Sol Dikey Reklam Alanı Genişlik: 160px Yükseklik: 600px
Sağ Dikey Reklam Alanı Genişlik: 160px Yükseklik: 600px
Advertisement
19.01.2026
weather
0°
Sigorta Kulisi Sektör Bülent Demirkol anlattı: Milli ilaç hedefi, sağlıkta kişiselleşme ve sigortaya yeni rol

Bülent Demirkol anlattı: Milli ilaç hedefi, sağlıkta kişiselleşme ve sigortaya yeni rol

Trust Life Genel Müdürü Bülent Denkdemir, milli ilaç AR-GE yolculuğunu, kişiselleştirilmiş sağlık yaklaşımını ve sigorta sektörünün bu ekosistemde üstlenebileceği rolleri değerlendirdi

Trust Life Genel Müdürü Bülent Denkdemir, Türkiye’de patenti ve AR-GE’si ülkede yapılmış yerli ilaç geliştirme hedefiyle yürüttükleri çalışmaları, sağlıkta kişiselleşmenin geldiği noktayı ve sigorta sektörüyle kurulabilecek yeni iş birliklerini kapsamlı biçimde değerlendirdi. Denkdemir, bugün portföylerinde 16 farklı hastalık için 16 ilaç adayı bulunduğunu söyledi.

TSB Başkanı Uğur Gülen ve sigorta uzmanı Zeynep Türker’in sunduğu Sigortacı Kafası programına konuk olan Denkdemir, sigortacılığın önümüzdeki dönemde daha fazla temas edeceği alanlardan birinin ileri sağlık teknolojileri ve ilaç AR-GE olacağını vurguladı.

“Sigorta sektörü potansiyelinin hâlâ altında”

Konuşmasına sigorta sektörüne dair genel bir çerçeve çizerek başlayan Denkdemir, sektörün Türkiye’de büyüdüğünü ancak hâlâ önemli bir potansiyelin kullanılmadığını ifade etti.

“Sigorta sektörü dünyada da çok önemli bir sektör. Türkiye’de büyüdüğünü biliyorum ama hâlâ potansiyelinin çok altında ve daha fazla büyümesi gereken bir alan.”

Bu büyümenin, yalnızca geleneksel branşlarla değil, sağlık, teknoloji ve veri odaklı yeni alanlarla mümkün olabileceğine dikkat çekti.

25 yıllık kariyerden girişimciliğe

Bülent Denkdemir, 25 yılı aşan iş hayatında ilaç dağıtımından savunma sanayiine uzanan farklı sektörlerde üst düzey yöneticilik yaptığını, sonrasında ise girişimcilik yolculuğuna çıktığını anlattı.

“Yönetimi sadece akademik olarak anlamaya çalışmak değil, sahada icra etmek bana her zaman daha öğretici geldi.”

İlaç dağıtım sektöründen savunma sanayiine geçişini ise şöyle özetledi:

“Bir anda kutusu 10 dolarlık ürünlerden, zırhlı araçlar gibi son derece stratejik ve karmaşık ürünlere geçiyorsunuz. Zorlukları başka, tatmini başka bir dünya.”

“Cumhuriyet tarihinde patenti bize ait bir ilacımız yok”

Denkdemir’in konuşmasındaki en çarpıcı tespitlerden biri, Türkiye’nin ilaç AR-GE karnesine ilişkin oldu. Türkiye’nin güçlü bir üretim altyapısına ve genç insan kaynağına sahip olduğunu hatırlatan Denkdemir, asıl eksik noktayı şu sözlerle ifade etti:

“102 yıllık Cumhuriyet tarihinde, patenti ve AR-GE’si Türkiye’de yapılmış yerli ve milli bir ilacımız yok.”

Bu eksikliğin kendisini harekete geçiren temel motivasyonlardan biri olduğunu belirten Denkdemir, bu yolculuğu “ülkeye kalıcı bir iz bırakma” hedefiyle başlattıklarını söyledi.

“Bu dünyadan geçerken bir ayak izi bırakmak istiyorum. Sıra dışı işler yapmak, ömrün içine anlam katıyor.”

Trust Life’ın kuruluşu ve 25 milyon dolarlık fon

Denkdemir, Prof. Adil Mardinoğlu ve Prof. Hasan Türkez ile birlikte 2021 yılında yola çıktıklarını, önce çekirdek bir ekip kurduklarını, ardından girişim sermayesi ekosistemine açıldıklarını anlattı.

“Kurucular olarak koyduğumuz 5 milyon dolara ilave, girişim sermayesi ekosisteminden yaklaşık 20 milyon dolar topladık. Bugün 25 milyon dolarlık bir fon havuzuyla yolumuza devam ediyoruz.”

Dört ülkede faaliyet, Ataşehir’de AR-GE merkezi

Bugün Trust Life’ın 80 kişilik bir ekipten oluştuğunu belirten Denkdemir, organizasyonun büyük bölümünün İstanbul Ataşehir’de konumlandığını söyledi.

“İnsan öncesi deneyleri uçtan uca yapabildiğimiz bir AR-GE merkezimiz var. Bunun yanında Londra, İsveç ve ABD’de de ekiplerimiz bulunuyor.”

Bu yapıyla Trust Life’ın, akademiyle iç içe çalışan, uluslararası iş birliklerine açık bir AR-GE platformu olarak konumlandığını vurguladı.

“16 hastalık için 16 ilaç adayı”

Programda en fazla dikkat çeken başlıklardan biri de Trust Life’ın portföyü oldu. Denkdemir, bugün farklı hastalık alanlarına odaklanan 16 ayrı ilaç adayı üzerinde çalıştıklarını belirtti.

“Portföyümüzde 16 farklı hastalıkla ilgili, 16 farklı ilaç adayı var.”

Alzheimer, prostat kanseri ve kas erimesi gibi alanların öne çıktığını söyleyen Denkdemir, bu çalışmaların klasik ilaç geliştirme modellerinden farklı bir bilimsel yaklaşımla yürütüldüğünü ifade etti.

“İnsanı bir veri merkezi gibi ele alıyoruz”

Denkdemir’e göre, ilaç geliştirme süreçlerinde yaşanan büyük dönüşümün merkezinde sistem biyolojisi ve büyük veri yer alıyor.

“İnsan vücudu çok sofistike bir yapı. Bugün sistem biyolojisi sayesinde insanı bir veri merkezi gibi ele alabiliyoruz.”

Yapay zekânın rolüne ilişkin ise net bir uyarı yaptı:

“Yapay zekâ çok güçlü bir araç ama doğru bilimle ve kaliteli veriyle beslendiğinde anlamlı sonuç üretir.”

Bu yaklaşımın ilaç tasarımında fark yarattığını belirten Denkdemir, süreci şu cümleyle özetledi:

“Artık nereye ateş edeceğinizi biliyorsunuz. Bu, AR-GE’nin seyrini değiştiriyor.”

İlaç geliştirme süresi kısaldı

Bir ilacın hastaya ulaşma süresine ilişkin soruya Denkdemir, teknolojinin süreci önemli ölçüde kısalttığını söyledi.

“Bugünün teknolojisiyle toplam süre yaklaşık 8–9 yıla indi. En uzun ve en zor aşama hâlâ faz 3.”

“Biz üretici değil, AR-GE platformu olmak istiyoruz”

Trust Life’ın stratejik duruşunu net biçimde ortaya koyan Denkdemir, ölçekli üretim yerine AR-GE’de derinleşmeyi tercih ettiklerini vurguladı.

“AR-GE’de kas kuvvetiniz varsa, ölçekli üretim ve satış baskısını üzerinize almamanız gerekir.”

Bu nedenle büyük ilaç firmalarıyla iş birliğini kaçınılmaz gördüklerini belirtti:

“Biz faz 2’ye kadar getiririz. Faz 3 ve üretim onların işi olur. Biz AR-GE yapan, patent sahibi taraf olarak yolumuza devam ederiz.”

Sigorta sektörü için mesaj

Denkdemir, konuşmasının önemli bir bölümünü sigorta sektörüne ayırdı. Sigortacılığın bu ekosistemde iki temel rolü olduğunu vurguladı:

“Sigorta sektörü bu yapının hem fon sağlayıcısı hem de çıkan ürünlerin kullanıcısı olabilir.”

Kişiselleştirilmiş sağlık verisinin önemine de dikkat çekti:

“Herkes aynı hastalığa aynı tepkiyi vermiyor. Kişiye özel riskleri doğru tespit edebilirsek hem insan kazanır hem sistem kazanır.”

Yöneticilikten üç temel ders

Denkdemir, yöneticilik deneyimlerini ise “Yönetim Hayata Benzer: Yolda Öğrendiklerim” adlı kitabı üzerinden paylaştı:

“Birincisi adanmışlık. Bir konuya gerçekten takıntılı olmazsanız hızlı ilerleyemezsiniz.”
“İkincisi dayanıklılık. Yiğit düştüğü yerden kalkar.”
“Üçüncüsü ise adalet. Adaletten saparsanız geriye ne kurum kalır ne vicdan.”

“Yakın dönemde yeni gelişmeler var”

Önümüzdeki aylara işaret eden Denkdemir, Trust Life cephesinde yeni gelişmelerin gündeme geleceğini söyledi:

“Ocak, Şubat, Mart aylarında bazı gelişmeler olacak. Onları konuşmak için yeniden bir araya geliriz.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *