahipleri açısından kasko sigortası ve ek teminatların önemini yeniden hatırlatıyor. Trafik sigortası üçüncü kişilere verilen zararları güvence altına alırken; çalınma, yangın, doğal afet, hasar ve araçla ilgili farklı riskler için kasko güvencesi öne çıkıyor.
Hanelerde en yaygın güvenlik önlemi çelik kapı
Araştırmada hanelerin suçtan korunmak için aldığı güvenlik önlemleri de incelendi. Buna göre çelik veya zırhlı kapı kullanımı yüzde 70,7 ile ilk sırada yer aldı.
Güvenlik kameraları yüzde 35,5, pencere korkulukları ise yüzde 28 oranıyla öne çıkan diğer önlemler oldu. Hırsız alarmı yüzde 4,7, bekçi köpeği yüzde 4,8 ve biber gazı ya da elektro şok cihazı yüzde 5,5 ile daha düşük oranlarda kullanılan güvenlik önlemleri arasında yer aldı.
Hanelerin fiziki güvenlik önlemlerine yönelmesi, riskin yalnızca hasar gerçekleştikten sonra değil, önleyici tedbirlerle de yönetilmeye çalışıldığını gösteriyor. Bu noktada konut sigortası, eşya teminatı ve hırsızlık teminatı gibi ürünler, fiziki güvenlik önlemlerinin tamamlayıcısı olarak değerlendiriliyor.
Evden hırsızlıkta elektronik cihaz ve altın öne çıktı
Araştırma, hırsızlık olaylarında çalınan eşyalara ilişkin de veri sundu. Evden hırsızlık vakalarında en sık çalınan eşyalar arasında elektronik cihazlar yüzde 15,5 ile ilk sırada yer aldı. Mücevher ve altın ise yüzde 14,9 ile ikinci sırada yer aldı.
Diğer hırsızlık türlerinde ise cep telefonu, çanta ve benzeri kişisel eşyaların öne çıktığı görüldü.
Son mağduriyetlerde oluşan maddi kayıpların büyük bölümünün 24 bin 999 TL ve altında olduğu belirlendi. Ancak evden hırsızlık ve dolandırıcılık vakalarında 100 bin TL ve üzeri kayıpların da dikkat çekici seviyede olduğu görüldü.
Bu veriler, hanehalklarının yalnızca bina güvenliğine değil, ev içindeki eşya ve değerli varlıkların korunmasına da odaklanması gerektiğini ortaya koyuyor. Konut ve eşya sigortalarında hırsızlık teminatının kapsamı, limitleri ve istisnaları bu açıdan önem taşıyor.
Sigorta açısından koruma ihtiyacının önemi artıyor
TÜİK’in ilk kez yayımladığı suç mağduriyeti araştırması, sigorta sektörü açısından da dikkat çekici başlıklar içeriyor. Bilişim suçları, tüketici dolandırıcılığı, evden hırsızlık, araç hırsızlığı ve araçtan eşya çalınması gibi mağduriyetler; bireylerin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle değil, uygun sigorta teminatlarıyla da risklerini yönetme ihtiyacını gösteriyor.
Burada yeni olan risklerin ortaya çıkması değil; bu risklerin kapsamının ve mağduriyet türlerinin resmi bir araştırmayla daha görünür hale gelmesi. Bu görünürlük, sigorta ürünlerinin günlük hayatın farklı risk alanlarıyla daha doğru ilişkilendirilmesi açısından önem taşıyor.
Özellikle dijitalleşme ile birlikte artan bilişim suçları, bireysel siber güvenlik çözümlerinin ve dijital risklere yönelik sigorta ürünlerinin önemini artırırken; hırsızlık ve araç güvenliğiyle ilgili veriler de konut, eşya ve kasko sigortalarının koruma işlevini yeniden gündeme taşıyor.
Riskler çeşitlenirken koruma bilinci de önem kazanıyor
TÜİK’in araştırması, Türkiye’de bireylerin hangi suç türleriyle daha sık karşılaştığını ve bu olaylar sonrasında nasıl bir başvuru davranışı sergilediğini ortaya koydu.
Araştırma sonuçları, özellikle bilişim suçları, taciz, dolandırıcılık ve hane güvenliği alanlarında toplumsal farkındalığın ve koruyucu önlemlerin önemini gösterdi.
Sigorta sektörü açısından bakıldığında ise veriler, koruma ihtiyacının yalnızca büyük afetler, trafik kazaları veya yangın gibi klasik risklerle sınırlı olmadığını; dijital güvenlikten konut eşyasına, araç güvenliğinden kişisel mağduriyetlere kadar geniş bir alana yayıldığını ortaya koyuyor.
Bu nedenle sigorta ürünlerinin daha anlaşılır, erişilebilir ve değişen risk alanlarına uygun şekilde konumlandırılması, önümüzdeki dönemde bireysel risk yönetimi açısından daha fazla önem kazanacak.