Marsh Avrupa Dijital Müşteri Deneyimi Satış Lideri Handan Tarman, çoklu risk çağında veri ve yapay zekânın sigortacılığın merkezine yerleştiğini söyledi.
Marsh Avrupa Dijital Müşteri Deneyimi Satış Lideri Handan Tarman, Uğur Güler ve Zeynep Türker’in sunduğu Sigortacı Kafası’nın konuğu oldu. Tarman, Avrupa sigorta piyasasındaki gelişmeleri, Türkiye’de sigortalılık oranının artırılması için atılması gereken adımları, yapay zekânın sektördeki rolünü ve tedarik zinciri risklerine yönelik yeni çözümleri değerlendirdi.
Avrupa sigorta piyasasında çoklu risk dönemi
Yaklaşık üç yılı aşkın süre Avrupa çapında sabit kıymet sigortaları satış liderliği görevini yürüten Tarman, bu dönemde piyasanın farklı aşamalarına tanıklık ettiğini belirtti. Görevine 2023 yılının başında, sigorta kapasitesinin daraldığı ve fiyatların yükseldiği sert piyasa koşullarında başladığını anlatan Tarman, Avrupa pazarının Türkiye’den farklı bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekti.
Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde yüksek sigorta kapasitesi bulunduğunu ifade eden Tarman, Avrupa sigorta piyasasının uzun yıllar daha çok kendi içerisindeki kapasiteyle hareket ettiğini söyledi. Türkiye’nin ise yüksek deprem riski nedeniyle uluslararası sigorta ve reasürans piyasalarıyla daha güçlü bağlantılar kurduğunu kaydetti.
Covid-19 salgınının ardından Rusya-Ukrayna Savaşı’nın piyasa üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Tarman, bu gelişmelere sel, dolu, deprem, aşırı sıcaklar ve orman yangınları gibi doğal afetlerin de eklendiğini söyledi.
“Çoklu riskler döneminde olduğumuz artık çok açık. Piyasaların ve sigortalıların bu yeni döneme daha hızlı uyum sağlaması gerekiyor.”
Avrupa’da zorunlu sigorta düzenlemeleri artıyor
Avrupa ülkelerinde sigortalılık seviyesinin ülkelere göre önemli ölçüde değiştiğini anlatan Tarman, Almanya’da sigorta bilincinin oldukça yüksek olduğunu belirtti. Sigortanın Almanya’da gündelik yaşamın önemli bir parçası olduğunu ifade eden Tarman, çok sayıda sigorta şirketinin ve farklı risklere yönelik ürünün bulunduğuna dikkat çekti.
Buna karşılık bazı Avrupa ülkelerinde eksik sigorta sorununun sürdüğünü kaydeden Tarman, özellikle İtalya’nın kuzeyinde yaşanan büyük sel felaketlerinin ardından sanayi kuruluşlarındaki sigorta açıklarının daha görünür hale geldiğini söyledi.
Tarman’ın verdiği bilgilere göre Avrupa’da doğal afet risklerinin sigorta sistemiyle paylaşılmasına yönelik yeni düzenlemeler yaygınlaşıyor. İtalya, Yunanistan ve Almanya gibi ülkelerde zorunlu doğal afet sigortaları, tarifeler ve kamu destekli havuz modelleri gündeme geliyor.
Devletlerin büyük afetlerin mali yükünü tek başına üstlenmek istemediğini belirten Tarman, kamu ile sigorta sektörünün birlikte hareket ettiği modellerin önem kazandığını vurguladı.
Türkiye’de öncelikli konu sigortaya güven
Türkiye’de sigorta penetrasyonunun artırılması için öncelikle güven sorununun çözülmesi gerektiğini belirten Tarman, bireysel müşterilerde sigorta şirketlerinin hasar ödememeye odaklandığı yönünde bir algı bulunduğunu söyledi.
“Türkiye’de sigortaya karşı bir güvensizlik olduğunu gözlemliyorum. Sigortanın sanki ödememek üzerine kurulmuş bir sistem olduğu düşünülüyor. Bu algının değişmesi için bütün sektöre görev düşüyor” diyen Tarman, sigortanın ne işe yaradığının ve sağladığı finansal korumanın daha iyi anlatılması gerektiğini ifade etti.
Büyük depremlerde düşük sigortalılık oranı nedeniyle önemli ekonomik kayıpların sigorta sistemi dışında kaldığını hatırlatan Tarman, özellikle bireysel sigortalarda alınması gereken uzun bir yol bulunduğunu belirtti.
Endüstriyel ve kurumsal sigortalarda ise son 15-20 yılda önemli bir bilinç artışı yaşandığını söyleyen Tarman, şirketlerin büyük hasarlardan çıkarılan derslerle risk yönetimine daha fazla önem vermeye başladığını kaydetti.
“Bireysel alanda güveni tesis etmek, ürünü daha kolay erişilebilir hale getirmek ve hasar ödeyen bir sistem olduğumuzu göstermek gerekiyor.”
“Yapay zekâ artık işin merkezinde”
Dijital müşteri deneyimi alanındaki yeni görevine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarman, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin artık sigortacılığın yan unsurları olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
“Artık yapay zekâ ve dijital çözümler temel işimizin dışında değil. Tam tersine bütün işlerin merkezinde yer alıyor. Karar almayı hızlandırıyor ve daha bilinçli kararlar alınmasını sağlıyor.”
Büyük sanayi ve kurumsal şirketlerin yalnızca ödedikleri prim ile aldıkları hasar tazminatına bakmadığını belirten Tarman, şirketlerin farklı risk senaryolarındaki konumlarını görmek ve finansal dayanıklılıklarını güçlendirmek istediğini söyledi.
Çoklu risklerin birbirini tetiklediği bir ortamda şirketlerin alternatif planlara sahip olması gerektiğine dikkat çeken Tarman, sigorta fiyatlarındaki düşüşlerin de yalnızca maliyet avantajı olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Tarman, şirketlerin prim indirimlerinden sağladıkları kaynağı risklerini azaltmak, verilerini daha iyi analiz etmek ve dayanıklılıklarını artırmak amacıyla kullanabileceklerini söyledi.
Haftalar süren analizler çok daha hızlı yapılacak
Yapay zekâ destekli platformların farklı formatlardaki müşteri verilerini ortak bir yapıda bir araya getirebildiğini anlatan Tarman; poliçeler, geçmiş hasarlar, risk raporları, lokasyon bilgileri ve sigorta bedellerinin tek bir ekran üzerinden değerlendirilebildiğini belirtti.
Bu sistemlerin yalnızca bilgileri görüntülemekle sınırlı olmadığını vurgulayan Tarman, farklı yenileme ve teminat senaryolarının da modellenebildiğini söyledi.
Deprem modellemelerinden sigorta limitlerine, muafiyet seçeneklerinden finansal dayanıklılığa kadar birçok başlığın platformlar üzerinden analiz edilebildiğini anlatan Tarman, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir şirket limitinin yeterli olup olmadığını, limiti artırdığında nasıl bir sonuçla karşılaşacağını veya muafiyet seviyesini değiştirdiğinde risk yapısının nasıl etkileneceğini görebiliyor. Daha önce haftalar, hatta aylar sürebilen bazı çalışmalar çok daha hızlı yapılabilecek.”

Tedarik zincirinin görünmeyen riskleri ortaya çıkarılıyor
Dijitalleşmenin en önemli kullanım alanlarından birinin tedarik zinciri risk yönetimi olduğunu belirten Tarman, şirketlerin birinci, ikinci ve üçüncü halkadaki tedarikçilerini dünya haritası üzerinde izleyebildiğini söyledi.
Platformlar aracılığıyla tedarikçilerin bulunduğu bölgelerdeki deprem, sel ve diğer doğal afet risklerinin yanı sıra jeopolitik gelişmelerin de takip edilebildiğini kaydeden Tarman, her tedarikçiye şirket açısından taşıdığı öneme göre bir risk skoru verilebildiğini ifade etti.
Şirketlerin çoğu zaman doğrudan çalıştığı tedarikçileri bildiğini ancak bu tedarikçilerin arkasındaki ikinci ve üçüncü halkalardan haberdar olmadığını belirten Tarman, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında bu bağlantıların öneminin daha iyi anlaşıldığını söyledi.
“Bazen şirket, tedarikçisinin arkasında yaptırım uygulanan bir ülkede başka bir tedarikçi bulunduğunu bilmiyor. Önce bu bağlantıyı ve riski tespit ediyoruz. Ardından tedarik zincirini çeşitlendirmek veya riski sigorta yoluyla azaltmak için harekete geçiliyor.”
Tedarik zinciri risklerine yeni sigorta çözümleri
Tarman, tedarik zinciri risklerinin yalnızca belirlenmesiyle yetinilmediğini, bu risklere yönelik yeni sigorta ürünlerinin de geliştirildiğini anlattı.
