Unico Sigorta Genel Müdürü Ender Güzeler, sigorta sektörünün 2026 ilk çeyrek performansını değerlendirdi. Güzeler, hayat dışı sigortacılıkta reel daralma, fiyat rekabeti, düşük penetrasyon ve teknik fiyatlama ihtiyacına dikkat çekti.
Türkiye Sigorta Birliği Hayat Dışı Yönetim Komitesi üyesi ve Unico Sigorta Genel Müdürü Ender Güzeler CNBC-’de yayımlanan Sigorta Portalı programında 2026’nın ilk çeyreğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Güzeler, sigorta sektöründe nominal büyümenin sürdüğünü ancak enflasyondan arındırıldığında özellikle hayat dışı branşlarda daralma yaşandığını söyledi:
“Rakamlarla baktığımızda bir büyümeden bahsedebiliriz. Fakat enflasyonun etkisinden arındırdığımızda real büyümede durum pek böyle değil”
“İlk çeyrekte sektör 397 milyar liralık prim büyüklüğüne ulaştı”
Güzeler 2026’nın ilk çeyrek performansını değerlendirdi:
“İlk çeyrekte sektör 397 milyar liralık prim büyüklüğüne ulaşarak tamamladı. Bu nominal olarak yüzde 30’un biraz üzerinde bir artışı ifade ediyor."
"Bu üretimin yaklaşık yüzde 85’i hayat dışı sigorta, yüzde 15’e yakını hayat sigortacılığından geldi. Hayat sigortacılığı 57 milyar prim büyüklüğüne ulaştı. Hayat dışı sigortacılık da 340 milyar prim büyüklüğüne ulaştı.”
“ReEl büyümede pazar yarım puan kadar daraldı”
Nominal büyümenin arkasındaki reel tabloya dikkat çeken Güzeler şunları söyledi:
“Reel büyümede pazar hayat ve hayat dışı olmak üzere yarım puan kadar daraldı. Hayat sigortacılığı yüzde 50.1 büyümeyle enflasyonun yaklaşık 14.5 puan üzerinde bir büyümeyle ilk çeyreği kapattı. O tarafta her şey yolunda görünüyor. Hayat dışı sigortacılığa baktığımızda durum biraz endişe verici.”
“20 branşın 13 tanesinde küçülme var”
Hayat dışı sigortalarda daralmanın yaygın olduğunu söyleyen Güzeler şu nları söyledi:
“Hayat dışı sigortacılıkta yüzde 2.5 kadar real bir küçülme oldu. Bunu alt branşlar bazında da baktığımızda yaygın bir küçülmenin olduğunu görüyoruz. Toplam 20 branşın 13’ünde küçülme yaşandı. Sağlıkta bir yüzde 2’lik real büyüme var. Bunu bir kenara bırakırsak, trafik sigortalarında herhangi bir real büyüme yok. Kasko, yangın ve hatta diğer branşlara baktığımızda yüzde 7’ler ve 7’lerin üzerinde bir küçülmeden bahsedebiliriz.”
“Lokomotif ürünlerde hiç görmediğimiz kadar fiyat rekabeti var”
Daralmanın nedenlerini anlatırken fiyat başlığını özellikle ele alan Güzeler, sorunun yüksek fiyatlardan kaynaklanmadığını söyledi:
“Dolayısıyla fiyat tarafında bu daralmaya neden olabilecek, sigortalıyı sistemin dışına itecek bir fiyat artışı değil. Tam tersi çok uzun yıllardır sektörde hiç görmediğimiz kadar lokomotif ürünlerde bir fiyat rekabeti var ve en ucuz seviyelerine geldi."
“İlk 3 ayda trafiğe kayıt olan araç sayısında yüzde 14’lük azalma var”
Oto sigortaları tarafında araç parkındaki değişimin belirleyici olduğunu söyleyen Güzeler şu ifadeleri kullandı:
“İlk 3 ayda trafiğe kayıt olan araç sayısı bir yıl öncesi aynı döneme göre yüzde 14 azalmış. Bu azalma hem yeni tescillerdeki düşüşten hem de tescilden silinen araç sayısındaki artıştan kaynaklanıyor. Bunun pazarı daraltıcı etkisi olduğunu düşünüyorum.”
“Araç parkımız gittikçe yaşlanıyor”
Güzeler, kasko tarafındaki baskının nedenlerinden birinin de Türkiye’de araç parkının yaşlanması olduğunu belirtti:
“Şu an tüm araç gruplarının ortalamasında 14.4 yaşa geldi araç parkımız. Araç bedeli düştükçe sigortalı sigorta sisteminin dışına çıkmaya başlıyor. Sigortacı açısından da yaşlı araçları sigortalamak çok tercih edilmiyor.
