Türkiye Sigorta Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektöründe dijitalleşmenin acentelerin karşısına konumlanan bir kanal olarak değil, acentelerin hizmet gücünü artıracak bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaşar, “Biz dijitali bir araç olarak görüyoruz. Dolayısıyla bu aracı en başta acentelerimizin eline vermek amacındayız” dedi.
Türkiye Sigorta Birliği’nin yeni dönem yol haritasının değerlendirildiği basın toplantısında, sigorta acentelerinin dijitalleşme sürecindeki rolü de gündeme geldi.
TSB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektöründe dijital kanallar, gömülü sigortacılık, mikro sigortalar ve alternatif dağıtım modellerinin yeni dönemin önemli başlıkları arasında yer aldığını belirtti. Ancak Yaşar, bu dönüşümün acenteleri dışlayan bir model olarak değerlendirilmemesi gerektiğini özellikle vurguladı.
Yaşar, dijitalleşme konusunda geçmişte bazı yanlış algıların oluştuğunu belirterek, “Sanki dijital, alternatif bir kanal olarak sigorta acentelerinin karşısına konulduğu ve onları zaman içerisinde yok etmeye dönük yeni bir kanal olduğu gibi bir algı doğmuştu. Halbuki bu böyle değil” ifadelerini kullandı.
“Biz dijitali bir araç olarak görüyoruz”
Ahmet Yaşar, dijitalleşmenin sektörde bir tehdit başlığı olarak değil, acentelerin elini güçlendirecek bir imkân olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
Yaşar, bu konudaki yaklaşımı şu sözlerle anlattı:
“Biz dijitali bir araç olarak görüyoruz. Dolayısıyla bu aracı en başta acentelerimizin eline vermek amacındayız.”
TSB Başkanı Yaşar, bu kapsamda hibrit modeller üzerinde çalışıldığını da belirterek, geleneksel sigorta kanallarının dijital imkânlarla desteklenmesinin hem acenteler hem de sigortalılar açısından yeni fırsatlar doğurabileceğini ifade etti.
Yaşar, “Hibrit bir takım modeller üzerinde çalışıyoruz” diyerek, dijitalleşmenin sahadaki dağıtım kanallarıyla birlikte ilerleyecek bir dönüşüm olarak kurgulandığını vurguladı.
“Bunların hiçbiri korkmayı gerektirecek şeyler değil”
Yaşar, yeni dağıtım modelleri ve dijital uygulamalar konusunda acente temsilcileriyle istişare halinde olduklarını da söyledi. Arama konferansında SAİK yetkilileri ve acente temsilcileriyle bazı başlıklarda mutabık kalındığını belirten Yaşar, iş modeli ve branş bazında lisanslamaya dönük çalışmaların gündeme gelebileceğini ifade etti.
Yaşar, acentelerin hassasiyetlerinin dikkate alındığını belirterek şöyle konuştu:
“Bir takım işlerde acentelerin bu ürünleri kaptırmakla ilgili endişeleri var. Geçtiğimiz dönemde banka transfer uygulamalarıyla ilgili bazı tartışmalar gördünüz. Ama bunların hiçbiri korkmayı gerektirecek şeyler değil. Sadece doğru yerden bakmalarını anlatmaya çalışıyoruz. Bu konuda da konuşuyoruz, birbirimizi ikna etmeye çalışıyoruz.”
SEDDK’nın da bu sürece duyarlı yaklaştığını belirten Yaşar, “SEDDK da bu konulara son derece önem veriyor. Onların hassasiyetlerini de dikkate alıyor. Bütün toplantıları bütün taraflarla birlikte gerçekleştiriyoruz” dedi.
Yaşar, bu başlığın yeni dönemde çözüme kavuşturulacağına inandığını belirterek, “Biz bu dönemde bu problemi çözeceğimizden eminiz. Başka şansımız yok. Dolayısıyla bunu çözeceğiz ve ilerleteceğiz” ifadelerini kullandı.
Sigortacılıkta insan teması önemini koruyor
Ahmet Yaşar, dijitalleşme ve online kanalların gelişmesine rağmen sigortacılıkta insan temasının önemini koruduğunu söyledi. Sigortanın risk devrine dayanan bir iş olduğunu hatırlatan Yaşar, sigortalıların bu süreçte güvenebilecekleri bir muhataba ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Yaşar, kendi deneyiminden de yola çıkarak, “Türkiye’de online sigortacılığın ilk adımlarını atmış, gömülü sigortacılığın ilk adımlarını atmış bir insan olarak söylüyorum; insanlar insana ihtiyaç duyuyor” dedi.
Sigortanın güven ilişkisi üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Yaşar, “Çünkü risk devrediyorsunuz. Risk devrederken risk almak istemiyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Bu nedenle acentelerin müşteriyle kurduğu bağın, sigortalının ihtiyacını anlamasının ve doğru teminatı anlatmasının sigorta sektörünün geleceğinde de önemini koruyacağını belirtti.
“Uzmanlık ve danışmanlık odaklı gidilmesi gerekiyor”
Ahmet Yaşar, sigorta ürünlerinin yalnızca fiyat üzerinden değerlendirilmesinin sektörü dar bir alana sıkıştırabileceğini belirtti. Yeni dönemde acentelerin danışmanlık ve uzmanlık yönünün daha fazla öne çıkacağını ifade etti.
Yaşar, “Fiyat odaklı gidince bu iş çok karşılaştırmaya gidiyor. Halbuki uzmanlık odaklı, danışmanlık odaklı gidilse herkesin nasıl bir avukatı, bir mali müşaviri, bir hekimi varsa bir sigortacısı da var. Ve o sigortacıya güveniyor” dedi.
Yaşar’a göre sigortalının gerçek ihtiyacı, yalnızca en düşük primi bulmak değil; hangi risklere karşı, hangi teminatlarla, nasıl korunacağını doğru anlayabilmek. Bu noktada acenteler, müşteriye yol gösteren en önemli temas noktalarından biri olmaya devam edecek.
“Sigortacılık sahayla birlikte yapılması gereken bir iş”
Yaşar, sigortacılığın yalnızca ekran üzerinden yürütülen bir işlem olarak görülmemesi gerektiğini de vurguladı. Sigortacılığın sahadan gelen bilgiyle, müşteri ihtiyaçlarının doğru anlaşılmasıyla ve riskin doğru analiz edilmesiyle geliştiğini söyledi.
TSB Başkanı, bu yaklaşımı şu sözlerle dile getirdi:
“Sigortacılık özü itibarıyla geleneksel bir iş. Sigortacılık sahayla birlikte yapılması gereken iş.”
Yaşar, acenteler, brokerler ve sahadaki satış ekiplerinin müşteriden ve piyasadan getirdiği bilginin, teknik ekipler tarafından teminat yapısına ve sözleşmeye dönüştürüldüğünü belirtti. Bu nedenle sahadaki dağıtım kanallarının sigortacılık değer zincirindeki yerinin kritik olduğunu ifade etti.
İş modeli ve branş bazında uzmanlaşma gündemde
Toplantıda mikro sigortalar, gömülü sigortacılık, seyahat sigortaları, elektronik cihaz sigortaları ve farklı ürün modelleri de gündeme geldi.
Yaşar, bu alanlarda yeni iş modellerinin gelişebileceğini belirterek, iş modeli ve branş bazında uzmanlaşmanın sektörün geleceği açısından önem taşıyabileceğini söyledi. Bu sürecin acente temsilcileri, sektör paydaşları ve düzenleyici otoriteyle birlikte ele alınacağını vurguladı.
Yaşar, “Hem iş modeli bazında bir lisanslama olmasını hem de bu branşlarda uzmanlıklar geliştirilmesini sağlayacağız” değerlendirmesinde bulundu.
Bu yaklaşım, yeni ürün ve dağıtım modellerinin acenteleri dışlayan değil, onları daha uzmanlaşmış ve dijital araçlarla desteklenen bir yapıya taşıyan çerçevede ele alınacağını gösteriyor.
Gömülü sigortacılık yeni müşteri kitlelerine ulaşabilir
Ahmet Yaşar, sektörün 50 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefi doğrultusunda gömülü sigortacılık ve mikro sigortalar gibi yeni alanların da değerlendirildiğini söyledi.
Yaşar, sigortalıya bir hizmeti aldığı anda, ihtiyacına uygun sigorta ürününün de sunulabileceği modellerin dünyada uygulandığını belirterek, Türkiye’de de bu alternatif kanalların sigortalılık oranlarını artırmak için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.
Ancak Yaşar’ın açıklamalarında öne çıkan temel mesaj, bu dönüşümün acentelerle karşı karşıya gelen bir model olarak değil, acentelerin de içinde yer alacağı hibrit bir yapı olarak şekillendirilmesi gerektiği oldu.
“Sigortanın büyümesi bütün topluma fayda sağlayan bir şey”
Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün büyümesinin yalnızca sigorta şirketleri veya acenteler açısından değil, ülke ekonomisi ve sigortalılar açısından da önemli olduğunu söyledi.
Yaşar, “Sigortanın her açıdan büyümesi bütün topluma fayda sağlayan bir şey. Sadece sigortacılara değil” dedi.
Sigorta bilincinin artmasıyla koruma açığının azalacağını, daha fazla vatandaşın ve işletmenin güvence sistemine dahil olacağını vurgulayan Yaşar, bu büyümeden sigorta şirketlerinin yanı sıra sigorta aracılarının da pay alacağını ifade etti.
Dağıtım kanallarının pazar payına ilişkin tartışmalarda ise mutlak üretim rakamlarına bakılması gerektiğini belirten Yaşar, “Pay düşüyor olabilir, pasta büyüdüğü için. Mutlak rakam düşüyor mu, ona bakmak lazım. Hiçbir aracı mutlak üretim rakamını kaybetmiyor. Dolayısıyla kaybetmemesi de lazım” değerlendirmesinde bulundu.
Ortak iletişim dili oluşturulacak
Yaşar, sigorta farkındalığını artırmak için sektörün ortak iletişim dili oluşturması gerektiğini de ifade etti. Bu kapsamda sigorta şirketlerinin kurumsal iletişim ekipleriyle bir grup oluşturulduğunu belirten Yaşar, sigorta kavramını hem farkındalık hem de ekonomik değer açısından büyütmenin tüm sektörün ortak sorumluluğu olduğunu söyledi.
Yaşar, “Şirketlerimizin her biri ayrı işletmelerdir. Ama sonuçta hep birlikte bir sektörü oluşturuyoruz” dedi.
Bu yaklaşım, TSB’nin yeni döneminde acentelerin dijitalleşme sürecinde dışarıda bırakılmayacağını; teknolojinin, uzmanlığın, sahadan gelen bilginin ve müşteriyle kurulan güven ilişkisinin birlikte güçlendirileceğini ortaya koydu.