Advertisement
05.08.2026
weather
27°
Sigorta Kulisi Sektör Sigortacıların imkânsız üçlüsü: Büyüme, enflasyon ve kur

Sigortacıların imkânsız üçlüsü: Büyüme, enflasyon ve kur

Fatih Gören, sigorta şirketlerinin büyüme, enflasyon ve kur arasındaki denge arayışını kaleme aldığı yazıda taş-kâğıt-makas oyunuyla değerlendiriyor

NEO Portföy Yönetim Kurulu Danışmanı ve sigorta profesyoneli Fatih Gören, sektörün makroekonomik dengesini taş-kâğıt-makas oyunu üzerinden anlattı.

Sigorta şirketleri bir yandan büyümenin ve yatırım gelirlerinin sunduğu imkânlardan yararlanmayı hedeflerken, diğer yandan faizlerde yaşanabilecek düşüşe ve olası bir kur hareketine karşı portföylerini korumak zorunda. NEO Portföy Yönetim Kurulu Danışmanı ve sigorta profesyoneli Fatih Gören, sosyal medya hesabında yayımladığı yazısında bu denge arayışını “sigortacıların imkânsız üçlüsü” olarak tanımladı.

TAŞ - KAĞIT - MAKAS

Gören’in yazısı şöyle:

Taş–Kağıt–Makas oyununu bilirsiniz.

Hani üçe kadar saydıktan sonra elimizi taş, kağıt ya da makas olacak şekilde açarız...

Her birinin diğerine karşı bir üstünlüğü vardır.

İşte sigortacılar, ekonomik beklentiler açısından tam da böyle bir dönemden geçiyor. Ben buna sigortacıların imkansız üçlüsü (trilemma) diyorum.

Büyüme (Kağıt) enflasyonu (Taş) sarıyor.

Enflasyon (Taş) tedbirleri şu anda kuru (Makas) eziyor.

Kur (Makas) ise cari işlemler dengesi üzerinden büyümeyi (Kağıt) kesiyor.

Poliçeler bir yıllık düzenlendiği için, şirketler bir taraftan büyümenin desteklediği yatırım gelirlerinden faydalanmak isterken; diğer taraftan önümüzdeki dönemde faizlerin düşmesi halinde üstlenilmiş risklerde zarar yaşamayacak şekilde portföy dağılımını yönetmek ve aynı zamanda olası bir kur atağına karşı korunmak zorundalar.

Üstelik döviz pozisyonları bilanço üzerinde kapalı görünse bile, özellikle yedek parça ve sağlık branşlarında dövize duyarlı maliyet yapısı önemli bir risk oluşturmaya devam ediyor.

Ekonomide de, sigortacılıkta da dengeyi en iyi yöneten kazanır.

Sigorta şirketleri sadece poliçe üreten kurumlar değil; aynı zamanda makroekonomiyi okuyan, finansal riskleri yöneten ve geleceği fiyatlayan finansal kurumlar olmak zorunda.

Bu nedenle sorulması gereken soru şu:

“Biz taşı mı yönetiyoruz, kağıdı mı büyütüyoruz, yoksa makasın ne zaman devreye gireceğini mi öngörüyoruz?”

Çünkü artık sigortacılıkta rekabet avantajı yalnızca daha fazla poliçe satmak değil;

Enflasyon, büyüme ve döviz arasındaki oyunu rakiplerden daha önce okuyabilmek ve üretimle birlikte yatırım portföylerini buna göre konumlandırabilmek olarak gözüküyor…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *