Türkiye Sigorta Birliği, hayat sigortacılığını Türkiye ekonomisinde daha güçlü bir konuma taşıyacak kapsamlı dönüşüm yol haritasını açıkladı. Yeni pozisyon belgesi, prim üretiminin GSYİH’nin yüzde 2’sine çıkarılabileceğini ortaya koyarken; çalışanlardan çocuklara, tasarruf sahiplerinden emeklilere kadar geniş kesimler için yüz milyarlarca liralık ek finansal koruma alanı oluşturulabileceğine işaret ediyor.
Türkiye Sigorta Birliği, hayat sigortacılığının gelişimine yön verecek kapsamlı “Hayat Sigortacılığı Pozisyon Belgesi”ni kamuoyuyla paylaştı. Belge, Türkiye’de hayat sigortalarının mevcut görünümünü ortaya koyarken, sektörün daha geniş kitlelere ulaşması ve ekonomide daha güçlü bir rol üstlenmesi için somut politika önerileri sunuyor.
Hayat sigortacılığı son yıllarda güçlü bir büyüme ivmesi yakaladı. 2025 yılı itibarıyla prim üretimi 178,9 milyar TL’ye ulaşırken, sigortalılara yapılan ödemeler 29,7 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde sağlanan finansal güvence büyüklüğü, 15,4 milyon sigortalı için 8,5 trilyon TL vefat teminatı ve 5,7 trilyon TL maluliyet teminatına ulaştı.
Hayat sigortalarında hedef: Koruma kalkanını iki katına çıkarmak
Pozisyon belgesinde, hayat sigortalarının ekonomideki payının halen gelişmiş ülke ortalamalarının altında kaldığı vurgulandı. Türkiye Sigorta Birliği’ne göre, belgede tanımlanan dönüşüm adımlarının hayata geçirilmesi halinde prim üretiminin GSYİH’nin yüzde 2’si seviyesine çıkarılması mümkün görünüyor. Bununla birlikte bireylere ve hane halkına sunulan finansal korumanın da iki katına yükseltilmesi hedefleniyor.
Bu hedefin, hane halklarının ekonomik dalgalanmalara, sosyal risklere ve doğal afet kaynaklı zorlayıcı koşullara karşı dayanıklılığını artırması bekleniyor. Böylece hayat sigortacılığı yalnızca bireysel bir güvence aracı olmaktan çıkıp, daha geniş bir ekonomik koruma mekanizması olarak öne çıkıyor.
Ürün çeşitliliği ve dijitalleşme yeni dönemin ana başlıkları
Raporda, mevcut üretim yapısının büyük ölçüde kredi bağlantılı ürünlere dayanması ve tasarruf odaklı ürünlerin sınırlı kalması, dönüşüm ihtiyacının temel nedenleri arasında gösteriliyor. Bu çerçevede tasarruf odaklı ürünlerin geliştirilmesi, dijitalleşmenin hızlandırılması ve alternatif dağıtım kanallarının güçlendirilmesi öncelikli alanlar arasında yer alıyor.
Ayrıca hayat poliçelerindeki ek teminatların daha güçlü biçimde tanıtılmasıyla, sigortalıların poliçe kapsamı konusunda farkındalığının artırılması ve bu teminatlardan yararlanan kişi sayısının yükseltilmesi amaçlanıyor.
Kredi bağlantılı hayat sigortaları koruma açığını kapatmada kritik rol oynuyor
Pozisyon belgesine göre Türkiye’de hayat sigortacılığı toplam korumasının yüzde 61’i kredi bağlantılı hayat sigortalarından geliyor. 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sonrasında ödenen 1 milyar TL’lik hayat sigortası tazminatının yüzde 80’i de bu ürünler üzerinden gerçekleşti.
Beklenen İstanbul depremi açısından da kredi bağlantılı hayat sigortalarının önemli bir rol üstlendiği görülüyor. Marmara Bölgesi’ne sağlanan toplam 3 trilyon TL vefat teminatının yüzde 54’ü ile 2 trilyon TL maluliyet teminatının yüzde 56’sı kredi bağlantılı hayat sigortası ürünlerinden oluşuyor.
