Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün 2026 yılı performansını ve dijital dönüşümünü değerlendirdi. Yaşar, yapay zekâ, veri analitiği ve dijital teknolojilerin sigortacılıkta etkin kullanıldığını belirterek, “Biz tüm bu teknolojik çalışmalarımızın odağına insanı koyuyoruz” dedi..
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, A Para TV’de Özlem Doğaner’in hazırlayıp sunduğu Paranın Yönü programına konuk oldu. Programda sigorta sektörünün 2026 yılı performansı, dijitalleşme, yapay zekâ, koruma açıkları, önleyici sigortacılık, sağlık sigortaları ve bireysel emeklilik sistemi gibi başlıklar ele alındı.
Yaşar, Türk sigorta sektörünün 2025 yılını 1,2 trilyon TL prim üretimiyle kapattığını, bunun yaklaşık 31-32 milyar dolarlık bir üretim seviyesine denk geldiğini söyledi. 2026 yılının ilk beş ayında ise sektörün 622 milyar TL prim üretimi gerçekleştirdiğini belirten Yaşar, bu dönemde büyümenin yüzde 24 seviyesinde olduğunu ifade etti.
Hayat branşında büyümenin daha yüksek seyrettiğini aktaran Yaşar, hayat dışı tarafta ise özellikle mühendislik, tarım ve yangın sigortaları gibi koruma açığının yoğun olduğu alanlarda talebin arttığına dikkat çekti.
“Sigorta sektörü insan odaklı bir sektör”
Programda dijitalleşme ve yapay zekâ konularına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ahmet Yaşar, Türk sigorta sektörünün teknolojiyi etkin kullandığını söyledi.
Yapay zekâ, veri bilimi ve büyük verinin sektörün gündelik iş süreçlerinin parçası haline geldiğini belirten Yaşar, bu teknolojilerin ürün geliştirme, fiyatlama, aktüerya, hasar süreçleri ve suistimal hasarların tespitinde kullanıldığını ifade etti.
Yaşar, dijitalleşmenin sektöre hız ve verimlilik kazandırdığını ancak sigortacılığın özünde insan ve ilişki odaklı bir iş olduğunu vurguladı.
Ahmet Yaşar, “Sigorta sektörü aslında insan odaklı bir sektör ve ilişki odaklı bir sektör. Biz tüm bu teknolojik çalışmalarımızın odağına da insanı koyuyoruz” dedi.
Sahadan gelen bilgi önemini koruyor
Ahmet Yaşar, teknolojinin sigorta sektöründe güçlü bir destek unsuru olduğunu ancak sahadan nitelikli bilgi alınmasında insan unsurunun ve sigorta aracılarının önemini koruduğunu belirtti.
Yaşar, teknolojinin amacının insanı ikame etmek değil, daha iyi hizmet sunmak ve süreçleri güçlendirmek olduğunu ifade etti. Online sigortacılık, gömülü sigortacılık, veri analitiği ve yapay zekâ uygulamalarının sektöre önemli katkı sağladığını belirten Yaşar, sigortacılıkta güven ilişkisinin hâlâ temel unsur olduğunu söyledi.
2030 hedefi: 50 milyar dolar prim hacmi
Ahmet Yaşar, Türkiye Sigorta Birliği’nin sektör için ortaya koyduğu 2030 hedeflerine de değindi. Türkiye’nin dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer aldığını ancak sigortacılıkta henüz bu seviyeye ulaşmadığını ifade eden Yaşar, sektörün 2030 yılına kadar 50 milyar dolarlık prim hacmine ulaşmayı hedeflediğini söyledi.
Sigorta penetrasyonunun son 10 yılın zirve seviyesi olan yüzde 2,68 düzeyine çıktığını belirten Yaşar, bu seviyenin yeterli olmadığını vurguladı. Yaşar, Türkiye ekonomisinin büyüklüğüyle uyumlu bir sigorta sektörü için penetrasyonun yüzde 5 seviyesine taşınması gerektiğini ifade etti.
Bu hedefe ulaşmak için sigorta farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Yaşar, ilkokuldan üniversiteye kadar farklı yaş gruplarına yönelik bilinçlendirme programları uyguladıklarını söyledi.
“Türkiye’nin koruma açıklarını sigortayla kapatmalıyız”
Ahmet Yaşar, sigortanın yalnızca bireysel ya da kurumsal bir güvence aracı olmadığını, ülke ekonomisinin dayanıklılığı açısından da kritik bir rol üstlendiğini belirtti.
Doğal afetler, yaşlanan nüfus, sağlık harcamaları, araç parkının yaşlanması, siber riskler ve emeklilik açıklarının Türkiye’nin önemli koruma alanları arasında yer aldığını söyleyen Yaşar, bu risklerin sürdürülebilir şekilde yönetilmesinde sigortanın temel araç olduğunu vurguladı.
Kahramanmaraş depremlerini örnek gösteren Yaşar, depremlerde 106 milyar dolarlık ekonomik kayıp yaşandığını, buna karşılık DASK dahil sigorta sistemi üzerinden karşılanan hasarın 6 milyar dolar seviyesinde kaldığını söyledi.
Yaşar, bu tablonun sigortalılık oranlarının artırılması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
Önleyici sigortacılık dönemi
Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün artık yalnızca gerçekleşmiş zararları tazmin eden bir yapı olmaktan çıktığını, riskleri önceden tespit eden ve yönetmeye çalışan bir yapıya dönüştüğünü belirtti.
Yaşar, “Biz artık sadece hasarları yani sonuçlanmış zararların hasarlarını tazmin eden bir yapıdan daha öncelikli bir yapıya, yani önleyici sigortacılık yapısına geçiyoruz” dedi.
Riskleri gerçekleşmeden belirlemenin, önlenebilecek riskleri önlemenin ve önlenemeyen risklerin kötü sonuçlarını azaltmanın sektörün yeni yaklaşımında önemli yer tuttuğunu söyleyen Yaşar, sigortanın ülkenin varlıklarını koruyan stratejik bir mekanizma olduğunu ifade etti.
Sektörün aktif büyüklüğü 4,2 trilyon TL’ye ulaştı
Sigorta sektörünün finansal gücüne de dikkat çeken Ahmet Yaşar, 2026 yılının ilk çeyreği sonunda sektörün aktif büyüklüğünün 4,2 trilyon TL’ye, özsermaye büyüklüğünün ise 459 milyar TL’ye ulaştığını söyledi.
Yaşar, sektörün aynı zamanda önemli bir fon yöneticisi olduğunu belirterek, Türk sigorta sektörünün 3,5 trilyon TL fon büyüklüğüyle Türkiye’nin en büyük kurumsal yatırımcılarından biri konumuna geldiğini ifade etti.
Sigortacılıkta oluşan fonların uzun vadeli yapısıyla finansal istikrarı desteklediğini belirten Yaşar, sektörün yalnızca hasar ödeyen değil, aynı zamanda risk yöneten ve fon yöneten bir yapıya dönüştüğünü söyledi.
Sağlık ve yaşlanan nüfus yeni ihtiyaçlar doğuruyor
Programda yaşlanan nüfus, sağlık harcamaları ve tamamlayıcı emeklilik başlıkları da ele alındı. Ahmet Yaşar, Türkiye’de ortalama yaşın yükseldiğini, bunun da sağlık, yaşlı bakım, hayat sigortası ve emeklilik alanlarında yeni ihtiyaçlar doğurduğunu söyledi.
Aile ve Nüfus 10 Yılı kapsamında gündeme gelen başlıkların sigorta sektörüyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden Yaşar, hayat sigortaları, eğitim sigortaları, sağlık sigortaları, yaşlı bakım çözümleri ve bireysel emeklilik ürünleri üzerinde çalıştıklarını belirtti.
Yaşar, Bireysel Emeklilik Sistemi ve Otomatik Katılım Sistemi’nde 18 milyondan fazla katılımcı bulunduğunu belirterek, tamamlayıcı emeklilik sistemine yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.
Sağlık sigortasında büyük potansiyel var
Ahmet Yaşar, sağlık sigortaları alanında Türkiye’de önemli bir büyüme potansiyeli bulunduğunu söyledi.
Türkiye’de sağlık harcamalarının yalnızca yüzde 2,8’inin tamamlayıcı sağlık ve özel sağlık sigortası üzerinden karşılandığını belirten Yaşar, vatandaşların cepten yaptığı sağlık harcamalarının payının ise yüzde 15 seviyesinde olduğunu ifade etti.
Vatandaşların yıllık cepten sağlık harcaması ortalamasının 17 bin TL seviyesinde olduğunu aktaran Yaşar, bu rakamın tamamlayıcı sağlık sigortası primlerinin üzerinde olduğuna dikkat çekti.
Yaşar, bu alanda büyüme potansiyelinin yüksek olduğunu ancak sağlık sistemi paydaşlarıyla birlikte kapasite ve hizmet kalitesini güçlendirecek bütüncül çözümlere ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
BES ve tamamlayıcı emeklilik gündemde
Bireysel Emeklilik Sistemi’ne de değinen Ahmet Yaşar, BES’in Türkiye’de başarılı bir hikâyeye dönüştüğünü söyledi.
Devlet katkısının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürülmesinin olumsuz etki yaratabileceğine ilişkin endişeler bulunduğunu ancak şirketlerin yeni satış performansıyla bu etkinin dengelendiğini belirten Yaşar, sistemde negatif bir etki görülmediğini ifade etti.
Otomatik Katılım Sistemi’ne dahil olan gençlerin sistemde kalmasını teşvik edecek çalışmalar yürüttüklerini belirten Yaşar, Çocuk BES’in de erken yaşta tasarruf farkındalığı oluşturması açısından önemli olduğunu söyledi.
Yaşar, hayat sigortacılığında Türkiye’nin hâlâ dünyanın gerisinde olduğunu belirterek, yatırım formlu sigortalar alanında da yeni çalışmalar yapıldığını aktardı.
“Hedeflere ulaşmak zor değil”
Ahmet Yaşar, önümüzdeki dönemde mikro sigortalar, parametrik sigortalar, gömülü sigortacılık, finansal sigortalar, alacak sigortaları, kefalet sigortaları, bina tamamlama sigortaları, hayat ve sağlık sigortaları gibi alanlarda önemli büyüme potansiyeli bulunduğunu söyledi.
Sigorta sektörünün 2030 hedeflerine ulaşabilmesi için koruma açıklarını kapatmaya yönelik çalışmaların hızlanması gerektiğini belirten Yaşar, sigorta bilincinin artırılmasında medya ve kamuoyunun da önemli rol oynadığını ifade etti.
Yaşar, sektörün finansal gücü, yeni ürün çalışmaları, dijitalleşme kapasitesi ve artan farkındalıkla 2030 hedeflerine ulaşmasının mümkün olduğunu vurguladı.