“dörtte biri kasko yaptırıyor?”
“Trafiğe kayıtlı 34 milyon tane araç var. Niçin bunun dörtte biri kasko sigortası yaptırıyor?” diye soran Güzeler, aynı sorgulamanın konut tarafı için de yapılması gerektiğini belirtti:
“Konut stoğumuz hemen hemen 31 milyon. Niçin bunun yüzde 10’u, 12’si kadarı ihtiyari konut poliçesi alıyor? Yüzde 56’sı kadarı zorunlu DASK poliçesini yaptırıyor?"
"Konut poliçe sayısında yüzde 13’lük bir azalma var. Bu dikkat çekici. DASK poliçe sayısı hemen hemen geçen sene ile aynı seviyede devam ediyor.”
“Varlığımız var ama sigortasının primini ödeyecek yeterince gelirimiz yok”
Gelir ve servet dağılımındaki dengesizliklerin pazarı doğrudan etkilediğini belirten Güzeler şunları anlattı:
“Milli gelir son 25 yılda 4 kat, kişisel servet 8 kat artmış. Dolayısıyla gelirlerimiz servetimizin altında gelişmiş. Varlığımız var ama sigortanın primini ödeyecek yeterince gelirimiz yok. Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 50’si ülke servetinin sadece yüzde 2.5’una sahip.”
“hatırladığım en rekabetçi dönem”
Fiyatlama ve şirket kârlılığı arasındaki ilişkiyi de değerlendiren Güzeler, agresif rekabetin teknik sonuçlar üzerinde baskı oluşturduğuna vurgu yaptı:
“Bu fiyat rekabeti doğal olarak risk priminin altında fiyatlamayı gerektiriyor ve risk priminin altına satışlar yapıyoruz. Ben sektörde 30 yıldır çalışıyorum. Hatırladığım en rekabetçi dönem.”
“Faizlerin düşüşüyle teknik fiyatlamaya dönülmeli”
Sigorta şirketlerinin son dönemde yüksek faiz ortamının desteğiyle teknik zararları kısmen telafi edebildiğini belirten Güzeler, bu alanın da daralabileceği uyarısında bulundu:
“Önümüzdeki dönemde faizlerin düşüş etkisiyle beraber bu fırsat da ortadan kalkacağı için tekrar teknik fiyatlamaya mutlaka sektörün dönmesi lazım.”
“Teknoloji artık yardımcı bir altyapı olmaktan çıktı”
Programda dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarına da değinen Güzeler, sigorta sektöründe iki ana trend gördüğünü söyledi:
“Şu an ben sektördeki ana iki tane büyük trend görüyorum. Bu iki ana akım veriye dayalı teknoloji ve müşteri odaklı regülatif bir trend.Bunlardan bir tanesi SEDDK’nın önderliğinde bir regülasyon trendi içerisindeyiz.
"Bunun dışında teknolojik anlamda büyük bir dönüşüm var. Teknoloji eskiden olduğu gibi ürünlerimizi satma, işlerimizi yönetmede kullandığımız yardımcı bir altyapı olmaktan çıktı. Ürünlerimizi, iş süreçlerimizi, iş modellerimizi değiştiren, dönüştüren, şekil veren bir fonksiyona dönüştü.”
SİSTEMSEL DÖNÜŞÜM VE DEPREM RİSKİ ÇALIŞMALARI
Güzeler Unico Sigorta’nın teknoloji yatırımlarına ilişkin ise şunalrı anlattı:
“Biz de teknolojik yatırımlarımızı güçlendirmek için 2 yıl önce TeknoKent’te ofisimizi açtık. Bu merkezde yaklaşık 70 kişilik ekip görev yapıyor. Çekirdek sistem dönüşümünde önemli bir aşamadayız. Bunun merkezinde aslında core sistemimiz, UniCore dediğimiz bir çalışma var. Öncelikle onu tamamlamaya çalışıyoruz.”
“2023 yılında Kocaeli Üniversitesi Jeoloji ve Jeofizik Mühendisliği bölümüyle bir AR-GE projesi başlattık. Bu sistem yerel jeolojik özellikler, yer altı su miktarı ve fay hattına uzaklık gibi parametrelerle daha hassas risk analizi yapabiliyor. Sigortalı adresi girildiği anda biz oranın riskini direkt tespit edebiliyoruz. Bu sayede tüm bir bölgeyi riskli kabul etmek yerine daha seçici ve doğru iş kabulü yapılabiliyoruz.”