Çalışanlar için 300 milyar TL’ye kadar yeni koruma alanı
Belgede, işverenlere sağlanacak vergi ve SGK teşvikleri ile esnek teminat modellerinin devreye alınması halinde özellikle alt ve orta gelir grubundaki çalışanlar için grup hayat poliçeleri kapsamında 250 ila 300 milyar TL büyüklüğünde yeni bir finansal koruma kalkanı oluşturulabileceği belirtildi.
Bu yaklaşımın, çalışan kesimde hayat sigortası penetrasyonunu artırırken, gelir güvencesi ve aile koruması açısından da yeni bir alan açması bekleniyor.
Çocuklar için 4 trilyon TL’lik ek güvence potansiyeli
Hayat sigortacılığı açısından çocuklara yönelik koruma alanı da belgede özel başlıklardan biri oldu. Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 25’ini oluşturan çocuklar açısından eğitim sigortalarının kapsamının genişletilmesi ve yaygınlaştırılması öneriliyor. 2024 verilerine göre 345 binden fazla çocuk, ebeveyn kaybı nedeniyle ekonomik zorluk ve eğitim hayatının kesintiye uğraması riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
Belgede, çocuk nüfusunun yalnızca yüzde 5’inin, yani yaklaşık 1 milyon çocuğun sigortalanması halinde yaklaşık 4 trilyon TL büyüklüğünde ek finansal koruma sağlanabileceği ifade ediliyor.

Yatırım fonlu sigortalarla 10 yılda 2,5 trilyon TL ilave fon hedefi
Hayat sigortacılığındaki dönüşümün bir diğer ayağını finansal kapsayıcılık ve yeni ürünler oluşturuyor. Sektördeki 6 bin 500’ün üzerindeki bireysel emeklilik aracısı sayesinde yatırım fonlu sigortaların daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor.
Bu adımın, 10 yıllık süreçte 2,5 trilyon TL ilave fon kapasitesi yaratabileceği ve sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı sunabileceği belirtiliyor.
Yaşlanan nüfus yeni sigorta alanlarını öne çıkarıyor
Pozisyon belgesinde, Türkiye’nin yaşlanan nüfus yapısına da dikkat çekiliyor. Yaşlı nüfus oranının 2030’da yüzde 12,9’a, 2040’ta yüzde 16,3’e ve 2060’ta yüzde 22,6’ya ulaşmasının beklendiği ifade edilirken, bu demografik dönüşümün uzun vadeli birikim ve koruma ürünlerine olan ihtiyacı artıracağı vurgulanıyor.
Bu çerçevede sektörün yaşlı bakım sigortasında tamamlayıcı rol üstlenmesi ve yeni ürün alanlarının geliştirilmesi hedefleniyor.
Ahmet Yaşar: “Hayat sigortacılığı Türkiye için stratejik bir gereklilik”
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, hayat sigortalarının yalnızca bireysel güvence sağlayan ürünler olmadığını belirterek, “Hayat sigortaları, bireylerin ve ailelerin finansal güvenliğini sağlamanın ötesinde; sosyal güvenlik sistemini tamamlayan ve uzun vadeli tasarrufların ekonomiye kazandırılmasına katkı sunan kritik bir araçtır” dedi.
Türkiye’nin demografik dönüşüm, afet riski ve artan ekonomik dalgalanmalar gibi önemli risklerle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Yaşar, hayat sigortacılığının bu süreçte daha da kritik hale geldiğini vurguladı. Pozisyon belgesiyle birlikte, hayat sigortalarının geliştirilmesinin yalnızca sektörel büyüme başlığı olmadığı; uzun vadeli fon birikimi, sermaye piyasalarının derinleşmesi ve ekonomik dayanıklılığın artırılması açısından stratejik bir alan olduğu mesajı verildi.