Advertisement
06.09.2026
weather
22°
Sigorta Kulisi Sektör TSB Başkanı Ahmet Yaşar: Sigorta sektörü OVP’nin stratejik paydaşlarından biri

TSB Başkanı Ahmet Yaşar: Sigorta sektörü OVP’nin stratejik paydaşlarından biri

TSB Başkanı Ahmet Yaşar, yeni OVP’yi değerlendirdi. Yaşar, sigorta sektörünün OVP hedeflerine katkı sağlayacak stratejik sektörlerden biri olduğunu söyledi

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, yeni Orta Vadeli Program’a ilişkin ilk değerlendirmesinde sigorta sektörünün OVP hedeflerinin gerçekleşmesine doğrudan katkı sağlayabilecek stratejik sektörlerden biri olduğunu söyledi. Yaşar; afetlerden ihracata, uzun vadeli tasarruflardan yeşil dönüşüme kadar sigortanın rolünün güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB), açıklanan yeni Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin ilk değerlendirmesini paylaştı. TSB Başkanı Ahmet Yaşar, Program’da dezenflasyon ve sürdürülebilir büyümenin yanı sıra yatırımların, üretimin ve ihracatın desteklenmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, uzun vadeli tasarrufların artırılması, yeşil ve dijital dönüşüm ile ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesine yönelik hedefleri önemli bulduklarını belirtti.

Yaşar, sigorta sektörünün OVP’nin sonuçlarından yararlanan bir sektör olmanın ötesinde, Program’da belirlenen hedeflerin hayata geçirilmesine doğrudan katkı sağlayabilecek stratejik sektörlerden biri olduğunu ifade etti.

OVP’de “dayanıklılık” vurgusu sigorta sektörü için önemli

OVP’de “dayanıklılık” kavramının güçlü şekilde yer almasını sigorta sektörü açısından önemli bulduklarını belirten Yaşar, enerji ve su arz güvenliğinden tarımsal dayanıklılığa, stratejik sektörlerden afet risklerine kadar geniş bir risk alanının bulunduğuna dikkat çekti.

Sigortacılığın risklerin önceden yönetilmesi, ekonomik kayıpların paylaşılması ve kamu maliyesi üzerindeki yükün azaltılmasında önemli bir finansal araç olduğunu vurgulayan Yaşar, ekonomik ve toplumsal dayanıklılığın artırılmasında sektörün daha güçlü rol üstlenebileceğini kaydetti.

Deprem harcamaları 5,4 trilyon TL’ye ulaşacak

TSB’nin değerlendirmesinde 6 Şubat depremlerinin ekonomik ve mali sonuçları da öne çıktı.

Açıklanan verilere göre, 2023-2026 döneminde 2026 yılı fiyatlarıyla deprem harcamalarının 5,4 trilyon TL’ye, yaklaşık 104 milyar dolara ulaşacağı, toplam harcamanın ise yaklaşık 116 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiği belirtildi. 2027 yılında da yaklaşık 10 milyar dolarlık ilave harcama öngörülüyor.

Yaşar, bu büyüklüğün afetlerin yalnızca insani ve sosyal değil, ekonomi ve kamu maliyesi açısından da büyük bir risk oluşturduğunu gösterdiğini belirtti.

Afet riskinin daha büyük bölümü sigorta sistemine aktarılmalı

TSB Başkanı Yaşar, afet sonrasında kayıpların kamu kaynaklarıyla karşılanmasının yanında, afet öncesinde riskleri azaltacak kentsel dönüşüm politikalarının hızlandırılması gerektiğini ifade etti.

Kalan riskin daha büyük bölümünün ise sigorta, reasürans ve sermaye piyasaları aracılığıyla paylaşılması gerektiğini belirten Yaşar, Zorunlu Afet Sigortası’nın kapsamının genişletilmesini de finansal dayanıklılığın güçlendirilmesi açısından önemli gördüklerini söyledi.

İhracat sigortalarının daha etkin kullanılması çağrısı

OVP’de ihracat sigortalarının daha etkin kullanılmasına yönelik yaklaşım da TSB'nin öne çıkardığı başlıklar arasında yer aldı.

Yaşar, Türkiye'nin ihracat hedefleri büyürken şirketlerin ticari ve politik risklere karşı korunmasının yeni pazarlara daha güvenli açılmalarını sağlayacağını ve rekabet güçlerine katkıda bulunacağını belirtti.