Bunlardan ilkinin deprem ve sel risklerine yönelik parametrik sigorta çözümü olduğunu belirten Tarman, büyük sanayi şirketlerinin kritik tedarikçileri için platform üzerinden teklif alabileceğini söyledi. Böylece şirketlerin, doğrudan kendi tesisleri zarar görmese bile tedarikçilerinde meydana gelebilecek afetlerden kaynaklanan kayıplara karşı koruma sağlayabileceğini ifade etti.
Dolaylı kâr kaybına yönelik ilave kapasite çözümleri üzerinde de çalışıldığını belirten Tarman, üçüncü başlığın ise ticaretin kesintiye uğraması ve tedarik akışının bozulması risklerini kapsayan çözümler olduğunu kaydetti.
“Önce riski tanımlıyoruz. Ardından sigorta yoluyla azaltılabiliyorsa uygun çözümü devreye alıyoruz. Risk danışmanlığı gerektiren alanlarda ise şirketleri farklı uzmanlıklarla destekliyoruz.”
Veri, şirketlerin yatırım kararlarını da değiştirebilir
Tedarik zinciri analizlerinin yalnızca sigorta satın alma süreçleri açısından değil, şirketlerin yatırım kararları bakımından da önem taşıdığını belirten Tarman, kritik tedarikçilerin aynı bölgede yoğunlaşmasının ciddi bir risk yaratabileceğini söyledi.
Bir şirketin yeni yatırım yapmayı planladığı bölgede en kritik tedarikçilerinin de bulunabileceğine dikkat çeken Tarman, bu durumun riski çeşitlendirmek yerine aynı coğrafyada yoğunlaştırabileceğini ifade etti.
“Veriye yeni petrol denilmesinin bir nedeni var. Ancak asıl önemli olan, elimizdeki bilgiyi nasıl kullandığımız. Doğru analiz edilen veri, şirketlerin çok stratejik yatırım kararları almasını sağlayabilir.”
Genç sigortacılara uluslararası kariyer tavsiyesi
Avrupa sigorta piyasasındaki çalışma deneyimini de paylaşan Tarman, sigortacılığın yerel mevzuat ve dil gerektiren yapısı nedeniyle çalışan hareketliliğinin diğer sektörlere kıyasla daha geç geliştiğini söyledi.
Buna karşın ihtiyari reasürans, trete reasüransı, dijital çözümler, risk danışmanlığı, parametrik sigortalar ve siber riskler gibi daha uluslararası alanlarda yeni kariyer fırsatlarının ortaya çıktığını belirtti.
Türkiye’deki sigortacıların özellikle endüstriyel riskler ve uluslararası reasürans piyasaları konusunda güçlü bir bilgi birikimine sahip olduğunu vurgulayan Tarman, gençlere yabancı dil öğrenmelerini, uluslararası bağlantılarını geliştirmelerini ve farklı ülkelerde kısa süreli de olsa çalışma deneyimi kazanmalarını önerdi.
“Türkiye sigorta sektöründe çok güçlü bir altyapı ve ciddi bir yetenek havuzu var. Gençlerin konfor alanlarından çıkmaları, farklı branşları ve görevleri denemeleri gerekiyor. Bunları geçmiş deneyimlerinin üzerine çizmek olarak değil, ceplerini yeni bilgilerle doldurmak olarak görmeliler.”
“Türkiye büyüyen bir sigorta piyasası olarak görülüyor”
Avrupa sigorta ve reasürans piyasalarının Türkiye’ye bakışını da değerlendiren Tarman, Türkiye’nin yüksek risklerin yanı sıra önemli iş fırsatları barındıran bir pazar olarak görüldüğünü söyledi.
Büyük depremlerin ardından özellikle deprem ve kâr kaybı teminatlarında daha temkinli bir yaklaşım ortaya çıktığını belirten Tarman; eksik sigorta, bedel hesaplamaları ve uzun hasar süreçlerinin uluslararası reasürans piyasalarında dikkatle takip edildiğini kaydetti.
Bununla birlikte Türkiye’nin farklı sigorta branşlarında büyüyen bir piyasa olarak değerlendirildiğini ifade eden Tarman, Türk sigorta sektörünün başta Londra ve Dubai olmak üzere uluslararası piyasalarla güçlü çalışma ilişkilerine sahip olduğunu söyledi.
“Türkiye sigorta piyasası dış dünyayla çalışan, gelişen ve büyüyen bir pazar olarak görülüyor. Önümüzde önemli fırsatlar var ve geleceğin oldukça parlak olduğunu düşünüyorum.”