Sigortanın ihracat politikasını tamamlayan tali bir unsur olarak değil, finansmanla birlikte ihracat politikalarının temel araçlarından biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Banka dışı finansman ve sigortanın rolü büyüyecek

TSB, OVP'de banka dışı finansal kuruluşların geliştirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasına ilişkin hedefleri de finansal sistemin derinleşmesi açısından önemli buldu.

Türkiye'nin büyümesinin ağırlıklı olarak bankacılık sistemi üzerinden finanse edildiği yapıdan; sigorta, emeklilik, sermaye piyasaları ve diğer banka dışı finansal kuruluşların daha fazla rol üstlendiği bir finansal mimariye geçişin desteklenmesi gerektiği belirtildi.

Sigorta ve emeklilik sektörlerinin büyümesinin hem risklerin finansal sistem içinde daha geniş bir tabana yayılmasına hem de uzun vadeli fonların ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayacağı ifade edildi.

BES ve hayat sigortaları uzun vadeli kaynak yaratıyor

OVP’de uzun vadeli tasarrufların artırılmasına yönelik hedeflerin sigorta ve emeklilik sektörü açısından özel önem taşıdığını belirten Yaşar, hayat sigortaları ve Bireysel Emeklilik Sistemi’nin büyümesinin bireylerin geleceklerini güvence altına almanın ötesinde ekonomik bir işleve sahip olduğuna dikkat çekti.

BES ve hayat sigortalarının Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyduğu uzun vadeli yerli kaynakların oluşmasına ve sermaye piyasalarının derinleşmesine destek verdiğini kaydetti.

Yeşil ve dijital dönüşüm yeni sigorta ihtiyaçları yaratıyor

TSB, OVP’de yer alan yeşil ve dijital dönüşüm hedeflerini de sigorta sektörü açısından önemli bir fırsat alanı olarak değerlendirdi.

Yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği, iklim riskleri, yeni teknolojiler ve dijital altyapıların beraberinde yeni riskler getirdiğine dikkat çeken Yaşar, sigortanın bu yatırımların sürdürülebilirliğinde daha kritik bir konuma geleceğini ifade etti.

Yaşar, sigortanın yalnızca gerçekleşen risklerin sonuçlarını karşılayan bir mekanizma olmadığını; yatırımın önünü açan, finansmana erişimi destekleyen ve yatırımların sürdürülebilirliğini güvence altına alan stratejik bir araç olduğunu vurguladı.

“Dezenflasyon sigortacılıkta yeni bir dönemin kapısını açacak”

TSB Başkanı Ahmet Yaşar'ın değerlendirmesinde sektör açısından dikkat çeken bir diğer başlık ise dezenflasyon süreci oldu.

Yaşar, dezenflasyonla birlikte sigorta sektörünün önümüzdeki dönemde; enflasyon kaynaklı nominal prim artışından reel büyümeye, prim büyüklüğünden poliçe ve sigortalı sayısının artırılmasına, finansal gelirlerden sürdürülebilir teknik kârlılığa, sigorta penetrasyonunun yükseltilmesine daha fazla odaklanması gerektiğini belirtti.

Türkiye'de sigortacılığın ekonomideki payının artırılması, koruma açığının azaltılması ve daha geniş kesimlerin sigorta güvencesine erişmesinin sektörün temel öncelikleri arasında olacağını ifade etti.

“Sigorta sektörü OVP hedeflerine doğrudan katkı sağlayabilir”

Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün OVP’de ortaya konulan hedeflerin gerçekleşmesinde üstlenebileceği rolü şöyle değerlendirdi:

“Sigorta sektörü, OVP’nin sonuçlarından yalnızca yararlanan bir sektör değil, Program’da ortaya konulan hedeflerin gerçekleşmesine doğrudan katkı sağlayabilecek stratejik sektörlerden biridir.”

Afetlerin kamu maliyesi üzerindeki yükünün azaltılmasından ihracatın güvence altına alınmasına, yatırımların korunmasından uzun vadeli tasarrufların artırılmasına, yeşil dönüşümden finansal sistemin derinleşmesine kadar sigorta sektörünün geniş bir alanda sorumluluk üstlenebileceğini belirten Yaşar, TSB'nin OVP'nin tamamını sektör açısından ayrıntılı olarak inceleyeceğini açıkladı.

Birlik, Program'ın sigortacılık, emeklilik ve reasürans sektörlerine olası etkilerini analiz ederek hazırlayacağı önerileri ilgili kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla paylaşacak.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *